Amcası İle Şam Seyahati

Kurâd Ebû Nûh, Yûnus b. Ebî İshak – Ebû Bekr b. Ebî Musa el-Eş’arî isnadıyla babası Ebû Musa (r.a.)ın şöyle dediğini anlatır:

Ebû Tâlib beraberinde Muhammed (s.a.v.) ve Kureyşli bir kaç adam ile Şam’a hareket etti. Bahîra şehrinin papazına vardıklarında orada konakladılar. Papaz yanlarına geldi. Daha önce onların yanına çıkmazdı. Kureyş hayvanlarını indirirken oda aralarında dolaşıp geldi Muhammed (s.a.v.) in elini tuttu ve “Bu âlemlerin Efendisi, Âlemler­in Rabbinin elçisidir. Allah bunu âlemlere rahmet olarak gönderecek­tir.” dedi. Kureyşliler “Buna dair ne bilgi var ?” diye sorunca, “Siz Akabe’den göründükten sonra, ona yüzüstü secdeye kapanmayan ne taş kaldı nede ağaç. Onlar Peygamberden başkasına secde etmezler. Ben omuz başının aşağısındaki elma gibi olan Peygamberlik müh-ründende tanırım.” dedi.

Sonra dönüp onlara yemek yaptı. Yemeği getirdiğinde Efendimiz develeri güdüyordu. Ona haber saldılar. O da onlara doğru üzerinde kendini gölgeleyen bir bulut ile geldi.

Yanlarına yaklaştığında onları bir ağacın gölgesine ondan önce gidip oturduklarını gördü. Muhammed (gölge olamayan tarafa) otu­runca ağacın gölgesi ondan tarafa kaydı. Papaz bunun üzerine, “ba­kın ağacın gölgesi ona doğru kaydı” dedi.

Rahip Muhammed (s.a.v.) in baş ucuna dikilip ‘Allah aşkına bunu Rum diyarına götürmeyim Çünkü Rumlar bunu görünce sıfatından tanıyıp öldüreceklerdir.” diyordu. Birden bir tarafa doğru baktı ki ne görsün! Rumlardan yedi kişi gelmezmi. Papaz onları karşıladı ve sizi buraya getiren sebeb ne ? diye sordu. Onlarda:

“Şu beklenen Peygamber bu ayda zuhur edecek. Adam gönderil­medik hiç bir yol kalmadı. Bize Onun haberi geldide senin tarafındaki bu yola onu araştırmaya gönderildik” dediler. Rahip onlara: “Siz yerinize sizden daha hayırlı olan birini bıraktınız mı? diye sordu On­larda:

“-Hayır! Ancak onun haberini senin bu yoluna gelince duyu-duk”,dediler. Papaz onlara: “Ne dersiniz, Allah bir işi icra etmek isteyince insanlardan ona engel olabilecek biri olabilirini?” deyince, “Hayır” dediler. Onlar da bunun üzerine papazın sözünü dinleyip onun yanında kaldılar.

Sonra Papaz Kureyşlilere gelip ‘Allah için ant veriyorum, hangi­niz bu çocuğun velîsisiniz?” diye sorunca Ebû Tâlib “ben” dedi. Pa­pazda Ebû Tâlib yeğenini geri gönderinceye kadar ona ant vermeye devam etti. Ebû Tâlib’de Muhammed (s.a.v.)in yanına Ebû Bekir ve Bilal’i de katarak beraberce yolladı. Papaz onlara Kek ve Zeytin yağından yol azığı hazırladı.[141]

Kurâd bu rivayetinde tek kalmıştır. Onun adı Abdürrahman b. Gazvân olup sika (güvenilir) birisidir. Buhârî ve Nesâî onu hadiste hüccet kabul etmişler ve âlimlerde Kurad’dan hadis rivayet etmişler­dir. (İşte bu rivayetinde tek kalmasına rağmen bu özelliğine bakarak) Tirmizî bu hadisi Hasen olarak kabul etmiştir.

 (Zehebî derki):

-Bu gerçekten münker bir hadistir. O zaman Ebû Bekir nerede idi.? O on yaşında bir çocuktu. Çünkü Rasülülîah’tan iki buçuk yaş daha küçüktü. O zaman Bilal nerde idi. Çünkü Ebû Bekir onu ta Peyğamberlik’ten sonra satın almıştı. O zaman Bilal henüz doğma­mıştı. Hem madem peygamberin üzerinde kendini gölgeleyen bir bu­lut geziyorduda bu durumda ağacın göigesinin ona doğru kayması diye bir şey nasıl düşünülebilir? Çünkü bulutun gölgesi altında kona­kladığı ağaç gölgesini ortadan kaldıracaktır.

Hem Efendimizin bu papazın sözünü Ebû Talibe hatırlattığını as­la hiç bir yerde görmüyoruz. Kureyşten de bunu ona anlatan olma­mıştır. Hem bu yolculukta bulunanlardan da bunu nakleden kimse yoktur. Halbuki bu tür hikayeleri anlatmaya aşırı dercede önem ver­en bir toplum idiler. Eğer böyle bir olay gerçekten olmuş olsaydı on­lar arasında çok meşhur olması gerekirdi. Üstelik Pegamberimiz (s. a.v.)İn aklında tâ o günlerden beri kendinin peygamber olacağına dair bir his bulunurdu.

Hıra mağarasındaki Vahyin ilk gelişini tanıyamayıp aklına birşey oldu korkusuyla Hz. Hatice’ye gelmiş olamaz ve kendini aşağıya at­mak için dağların başlarına asla çıkmazdı. Ayrıca eğer bu korku Ebû Talib üzerinde bir etki yapıpta Muhammed (s.a.v.)i geri çevirmiş ol­saydı Hz. Hatice’nin ortağı olarak daha sonra Şam’a ticarete gitmesine gönlü nasıl razı olabilirdi.?

am 1/203 El- Vefa 1/131 Ebû Nûaym Delâil H. No 109 Hasaisü’l Kübra î/85. El-İktifa 1/191 Mevâhib 1/190 İbni Hacer El-İsabe 1/179’da bu ha­beri nakleder ve “Ricali Sikadır. İçinde Beraberinde Ebû Bekir ve Ömeri gönderdi” cümlesi dışında nıünker birşey yoktur, demektir. Zehebî’nin Ta’lili onunkinden daha isabetlidir.

Hem bu hadisin Iafızlarındada münker taraflar vardır. Tıpkı falcı laflarını andırıyor. Bununla beraber İbni Âiz de “Meğazf’sinde “Bera­berinde Ebû Bekir ve Bilali gönderdi” kısmı olmadan bu kıssayı bu anlamda sonuna kadar rivayet ediyor. Onun isnadı:

-Bize Velîd b. Müslim, kendisine Ebû Dâvûd Süleyman b Mûsâ’ nın haber verdiğini anlattı, Şeklinde olup hadiseyi bu anlamda rivay­et etmektedir.

İbni İshak Siresinde anlatıyor: Ebû Talib bir kervanla Şam’a tica­rete gitti. Yanında o zaman küçük bir çocuk olan Nebi (s.a.v.) vardı. Busrâ’ya konakladıklarında oradaki bir kilisenin papazı vardıki, hıris-Uyanların en bilginiydi. İddiaya göre bu kilisede asırlardan beri an­cak en büyük papazdan ölünce en büyüğe miras kalan kitabın bilgisi bulunan bir papaz oturur imiş.

-Kureyşliler kiliseye yakın bir yerde konakladılar. Bahîra (rahib) onlara yemek hazırladı. İddaya göre bunun sebebi papazın onlar geliyorken toplumun arasında birini bulutun gölgelemiş olduğunu gör­mesidir. Onlar ağacın gölgesine konaklamışlar, papazda kiliseden in­miş. Bahsi geçen yemeği yapmalarını emretmiş ve yemek hazırlanmış sonra topluluğu yemeğe çağırmış, onlarda davete katılmışlar. Onlar­dan birisi:

-Yâ Bahîra! sen daha Önce böyle şeyler yapmazdın. Sana ne ol­du? diye sormuş. O da, “Evet ama siz misafirsiniz, size ikram arzu ettim” demiş.

Kureyş (onun davetine geleceğinde) toplanıp, yaşı küçüktür diye Nebi (s.a.v.)i kervanların başına nöbetçi koymuşlar. Rahib Bahîra on­ların arasına bakınip onu göremeyince:

-Ey Kureyş topluluğu! Bu ziyafetimden hiç kimse geri kalmaya­cak, dedi. Onlarda: “Yaşça en küçüğümüz olan bir çocuk dışında kimse kalmadı” diye cevap verdiler. Rahipte “Öyle yapmayın! Onuda çağırın” dedi. Birisi: “Lat ve Uzza’ya yemin olsun bu bize bir ayıp oldu. Aramızda sadece Abdullah b. Abdü’l Muttalib’in oğlu geri kaldı” deyip kalktı ve onu kucaklayıp getirdi. Bahîra onu görünce onu iyice

incelemeye, vücudunda birşey aramağa başladı. Onun sıfatına dair bildiklerini onda buluyordu. Toplum doyunca kalkıp dağıldılar. Bahîra da kalkarak:

-Ey genç! Lat ve Uzzâ aşkına sana soracağım herşeye cevap ver dedi. İddiaya göre Nebi (s.a.v.) “Bana Lat ve Uzza adına sorma. Val­lahi onlara kızdığım kadar hiç bir şeye kızmış değilim.” demiş. Papaz da: “Allah için sorduğum her şeye cevap ver” deyip, haline dair soru­lar sormuş ve bildiği sıfatına uygun gelmiş. Ondaki Pegamberlik müh­rüne bakmış. Sonra Ebû Talibe gelip “O senin nen olur?” deyince “Oğlum” demiş. Papaz da “Onun babasının sağ olmaması gerek” deyince “kardeşimin oğludur.” demiş Papaz da “Onu hemen geri çevir ve onu yahudilerden koru. Vallahi onu görüp, benim tanıdığım gibi, bir tanırlarsa ona mutlaka zarar verirler. Kardeşiyin oğlunun durumu ilerde birşey olacağa benzer” dedi. O da ticaretini yapar yapmaz süratle onu Mekke’ye getirdi. L İshak kıssayı böylece anlatır……[142]

Mu’temer b. Süleyman derki: Babam Ebû Miclez’den nakleder ki; Ebû Tâlib beraberinde Nebi (s.a.v.) ile Şama gitmiş. Bir yerde konak­ladığında kendisine bir rahib gelmiş ve “Aranızda Salih biri var” deyip “Şu çocuğun babası nerede!” diye sormuş. Ebû Talibde “İşte ve­lisi benim” deyince, Papaz “Onu iyi koru, sakın Şama götürme! Yahudiler kıskanç bir topluluktur. Ben onlardan buna birşey yaparlar diye korkarım” demiş. O da onu geri yollamış.

İbni Sa’d, Muhammed b. Ömer (Vakidî)- Abdullah b. Ca’fer ve bir gurup insan- isnadıyla Dâvûd b. Husayn’dan “Ebû Talip Şam’a ticare­te gitmiş beraberinde Muhammed (s.a.v.) varmış Bahîra’da konakla­mışlar” diyerek bu hadisi anlatır.

Yûnus da Zührî’den uzun bir hadis nakleder ki orada şunlarda anlatılır; Buluğ çağına yaklaştığında Ebû Tâlib onu ticarete götürdü. Teyma’da konakladılar. Efendimiz’i Yahudi alimlerinden biri görünce Ebû Talibe, “bu çocuk ne!” diye sordu. “Kardeşimin oğlu” cevabını verincede, “Vallahi sen bunu Şama götürecek olursan bir daha ailene geri getiremezsin. Yahudiler onu öldürür. Çünkü ona düşmandırlar” dedi. Ebû Tâlib de Teymâ’dan Mekke’ye geri döndü.[143]

İbni İshak anlatıyor:

Bana anlatıldığına göre, Rasülüllah kendisini küçükken Allanın nasıl koruduğunu anlatır, ve şöyle buyurmuş: Ben çocukluğumu bu günki gibi hatırlarım ki Kureyşten bir gurup çocukla çocukların oynadığı taşlan taşıyorduk. Hepimiz çıplanmış ve izanmızı omuzuna atarak taşları onun üzerinde taşıyorduk. Bende onlarla beraber gidip geliyordum. Birden göremediğim biri bana yakı­cı bir tokat vurup, “izannı üzerine bağla” dedi. Bende izarımı giyinip sonra taşları omuzumun üzerinde çekmeye başladım.[144]

[141] Beyhakî Delâil 2/124 Hakim Müstedrek 2/616 Tehzibü Tarihi Dımışk 1/269. Taberi 2/278. Tirmizî 5/230 H. 3620 Ravdul Unf t/207 Tirmizt “Hu bizim ancak bu tarik ile bildiğimiz(başka rivayeti olmayan) hasen garip bîr hadistir.” der. İbni Kesir hadisi El- Bidaye ven Nihayesinde (2/285) naklettikten sonra “Bu hadiste bir takım gariplikler vardır. Bir kere bu sahabenin mürsellerindendir. Çünkü Ebû Musa el- Eşari ancak ta Haybe-rin fethi senesi- ki hicretin yedinci yılında gelmiştir. Eiu durumda İbni İshakın onu Mekke’den Habeşistan’a göç eden Muhacirler arasında göste­ren görüşüne itibar edilmez. Her halükarda hu mürseldir. Çünkü olay Efendimiz on iki yaşındayken olmuş oluyor. Belki Ebû Musa onu Efendi­mizden dinledi. Böyleyse söz olmaz. Yada Sahabenin ileri yaştakilerden. Belkide bu kıssa meşhur idide onu o şekilde işitti.” Beyhakî Delâilinde bu kıssadan sonra Ebû’] Abbâs Abdürrahman b. Gazvân el- Huzâi’nin şöyle dediğini anatır.

Bu haberi yeryüzünde Kurâd’dan başka nakleden kimse yoktur.Ahmed h Hanbel ile Yahya b. Main bu haberi Kurâd’dan dinlediler.

Ebû’i Abbas bu söz ile haberin Mevsul olarak isnâdındaki şüpheyi kasdederek böyle söylüyor. Yoksa(Münkatı olarak rivayeti) meğazi yazarla­rınca meşhurdur.

Haberin ayrıca siyer ve Meğâzî kitaplarında yerleri şöyledir. İbni Hişam 1/203 El-Vefa 1/131 Ebû Nûaym Delail H. No 109 Hasaisü’l Kübra 1?85. el-İktifa 1/191 Mevahib 1/190 İbni Hacer Eİsabe 1/179’da bu haberi nakleder ve “Ricali Sikadır. İçinde beraberinde Ebû Bekir ve Ömeri gönderdi” cümlesi  dışında münker bir şey yoktur, demektir. Zehebî’nin Ta’lili onunkinden daha isabetlidir.

[142] İbni İshak Es Sîre s. 73, İbni Hişam 1/205-207, t Asâkir Tehzib-i Tarilı-i Dımışk 1/270, Beyhakî Delâii 2/28, Taberî 2/277, Ebû Nuaym Delâil 108, Uyûnü’l Eser 1/11, İbni Kesir Sîre  1/243, Nihayetü’l  İreb 16/90,

[143] Uyunü’l Eser.

[144] İbni İshak s. 78 İbni Hişam 1/208 El Bidaye 2/287 Fethü’l Barî 7/146

     İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/123-128

2 Yanıt to “Amcası İle Şam Seyahati”

  1. ali Says:

    asdad

  2. ali Says:

    bence bu yamlış

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: