Allah’ın Peygamberimizi Cahîliyye Âdetlerinden Nasıl Koruduğu

Kureyş’e kuvvetli inancında şiddetli anlamına gelen “El-Hums” adı verilirdi. Onlar Müzdelifedeki Haremde (Meş’ari Haram) durur, Arafat’ta diğer insanlarla beraber vakfe yapmazlardı. Bunu güya kendilerini reis gördüklerinden ve kibirlendiklerinden böyle yaparlar­dı. Böylece İbrahim’in dinindeki muhalefet ettikleri şeyler cümlesin­den bu hac şeâirinede muhalefet ettiler.

Buhârî ve Müslim’in rivayetine göre Cübeyr b. Mut’im (r.a.) şöyle anlatıyor:

Arafa günü devemi kaybetmiştim. Arafat’a deveyi aramaya çıktım.

İşte Nebi (s.a.v.)’i Arafat’ta insanlarla birlikte görünce kendi kendime “bu adam Hums ehlinden biriyken burada işi ne?” dedim.[36]

İbnİ İshak anlatıyor: Bana Muhammed b. Abdillah b. Kays b. Mahrame, Hasan b. Muhammed b. Hanefiyye’den babası yoluyla de­desinin RasülÜllah (s.a.v.) şöyle derken işittiğini haber verdi:

Cahiliyye halkının önemsediği şeylerden hiç bir çirkin şeyi iki defa (hariç) yapmaya teşebbüs etmedim. İkisindede Allah beni o şeyi icra etmekten kurtardı. Bir gece Kureyşli bir gence “koyunlarıma bakıverde Mekkede gençlerin içtiği gibi bende içeyim” dedim “Evet” deyince yola çıktım. Mekke’ye yakın bir eve gelince şarkı def ve çal-gs sesleri işittim. “Bu ne?” diye sorduğumda “Falan evleniyor” dedi­ler. Orada oyalandımda gözlerim bana galip geldi uyuya kaldım. Beni ancak güneşin dokunması uyandırabildi. Bende arkadaşıma döndüm. Aynı şeyi diğer bir gecede tekrarladım. Vallahi bundan sonra Cahi-îiyye halkının yaptığı hiç bir kötülüğe teşebbüs etmedim.[37]

Mis’ar’ın, Abbas b. Zerîh- Ziyâd en-Nehâî isnadıyla Ammâr b. Yâsir (r.a.)’tan nakline göre Rasûlullah (s.a.v.)’e “Cahiliyye dönemin­de haram bir şey işledinmi? diye sormuşlarda Efendimizde “Hayır! Ben onu iki kere denemek istedim. Birinde haramla ara­ma kavmimle gece sohbeti girdi. İkincisinde gözlerim bana gâlib gel-dide uyuya kaldım” şeklinde yada buna benzer birşey söylemiş.”[38]

İbni Sa’d  anlatıyor.  : Bize Muhammed b. Ömer (Vakidî), Ebû Bekr b. Sebra- Hüseyin b. Abdilîah b. Ubeydillah b. Abbas – İkrime

Allah’ın (c.c.) Efendimizi Koruma:

isnadıyla   İbni   Abbas’in   şöyle  dediğini   heber  verdi:  Bana   Ümmü Eymen haber verip şöyle dedi:

– Buvâne[39] Kureyşİilerin ibadete geldiği bir put idi. Onu ta’zim edip ibadet ederlerdi. Onun kendine has ibadetçileri (Tabakata göre ibadet şekli) var idi. Kureyşliler saçlarını onun yanında tıraş ederler, senenin bir gününü onun yanında ibadetle geçirirlerdi. Ebû Tâlib bu bayramlarına gelmesi için Efendimizle konuştuysada Efendimiz bunu reddetti. Hattâ Ebû Talibinde, halalarımnda bir gün ona çok fena kızdıklarını gördüm. Halaları “Biz, senin ilahlarımızdan kaçmakla yaptığın şeylerden dolayı başına birşeyler gelceğinden korkuyoruz” bile dediler. Onunla o kadar uğraştılar ki nihayet onların yanından çekip gitti. Orada onlardan Allanın bildiği sürece kayboldu. Sonrada korkulu bir halde geri yanlarına döndü. Halaları “Seni ne korkuttu?” dediler. Nebi (s.a.v.) de:

“Bilmediğim bir günahımın olmasın­dan korkuyorum1′ dedi. Halalarıda “Allah seni şeytanla imtihan ede­cek değil ya! Sende hayırdan bu kadar Özellikler var, sen ne gördün ki?” dediler. Efendimiz de:

«Ben onlardan hangi puta yaklaşsam bana uzun boylu beyaz bir adam görünerek” geriye dön, Yâ Muhammedi Ona dokunma” diyordu, dedi.» Ümmü Eymen derki: Artık Peygamber olana kadar bir daha onların bayramlarına katılmadı.[40]

Ebû Usâme anlatıyor: Bize Muhammed b. Amr Ebû Seleme ile Yahya  b.  Abdirrahman   b.  Hâtıb,  Usâme  b.  Zeyd  isnadıyla  babası Zeyd (r.a.) in şöyle dediğini haber veriyor:

-Bakırdan yapılma İsaf yada Naile denilen bir put vardı. Müşrik­ler Ka’be’yi tavaf edince ona ellerini sürerlerdi. Rasûlullah tavaf et­miş ben de beraberce tavaf etmiştim. O puta uğradığında bende el­lerimi sürmüştüm. Rasülüllah (s.a.v.) bana: “Ona dokunma” buyurdu.

Zeyd devamla derki: Tavafımızı yaptık. Kendi kendime bu puta mutlaka dokunayımda ne olacağını bir göreyim deyip ona elimi sü­rünce Rasülüllah (s.a.v.) “Bu sana yasaklanmadı mı?” buyurdu.

Bu hasen dereceli bir hadis olup ravilerden biri onu Muhammed b. Amr. dan yaptığı aynı isnadla şu ilâveyi yapar:

Zeyd “Vallahi Allah ona indirdiği vahiy ile ikramda bulunana ka­dar hiç bir puta dokunmamıştır” derdi.[41]

Cerîr b. Abdi’l Hamîd, Süfyan-ı Sevrî- Abdullah b. Muhammed b. Akîl yoluyla Câbir (r.â.)ın şöyle dediğini haber verir:

-Nebi (s.a.v.) müşriklerle beraber onların kutladıkları gündeki ibadet yerlerine) katılmıştı. Arkasında bulunan iki meleğin konuşma­larını işitti. Biri diğerine, “Haydi gidip Rasülüllahın arkasında dura­lım” dedi, Diğeride “Onun arkasında nasıl durabilirizki! Zira o az ön­ce putların selamlanmalanni seyretti” dedi, Bundan sonra peygamber (s.a.v.) bir daha müşriklerin törenlerine katılmadı……

Cerir bu rivayetinde tek kalmıştır. (İnfirad etmiştir) Bunu ondan Buhârî’nin Şeyhi Osman b. Ebi Şeybe’den “başka nakleden olmamıştır. Bu münkerdir.[42]

İbrahim b. Tahmân, Bûdeyİ b Meysere – Abdü’l Kerîm Abdullah b. Şakîk- babası Şakîk aracılığıyla Abdullah b. Ebi’l Hamsâ’nın şöyle dediğini anlatır:

RasUlüllah (s.a.v.) ile peygamber olmadan önce alış veriş yapmış tim. Ona biraz borçlu kalmıştım. Borcumu ona aldığım yere getir­meyi söz vermiştim. O gün ve ertesi günü unuttum. Üçüncü gün gel­diğimde onu aynı yerinde buldum. Bana “Ey genç! Bana ezgi ettin. Ben ücgündür burda seni bekliyorum” dedi. Bunu Ebû Dâvûd rivayet ediyor.[43]

Hıdır b. Abdirrahman el Ezdî, Ebû Muhammed el Bünn- Dedesi Ebû Kasım Ali b. Ebi’l Aiâ, Abdürrahman b. Ebin Nasr- Ali b. Ebî’l Akab- Ahmed b. İbrahim- Muhammed b. Âiz- Velîd- Muâviye b. Sel-İâm- Dedesi Ebû Seilâm el-Esved kendine anlatan biri aracılığıyla Rasülüllah (s.a.v.) in şöyle buyurduğunu haber verdi:

«Mekke’nin yukarı kısmında olduğum bir sıradaydı. Üzerinde siyahlar bulunan bir atlı gelip bu beldede Ahmed denilen biri varmı? diye sordu. Bende burada benden başka ne Ahmed ne de Muhammed var, dedim. O da hayvanının inciklerine vurarak devesini çöktürdü. Sonra gelip omuzumu açarak iki omuzum arasında bulunan mühre baktı ve sen peyğambersia! dedi. “Ben peygamberiniyim?” diye sordum “Evet” dedi. “Ne ile gönderileceğim?” dedim. “Kavmiyin liderliği ile dedi ve arkasından azığınız varmı?” dedi. Bende çıkıp Hatice’ye giderek durumu anlattım: O da “O böyle olmaya daha layıktır.” dedi. Benim risâlitim hususunda onun söylediği en büyük söz bu idi. Ben azığı alıp ona getirdim. Onu alıp “Elhamdülillah! Bana Allahın Pe­ygamberi yemek ikram edip onu bana kendi elbisesi ile getirmeden öldürmedi” dedi. [44]

[36] Buharî Hac  25/91   Müslim   1220  Daramı  Menasik  29 Nesâî 5/255 Ezrakî 1/188 Beyhakî Delâil 2/37.

[37] Taberî Tarih 2/279 Beyhakî Delâil 2/33 Hakim 4/245 Mecmauz Zevâid 8/226 Kadı Iyaz Şifa 1/273 Ebû Nûaynı Delâil H. 12S İbni Kesir Siresin-de 1/252 Bu garip bir hadistir. Bazen bu söz Ali’nin olarak nakledilir der. El- Bidayesinde 2/287-288 aynı sözleri tekrarlayıp İbni İshak’ın bu şeyhi “Muhammed b. Abdillah b. Kays. İbni Hibban’a göre Sika biridir. Bazıları bunu sahihayn ricalinden sanarsa da Şeyhimiz Hafız Mezzî Tehzîbü’l Ke­mâl’inde “Ona vâkıf olamadım” der diyor. Hakim bunu Müslİmin şartına göre sahih sayar Zehebî ona katılır. İbni Hacer Metalib’inde (4259) isnadı Hasen ve muttasıldır, Ricali Sikadır,:derken Suyûtî’de ona katılır. Bezzar’ da Müsned’inde 2/240ta 640 no ile hadisi rivayet eder. İbni Hibban’da hadisi sahih sayar (El İhsan 8/56) Suyutî hadisi İshak b. Raheveyh’inde naklettiğini belirtir. İbni Kesir bu ta’lilinde nereye takıldı bilemiyorum, Ancak burada en üzerinde durulan ravi Muhammed h Kays b. Mahrame-dir’kİ O meçhul biri değildir. Buharı Tarihi Kebir’inde onun kimliğini bil­direrek bu hadisini de Müsned olarak nakleder. Bak T. Kebir 1/130 Ter­ceme no 389.

[38] Taberânî Sağîr 2/45 Mecmaü’z Zevâid 8/226

[39] Bûvâne, Yanbu’dan ileride bir yerin adıdır.

[40] İbni Sa’d Tabâkat 1/158 Ebû Nüaym DelâiJ 1/187 no 129 Bu zayıf bir isnâddır. Zehebî işaret etmesede ravi Ebû Bekr b. Ebİ Sebra Uydurmacılı­kla itham edilen biridir. Zehebî Mizan’ında 4/503-504 onun zayıflığını, Buharı, İmam Ahmed, Ebû Dâvûd ve Nesaî’nin ifadeleriyle açıklar. Hayatı inişli çıkışlıdır Ebû Yûsuf’tan Önce kadılık yapmış biridir. Dedesi Ebû Se-bre (r.a.) Bedir harbine katılmış bir sahabedir,

[41] Hakim Müstedrek 3/216; Beyhakî Delâil 2/34; El-Bidaye 2/287; Suyutî El-Hasâis 1/89.

[42] Beyhakî Delâil 2/35; Kadı Ebû Ya’fa MUsned 3/398 no 1877-1878 Taberâ-nî de Kebirinde aynı isnadla verir. Hadisteki geçen “Efendimizin onların törenlerine katılması ve bilhassa benim tercemede belirtmediğim (zira ben Zehebî’nin anladığı gibi anladım ki uygunu o idi) şekil olan “O az önce put selamlamasında bulundu” ifadelerine hadis alimlerinden itiraz edenler olmuştur. Mesela Ukaylî Zuafâ’sında 3/222 İbnü’l Cevzî ilelinde 1/166 İbni Hacer Metâlib’de 4261 Hatib Tarihinde 11/286 İbni Adiy el Kâmil’inin Osman b. Ebî Şeybe bölümünde İbini Kesir Bidaye ve Siyer’in de 1/253 bu hadisi metni yönünden zayıf bulurlar. Ancak Hadisi bizim anladığımız gibi anlayınca metindede bir garabet kalmaz. Zaten Zehebî’de Mizan’ında 3/36 böyle anlamayı savunur.

[43] Ebû Dâvûd h.  no  4996  tbni  Sa’d  7/59 Beyhakî 10/198  Taberânî Kebir 3/224 t Cevzi llelü’l Mütenahiye 2/239

[44] Bu Zehebî’nin isnadıdır. Buradaki kıssa bundan sonraki bölüme alınsa dah iyi idi. Zîra burada adı verilmeyen zat Zeyd b. Amr b. NÜfeyldir ki kıssa­sına Zehebi hususi bir bolüm ayırmıştır. Burada “O böyle olmaya daha layıktır” diye terceme ettiğim kısım arabca baskıda «En yekûne» olacağı­na «en Lâ yekûne» şeklinde dizilmiştirki yanlışlığı ortadadır.

      İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/146-151

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: