Efendimizin Dünyaya Gelişi

Efendimizin Dünyaya Gelişi
 

Bize Ebû’l Meali Ahmed b. İshak, Ahmed b. Ebî’I Feth ve Feth b. Abdillah, ikilisi, Muhammed b. Ömer el Fakîh, Ebû’l Hüseyin Ahmed b. Muhammed b. en Nakkûr, Ali b. Ömer el Harabı, Ahmed b. Hasen es-Sofî, Yahya b. Maîn, Haccac b. Muhammed, Yûnus b. ebî İshak, Babası,  Saîd  b.  Cübeyr isnadı  ile İbni Abbas (r.a.)ın  “Nebi  (s.a.v,) tam olarak Fil olayı günü doğmuştu” dediğini haber verdi.[49] Bu sahih bir haberdir.

İbni İshak anlatıyor; Bana Muttalib b. Abdillah b. Kays b. Mah-rame babası yolu ile dedesi Kays b. Mahrame b. el Muttalibin “Ben ve Allah Rasülü Fil harbi senesi doğduk” dediğini haber verdi.[50] Ha­beri Tirmizî de nakledip” bunun isnadı hasendir” demiştir.

İbrahim b. MUnzir el Hızâmi anlatıyor. Bize Süleyman en Nev-felî, babası aracılığıyla Muhammed b. Cübeyr b. Mut’ım in, “Rasü-lüllah (s.a.v.) Fil yılı doğdu. Ukaz fil hadisesinden on beş yıl sonray­dı. Beytuîlah da fil yılından itibaren yirmi beşinci yılın başlarında tamir gördü. Rasülüllah (s.a.v.)’de fil yılından itibaren kırkıncı yılın başlarında Peygamber oldu” dediğini anlattı.[51]

Şebâb el Usfurî (Halife b. Hayyat) anlatıyor; Bana Yahya b. Mu­hammed, Abdü’l Azîz b. İmrân, Zübeyr b. Mûsâ isnadıyla Ebû’l Huveyris’in Abdülmelik b. Mervan’ı Kabâs b. Eşyem’e; “Senmi büyük­sün Rasülüllah mı?” diye sorarken gördüğünü onunda “O benden büyük, ben ondan daha yaşlıyım” deyip. Abdülmeİikte ona “Sen ne zaman doğdun?” dediğini, onunda; ‘Annemin beni kokuşup bozulmuş olan filin gübresinin yanı başında durdurduğunu hatırlıyorum. Rasü­lüllah (s.a.v.) Fil yılı doğmuştu” dediğini anlatır.[52]

Ravi Yahya b. Muhammed Ebû Zükeyr denen adamdır. O ve şeyhi metruktürler, (laflan esas alınmaz)

Mûsâ b. Ukbe, İbni Şihab-ı Zühri’nin “Allah, Muhammed (a.s.)ı Ka’be’nin bina edilişinden sonraki onbeşinci yılın başında peygamber yaptı. Onun doğumu, Peygamber oluşu ve fil yılı ile arasında yetmiş yıl vardır.” dediğini anlatır.[53] Halbuki İbrahim b. el Münzir ve diğer­leri ise, “kesin olarak bu yanlıştır. Âlimlerimizden hiç birisi, Rasulallahin fil olayının senesinde doğup bunun kırkıncı yılında olduğun­da şüphe etmiyorlar” der.[54]

Ya’kub el Kummî’nin Ca’fer b. ebi’l Muğire’den nakline göre İbni Ebzâ “Rasulullahın doğumu ile fil olayı arasında on yıl vardır” de­mektedir. Bu senedce kesintili (munkati) bir görüştür.”[55]

Bundan daha zayıf olanı, Muhammed b. Osman b. Ebî Şeybe’nin şu rivayetidir. Derki; Bize Ukbe b. Mükrim, Müseyyeb b. Şerik, Şu-ayb b. Şuayb, babası isnadı ile dedesinin “Rasülüllah’a anası Muhar­rem âşurasında gebe kaldı. Eshab-ı fil gazvesinden sonra gelen yirmi üçüncü yılın Ramazanının ön ikinci pazartesi gecesi doğdu” Bu sakıt bir hadistir.”[56]

Bundan dahada zayıf olan görüş yalanla itham edilip muhaddis derecesinden düşük biri olan Kelebî’nin Ebû Salih Bâzâm’ın İbni Ab-bas’tan “Rasülüllah {s.a.v.) Fil yılından onbeş yıl önce doğdu” diye yaptığı rivayettir.[57] Bu görüşün yalan olduğunu ortaya koyan İbni Abbas’ın (r.a.) görüşü sahih bir senedle yukarda geçmişti. Halife b. Hayyat “Üzerinde âlimlerin ittifak ettikleri görüş Efen­dimizin fil yılı doğmuş olduğudur” der.[58]

Zübeyr b. Bekkâr anlatıyor; Bize Muhammed b. Hasen, Abdüsse-lâm b. Abdillah yolu ile ilim ehlinden Ma’ruf b. Harbüz ve diğerle­rinin, “Rasülüllah (s.a.v.) fil yılı doğdu. Kureyş “Âlu’llah” diye adla­nıp arablar arasında adı büyüdü. Rebî’ül evvelin on ikinci günü doğ­du. Onun bir ramazanda pazartesi günü şafak sökerken doğduğu da” söylenir.”[59]

Ebû Katâde el Ensarî (r.a) anlatıyor; Bedevinin biri Allah Rasü-lüne “Pazertesi günü orucu hakkında ne dersiniz?” Diye sorunca “O benim doğduğum gündür.  Bana vahiy yine o günde geldi”[60] buyurdu. Bunu Müslim rivayet eder.                                                  

Osman b. Abdurrahman el-Vakkâsıy, Zührî aracılığıyla Saîd b. Müseyyeb ve diğerlerinden “Rasüîüllah (s.a.v.)in Rebiü’l evvel ayının pazartesi gecesi gün ağarırken doğduğunu” anlatır.[61]

İ, İbni İshak anlatıyor; Bana Salih b. İbrahim b. Abdürrahman b. Avf, Yahya b. Abdullah b. Abdurrahman b. Es’ad b. Zürâra’nın şöyle dediğini anlattı; “Bana kavmimden dilediğim biri Hassan b. Sabit (r. a.)ın şöyle dediğini anlattı. Ben yeni serpilip gelişen bir çocuk” idim. Yesrib (Medine)’in kalalarından biri üzerinde duran bir Yahudi’yi şöyle derken işittim;

– Ey Yahudi toplumu! gelin gelin!

Yanında toplandıkları zaman onlar “Yazıklar olası, ne bağırıyor­sun ne oldu sana?” dediler O da;

“Bu gece gönderilecek olan Ahmed’in yılıdızı doğdu”[62] dedi. İbni Lehî’a, Halid b. Ebî İmran, Haneş isnadı ile naklettiği habe­rinde İbni Abbas (r.a.) m şöyle dediğini rivayet eder.

“‘Peygamberiniz pazartesi günü doğdu, pazartesi günü peygamber yapıldı, pazartesi günü Mekke’den çıktı. Medine’ye pazartesi günü geldi. Mekke’yi pazartesi günü fethetti, Mâide suresi pazartesi günü nazil oldu ve pazartesi günü vefat etti.” Bunu t Ahmed, Müsnedinde Fesevî de[63] Tarihinde nakleder.[64]

Şeyhimiz Ebû Muhammed ed Dimyatî eserlerinden biri olan es Sîre’sinde Ebû Cafer Muhammed b. Ali’nin “Allah Rasûlü, Rebîü’l Evvel ayının onuncu gecesi pazartesi günü doğdu. Fil ordusunun Ka’ be’yi yıkmaya gelişi bundan önce Muharrem ayı ortalarındaydı” dedi­ğini anlatır.[65]

Ebû Mi’şar Necîh derki; “Efendimiz Rebiûl evvel ayının onikinci gecesi doğdu.[66] Şeyhimiz Dimyâtî ise “Doğru olan Ebû Cafer’in gö­rüşüdür. Maamafih, Onun nisanın yirmisinde doğduğu da söyleniyor” diyor.[67]

Ebû Ahmed el-Hakim; Efendimiz Fil olayından otuz gün sonra doğdu derken bir kısım âlimlerde bun benimsemişlerdir. Ebû Ahmed “kırk gün sonra olduğu da söyleniyor” der.

Derim ki işte ravîlerin otuz yada kırk sene dedikleri yanlışlık buradan kaynaklanıyor. Öyle geliyorki ravi “gün” diye söylemeyi kasdetti ama ağzından “yi!” çıktı.[68]
[49] Bu haber silsilesi direk Zehebî’nİn kendi silsilesidir. Haber ona direkt ola­rak şeyhlerinden intikal ediyor. Bunu şeyhi Ahmed b. İshak el-Eberkûhf den dinlemiştir. Bu zat Zehebî’nin M u’c em üş şiiyiihun da (1/37) de 14 nolu terceme ile halini anlattığı aslen Hemedanlı olup sonra Mısıra yerleşmiş bir zattır. Hicri 615 te doğmuş 701 de hac için gittiği Mekkede vefat et­miştir. Zehebî orada “Münafığın alâmeti üçtür.” hadisini de bu zat yoluyla rivayet eder.

Ayrıca bu haber için bak İbni Sa’d  1/101 Hakim 2/603 Taberi 1/453 İbni Hibban Sire s.3a Beyhaki Delâil 1/75

[50] Taberî Tarih 1/453 îbni Hişâm 1/159 Tirmizî 3698 Müsned 4/215 Hakim Müstedrek 2/603 Beyhakî Delâil 1/76 Ebû NUaym Delâil sayfa 144 Sü-heyli de RavdıTl Unf’ta bunu sahih sayar.

[51] Beyhakî Delâil  1/78 Tarih-i Halîfe 52..S3 Nevevî Tehzibü’l Esma 1/22..23

[52] Halife b. Hayyat Tarih sayfa 52 ancak Zehebî biraz kısalttığı için ben tercemeyi Halifeninkine göre yaptım. Zehebî isnadının zayıflığını belirtir. Tirmizî aynı hadiseyi 3698 no ile bu soruyu soranın Hz. Osman olduğunu ve Kab’as’ında aynı cevabı verdiğini bildirir. Sonra da, ,,Bu Hasen garib bir hadis olup biz onu sadece Muhammed b. İshak hadisi olarak biliyo­ruz,” der. Taberi de olayı Osman b. Affan olarak verir. 1/453 ama aynı yerde Abdü”! Melik b. Mervandanda bu rivayeti İbrahim h Münzir- Ab-dülaziz b. Ebî Sabit yoluyla nakleder.

[53] Tarih-i Halife sayfa 52-53 te Musa b. Ukbe’nin bu görüşünü Zührî’yi söylemeden anlatır. Beyhakî Delâil 1/78

[54] Beyhaki Deiâil 1/78 Tarih’i Halife 53

[55] Beyakî Deiâil 1/79 İbni Kesir el Bidaye 2/262

[56] Tehzib-i Tarih-i Dımışk, 1/281 İbni Kesir el Bidaye 2/261

[57] Tarih-i Halife, sayfa 53

[58] A.g.e. sayfa 53

[59] Bunu henüz bulamadım

[60] Müslim İ160 Müsned  5/297-299 Bevhaki Deiâil 1/72 Beyhakî S. Kiibrâ 4/293-300 Ebû Nüaym Hilye  9/52  Taberî Tarih. Hakim Müstedrek 2/602 Ebû Yala Müsned 1/144 Nesâi 4/207 İbni Mâce 1713 Tirmizî 767 Dâramî 2/18 Abürrezzak 7865 Taberânî  18/113.

[61] Bu haberin senedi munkatıdır. Said b. Müseyyeb sahabi değil Tabiin den­dir.

[62] İbni Hişam 1/59 Beyhaki Deiâil  1/109-110 Hakim 3/486

[63] El Fesevî; Ya’kuh b. Slifyan h Civan el- Farisî el- Fesevî (191-277) Ha-diseİ, Tarihçi ve âlim bir zat; ilim için çok dolaşmıştır. Tarih’i eserlerinin en meşhurudur. Eseri hakkında yazarın önsözünün yedi nolıı dipnotunda bilgi verdim.

[64] Müsned 1/277; Elma’rife vet-Tarih 3/251 Beyhnki Deldi! 1/73 (Daha kısa} İbni Sa’d da aynı isnadla kısa olarak verir. Tabâkât 1/101 Fakat İbni Le-hî’a, ihtiyarlığında bilgileri karıştırdığı için zayıf sayılmıştır.

[65] Zehebî’nin bunu üstadından nakli isnadın ona ulaşması sebebiyle olsa ge­rek. Yoksa Haber İbni Sa’dın Tabakalında (1/100) Vafcîdi kanalıyla nakle­dilir. Ancak isnadı zayıftır. Çünki Vakidî’nin şeyhi Ebû Bekir b. Abdillah h Ebî Sebre her ne kadar Ebû Yusuf tan önce Irak kadısı olup Bedire katılan Ebû Sebre (r.a.)ın torunu isede kendisini Buharî İmam Ahmed, Ebû Dâvûd, Nesâi, Yahya b.Maîn ve diğerleri zayıf sayar. Üstelik Vakıdî ilim denizi bir adam sayılmasına rağmen haberde zayıftır. Bazıları onu sika sayarlarsada bu ilminin genişliğine izafetendir. Bak. Zehebî Mizan 3/622. Ancak Ebû Nûaym’ın Delâil’inde 1/153 (K. no 90) bunu ayrı bir senedle İbni Abbastan nakleder. Oradaki ravi Muallâ b. Abdirrahman yalancıdır.

[66] İbni Sa’d 1/101 İbni İshakta aynı kanaatini tekrarlar ki bu daha önce geçmiştir.

[67] Dimyatî’nin bu Siresi henüz basılmış değildir.

[68] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/88-93

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: