Ebû Tâlib’in Savunma Şiiri Hasımların Düşmanlığına Karşı Ebû Talibin Savunma Şiiri

İbni İshak anlatıyor: Sonra Kureyş’in bütün kabileleri kendilerin­den müsîüman olanları yakalayıp işkence etmeye ve dinlerinden dön­dürmeye çalışmaya başladılar. Allah (c.c) Peygamberini onun amcası Ebû Tâlib sayesinde muhafaza etti. Ebû Talib, Hâşim ve Muttalib oğullarını Peygamberin yanında olmaya ve onu korumaya çağırdı. On­larda Nebi (s.a.v.)’e gelip onun yanında yer aldılar. Ancak onlardan biri iken hüsran ehli olan Ebû Leheb dışarda kaldı. Ebû Talib onları övüp çok köklü bir kavim olduklarını hatırlatmaya ve Muhammed (s.a.v.)’in üstünlüklerini saymaya başladı. Bu konuda bir çok şiirler söyledi. Daha sonra Ebû Tâlib Efendimizin adı iyice yayılıpta arab kabilelerinin ken­di kabilesi ile birlikte onun Üzerine saldırmalarından korkunca o meşhur (Lâmiye adlı) kasidesini söylediki, işte onun bir kısmı.:

[Müellif  merhum  bu   kasideyi   kısaltarak  bir  kısmını  verirsede ehemmiyetine  binâen  ben   tamamını  nakletmeyi  uygun gördüm.  M.

Ebû Tâlib’in şiirinden eksik olanlar:

3- Bizim aleyhimize olarak öfkelerinden arkamız sıra parmak uçla­rını ısıran, kötülükle itham edilmiş bir kavmi kendilerine halef yaptılar.

6- (YakınlarımlanmIa ben) Ka’benin büyük kapısına doğru, herke­sin (ben falancadan uzağım, ondan beriyim) diye and içtikleri yerde birlikte kalkarak durduk.

7- Hacca gelenlerin develerini ıhtırdığı[79] İsaf ve Naile putlarının bulunduğu sel yataklarının olduğu yerde (durduk).

8- (Bu çöken devler) 8 yada 9 yaşında (kurbanlık olduğu belli olsun diye boyunlarından yada omuzlan dağlanarak) enlenmiş ve terbiye edilmişti.

9- Sen o develerin boynunda meyve dallarındaki gibi sallanan bon­cuk, ak mermer ve zînetlerin sallandığını görürsün.

ll- Ayıbımızı yaymak için koşuşturan kindardan da, dinde yapma­dığımız bir eğriliği bize katmaya uğraşandan da insanların Rabbine sığınırım.

12- Sevir dağına, Sebîr dağını yerine böyle yerleştiren zata Hıra’ya durmadan bir inip bir çıkan (Muhammed (a.s)) a..da.

13- Mekke’nin göbeğindeki Beyte, Beyt hakkı için sığınırım. Allah’a yemin ederim ki, kesinlikle Allah bizden habersiz değildir.

14- Sabah ve akşam insanların el sürmek için etrafını çevirdikleri zaman meshettikleri Hacerü’I Esved’e sığınırım.

16- İbrahîm’in (a.s) ayakkabısız çıplak, üzeri rutubetli ayaklarının kayada ayak bastığı (izi bulunan) yere sığınırım.[80]

17- Safa ve Merve arasındaki Sa’y yerine ve orada bulunan resim­lere ve heykellere sığınırım.

18- BirbirIerine  karışan  sel  yataklarına doğru  hacıların  niyazla yürüdükleri zaman Meş’ari Aksa’ya (Arafat’a) sığınırım.

19- Yatsı vakti hacıların ellerini develerinin böğrüne yaslayarak dağ başlarında duruşlarına sığınırım.

20- Cem (Müzdelife) gecesine ve Mina’daki kutsal yerlere sığını­rım. Buralardan daha mübarek yerler olurmu.?

21- Cins arab atlarının iri daneli sağnak yağmurun yere inişi gibi hızla geçtiklerinde Mina’ya sığınırım.

22- Başma kayaları çarpmak üzere hacıların üzerine yürüdükleri zaman Büyük Şeytan taşlama yerine sığınırım.

23- Bekir b. Vâil kabilesi hacılarının izin vererek şeytan taşlamak için geceleyin şeytan taşlama yerine gelen Kinde kabilesine sığını­rım.

24- Kinde ve Bekr b. Vâil eski dost kabileler idi. Anlaşma yaptıkları şeyleri sağlamlaştırıp bu bağları çeşitli vesilelerle iyice bağladılar.

25- Bunlarm geçerlerken deve kuşu sür’atinde dağ yamaçlarındaki muğaylan ağaçlarını, dikensiz çalıları ve atları kırıp yastayayarak geçişlerine…

26- İlticacfya bunlardan sonra sığınacak yer varmı? Hiç Allah’a sı­ğınanı ayıplayan olurmu.?

27- Bize karşı düşmanın emrine itaat olunuyor. Bizim yüzümüze Türk ve Kabul kapılarının kapanması İsteniyor.

29- Allah’ın Beytine yemin olsunki bizler “Muhammed’i onun etra­fında savaşıp okları atmadan teslim edeceğiz” diye yalan söyledi­niz.

31- Su tuluğu yüklenmiş develerin sağlam duruşu gibi zırhları için­de bir topluluk size karşı harbe duracaktır.

32- Hatta kinle dolu düşman bu vuruşmadan dolayı topallayan in­sanlar gibi yere serildiğini görecek.

33- Allah’a yemin ederimki şu gördüğüm harb ciddileşecek olursa o zaman kılıçlarınız iyiyi kötüden ayırmayacak.

34- Hakikatin bekçisi aslan yürekli güvenilir kardeş biçimi yıldız misali parlayan yiğit gençlerin elleriyle…

35- Günlerce, aylarca hatta tam bir yıl, ta yeni sene gelecek hacı­ların zamanına kadar (sürecek bu çarpışma).

36- Babayın canı çıksın! Bir kavmin, namusunu koruyan dili kötü söylemeyen bir efendiyi başkasına terk etmesi ne demek!

39- Yemin olsunki, Esîd ile ilk çocuğu bize buğzedilmesini ve bizim parçalanıp yenilmemizi icra etmeye çalışıyorlar.

40- Osman ve Kunfüz gerçi bize karşı gelmediler. Ama bu kabile­lerin emrine boyun eğdiler.

41- Bunlar Übey ile onların Abdi Yeğuslerine itaat edip bizim hak­kımızda dedikodu edenlerin laflarını İncelemediler.

42- Nitekim Sübey’a ile Nevfel’den de böyle bir davranış görmüş tük. Her biri bizden yüz çevirerek gitti de güzel davranamadılar.

43- Ama bu ikisine bir yerde rastlanır yada Allah onlara karşı bize bir imkan verirse biz de onlara tartıcı gramıyla gram gram yaptı­klarını ödetiriz.

44- İşte şu Ebû Amr da bizi koyun ve deve sahibi bedevilerin arası­na göçürmek için buğzuna inatla devam ediyor.

45- Akşam sabah aleyhimize fısıldaşıp duruyor. Fısıldaş Ebû Amr fısıldaş, sonrada bir sürü dolap çevir.

46- Bizi aldatmadığına, birde Allah’a yemin ediyor. Evet biz onun yaptıklarını hiç perdelenmeden apaçık görüyoruz.

47- Bize olan kîni kendisine Mekke dağlarıyla Şam diyarında bulu­nan kale ve saraylar arasındaki bütün tepeleri daraltmiştır.

48- Ebu’l Velîde bir sor bakalım, hileci biri gibi yüz çevirip gider­ken bizim aleyhimize çalışmanla ne elde ettin.?

49- Sen aramızda görüşü hayat veren merhametli birisiydin. Cahil de değildin.

50- Ey Utbe! Sakın bizim hakkımızda kindan, hasedici, yalancı, kızgın ve belalı insanların söylediklerini dinleme.

51- Ebû Süfyân da sanki büyük bir kralmış gibi benden yüz çevire­rek çekip gitti.

52- O, Necd’e ve oranın soğuk sularına doğru gidiyor ve “ben asla sizden gafil değilim” iddiasını yapıyor.

53- Sonra sanki nasihatcıların yaptığı gibi bize şefkat beslediğini anlatıyor. Güya içinde yatan serlerini gizliyor.

54- Ey Mut’ım. Ben seni, korkulu günlerinde ve büyük meselelerle karşılaştığın günlerde asla rüsvay etmedim.

55- Sana düşmanlık eden cedeici hasmıyın sana geldiği çekişme gü-nündede seni yalnız komadım.

56- Ey Mut’ım! Kavim sana kötü bir iş teklif etti: Ben et gibi yenil­miş olursam sende kurtulmuş değilsin. {Sıra sanada gelir)

57- Bize ettikleri yüzünden Allah Abd-i Şems ve Nevfelin hiç tecili olmadan çok acele en kötü şekilde cezasını versin.

58- Arpa ağırılığı bile haksızlık yapmayan terazisiyle (cezalandır­sın.) Onun kendi zatında hiç haksızlık etmeyen bir şahidi vardır.

59- Kinlerinden  dolayı  bizi bırakıpta Halef ve Gaytallıları dost alanların gerçekten kafaları çalışmıyor.

60- Biz ise, önceki tehlikeli durumlarda Haşimoğulları ile Kusay, boyunun en halis sülalesiyiz.

61- Sehm ve Mahzûm kabileleride eğri davranıp aşağılık ve şerefsiz kişilerden oluşan düşmanları bize kışkırttılar.

62- Ey Abdü Menâf! Siz kavminizin en iyisiniz. İşinize her saldır­ganı ortak etmeyin.

63- Yemin olsun ki gevşeyip aciz kaldınızda asla doğru olmayan bir işi başımıza getirdiniz.

64- Önceden siz tek bir tencereyi kaynatan odun gibi tek dil konuşurdunuz. Şimdiyse ayrı ayrı tencerelerin adunu olup ayrı düştünüz.

65- Abdi Menâfoğulları!Bizim hakkımızı çiğneyişinize, bizi rezîl bırakıcınıza ve terketmenize tebrikler doğrusu!

66- Eğer biz bir toplum isek bu ettiklerinizin intikamını alacağız. Onu sütsüz deveden sağarak vereceksiniz.

67- Sâit lılarda Lüey b. Galib boyu içinde yaşardı. Onları  yiğit şahin gibi adamlar sürüp bize getirmişlerdi.

68- Nufeyl gurubu ise Maad ve Nail kabilelerinin en şerli, en alçak olanlarıydı.

69- Kusayya yakında aramızdaki bu din işimizin yayılacağın müj­dele! Kusay a bizden sonra ise zayıf kalacağını haber ver.

70- Bir gece Kusay’hlann başına bir felâket gelse biz onları bırakıp sığınacak yer aramayız.

71- Onlar evleri arasında gerçekten vuruşsalar, bizde elbette bebe­kli kadınlarının yanlarında güzel bir yiğitlik örneği verirdik.

72-Yemin olsun ki biz her arkadaş ve yeğeni dost sayarken şimdi onların akıbetlerini pek uzakta görmüyoruz.

73- Sadece Kilâb b. Mürre’den bir gurup hariç. Bunlar bize yardımı kesenlere karşı durdular.

74- Biz onların topluluğu parçalanıncaya kadar dayandıkta zalim ve Cahiller başımızdan dağılıp gittiler.

75- Kureyş içinde Ka’be’de Zemzem dağıtan bizdik. Galib boyunun kayaları ve dayanağı idik.

76- Bizler kokular sürünen Hâşîm boyunun, usta elindeki kılıç gibi parlak gençleriyiz.

77- Onîar ne kan dökebildi ne de bir fayda elde ettiler. Sadece elle­rine geçen şey kabilelerin şerlileriyle anlaşmak oldu.

78- Bir çarpışmadaydı ki sen o harpte gençleri sanki büyük bir et parçası üzerinde boğuşan aslanlar gibi görüyordum.

79- Herkesin sevgilisi, Hint asıllı fahişe bir cariyenin doğurduğu Kays b. Âkil boyunun kölesi olan Cumûh oğullarıyla (anlaştınız).

80- Lâkin biz onların seyyidi olan çok mükerrem bir nesiliz. Ka­vimler batıl şeylerin zuhurunda onlarla çağrılır.

81- Su asla yalancı olmayan, kavmin bacısının oğlu ne güzeldir. O yalın kılıç gibi kınından sıyrılıp parlamaktadır.

82- O hayırların hepsini kendinde toplayan, şeref ve fazilet meyda­nındaki bir sülaleye mensuptur.

84- O dünyada aile için bir güzellik ve insanlara şekil veren Rabbin velayetini aldığı bir süstür.

92- KuIlann Rabbi onu yardımıyla destekledi. Hakkı İnkar edil­meyen bir dini ortaya koydu.

Buradan sonrası yine kitabın orjinaline göre devam ediyor].

(70) Gördümki Kavmin artık dostluğu kalmamış, bütün bağlan ve alâkaları kesip atmış,

Bize düşmanlık ve işkence edeceklerini açıkça söyleyip ayırıcı düşmanın emrine gönülden katıldılar.

O düşmanki cibilliyeti bellisiz arkamız sıra öfkesinden parmak uç­larını ısırmaktadırlar:

Ben onlara karşı uzun esmer mızrağım ve Yemen kırallarından miras kalan beyaz kılıcımla bizzat sabırla karşı koydum.

Akraba ve kardeşlerimi Beytullah’ın yanına getirdim, ve saçakla-nyla onun örtüsüne tütündüm.

Aleyhimize kötü lafeden veya batıl yolda ısrar eden herkesten in­sanların RABBÎne sığınırım.

Ebû Talib bu şiirinde şöyle diyordu.

Allahın Beytine yemin olsunki yalan söylediniz. Biz etrafında çar­pışıp vuruşmadıkça Muhammedi size bırakmayacağız.

Onun etrafında boğuşup çocuklarımızı ve helallerimizi (karıları­mız) unutmadıkça onu teslim etmeyeceğiz.

Size karşı hiç çekinmeden bir toplum karşı koyacak. Onun zama­nını kılıçlarla söz ağartacak.

Ak yüzlü, yüzü hürmetine yağmur istenen yetimlerin barınağı dul­ların koruyucusu Muhammed……………

Hâşim oğullarının fakirleri ona sığınır.. Onlar Muhammedin yanın­da merhamet ve iyilik içinde olurlar.

Ömrüme yemin olsun ki Ahmed ve kardeşlerine kopmaz bir sevgi coşkusuyla bağlanmışım. Hakimler onu kıyas ettiklerinde üstünlükte acaba insanlar arasında onun gibi birinin var olduğu teemmül edilirmi.

Halim huylu aklı başında adaletli, haktan sapmaz. Kendinden asla gafil bulunmayan bir ilahi veli edinmiş.

Vallahi mahfellerde ileri gelenlerimize bir takım kötü sözler söy­lenmesine sebeb olmayacak olsaydım…..

Elbette asla şaka olmayan bir sözle dehrin her durumunda ona tâbi olurdum.

Kesinlikle bilirlerki oğlumuz bizim katımızda asla yalancı olmayıp batıl sözlerle (kinaye olarak) Muhammed kasd olunmaz.

Aramızda Ahmed (a.s.) öyle bir itibara ulaşmışki ona yetişmek için uzananın kini oraya ulaşamaz.

Ben canımla onun önünde set oldum ve ona kendimi feda ettim (korudum) Onu başım ve göksümle müdafa ettim.

Allah bize yaptıkları eziyet sebebiyle Abd-i Şems ve Nevfel’i ge­cikmeden acele bir belâ ile cezalandırsın.

Rasülullah (s.a.v.)’in peygamberlik meselesi arablar arasında yayı­lınca Medine’de de konuşuldu. Peygamberimizin bu durumu anlatıldı­ğında olsun, ondan Önce olsun, onu arab kabileleri içerisinde Evs ve Hazreç’ten daha iyi bilen hiç bir kabile yoktu. Bunun sebebi; Onlar kendi diyarlarında oturan Yahudilerle anlaşma yapmış bir toplum idi. Ebû Kays b. el-Eslet Kureyş’i severdi. Onlarla akrabalık bağı vardı. Esed b. Abdü’l Uzza kızı Erneb hanımı idi. Hammıyla yıllarca Mekke’de kalmış idi. O bir şiirinde şöyle der:

1- Ey Yolcu Gâlib oğlu LUey’e vardığında benim şu gulgulemi ona tebliğ et!.

2- De kf b«n aranızdaki olayın kendi korkuttuğu uzaklaşma sebebi­yle daima üzüntü çeken bir adamın elçisiyim.

3- Yaptığımızin şerrinden ,birbirinize zulmetmenizin kötülüğünden ve akreplerin zehirlerinden sizi Allaha (c.c) sığındırırım.

4- O orduyu ne zaman gönderirseniz onu çok kötü gönderiyorsu­nuz. Oysa o yakın akrabalar için de uzak akrabalar için de tehlikeli bir Güiyabanî’dir.

5- Hadi bize Hanîf bir din ikâme edin Zîra siz bizim için eteğine tutunabileceğimiz gayemizsiniz.

6- Kalkında Rabbinize namaz kılın. Ehâbiş dağları arasındaki şu Beytullahın rükünlerine (Yemen ve Hacerü’l Esved’e) el sürün.

7- OrduIann komutanı Ebû Yeksum’un size filleriyle geldiği sabah sizde Beytullah’tan dolayı bir imtihan ve tasdik edici vardı.

8- Arşın Sahibi Allatan yardımı size gelince kiralın askerlerini Saf ile Hâsıb arasına sürdüler.

9- Çok süratle dönüp kaçtılarda yara almadan ordugâhtaki aileleri­nin yanma dönemediler.

Buradaki “Ebû Yeksûm” Fil ordusunun kiralıdır.

İbni îshak, Yahya b. Urve b. Zübeyr, babası Urve isnâdıyla Abdul-lah b. Amr’dan şöyle nakleder. (Urve derki) Abdullah b. Amra:[81]

-Peygambere açıkça ortaya koydukları düşmanlıkta Kureyşlilerin elde edebildiği şeylerden en çok gözüne dokunan ne olmuştu! dîye so­runca, dediki:

-Onların eşrafı birgün Ka’be’deki Hıcr-ı İsmail’de toplu halde otu­rurlarken yanlarına gelmiştim. RasûluIIah (s.a.v.)ı konuşup “Şimdiye kadar şu adamın işine sabrettiğimiz gibi asla başka bir şeye sabretmiş değiliz. Akıllılarımıza budala der, İlahlarımıza söğer yapacağı herşeyi yapıyor” dediler. Birden Rasülullah (s.a.v.) yanlarına çıkagelmezmi! Hacer rüknünü selamlayıp Beytullahı tavaf etti. Tavaf esnasında yanlarından geçerken Kureyşliler ona laf atıyordu’. Ben O nun yüzün­den bunu anlayabiliyordum. İkinci geçişinde yine laf çaktırdılar. Üçün­cüde de Öyle yaptılar O zaman Rasülullah (s.a.v.) durup:

“Dinliyormusunuz ey Kureyş topluluğu! Nefsim elinde olan Zata yemin ederimki ben size kesecek bir kurban getirdim” buyurdu. Bunun üzeri­ne Kureyş toplumu sözlerin geri alıp her biri başlarının üstünde bir kuş varda düşecek gibi oldular. Hatta içlerinde peygamber (s.a.v.)e saldır­mada en şiddetli olanı bile bulabildiği en güzel sözlerle Peygamber (s. a.v.)’i teskin etmeye çalışarak: “Yâ Ebe’I Kasım! Ne olur dön git. Valla­hi sen asla cahil birisi değilsin.” demeye bile başlamıştı. Rasülullah (s. a.v.)’ta bunun üzerine dönüp gitti. Ertesi gün olunca yine Hıcır’da to­planmışlardı. Bende yanlanndaydım. Birisi diğerine “Sizden ona ulaşan seyide ondan size ulaşan şeyi de konuştunuz. Nihayet o sizin hoşlan­madığınız şeyi sizin suratınıza söyleyince onu bırakıverdiniz.” dedi. Onlar bu şekilde konuşurlarken birden bire Nebi (s.a.v.) çıka geldi.

Hepsi sanki tek adammış gibi yerlerinden Ona doğru ayağa fırlayıp kalktılar ve “Bize şöyle şöyle diyen sen değilmisin?” diyerek etrafını kuşattılar. Nebi (s.a.v.) de “Evet” dedi. Bu arada ben onlardan birini peygamberin elbisesini toplayıp basma geçirdiğini gördüm. Ebû Bekir önlerine gerilmiş ve “Rabbim Allahtır” dedi diye bir kim­seyi öldürecekmisiniz.” diye bağırdı. Sonra Kureyşliier Efendimizin etrafından dağılıp gittiler. Ebû Bekir ailesinden biri bana: “Ebû Bekrin kızı ÜmmÜ Gülsürnün O gün Ebû Bekirin sakalını kureyşlilerin yolduk­larından dolayı başının ortası ağrıyor olarak eve gelmişti. Ebû Bekir gür sakallı biriydi dediğini anlatmıştı.[82]

[79] Ihtırmak Toros yürüklerinin dilidir. Deveyi çöktürmek için «Ih,  ıh’> derler. Deve ıhmakla çökmekten farklı bir durum vardır.

[80] Ravdu’l Unf*te 2/25 anlatıldığına göre İbrahim (a.s) Mekke’ye Hacer ile oğlu İsmail’i aramaya gitmek isteyince Sara kıskanmış ve Hacer ile Se­lam, hal hatır sorma hariç konuşmayip atından inmeyeceğine söz vermişti. Mekke’ye gelipte orada sadece gelinini bulmuş, o da İbrahim’in (a.s) başını yıkaması için su dökmüş İbrahim (a.s) atından inmediği için bir ayağından orada Kabe’yi yaparken iskele olarak kullandığı kayaya düş memek için basıp başını öyle uzatmıştı. İşte mucize olarak ayağının izi kayaya çıkmıştı.

[81] Ahbarü Mekke 1/155 Ibni Hişam 2/18-19.

[82] Beyhakî Delâil 2/; îbni Hişam 2/33-34

     İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/237-252

Bir Yanıt to “Ebû Tâlib’in Savunma Şiiri Hasımların Düşmanlığına Karşı Ebû Talibin Savunma Şiiri”

  1. mahmut Says:

    bişey sorcaktım acil safa ve merce dağlarıyla igili ayrıntılı bilgi verebilrmisiniz…?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: