Efendimizi Emzirenler

Ebû Leheb’in Cariyesi Süveybe,[113] Peygamberin amcası Hamza ve Ebû Seleme b. Abdü’l Esed el- Hazâî ile birlikte Efendimizi (s.a.v.) emzirmiştir.[114]

Şuayb, Zührî isnadıyla Urve’den şöyle dediğini nakleder. Zeynep b. EM Seleme ve annesi, Urve’ye haber vermişlerki ; Ümmü Habîbe onlara şöyle haber vermiş:

“Yâ Rasûlellah! Kız kardeşim Ebû Süfyan’ın kızımda nikahlasan” dedimde; Efendimiz “Sen bunu arzularmısın?” buyur­du. Bende; Ben senin zaten biricik hanımın değilim. Elbette hayırlı bir işte bana ortak olan bir kimsenin kardeşim olmasını isterim, de­dim. Peygamberimiz de “Bu bana helal olmaz” buyurdu. Bende Yâ Rasûlellah! Biz senin Ebû Seleme’nin kızı Dürre ile nikahlanmak istediğini konuşuyoruz, deyince Efendimiz:

,,Vailahi o benim (hanımımdan) kızlığım olmasa bile, yine bana helal olmazdı. Çünkü o benim süt bacımdır. Beni ve Ebû Selemeyi Süveybe emzirmiştir. Sakın bana kızlarınızı ve kardeşlerinizi teklif etmeyin” buyurdu. Hadisi Buhârî rivayet etmiştir.[115]

Buhârî’nin bu hadisinin siyakında Urve şöyle der; Süveybe, Ebû Leheb’in cariyesiydi. Onu azat etmişti. O Nebi (s.a.v.)i emzirmişti. Ebû Leheb öldükten sonra ailesinden birisi onu çok kötü bir vaziyet­le rüyasında görmüş ve ona; “ne gibi bir durumla karşılaştın!” demiş. O da sizden ayrıldıktan sonra iyi bir hayata rastlamadım. Şu kadar varki; Süveybe’yi âzad ettiğim için şu kadar sulandım, diyerek baş parmağıyla orta parmağı arasındaki çukurluğa işaret etti.[116] diye an­latmış.

Sonra Efendimizi Halime b. Ebi Züeyb es-Sa’diy’ye emzirdi. Efendimizi kendi diyarına götürdü. Efendimiz orada Benî Sa’d kabile­sinde dört yıl kadar kaldı. Sonra Efendimizi annesine geri getirdi.[117]

Yahya b. Ebî Zaide, Muhammed b. İshak. Ceha b. Ebî Cehm, Abdullah b. Ca’fer yolu ile Rasülullah (s.a.v.) in süt annesi Halime’ nin şöyle dediğini anlattı.

-Ak renkli, tenbelliğinden kervanı durutan bir eşek üzerinde bir gurup kadınla beraber, Mekke’ye emzirecek çocuk aramaya geldik. Herşeyi kasıp kavuran bir kıtlık yılı, yola çıkmıştık. Beraberimizde yaşlı bir devemiz vardı. Vallahi bize bir damla bile süt vermiyordu. Beraberimde bir bebek vardı ki ağlayışından hiç bir gece uyumuyor­duk. Mekke’ye geldiğimizde bizden Rasülullahin teklif edilmediği hiç bir kadın kalmadı. Hepsi reddettiler. Biz emzireceğimiz çocuğun ba­basından bir takım ikramlar umuyorduk o ise yetim idi. Arkadaşla-

rimdan benden başka bebek bulmayan kalmamıştı. Eşime “şu yetimi gidip alacağım” deyip onu gelip aldım. Kocam da, “belki Allah onda bir hayır yaratır”, dedi. Vallahi, onu kucağıma alır almaz göğüslerim­den ona dilediği kadar süt geldide, o içtiği gibi kardeşide içti ve doy­dular. Geceleyin kocam yaşlı devemize gelmiş, birde ne görsün süt dolu. Hemen sağmış. Doyuncaya kadar içtik. Doygun ve süte kanmış olarak geceledik. Bebeklerimiz de uyumuştu. Babası, “Vallahi Yâ Ha­lime! gördüğüm kadar sana mübarek bir bebek düştü.” dedi. Sonra yola çıktık. Vallahi merkebim bütün kervanın önüne geçti, hiç biri onu yakalayamıyordu. Nihayet Benî Sa’d  b.  EM Bekrin  yaylaladığı menzilimize gelmiştik. Allah’ın en kurak toprağına gelmiştik. Vallahi onlar koyunlarını otlatır, çobanım benim koyunu otlatır. Benim koy­unlarım doygun ve sütlenmiş olarak, onlarınki ise aç olarak dönerdi. Çobanlarına   “Yazıklar  olsun!   Halime’nin   çobanının  güttüğü   yerde gütseniz olamazmi?, diye çıkışırlar çobanlarda bizimkilerin otlattığı yerde güder ama yine sütsüz ve aç dönerlerken benimkiler doygun ve sütlü gelirdi.

Efendimiz (s.a.v.) diğer bebeklerin bir ayda geliştiğini bir günde, onların bir yılda geliştiğini bir ayda gelişiyordu. Annesi Âmine’ye er­tesi mevsim getirip bize bu çocuğumuzu tekrar verin ona Mekke ve­basının zarar vereceğinden korkarız dedik. Biz bereketini gördüğü­müz için onu pek esirgiyorduk. Âmine de “Geri götürün” dedi. îki ay daha yanımızda kaldı. Birgün O ve kardeşi evin arkasında oğlak güderek oynaşırlarken, kardeşi koşarak gelip “Kardeşime yetişin! iki adam gelip karnını yardılar” dedi. Koşarak çıktık. Yanına geldiğimiz­de benzi kesik bir halde ayakta duruyordu. Ben ve babası kucakladık. Babası, “yavrucuğum ne oldu?” dedi. O da “Bana iki adam geldi. Be­ni yan yatırıp karnımı yardılar. Vallahi ne yaptılar bilmiyorum’1 dedi. Hemen alıp geldik.

Babası, “Yâ Halime! çocuğa göz değdi sanıyorum. Haydi gidip onu ailesine verelim”, dedi. Bizde anasına götürdük. “Onu neye ge­tirdiniz?” dedi. “Ona kefil olduk. Hakkını ödedik. Sonra başına bir şey gelmesinden korktuk” dedim. “Vallahi durum bu değildi. Bana esas durumu anlatın!” dedi. öyle ısrar ettiki nihayet durumu anlattık. Âmine de “Ona birşey olacağından mı korktunuz?” Vallahi san­dığınız gibi değil. Benim bu yavrumun öyle bir durumu varki…..

“Ben ona hamile kaldığımda anladımki ondan daha hafif daha bereketli birşeye asla hamile olmadım. Sonra onu doğururken şimşek gibi bir nurun benden çıkıp tâ Busra’daki develerin boyunlarını gös­terdi. Sonra onu doğurdum. O diğer bebekler gibi doğmadı. O ellerini yere koymuş, başını semaya kaldırmış olarak doğdu. Onu bırakıp yolunuza uğurla gidin” dedi.[118]   Bu isnadı iyi bir hadistir.

Ebû Âsim en-Nebîİ, Ca’fer b. Yahya – Umara b. Sevbân isnadıy-la- Ebû Tufeyl’in şöyle dediğini haber veriyor. Kendisine bir kadının gelip yaklaştığı bir sırada Rasülullahı gördüm. Hemen o kadına Rida-sıni yaydı. Bu kim? diye sorduğumda ashab “Onu emziren süt anne­si” dediler. Bu hadisi Ebû Dâvûd anlatıyor.[119]

Müslim naklediyor: Bize Şeyban, Hammâd Sabit aracılığıyla Enes (r.a.)’tan şöyle dediğini anlattı: Rasûlullah (s.a.v.) çocuklarla oynar­ken Cebrail kendisine gelip almış ve yatırıp kalbini yararak oradan pıhtılaşmış bir kan çıkarıp, “İşte şeytanın sendeki nasibi bu idi” de­miş, sonra da onu altın bir tas içinde zemzem suyu ile yıkayıp ar­dından sıkıştırarak aldığı yere geri getirmiş. Çocuklar koşarak anne­sine gelip “Muhammed öldürüldü demişler. Onlarda çıkıp ona benzi kesik bir halde rastlamışlar.” Enes (r.a.) devamla derki:

 -Ben Onun göksündeki dikiş yerini görmüştüm.[120] Bakıyye’de Bahir b. Sa’d, Halid b. Ma’dân, Abdürrahman b. Amr es Sülemî yolu ile Utbe b. Abd’den Enes Hadisine benzer bir hadisi sevkeder. Bu da sahih bir hadis oiup orada şu ilave vardır:

-Kabilesi bir deve hazırlayıp beni hörgücüne bindirdiler. Hâlime-de arkama bindi. Nihayet anneme ulaştık. Halîme, “Ben emanetimi ve zimmetimdekini ödüyorum dedi. Karşılaştığım hadiseyi ona anlat­tım. Bu onu hayrete düşürmedi ve bana, “Ben benden çıkan bir nu­run Şam saraylarını aydınlattığını görmüşümdür” dedi.[121]

Süleyman b. E] Muğiyre, Sabit yoiu ile Enes (r.a.)’tan Rasûlul-lah’m (s.a.v.) şöyle buyurduğunu haber veriyor:

Ben ailemin yanındayken bana geldiler. Birisi beni zemzeme gö­türüp göksümü yardı. Sonra içi iman ve hikmet doiu altın bir tas ge­tirilip göksüme boşaltıldı- Enes burada “Rasüİullah (s.a.v.) bu yarılan yerin izini bize gösteriyordu” der. Melek beni alıp Dünya semasına götürdü.

Sonra Enes Mi’rac hadisini anlattı.[122]

Bunun bir benzerinide Şerîk b. Ebî Nemr, Enes (r.a.) yolu ile Ebû Zer’den (r.a.) nakleder. Yine Zuhrî’de Enes, Ebû Zer isnadıyla rivayet eder. Katâde ise, bunu Enes aracılığıyla Mâlik b. Sa’sa’a (r.a.)’tan benzer ifade ile nakleder.[123]

Bunu anlatmamın sebebi; Peygamberimizin göksünü Cebrail’in bir defa çocuklukta, bir defada Miraca giderken olmak üzere iki defa yarmış olduğunun iyice bilinmesini sağlamaktır. [124]

[113] Süveybe, Efendimizin süt annesidir. Hz, Hamza’yi emzirende, Ebû Sele­me’yi emzirende odur. Müslüman olup olmadığı belli değilsede Efendimiz ona Mekkede iken bir anne gibi davranır ziyaret ederdi. Hz. Hatice de ona ikramda bulunurdu. O zaman henüz Ebû Leheb’in cariyesi idi. Hatta Hz. Hatice onu satın alıp âzâd etmek İstediysede Ebû Leheb razı olma­mıştı. Efendimiz Medineye göç edince ona elbise ve bazı ihtiyaç eşyaları göndermişti. Nihayet Süveybe hicretin 7. yılında Hayberden dönerken yolda öldü. Ölüm haberi peygamberimize ulaşınca, “Oğlu Mesrûk ne oldu!” diye süt kardeşini sordu isede, onun annesinden çok önce öldüğü haberini aldı. Bak. İbni. Sa’d 1/108-109.

[114] İ. Sa’d 1/108 Beyhâkî Delâil î/148 Ebû Nûaym 1/157

[115] Buharî Nikah 67/20-25-26-32. Nefakat 69/16 Müslim 1449 Ebû Dâvûd 20.56 Nesâî 6/96 İbni Sa’d 1/109-110 İ.E. Şeybe 4/289 Humeydi 307 Şafii Müsned 272.

[116] Buharî a.g. yer. Beyhâkî Delâil 1/149.

[117] İbni Sa’d 1/112. Beyhâkî Delâil 1/132 Nihayetü’l İreb 16/83.

[118] İbni Hişam 1/162-166. İbni Sa’d 1/110-111. NihayetU’l İreb 16/81-84 Ta-ben 1/454. Ebû Nûaym Delâil 1/155. H. no.94 Beyhakî Delâil î/133 Mec-muuz Zevâid 8/220 Fethu’I Bari 7/394. İbni Hibban (Zevaid) 2094 kadı Ebû Ya’la Müsned 13/93 H.no 7163 Taberâni Kebir 24/212-215

[119] Ebû Davud 5144 İbni Sa’d Tabakat 1/114

[120] Müslim 261. Müsned 3/121-149-288. Beyhâkî Delâil 1/147

[121] îbni Hişam 1/165

[122] Buharî  Bed’ul   Halk   /Babu   Zikru’l   Melâike   59/6   Tevhid   97/37  Enbiya 60/24 Beyhakî Deiâil 1/147

[123] Beyhakî Deiâil 1/148

[124] İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/112-116

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: