Velid B. Muğirenin Kur’an Karşısında Şaşıp Kalması

Beyhaki el-Hâkim[73] Muhammed b. Ali Es San’âni- İshak b. İbra­him, Abdurrrezzak- Ma’mer- Eyyûb – İkrime isnâdıyla İbni Abbas (r. a.)’tan şöyle nakleder:

-Velid b. Muğire Peygamberimiz (s.a.v.)’e gelmişti. Efendimiz (s.a.v.) ona Kur’an okudu. Sanki Velîd kalben rikkata gelir gibi oldu. Bu durum Ebû Cehl’e ulaşınca derhal ona gelip “Yâ amca! Kavmin sana biraz mal toplamak görüşündeler.” dedi. Velid “Ne için” deyince “Sana vermek için. Çünkü sen Muhammede ondan gelebilecek bir şey umudu ile gittin.” dedi. Velid de “Kureyş kesinlikle bilirki ben onların malı en çok olanlarından biriyim” dedi. Ebû Cehil de “Öyle­yse sen Muhammed hakkında kavmiyin duyabileceği öyle bir söz söyleki senin onu sevmediğin veya sözlerini reddettiğin belli olsun” dedi. Velid de; “Ne söyleyeyim ki vallahi aranızda şiiri benden daha iyi bilen şiirin recezini, kasidesini ve cin şiirlerini daha iyi tanıyan hiç kimse yok. Vallahi onun dediklerinde buna benzer birşey yok. Vallahi onun söylediği sözde bir tatlılık, Üzerinde bir parlaklık var. O Sözlerin uçları (dalları yücesi) meyveli, kökünün suyu boldur. O söze kimse üstün gelemez, o söz onlara üstün gelir. O altına aldığını (si­lindir gibi) ezer” dedi. Yine Ebû Cehil “Onun hakkındaki kanaatini söylemeden kavmin senden razı olmayacak” deyince O “Birakta bir düşüneyim” deyip düşündü ve “Bu sihirbazdan nakledilen bir sihirdi onu diğerlerinden naklediyor” deyince olarak yarattığımı bana bırak” (Müddesir 11) ayeti indi.

İşte Hâkim bu kıssayı bu (rivayet zincirinde görüldüğü gibi) mevsûl olarak rivayet ediyor. Ma’mer de bunu Abbâd b. Mansur yolu ile lkrime’den Mürsel olarak nakleder Hammâd b. Zeyd de Eyyûb, İkrime isnadiyla yine Mürsel olarak rivayet eder.

Yununs b. Bükeyr İbni İshak’tan şöyle rivayet ediyor:

– Velîd b. Muğire ile Kureyş’ten bir gurup bir araya geldiler. Ve-lid onların yaşlılarından idi. Dediki: “Ey Kureyş toplumu! Şu hac mevsimi gelip çattı. Artık yakında arap temsilcileri yanınıza gelcek-tir. Onlar şu arkadaşınız (Muhammedin) olayını duymuşlardır. Onun hususunda tek bir görüşte birleşin. Birbirinizi yalanlar şekilde ayrı ayrı şeyler demeyin” Onlar “Sen söyle bize bir görüş belirt” dediler. O da “Siz söyleyinde bende dinleyeyim” dedi. Onlar “kâhin” diyelim deyince “O bir kâhin değilki ben kâhinleri gördüm. Onun okuduğu Kuran hiçte kâhin zemzemesirie (boşlafına) ve secîli sözlerine ben­zemiyor.” dedi. OnIar:”Öyleyse Mecnûn deriz,” deyincede “O bir deli değil. Biz delileri görüp duyuyor onları iyi tanıyoruz. Onda mecnun­ların boğuk boğuk boğulma akıl karışması ve vesvesesi yok” dedi. Onlarda:

“Öyleyse şairdir deriz” deyince, Velîd “O şair olamaz. Biz Şiiri recezi, (Aruz bahri olan) Hezcini (şiir türü olan) Karîd’ıni Makbûd’ unu mebsudunu gayet iyi biliriz. Hayır onun sözleri (Kur’an) şiir ola­maz” dedi.

“Öyleyse sihir deriz” dediler, Velid de “Muhammed sihirbaz de­ğildir. Biz sihirbazlarıda, yaptıkları sihirleride gördük, Onun sözleri sihirbazların üfleme ve düğüm atması değildir” diye itiraz etti. Bu­nun üzerine Kureyş:

Öyleyse sen dersin Yâ Abdi Şems? dediler O da “Vallahi onun sözlerinde hoş bir tatlılık var. Onun sözlerinin temeli (kökleri) Hur­ma ağacı gibi suya inmiş dallarıda meyvelenmiş. Eğer siz bu şeyler­den birini söyleyecek olursanız, kesinlikle onun aslı olmadığı anlaş ılır. Onun hakkında kabul edilebilecek en iyi laf, onun kişi ile oğlu, kişi ile kardeşinin ve kabilesinin arasını açan bir sihirbaz olduğunu söylememiz olur.” dedi. Böylece Kureyş onun yanından ayrıldı.

İnsantar Hac mevsimi olupta geldiklerinde kendi yanlarına uğ­rayan herkesi Nebi (s.a.v.)den sakındırıyorlardı. (Onun meselesini bahsediyorlardı, bunun üzerine Allah (c.c) Velid hakkında Müddesir suresinin:

 olarajc yarattığım kimseyi bana bırak” (ayet 11) ayetinden tâ “Ben onu Sekar(denen cehennem) a sokacağım” (ayet 26) ayetine kadar indirdi. Velidle be­raber olanlar hakkında da:

Kur’anı param parça yapanlardır, Rabbiae yemin olsun onların topu­na birden (yaptıklarını) soracağız.” (Hıcr 91-92) ayetini indirdi.[74]

İbnî Bükeyr, İbni İshak-bir adam – İkrime isnâdiyla İbni Abbas’ın (r.a.) şöyle bahsettiğini anlatır:

Nadr b. Haris b. Kelde el-Abderi ayağa kalkarak şöyle konuştu: “Ey Kureyş toplumu! Vallahi başınıza daha evvel denenmediğiniz bir iş gelip çatmıştır. Muhammed aranızda ufak bir çocukken içinizde kendisinden en hoşnud olanınız, sözü en doğru olanınız güveni en büyük olanınızdı. Nihayet Zülüflerin’in telleri ağarıpta size şu tak­dim ettiği(Kuranı ) getirince “O bir sihirbaz” dediniz. Hayır! Vallahi O asla sihirbaz değildir. Kâhin değildir. Şairde değildir. Biz bu sını­fların hepsini görüp konuşmalarını dinledik, durumunuzu (İyi kavra­mak için yeniden ele alın).

Bu   sözlerin   sahibi  olan  Nadr,   Peygamber  (s.a.v.)’e  eziyet  edip düşmanlığı ortaya koyan birisiydi.[75]

Muhammed b. FüdayI anlatıyor: Bize el-Eclah – Zeyyâl b. Har-male isnâdıyla Câbir b. Abdillah (r.a.)’tan şöyle dediğini rivayet eder:

-Beraberinde Kureyş’ten bir toplum bulunan Ebû Cehil şöyle ko­nuştu: “Muhammed’in meselesi aramızda iyice yayıldı. Sihir kehânet ve Şiirden anlayan bilgin bir adam arayıp bulsak, Muhammed ile ko-nuşupta bize onun söyledikleri hakkında bir açıklama getirse” dedi. Bunun üzerine Utbe, “Ben sihirbazlık, Kahinlik ve şiir mevzuatını iyi dinledim ve bunlara dair ilim sahibi oldum. Eğer böyle bir şey ol-sada bana gizli olmaz” deyip Nebi (s.a.v.)e geldi: Efendimize gelince Utbe: “Ya Muhammed! Sen Hâşim analarının (doğurduğu) en hayırlı kimsesin. Sen Abdü’l Muttalib analarının meydana getirdiği en hayır­lı insansın, Sen Abdullahın anasının en iyisisin” dediysede Peygam­ber (s.a.v.) ona cevap vermedi. Utbede: “Sen niçin bizim ilahlarımıza kötü söyleyip ecdadımızı dalalette sayıyorsun? Sen bununla başkan­lık peşindeysen riyaset bayrağını(yetkisini) sana verdik. Sen yaşadık­ça reisimiz olursun. Eğer kadına ihtiyacın varsa dilediğin kureyşlinin evinden seçebileceğin on tane hanımla seni evlendirelim. Eğer mal istiyorsan sana senden sonra gelecek sülalene yetecek kadar mal to-playıverelim” dedi. Bu esnada Rasülullah (s.a.v.) susuyordu. Utbe la­fının bitirince Rasûluİlah (s.a.v.):

Bismillahirrahmânirrahîm. Hâmîro. Rahman ve Rahim olan Al­lah’tan indirilmiştir” ayetinden başlayıp “Ben sizi Âd ve Semûd kav­minin başına gelen saika gibi bir Sâika’dan sakındırdım.” (Fussıiet 1-13) ayetine kadar okudu. Bunun Üzerine Utbe onun ağzını kapatıp “aralarındaki akrabalığa ant vererek O azabdan menetmesini istedi.” Artık kendini bir nevi hapsedip ailesinin yanına bile çıkmadı..

Bunun üzerine Ebû Cehil: “Ey Kureyş topluluğu! Vallahi Utbenin Muhammedin dinine girdiğini görüyoruz. Muhammedin yemeği hoş una gitse gerek. Mutlaka bunu şiddetli bir ihtiyaca düştüğü için yapmış olsa gerek. Haydi, gelinde ona gidelim” deyip Utbe’ye geldi­ler. Ebû Cehil:

-Vallahi Yâ Utbe! Biz senin Muhammed’in dinine geçtiğini sa­nıyoruz. Eğer bir ihtiyacın varsa, sana Muhammdin yemeğine muh­taç etmeyecek kadar toplayalım” dedi. Utbe de sinirlenerek “Muham-medle bir daha konuşmayacağına dair” yemin edip onlara şöyle dedi:

-Kesinlikle biiiyorsunuzki ben Kureyşlilerin malı en fazla olan adamlarından biriyim. Ama ona şu sebeble gittim, diyerek hadiseyi anlattı. Muhammed’de bana öyle bir şeyle cevap verdiki vallahi o sözler ne sihir, ne şiir nede Kahânettir. Muhammed “Bismillahîrrah-mânirrahim. Hâmîm. Rahman ve Rahim olan Allah’tan indirilmiştir. O ayetleri bilen bir toplum için ayetleri arabca bir Kuran olarak açıklanmış bir kitaptır” ayetinden başlayıp ta “Eğer yüz çevirirlerse onlara «ben sizi Âd ve Semûd’a gelen saika gibi bir saika gelebileceginden sizi sakındırdım,1′ ayetine gelince ben ağzını kapayıp aramız­daki akrabalığa yemin vererek o azabı men etmesini istedim. Sizde kesinlikle biliyorsunuz ki Muhammed bir şey söyleyince yalan söyle­mez. Ben size bir azab ineceğinden korktum.

Bu haberi Yahya b. Mâin, Muhammed b. Füdayl’dan nakletmi tir.[76]

Dâvûd b. Amr ed-Dabbi anlatıyor: Bize el-Müsennâ b. Zür’a, Muhammed b. İshak- Nafi isnâdıyla Abdullah b. Ömer (r.a.)ın şöyle dediğini anlattı: Nebi (s.a.v.) Utbe “Hâmîm Tenzîlün minerrahmânir-rahim” ayetlerini okuyunca Utbe, kavmine gelip onlara “Ey Kavmim! Bana bu gün itaat edinde diğer sonraki günlerde beni dinlemeyin. Vallahi ben bu adamdan bu güne kadar kulaklarımın asla aynısını iş itmediği sözler işittim. Ona nasıl karşılık vereceğime aklım ermedi.

tbni İshak anlatıyor: Bize Yezîd b. Ebî Ziyâd, Muhammed b. Ku-razî’nin  şöyle dediğini söyledi; Bana haber verildiğine göre Hamza

müslüman olunca Kureyşliler Utbe b. Rabia’ya Yâ Ebâ’l Velid! Sen Muhammedle konuş demişler. O da ona gelip “Yâ Kardeşimoğlu! Se­ninde bildiğin gibi aramızda senin bir yerin sülalede bir değerin var. Sen kendi kavmiyin başına büyük bir iş getirdin. Bununla onların aralarını açtın. Akıllılarını budala sayıp bununla ilahlarını ayıpladın. Beni iyi dinlefsana bazı tekliflerim var belki bazılarını kabul eder­sin)” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.) de: “Söyle babalım yâ Ebe’l Veİîd” deyince şöyle dedi: “Eğer sen mal toplamak istiyorsan sana toplayi-verelim ki malı en çok olanımız sen ol. Eğer Şeref şân istiyorsan se­ni liderimiz yapıp kıral ilan edelim. Eğer sana gelen (melek değilde) hayalet ise seni tedavi ettirmeye uğraşalım” dedi. Sözlerini bitirince Peygamber (s.a.v.) “beni dinle” buyurunca “hadi” dedi. Efendimiz (s.a.v.) de “Bismillahirrahmânirrahîm. Hâmîrn. Rahman ve Rallim olanr Allahtan indirilmiş ayetleri açıklanmış bir kitabtır.” ayetinden itibaren okumaya başlamış. Ukbe susup dinledi. Ellerini sırtının arka­sına bırakıp onlara dayanarak Efendimizi dinliyordu. Rasülü Ekrem (s.a.v.) Secde ayetine gelince secdeye kapandı. Sonra “İşte duydun ey Eba’l Velîd! Sen bunun arasında muhayyersin” buyurdu. O da arka­daşlarının yanına doğru gitti. İçlerinden birisi: “Allah’a yemin ede-rimki Ebû’l Velîd size gittiği yüzden daha değişik bir suratla geliyor” dedi. Oturunca ona :

-Geride ne laf var? dediler: O da “Arkamda duyduğum bir laf var. Vallahi asla onun bir benzerini duymuş değilim. Vallahi o ne si­hir ne şiir ve nede kehânettir. Ey Kureyş topluluğu! Benim sözümü dinleyin. Onu bana bağışlayın bu adam ile içinde bulunduğu şeyin arasını serbest bırakıp ondan uzaklasın. Vallahi benim ondan duydu­ğum bu sözleri için ilerde çok büyük haberler meydana gelecek. Eğer araplar Muhammed’e birşey yaparsa (öldürürse) sizden başkalarının yaptığı ile yetinirsiniz. Eğer o arablara galebe ederse onun kırallığı sizin kıratlığınız onun şerefide sizin şerefiniz olmuş olur. Böylece siz Muhammed sayesinde insanların en mutlusu olursunuz” dedi. Ku-reyşlilerde “Vallahi, Muhammed seni diliyle etkilemiş” dediler. O da “İşte onun hakkında benim görüşüm budur. Nasıl uygun görürseniz öyle yapın” dedi.

Kur’an’ın_îçazı Yunus  b.  BUkeyr İbni İshak’tan naklediyor: Bana Zühri şöyle diyerek  anlattı:  “Bana  haber verildiğine  göre  bir gece  Rasûlullah (s.a.v.) evinin içinde namaz kıhyorken Ebû Cehil Ebü Süfyan ve Ah-nef b. Şerîk Rasûlullah (s.a.v.)’den bir şeyler dinlemek için çıkmışlar. Onların her biri bir yere oturmuş ve biri diğerinin yerini bilmiyordu. Sabah olunca oradan dağılıp giderlerken gittikleri yol Uçünüde buluş turunca kendi kendilerini kötülemeye başlayıp; “akılsız bir herif bizi burada görmüş olsa kalbine bir takım kötü düşünceler gelir,  artık Muhammedi dinlemeye gelmiyelim” demişlerdi. Fakat donradan yine o geceki gibi oraya geldiler. Oradan  ayrılırken yine karşılaşıp yine kendilerini kınadılar. Üçüncü gece yine aynı yol onları bir araya ge­tirince, ” Bir daha buraya gelmeyeceklerine dair” anlaşma yaptılar. Sonrada Ahnef b. Şerîk Ebû Süfyan’m evine geldi, ve ona “Muham-med’den dinlediğin Kuran hakkındaki kanaatini bana söyle” dedi. O da; “Yâ Ebâ Sa’lebe! Vallahi bildiğim şeyleri işittim. Onunla ne mu-râd edildiğini de biliyorum” dedi. El-Ahneste “senin  yemin  ettiği» zat adına bende öyle anlıyorum” dedi. Sonra Ebû Cehil’e gelip, “Se­nin görüşün ne!” diye sordu. O da “sen ne duydun, biz ve Abdimenâf oğullan   şeref   hususunda   münâkaşa   ettik.   Onlar   yedirdiler   bizde yedirdik, onlar halka binek verdi, bizde verdik. Onlar halka bahşiş dağıttı  bizde  dağıttık.  Nihayet bineklerimizin  üzerine  çöküpte  iki yarış atı halinde aynı hizaya geldiğimizde onlar, “Birde kendine gök­ten vahiy gelen bir peygamber var” deyiverdiler. Böyle bir duruma biz ne zaman ulaşabiliriz. “Vallahi ona asla inanmayacak ve tasdik etmeyeceğiz” dedi. Bunun Üzerine Ahnefte onun yanından kalkıp gitti.[77]

Yunus b. BUkeyr, Hişam b. Saîd- Zeyd b. Eşlem isnâdıyla Muğîre b. Şu’be’nin şöyle dediğini anlatır: “Rasûluliah’ı tanıdığım ilk gün ben ve Ebû Cehil yolda gidiyorduk. Birden Rasûlulah (s.a.v.) bize rastlayınca

Ebû Cehil’e; “Yâ Ebe’l Hakem! Allah ve Rasûlüne gel seni Allaha çağırıyorum” dedi. Ebû Cehil de “Yâ Muhammed! Sen ilahlarımıza.-söğmeyi bırakacakmısın? Sen ancak senin tebliğ ettiğin şeyi kabul etmemizi istiyorsun. Vallahi senin söyledikleriyin hak olduğunu bil­sem bile sana yine uymazdım” deyince Rasûlullah (s.a.v.) ondan ay-nlıp gidince Ebû Cehil döndü ve; (Vallahi onun dediklerinin doğru olduğunu biliyorum. Lakin Kusay oğulları “Ka’benin örtü hizmeti bizde” diye övündüler. “Evet” dedik “Nedve (Danışma meclisi) bizde” dediler, “evet” dedik. “Liva hizmetide bizde” dediler. “Evet” dedik “Hacılara zemzem dağıtma işide bizim” dediler. “Evet” dedik. Sonra halka yemek yedirdiler, bizde yedirdik, nihayet yarış atları birbiri ile (üstünlükte) sürtüşünce,”bizden peygamberde çıktı” dediler. Vallahi işte ben bunu yapamam dedi.[78]

[73] Hâkim 2/506, Beyhakî Delâil  2/198-199, İbni Hişâam  1/370 ve İbni İshak Essiyer’de hadiseyi senedsiz ve daha farklıca anlatır.

[74] İbni Hişâm 2/11-12 (1/270-271) -İbni İshak 150 Beyhakî Delâil 2/200-201 Nihayetü’l İreb 16/203.

[75] İbni Hişâm 2/39 (1/300) Beyhakî Delâil 2/202-203,.

Bu Nadr b. Haris Bedir harbinde müşriklerin sancaktarıydı. Farsça bilip iran eski şiirlerini arablar arasında anlatır ve “benim sözlerim Muham-medinkinden daha güzeldir” derdi. Bedir harbi esnasında esir edildi. Mek­ke’ye dönerken Esil denen yerde öldü yada öldürüldü.

Bu adam Peygamber (s.a.v)ih teyze zadesi idi. Bunun kızı yada kız kardeşi Katile  (ki Cahız el-  Beyan vet Tebyin adlı eserinde adının Leylâ olduğunu söyler) şairelerden birisidir.

[76] Delâilin Nübiivve 1/450; Uyûnü’I Eser 1/106.

[77] İbni Hişam 2/66, Beyhakî Delâü- Uyûnül Eser 1/111.

[78] Beyhakî Delâil.

      İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, Cantaş Yayınları: 1/229-236

Bir Yanıt to “Velid B. Muğirenin Kur’an Karşısında Şaşıp Kalması”

  1. Sheboygansportsdistrict8368$anchor$basketball Betting,final Four,final Four Betting,final Four Gambling,final Four Sports Book,final Four Sportsbook,march Madness,march Madness Betting,march Madness Gambling,march Madness Sports Book,march Madness Sportsb Says:

    Sheboygansportsdistrict8368$anchor$basketball Betting,final Four,final Four Betting,final Four Gambling,final Four Sports Book,final Four Sportsbook,march Madness,march Madness Betting,march Madness Gambling,march Madness Sports Book,march Madness Sp…

    Sheboygansportsdistrict8368$anchor$basketball Betting,final Four,final Four Betting,final Four Gambling,final Four Sports Book,final Four Sportsbook,march Madness,march Madness Betting,march Madness Gambling,march Madness Sports Book,march Madness Spor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: