Zeyd B. Amr B. Nü’feyl Kıssası

Mûsâ b. Ukbe’nin anlattığına göre Salim babasını (İbni Ömeri) Rasûllulah (s.a.v.)’den şu hâdiseyi naklederken duymuş:

Efendimiz (s.a.v.) Zeyd b. Amr b. NUfeyl e (Tenim istikameti olan batı taraftan Hudeybiye yolu ile Mekke’ye gelirken Fezare oğullarının diyarında bulunan)[45] Beldah vadisinin öte ucunda rastlamıştı. Bu olay vahiy gelmeden önce olmuştu. Rasülüllah ona et yemeği bulunan bir sofra sermiş o da bunu yemeyip:

«Onların putlarına kestikleri şeylerden yemiyorum. Ben ancak kesilirken besmele çekilen eti yerim,» demiştir.

Hadisi Buhârî rivayet edip son kısmına; “Zeyd Kureyşlileri bu kesimleri sebebiyle ayıplar ve koyunu yaratan, ona gökten su indi­ren, yerden ot bitiren Allahtır. Sonrada siz onu Allah’ın olmayan (put) adiar adına kesiyorsunuz” diyerek “bu yapılanı inkâr eder ve büyük bir hadise sayardı” ilâvesini yapar.

Sonra Buhârî şöyle devam eder: Musa b. Ukbe derki, Bana Salim b. Abdillah ki bunu bana. haddesenâ diyerek İbni Ömer (r.a.)’tan nakletti ki, Zeyd b. Amr b. Nufeyl, Şam’a uyabileceği bir din ara­maya gitti. Orada Yahudi bir din âlimine rastlayıp onların dinleri hakkında sorular sorup “belkide sizin dininize girerim” dedi. Yahudi de: “Sen Allanın gazabından nasibini almadıkça bizim dinimizden olamazsın” dedi. Bunun üzerine Zeyd de:

-Ben ise sadece Allah’ın gazabından kaçıyorum, ve ben asla Al­lanın gazabından bir şeyler yüklenmeye tahammül edemem. Bana başka şey tavsiye edermisin? dedi. Yahudi de “onun Hanif olan din dışında birşey olacağını sanmıyorum” dedi. Zeyd de “Hanif ne?” deyince yahudi: “O İbrahim’in dinidir. İbrahim ne Yahudi ne Hıri­stiyan ne de Allah’tan başkasına tapardı.” deyince Zeyd yanından çıktı. Hmstiyanlardan bir âlime rastladı, ve ona da aynısını anlattı.

“Sen Allahın Lanetinden nasibini almadıkça bizim dinimize girmez­sin” dedi. Zeyd de, “Ben ancak Allah’ın lanetinden kaçıyorum” de­mesine karşılık o da aynen yahudinin söylediği gibi anlattı. Zeyd on­ların İbrahim (a.s.) hakkındaki görüşlerini anlayınca yola çıktı. Şe­hirden dışarı vardığında ellerini kaldırarak: “Allahım! İbrahim’in dini üzere olduğuma seni şahit tutarım” dedi. Buhârî böylece rivayet et­mektedir.[46]

Abdül Vehhab es-Sakafî anlatıyor: Bize Muhammed b. Amr, Ebû Seleme- Yahya b. Abdirrahman- Üsame b. Zeyd isnadı ile Üsame’nin babası Zeyd (b. Harise) (r.a.)’m şöyle dediğini haber verdi:

-Sıcak bir günde Rasülüllah (s.a.v.) ile beraber çıkmıştık. Beni bineğinin terkesine almış Putlardan birine gidiyorduk. Ona bir koyun kesip pişirdik. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl bize rast geldi. Onlardan her ikisi onu cahiliye selamıyla selamladı. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v.): “Yâ Zeyd! Ne oluyor ki kendi kavmini senden yüz çevirmiş görüyorum?” buyurdu. Zeyd de:

Vallahi Yâ Muhammed! Bu gerçekten benim onlara yaptığım bir kötülükten meydana gelmemiştir. Ama şu dini öğrenmek için yola çı­kıp Fedek mintıkasmdaki yahudi âlimlerine geldim. Onları, hem Al­lah’a ibadet ediyor, hemde ona şirk koşuyor bir halde buldum. Bu be­nim aradığım din değildi. Şam’a geldim. Onlarıda, Allah’a ibadet eder ve Ona şirk koşar bir halde buldum. Oradanda çıktım. Bana onlardan yaşlı birisi: “Sen bize bir dinden soruyorsun ki, Ceziredeki bir ih­tiyar dışında O din ile Allah’a ibâdet eden hiç kimseyi tanımıyoruz” dedi. Bende ona geldim. Beni görünce “Sen kimlerdensin?” dedi.

-Beytullah halkından, dedim O “Sen Şevk ve Karaz (ağaçlan bi­ten yer) halkındansın. Senin aradığın adam senin memleketinde çık­mıştır. O gönderilen Peygamberin yıldızı doğmuştur. Senin bu gördü­ğün dinlere mensup olanların hepsi dalaletlidir” dedi.

Sözün burasında Zeyd b. Amr şöyle devam etti. “Yâ Muhammed! bende bundan sonra birşey hissetmedim (veya dönüp bir daha hiçbir din araştırmadım).

Zeyd b. Harise derki: Rasûlullah (s.a.v.) ona bir sofra hazırlattı. Zeyd b. Amr, sofrayı görünce “Bu ne yâ Muhammed?” diye sordu. Efendimiz de: “Pufa kesilmiş bir koyun” cevabını verince Zeyd b. Amr, “Ben kesilirken besmele çekilmeyen şeyleri yemem” dedi. Bö­ylece birbirinden ayrıldılar. Ravi bu hadisenin devamını öncekiler gi­bi anlattı.[47]

El Leys, Hişâm b. Urve babası Urve yolu ile Esma bn. Ebî Be-krin şöyle dediğini anlatır: Ben Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’i sırtını Ka’be’ye dayamış ve şöyle söylerken görmüştüm.:

-Ey Kureyş topluluğu! Vallahi benden başka hiç biriniz İbrahim’ in dini Üzere amel etmiyorsunuz.

Zeyd babalan tafından diri diri öldürülmek istenen kız çocukla­rının hayatını kurtarırdı. Çocuğunu öldürmek isteyen oldumu ona “Yapma! Onu öldürme! Ben onun geçimini üstleneyim,1′ der ve çocu­ğu alırdı. Çocuk büyüyünce babasına gider ve dilersen onu sana geri vereyim, dilersen bakımını üstleneyim, derdi.[48] Bu sahih bir hadistir.

Muhammed b. Amr, Ebû Seleme Üsâme b. Zeyd – Babası aracı­lığıyla nakleder ki; Zeyd b. Amr b. Nüfeyl (Peygamberlik gelmeden önce) öldü, Sonra Efendimize Vahiy geldi. Efendimiz (s.a.v.) onun hakkında:

“O şüphesiz kıyamet günü tek ba sına bir ümmet olarak diriltilecektir.” buyurdu.[49] Bunun isnadı hasen-dir.

Ebü’l Fahr Es’ad Fatıma – İbni Rayde- Taberânî- Ali b. Abdi’l Azîz Abdullah b. Raca – Mesudî – Nüfeyl b. Hişâm b. Said b. Zeyd-babası, dedesi isnadiyla bana haber verdi ki dedesi Said şöyle anlat­mış: Babam Zeyd, Varaka b. Nevfel ile din aramaya çıkarak Şama kadar gelmişler. Varaka – orada hıristiyan olmuş (kavi bir dindar ha­line gelmiş) Zeyd’e gelince: Ona “senin aradığın şey Önünde – ilerde” denilmiş. O da tâ Musul şehrine kadar gelmiş orada bir râhib kendis­ine: “Bu kervan sahibi nereden geliyor?” demiş. Zeyd de: “İbrâhimin binasını çattığı Beytullah’tan cevabını vermiş. Rahib, ihtiyacın ne?” diye sorunca da Zeyd “din” cevabını vermiş. Rahib bunun üzerine ona hıristiyanlığı teklif etmiş ama Zeyd kabul etmeyip, “benim hırıstiyanliğa ihtiyacım yok” demiş. Papaz da “Senin aradığın din senin toprağında ortaya çıkacak” diye karşılık vermiş Zeyd de bunun üze­rine şu beyitleri söyleyerek yola koyulmuş:

Zeyd b. Amr Olayı

1- Gerçek kulluk ve kölelik yapmak üzere da’vete evet diyorum.

2- Ben böbürlenmeyi değil  iyiliği  arıyorum. Öğle sıcağında yola giden, o vakit uyku kestiren gibi değildir.

3- İbrahim’in sığındığı şeylerle sığınıyorum.

4- Kıbleye ayak üstü dönmüş bir halde?[50]

5- Senin  için  diğerlerini  reddederim.  Allahım ben  mütevazı  bir esirim.

6- Bana her ne zaman bir yük yüklersen ben onu yüklenirim.

Sonra Zeyd yere kapanıp Ka’beye secde etti. Said b. Zeyd de­vamla derki: Sonra Zeyd, Nebi (s.a.v.)e ve Zeyd b. Harise’ye rastladı. İkisi kendilerine ait bir sofrada yemek yiyorlardı. Onu yemeğe da’vet ettiler. O da: “Ey kardeşim oğlu! Ben putlara kesilen etleri yemenr dedi. İşte o günden sonra peygamberlik gelene kadar Nebi (s.a.v.)in putlar adına kesilen etlerden yediği hiç görülmedi.[51]

Ravi Hişam derki: Said b. Zeyd, Nebi (s.a.v.)’e geldi ve “Yâ Ra-sûlallah! Şüphesiz Zeyd senin gördüğün gibi idi. (Yada sana ulaşan haberdeki gibiydi) Onun için İstiğfar dileyebilirmiyim?;’ dedi. Efendi­mizde “Evet ona istiğfar edin. Çünkü o kıyamet günü tek başına bir ümmet olarak diriltrlecektir” buyurdu.[52]

Yûnus b. Bukeyr’in nakline göre İbni İshak derki: “Kureyş Ka’ beyi yaptıktan sonra her yıl tazim kasdı ile kalabalık olarak Kabeye örtü giydirmeye gelir ve onu tavaf ederek, orada Allah’a istiğfar ederlerdi. Onlar kesimlerinde ve dinlerinin herşeyinde Allahi, putları­nın ve Allaha eş koştukları şeylerin adlarıyla beraber anarlardı.

Kureyş’ten bir gurup, (ki bunlar Zeyd b. Amr b. Nüfeyl, Varaka b. Nevfel, Varaka’nm amca oğlu Osman b. el Huveyris b. Esed. Ubeydullah b. Cahş b. Riâb, annesi Ümeyme b. Abdil Muttalib b. Haşim, idiler.) Bayramlarından birini kutlamak üzere kendilerine ait bir putun yanında kurban kesmekte olan Kureyş’e geldiler. Toplandı­klarında bu adı geçen gurup birbirinin yanına gelip “bir birinizle dost -olup birbirinizi gizleyin”, dediler. Sözcüleride; “Vallahi kesinlikle bi-liyorsunuz’ki kavminiz din namına hiç doğru bir yolda değil. İbra­him’in dininde yanılıp ona muhalefet ettiler. Tapılacak hiç bir put yoktur Onlar ne zarar nede fayda verebilirler. Kendinize bir din arayın!” dedi.

Böylece araştırma gayesiyle çıkıp yeryüzünde dolaşarak Yahudi ve hınstiyan kitab ehli ile diğer bütün din sahiblerinden bilgi to­pluyor ve İbrahim’in Hanif dinine tabi oluyorlardı. Bu yolculukta Va­raka Hırıs-tiyanlaştı. Bunlar arasında Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’den da­ha doğru olan biri yoktu. O putları terk edip İbrâhimin dini dışındaki bütün dinleri terk etmiş bulunuyordu.[53]

El~Bâğandî anlatıyor. Bize Ebû Said el Eşecc, Ebû Muâviye Hiş am babası (Urve) isnadıyla Hz. Aişe’den (r.a.) Efendimizin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu anlattı:

”Cennete girdim. Zeyd b. Amr b. Nüfeyl’e ait iki geniş dallı ağaç gördüm.”[54]

Ömer’in Said  b.  Zeyd’in  amca  oğlu okıdtığıına  işaret eder. Nesebi Kureyş 365 T. Tarih’i Dımışk 6/32

Bekkâî, İbni İshak, Hişâm, Babası aracılığıyla Esma bn. Ebî Bekr (r.a.)’ın şöyle dediğini anlatır: Ben Zeyd b. Amr b. Nüfeyli yaşlanmış bir halde sırtını Kabeye dayamış olarak şöyle derken görmüş idim:

“Ey Kureyş toplumu! Nefsim elinde olana yemin olsunki benden başka İbrahim dînî üzere yaşayan kimseniz kalmadı. Allahım! Eğer hangi yönden ibadet senin daha hoşuna gider bir bilebilsem şüphesiz

onunla amel ederdim” Zeyd bu sözlerden sonra bineği Üzerine secde ederdi.[55]

İbni İshak derki: Zeyd b. Amr. kavminin dininden ayrılması ko­nusunda şu şiirleri söylemişti.:

işler taksim olduğunda bir Rab mı yoksa bin Rab mı daha doğru yönetir.?

Lat ve Uzzâ’yı, hepsini terkettim. Sabırlı yiğit her kişide böyle yapar.

Bu konuda (buraya almadığımız daha) birkaç beyit vardır.[56]

İbni İshak anlatıyor: (Ömer (r.a.)’ın babası) Hattab b. Nüfeyl, bu Zeyd’in amcası olup ana tarafındanda onun kardeşi idi. Zeyd’i dini­mizden çıktı diye ayıplar ve eziyet ederdi. Sonunda onu Mekke nin yukarısına çıkarttı. O da Hıra dağının Mekke’ye bakan tarafına yerleşti. Gizlice Mekke’ye girersede ona eziyet edip dinimizi bozar diye geri çıkarır kimsenin ona uymasını istemezlerdi. Sonra Zeyd yola çıkıp İbrâhimin dinini aramaya koyuldu. Şam ve Cezire’yi dolaşti……….

İbni İshâk (yukarda geçtiği gibi bu kıssayı anlatıp) sözü şuraya getiriyor. O nu Mekke’ye geri yolladılar. Lahm kabilesi yurdunu yarılamiştı ki üzerine saldırıp onu öldürdüler.[57]

[45] Mu’cemül Buldan 1/480 Mu’cemü mâ Üstü’cem 1/273

[46] Buhârî Menakıbü’I Ensar 63/24 İbni Hişâm hadiseyi İbni İshaktan biraz daha değişik anlatır ki, müellif az ilerde onu verekcektir. Beyhakî Delâil 2/122

[47] Müsned 1/189, Beyhakî Delâil 2/125, H[47]eysemi Mecmaüzzevâid 9/418, Ha­kim 3/216, Taberânî Kebir 5/86 ti. no 4663-4664, Fethü’l Bari 7/Î44 Ebû Yala Müsned h. no 7212, Zehebî Siyer-i Alamünnübelâ 1/221. Nesaî Sü-nen-i Kübrâ (Tuhfetü’l Eşraf 3/22S) Zehebi merhum burada bu hadise ilişmediği gibi Telhis’inde de Hakim’in onu sahih saymasinada bir şey demez. Ancak Siyeri-i A’lamün Nübelâ’da “bu hadisin bir kısmında nekâ-ret olduğundan hiç şüphe yoktur” der. Hadis Allah bilir hasen derecelidir. Çünkü Taberânî Ebû Ya’la ve Bezzarın isnadındaki ricalin hepsi sahih ha­dis ricali isede içlerinden Muhammed b. Amr b Alkame bu rütbede ol­mayıp onun hadisleri  ancak, “hasen” derecesine ulaşır.

Burada bir nokta daha var: Efendimiz, kesilirken Allah adı anılmayan eti o zaman (peygamberlik öncesi) yermi idi? Zeyd b. Amr yemediğine göre Efendimizin evveliyetle yememesi gerekmez mi idi?…..

Hatrabî bu konuda “Peygamber (sa.v) o zaman putlar adına kesileni yemezdi. Put adına kesilmeyenleri ise besmele çekilmese bile yerdi.” diyor. Süheylî’de Ravdu’l Unf adlı eserinde şöyle diyor: “Hadiste Efendi­miz de ondan yedi diye bir şey yok. Sadece Zeyd’in yemediği bildiriyor.” ikinci hususta şudur. Zeyd bu yememe işini şeriat adına değil kendi gö­rüşü olarak yaptı. İbrâhimin dininde ise Leşin etini yemek haram isede besmelisiz kesilenin yenmesi haram değildi. Haramiık İslamî devrede gel­di. Şeriat açıklamadan eşyalarda asıl olan mubahhktır. Buna göre Efendi­miz yemiş ise onu mübahlık üzere yemiştir. Değilse zaten mesele yok.

Kadı lyaz da: İsmetü’l Enbiya’da: “Yasaklar şeriatın karar verişinden sonra kesinlesin Efendimiz kendine vahiy gelmeden önce kendinden önceki şeri­atlardan biriyle amel etmezdi” der.

[48] Buharı 63/24, İbni Hişam 1/255, T. Tarihi Dımışk 6/33 Taberânî Kebir 24/82 Ravdü’l Unf 1/256, Neseb-i Kureyş 364 Hakim 3/440

[49] İbni   Hişam.   1/226   Beyhakî  Delâil   2/126,   T.   Tarihi   Dımışk   6/34,  Hakim 3/440, Müsned 1/190

[50] Dördüncü kısım kitabımınzda yok isede şiirin aslında mevcuttur. Bak. İhni Hişâm 1/230 1 İshak Siyer Ve’I Meğazî 116

[51] İbni  tshak  Siyer ve  Meğazî   119   İbni  Hişam   1/230 Neseb-i  Kureyş 365 Mecmaüzzevâid 9/417 T; Tarihi Dımışk 6/32 El- Eğânî 3/128

[52] Hakim 3/439 Müsned 1/190 Beyhakî Delâil 2/124 ibni İshak 119 ve İbni Hişam    1/226,   bunu   Said   b.   Zeyd   ve   Ömer   (r.a.)   ikilisinden   nakledip

[53] İbni ishak Siyer 116, ibni Hişam  1/222-223.

[54] Bu isnadı sahih bir hadistir. İbni Kesir El Bidaye 2/241 de “Bu hadisi sevkedip, bu iyi bir isnaddır. Ama Hadis kitaplarında yoktur” der İbni Asâkir. (6/35 T. Tarihi Dımışk)

[55] İbni İshak 116-117 İbni Hişam 1/225

[56] İbni İshak 117 ibni Hişam 1/226 Neseb-i Kureyş, 364 El- Esnam 21,22 T. Tarih-i Dımışk 6/35 El- Eğânî /124

[57] İbni İshak 119 İbni Hişam 1/231-232,  İbni Hişam burada Varaka’nın bu ölüm haberini duyması üzerine yaktığı ağıtı (Mersiye) nakleder.

      İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/152-159

About these ads

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: