Efendimizin Doğumunda Olanlar

Efendimizin Doğumunda Satih Kıssası – Ateşin Sönmesi Ve Kisrâ Eyvanında Çatlamalar Oluşu
 

İbni Ebî’d Dünya ve diğerleri Alî b. Harb et-Tâî, Ebû Ya’la, Ey-yûb b. İmrân el-Becelî, Mahzûm b. Hânî el-Mahzûmî isnadiyla yüzelli yaşlarına varmış olan babası Hanî’nin şöyle dediğini anlatır; Rasülullahın doğduğu gece olunca, İran kiralı Kisrâ’nm saray \ eyvanı sarsıldı. Ondört tane balkonu çöktü. Sava gölü çekilip kurudu. [96]   İran’ın   (Mecûsî dininin söndürülmeden yakılan) ateşi söndü. İBundan önce bin yıldır hiç sönmemişti. Ateş perest liderleri (rüyala­rında) cins arap atlarını çekip götüren çetin develer görmüşler; Diclenin önü kesilip o ülkelere taşmıştı.

İran kiralını eyvanının durumu korkutmuş olduğundan, cesur gö­rünmek için buna sabırlı olmak arzu ettiysede, sonra bu durumu ve­zirlerinden ve ateşgede âlimlerinden gizlemenin faydasız olduğu ka-naatına varıp tacını giyip tahtına oturup onları toplantıya çağırdı. Yanında toplandıkları zaman onlara

-Size ne için haber saldığımı biliyormusunuz? dedi, Onlarda;

“Hayır! Bize Kıral haber vermeden bilemeyiz” dediler. İşte onlar bu durumda iken kendilerine Mecusilik ateşinin söndüğünü bildiren yazı geldi. Kiralın iyice tasası arttı. Alimlerden biri kirala;

-Allah  kirala  iyilik  versin;  “Ben   bu  gece  rüyamda  gördümki”

diyerek gördüğü rüyayı anlattı. Kıral da ona; Yâ Mûbezân (yâ âlim anlamında)! Bu ne oluyor? dedi. O da; Bu arap tarafında olacak bir hadisedir, diye cevap verdi. Bu ateşperest­lerin içlerinde en bilgini olanı idi. İşte durum bu hali alınca Kisra;

“Kırallar kiralı Kisrâ’dan Nu’man b. Münzir’e ! Bana derhal dile­diğimi sorabileceğim birini gönder” diyen bir mektup saldı. Nu’man da ona Abdü’l Mesih b. Hayyân b. Bukayle el-Gassanî’yi yolladı. Adam gelince Kisra ona;

-Dilediğim soruya cevap verecek ilim gücün varmı? diye sordu. O da, “Kıral bana soracağını sorsun. Bende buna dair bir bilgi varsa cevap veririm, yoksa onu bilen birini kendine haber veririm.” diye cevap verdi. Kıral, gördüğü rüyayı anlatınca Abdü’l Mesih;

-Bu sorduğun şeyin bilgisi Şam civarında köylerden birinde otu­ran ve Satih denen dayımda var, dedi. Kıralda;

-Ona git, sana sorduklarımı sor ve bana cevabını getir! dedi.

Bunun üzerine bineğine atlayıp yola koyuldu ve Salih’in yanına geldi ki O ölüm döşeğindeydi. Ona selam verip, “Hayyâkallah” dedi. Lakin Satih hiç cevap vermedi. Bunun üzerine Abdü’l Mesih şiir in şadına başlayarak şunları okudu;

1- Sağırmı olundu yoksa Yemen seyyidlerimi duyuyor. Yahut ölüm karşısına çıkıp acele onu kaptıda öldümü?

2- Ey zor işleri ayırd eden, üzüntülü yüzlerden tasayı kaldıran (kişi) (Bu Ölüm) kimleri nice faziletli insanları da bitkinleştirdi.

3- Sana Senen oğullarından kabilenin şeyhi geldi. Annesi Zi’b b. Hacen oğullarından, Mavi (gözlü) keskin dişli haberlere kulağını ver­en (şeyh geldi.)

4- Ak benizli bedeni ve elbisesi geniş (cömert) Acem kiralının el­çisi ihtiyaçları için yürüyüp gelen.

5- Beni neşesinden yanyan giderek yeryüzünde dolaştıran bir dişi deve, Beni taşlı sert yerden kaldırıp bir başka taşlığa indiriyor..

6- Sanki (Hicazdaki) Seken dağı vadisinden çikarılmişcasına ne gök gürültüsünden nede zamanın musibetlerinden korkar.

7- Hatta göğüsten de (belden aşağısı), inciktende soyulmuş olarak geldi. Artık onu rüzgârla, yumuşak toprakla sert toprak kefenliyor.

Bunun üzerine Satîh dediki;

-Abdül Mesih. (Süratli bir deve üzerinde) Satih’a geldi. Satîh ise kabire ulaşmış halde idi. Abdü’l Mesih’e “Seni Sasanî kiralı gönderdi. Tâki bana gelipte saray eyvanının (balkonlarının) çöküşü ateşin sö-nüşü ve din adamalarının rüyada gördüğü arab atlarını yenen deve­lerin, diclenin önü kesilip etrafına taştığının yorumunu sorasın.” diye yolladı.

“Ey Abdü’l Mesih! Tilavet çoğaldığında, âsa sahibi ortaya çıktı­ğında, Semâve vadisi taştığında, İranın ateşi söndüğünde artık Şam Satîh’in Şam’ı olmayacaktır. İran’da yıkılan balkon sayısı kadar kıra! ve kıraliçeler hükümran olacak. Olacak herşey olacaktır.” dedi.

Sonra Satih orada ruhunu teslim etti; Abdü’l Mesih şöyle diyerek kervana döndü:

1- Acele et! Çünkü  sen  paça sıvama azmini  kaçıracaksın. Seni sakın ayrılık ve değişiklik Ürkütmesin.

2- Eğer  Sasâni   kıralları  onları  terketmişse  bile,  Dehrin   Sahibi (Allah)’ın nice denirlerde tasarrufatı, vardır.

3- Kimbilir belki öyle bir menzile vardılarki., onlara saldırmaya aslanlar aslanı bile korkar olmuştur.

4- Sarhın kardeşi, Behram ile kardeşleri Hürmüzan, Sâbûr ve Sâ-bûrda bunlardandır.

5- İnsanlar (anaları ayrı) bir baba evladıdır. Kimin daha az oldu­ğunu anladilarmı artık o kahredilmiş ve terkolunmuştur.,

6- Eğer bir dikeni  batar görürlersede, hemen bir anadan doğma evlad oluverirler. İşte bu kişide ğayb ile korunup desteklenmiştir.

7- Hayirda,  serde  birbirine  bir bağ ile  kelepçelenmiştir.  Hayrın ardından gidilir, Şer, ise mahzurludur.

Abdûlmesih,   Kisrâ’nm   yanma  geldiğinde  Satîhin  sözlerini  ona aktardı. Bunun üzerine Kisra ona;

-Ohooo, bizden ondört kıral daha ne zamana kadar hüküm süreçekte sonra bunlar olacak dedi.

Onlardan tam on tanesi sadece dört yıl hükümdarlık yapabildiler. Geri kalanlarda Hz. Osman (r.a.)’m hilafetinin son zamanlarına ka­dar ancak hükmedebildiler.

(Zehebi- hüküm olarak)  İşte bu haber hadis âlimlerince kabul edilmeyen garib bir hadistir.[97]

Bekkâî’ye varabilen bir sened ile İbni fshak şöyle anlatıyor;

-Yemen kiralı Rabîa b. Nasr Yemenin (Tubbâ) adı verilen meşhur kiralları arasında sayılırdı. Bir gün bir rüya görerek korkup paniğe kapıldı. Ülkesinde toplamadik ne kâhin ne sihirbaz ne müneccim ne­de gaibden kuş uçurarak haber veren adam bıraktı. Onlara; “Ben be­ni korkutan bir rüya gördüm. Bana bunu ve yorumunu anlatın” dedi onlarda

-Anlatta sana ne olduğumu söyleyelim, dediler Oda;

-Eğer ben onu size haber verecek olursam yapacağınız yoruma güvenemem. Çünki onun yorumunu ancak onu bilen yapabilir, dedi.

Bunun üzerine kirala şöyle denildi; “Eğer kıral bunun gerçeğini bu şekilde bilmek istiyorsa Satîh ile Şıkk (yarım) denen alimlere adam göndersin.[98] “Çünkü bu ikisinden daha bilgini yoktur.”

Bunun üzerine oda onlara adam saldı. Satîh Şakktan önce geldi. Kıral ona; i;Ben karanlıktan çıkan bir ateş parçası gördüm. Engin, sahil bir araziye indi. Başı olan her yaratığı yedi. (yaktı). O rüyadan yanlış birşey anlatmadım. Sence yorumu ne?” dedi. O da;

-İki siyah taşiık arasındaki ile yemin ederimki onlar Haneş oğul-

lanndandır. Elbette arazinize  HabeşlÜer inip Ebyen  denen  yerden Cürüş e kadar olan kısmı ele geçireceklerdir, dedi.

Bunun üzerine kıral; “Ya Satîh! Baban için, bu bizim için pek ağır pek acıklı! Bu ne zaman olacak, benim zamammdamı, yoksa benden sonramı?” diye sorar. Satîh de ona;

-Belki senden bir hayli sonra altmış veya yetmiş yıldan daha fazla. Sonra bunlarla çarpışılacak ve kaçarak çıkıp gidecekler, dedi.

Kıra! “Peki onların çıkarılmalarını kim yönetecek?1′ deyince Sa­tîh;

Zîyezem oğlu İram (asıl adı seyf) onlara doğru Aden’den gelip Yemene kimseyi bırakmayacak, dedi. Kıral;

-Bu durum devam edip gidecekmi?, diye sorunca; Aksine, kendine yüce zâttan vahi gelen temiz bir peygamber ile kesilecek” dedi.

-O kimlerden olacak? deyince,

-Malik b. Nadr’ın oğlu Fihr’in evlatlarından. Kavminin hüküm­ranlığı dünyanın sonuna kadar sürecek dedi. Kıral;

-Dünyanın sonu olacakmı? deyince Satîh dediki: ‘Tabi, O gün ilk ve sonlar bir araya gelecek iyiler mesûd, kötüler mahzun olaca­klar.”

-Bana verdiğin haber gerçekmi? deyince Satîh “‘Şafağa ve çöken karanlığa, tam aydınlanan sabaha yemin olsun sana verdiğim haber­ler doğrudur.” dedi.

Daha sonra kiralın yanına Şıkk’ta geldi. Kıral önada Satih’e sor­duğu gibi sordu, ve ikisinin sözleri tutacakmı tutmayacakmı diye Sa-tih’in cevabını gizledi. Şıkkta şöyle dedi.;

-Ben karanlıktan bir ateş kömürünün çıkıp Ravda, ile Ekeme arasına düşüp oradaki her canlıyı yediğini gördüm.

Şıkk bunu böyle söyleyince ikisinin sözünün uyduğunu anladı ve içine bir korku düştü Bunun üzerine ailesini hazırlayıp İrak’a yolladı. Onlar için (o zaman Irak’a hükmeden) İran kırallanndan Sâbûr b. Hurrazâd’a bir mektup yazdı. O da onları Hiyre denen yerde yerleş tirdi. İşte Nu’man b. Münzir bu Rabiâ b. Nasr’ın evlatlarının devamı­dır. Onun Yemen Nesebindeki soyu şöyledir: Numan b. Münzir b. Nu’man b. Münzir b.Amr b. Adiy b. Rabî’a b. Nasr.[99]

[96] Sava Mu’cemü”l  Büldanın verdiği bilgiye göre 3/179. Tahran (eski  Rey) ile Hemedan arasında bir şehirmiş.

[97]Taberî 1/459 Beyhakî Delâil 1/12 Ebû Nûaym Delâil 1/139 El- Vefa 1/97 Mevahib-i Ledûnniyye 1/121 İbni Kesîr el- Bidaye 2/268 Ikdü’I Ferîd 2/29.30 Ravdu’l Unf 1/29 İbni Hişam siresinde bu kıssaya işaret eder, yer yer tekrarlarsada şiirleri vermez.

[98] Süheylî’nin Ravdü’I Unf’ta 1/27, bildirdiğine göre bu âlime Şakk denmesi bir eli bir ayağı ve bir gözü olmamasındandır.

[99] İbni Hişam 1/15-16-17

      İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/100-106

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: