Ömer(R.A.)’In İslam’a Girişi

Abd b. Humeyd ve diğerleri Ebû Amir el-Akadî, Hârice b. Abdillah b. Zeyd -Nafî’, İbni Ömer (r.a.) isnadıyla Nebi (s.a.v.)in şöyle buyurdu­ğunu naklederler.

“AUahım! Şu ikisinden, sana daha sevimli olan birisiyle, Ömer b.

Hattab yada Ebû Cehl b. Hişam ile İslam’a izzet ver.[2]

Böyle bir rivayet Ubeyduîlah b. Dinar aracılığıyla yine İbni Ömer’ den (r.a.) nakledildi.

Mübarek b. Ftidâle de Ubeyduîlah- Nâfi – İbni Ömer- İbni Abbas isnâdıyla Nebi (s.a.v.)in “Allahım! Ömer ile Dîne izzet ver” buyurduğunu anlatır.[3]

Abdlilaziz el-Evsî, Mâcişûn b. Ebî Seleme- Hişam b. Urve babası hz. Aişe isnadı ile Nebi (s.a.v.)’in:

 “Allahım! İslam dinine özellikle Ömer b. el-Hattâb ile izzet ver” buyurduğunu anlatır.[4]

Kays aracılığıyla fsmâil b. Ebû Hâlid de İbni Mesûd (r.a.)’m şöyle dediğini nakleder: “Ömer müslüman olduktan sonra hep izzet içinde olduk.” Bu haberi Buhari rivayet etmiştir.[5]

İmam Ahmed Müsned’inde Ebu’l Muğire-Safvân-Şüreyh b. Ubeyd isnâdıyla Ömer (r.a.)’ın şöye dediğini anlatın:

Rasüiullah’a kendimi arzetmek için huzuruna çıktım. Ama onu benden önce Mescide gitmiş buldum. Arkasından bende mescide girip dikildim. Efendimiz (s.a.v.) “El-Hâkka” suresini okumaya başladı. Kur’ ani-Kerim’in te’lifindeki güzelliğe şaşıp kalarak “Vallahi Kureyşlilerin de dediği gibi bu adam şairdir” dedim. Bu arada Rasülullah (s.a.v.):

“Şüphesiz O Kur’an ı Kerim bir elçinin sözüdür. O bir şair sözü de­ğildir. Ne az inanıyorsunuz.” (El Hakka suresi 40) ayetini okuyuverdi. İşte o anda İslam bütün benliğimi sarmıştı.[6]

Ebû Bekr, îbni Ebî Şeyhe, Yahya b. Yala el-Eslemî- Abdullah b. Müemmel- Ebuz-Zübeyr isnadı ile Câbir (r.a.)tan şöyle dediğini rivayet eder:

Ömer’in İslama girişinin başlangıcını kendisi şöyle anlatıyor. “Kız kardeşime bir gece deve boduğu toslamışti. Evden çıkıp parlak bir gece Ka’be örtüsü arasına girdim. Nebi (s.a.v.) de gelip Kabedeki Hıcr-ı İsmail’e girdi. Üzerinde küçük bir don vardı. Allah’ın dilediği kadar na­maz kıldı, ve geri döndü. O anda benzerini hiç duymadığım bir şey işit­tim. Peygamber (s.a.v.) Ka’be’den çıktı, bende peşine takıldım. Bunun üzerine “Kim o” buyurdu. “Ömerdir” dedim. O da “Ey Ömer! Beni ne gündüz nede gece rahat bırakmıyorsun” deyince ben bana beddua eder diye korkup hemen “EşhedUeltâ ilahe illallah ve Enneke Rasülullah” dedim. Nebi (s.a.v.) de a^’ j^ ^ “Ey Ömer islam olduğunu gizle” buyurdu. Bunun üzerine bende “seni hak ile gönderen Allah’a yemin ol-sunki olmaz. Şirki alenen yaptığım gibi İslama girişimi de öyle alenen yapacağım” dedim.[7]

Muhammed b. Ubeydullah b. el Munâdi, İshak el-Ezrak- Kasım b. Osman el Bısrî isnadıyla Mâlik b. Enes (r.a.)ın şöyle dediğini rivayet eder:

Ömer kılıcını kuşanıp çıkmıştı. Yolda kendisine Zühre oğullarından birisi rastladı, ve “Ya Ömer! Yönün nereye?” dedi. Ömer de “Muham­medi öldürmek istiyorum” dedi. Adam da: “Peki sen Muhammedi öldür­müş olsan Hâşim oğullan ile Zühre oğulları arasında nasıl güvenle do­laşabileceksin?” dedi. Ömer de “Seni ancak dinini değiştirmiş olarak görüyorum” deyince Adam da “Sana bundan daha fazla şaşacağın bir şeyi haber vereyim mi? Senin eniştende kız kardeşinde din değiştirdiler senin dininden ayrıldılar” dedi. Ömer de öfkeyle yürüyüp onlara geldi. Yanlarında o zaman Habbâb b. Erat (r.a.) vardı. Ömerin sesini işitince evde bir yere gizlendi. Ömer içeri girerek “bu duyduğum ses neydi” de­di. Onlar o sırada “Tâhâ” sûresini okuyorlardı. “Aramızda konuşmadan başka geçen bir ses yoktu” dediler. Ömer de “Sanıyorum siz dininizi değiştirdiniz” dedi. Eniştesi “Yâ Ömer! Eğer Hak, senin dininden baş kasındaysa” diyecek olduysada Ömer hemen üzerine atılarak onu şid­detle ayağının altına aldı. Kocasını korumak üzere kız kardeşi önüne atıldiysada Ömer ona öyle bir tokat indirdiki kadıncağızın yüzü kanlar içinde kaldı. Bunun üzerine kadıncağız büyük bir Öfkeyle: “Eğer hak senin dininden başkasında ise ne yapalım. Ben Allah’tan başka ilah ol­madığına şahitlik ederim. Ve kesinlikle Muhammedin onun kulu ve el­çisi olduğuna şahitlik ederim” dedi. Bunun üzerine Ömer (r.a.) “Bana şu yanınızdaki kitabı getirinde onu bir okuyayım” dedi. Ömer kitab oku­masını bilen biriydi. Kızkardeşi Ömer’e “Sen pissin. O Kur’an’a temiz olanlar dışında kimse el süremez. Kalk yıkan yada abdestlen” dedi. Ömer de kalkıp abdestlenerek kitabı alıp ‘Tâhâ” suresini baştan ta; «şüphesiz ben kesinlikle Allahım. Benden başka İlah yoktur. Bana tbadet et ve, Namazı benim zikrimle yerine getir” (Taha 16) ayetine kadar okuyup sonrada “bana Muhammedi gösterin” dedi. ömerin bu sözlerini işiten Habbab (r.a.) gizlendiği yerden çıkarak:

-Müjde yâ Ömer! Ben Rasülullah (s.a.v.)in çerşembe gecesi yaptığı . “Allahım! İslam ainine Ömer b. Hattab yada Amr b. Hişâm’dan bin ile izzet ver” duası­nın senin için tahakkuk etmesini umuyorum, dedi.

O zaman Rasülullah Safâdaki evin içinde gizleniyorlardı. Ömer kalkıp kapıya kadar geldi. Kapıda Hamza (r.a.) Talha (r.a.) ve bir takım insanlar vardı. Ömer’i gören Hamza (r.a.), “İşte Ömer! Eğer Allah Ömerle hayır murad etmişse müslüman olur. Eğer başka birşey murad ediyorsa onu öldürmek bize gayet kolay olur” dedi. O sırada Rasülullah (s.a.v.) içerde bulunup kendisine Vahiy geliyordu. Vahiy tamamlanınca kalkıp Efendimiz çıkıp Ömerin yanına geldi. Elbisesinin çevresi ile kı­lıç kuşağını tutup:

Ey Ömer! Allahın Velid b. Muğire’ye indirdiği rüsvaylık ve aşağılık durumu sanada indirinceye kadar hala inadından vazgeçmiyecekmisin? İşte Ömer! Allahım! İslama Ömer ile izzet ver.” buyurdu. Bunun üzeri­ne Ömer de “Eşhedü el-Lâ ilahe illallah ve enneke Abdullahi ve Rasu-lühü”dedi.

Aynı hadiseyi Yunus b. Bükeyr İbni İshak’tan nakleder. Bu rivayet­te: “Kız kardeşinin kocasının Said b. Zeyd b. Amr” olduğunu sö­ylüyor.[8]

İbni Uyeyne, Amr aracılığıyla İbni Ömer (r.a.)’ın şöyle dediğini anlatıyor. “Ben bir damın başında idim. İnsanların bir adamın basma toplanarak Ömer din değiştirdi” diye bağnştiklarını gördüm. Üzerinde ipekli kaba elbise ile Âs b. Vâil gelip: “Eğer Ömer din değiştirmişse ne olmuş ben onun komşusuyum” dedide insanlar çevresinden ayrılıp git­tiler. Ben onun hatırı sayılısına hayrette kaldım.

Bu haberi Buhârî Ali b. El Medînî yolu ile Sufyan b. Uyeyne’den  nakleder. [9]

Bekkâî’nin demesine göre İbni İshak, Nafi aracılığıyla İbni Ömer’in (r.a.) şöyle dediğini anlatır: “Ömer İslam’a girince Kureyşlilerin en iyi laf nakledeni kim?” diye sordu. Kendisine “Cemîl b. Ma’mer el-Cüme-hi” dir denilince onun yanma gitti. İbni Ömer derki: Bende peşi sıra gittim. O zaman aklı ermeye başlamış bir çocuk idim. Ömer (r.a.) onun yanma gelince “biliyormusun ben müslüman oldum” dedi. Vallahi Ce­mîl ona hiç cevap veremeyip elbiselerini sürüyerek kalktı. Mescidin kapışma geldiğinde olanca sesiyle bağırdı. “Ey Kureyş topluluğu! Bilinizki Hattab oğlu din değiştirdi. (Sabîî) oldu. Ömer de bu sırada onun arkasından “Yalan söylüyor ben ancak İslam’a girdim” dedi.

Bunun üzerine oradakiler Ona saldırdılar. Nihayet onlar birbiriyle çarpışa çarpışa, gün başlan üzerinde yükseldi. Nihayet Ömer (r.a.) yorulup oturunca diğerleri baş ucuna toplandılar Ömer onlara “diledi­ğinizi yapın! Allah’a yemin ederimki biz üçyüz kişi olmuş olsaydık mutlaka onu sizin için yada siz bizim için terkederdiniz.” dedi. Onlar böyle iken üzerinde alacalı yemen hüllesi ile alaca çizgili bir gömlek bulunan herif gelip başlarına dikildi ve onlara “Bu ne hal?” dedi. “Ömer din değiştirdi” dediler. Adam da “Ne var bunda! Adam kendisine bir şey tercih etmiş siz ne istiyorsunuz, siz Ka’b b. Adiy oğullarının onu size teslim edeceğinimi sanıyorsunuz. Adamı bırakın” dedi. (İbni Ömer derki) Vallahi sanki Ömerin üzerinden açılıveren bir elbise gibi oluverdiler. Medine’ye hicret ettikten sonra babama “Babacığım Ku-reyşlileri etrafından azarlayarak dağıtan adam kimdi?” dedimde “Âs b. Vâil di” dedi.

Haberi İbni Hibban Cerir b. Hazim yoluyla İbni İshak’tan nakleder.[10]

İshak b. İbrahim b. el Huneynî, Üsâme b. Zeyd b. Eşlem, babası ve dedesi[11] isnadıyla dedesinin şöyle dediğini anlatır. Bize Ömer (r.a.) şöylece anlattı:

-Ben Allah Rasülüne insanların en amansız düşmanı olanlardan biriydim. Sıcak bir gün öğle vakti ben Mekke yollarından birinde gider­ken bana bir adam rast gelip “Hayret sana ey Hattab oğlu! Sen kendini şöyle şöyle sanıyorsun Halbuki İslam senin evinde koynuna girmiş” de­di. “Bu da ne ola” dedim. “Kızkardeşin müsluman olmuş” dedi. Öfkeyle oraya döndüm ve kapıyı çaldım. Meğer o zaman malı mülkü olamayan bir iki kişi müsluman olursa, Rasüluüah onları durumu iyi olanlara teslim eder onlarda hane sahibinin yemek fazlasıyla geçinirlermiş. Kız kardeşimin kocasmada yardım etmesi için iki kişi vermiş. Ben kapıyı çalınca “buda kim?” denildi. “Ömerdir” denilince acele kalkıp benden gizlendiler. Onlar önlerine alıp okudukları bir sahifeyi bırakmış yada unutmuşlardı. Bacım kapıyı açtı. Ben “Bire kendi canının düşmanı! Di­ninden döndünmü?” diyerek elimdeki bir şeyi basma vurdum. Kan ak­maya başladı. Kız kardeşim ağlayarak: “Ey Hattab oğlu! Elinden ne ge­liyorsa yap, işte ben din değiştirdim” dedi.

Ömer devamla derki: Ben içeri girip divanın üzerine oturdum ve O sahifeye bakıp “bu ne! Ver şunu” dedim. Bacım da “sen onu almaya hakkı olmayan birisin. Sen cünüplükten temizlenmedin. Bu kitap ise kendisine ancak temiz olanların el sürebileceği bir kitaptır.” dedi isede ben ısrarımdan vazgeçmeyince onu bana uzattı. Ben sahifeyi açtım. Ne göreyim içinde “Bismillahirrahmânirrahim” yazmıyormu! Okurken rast geldiğim Allah (c.c)’nun her isminden ürküntü duydum! Sahifeyi elimden bırakıp kendi kendime düşünüp tekrar sahifeyi elime aldım ve “Allaba ve Rasülüne inanın” ayetine kadar okudum ve “EşhedU el-Lâ ilahe illallah” dedim. Bunun üzerine koşarak yanıma gelip AllahU ekber diyerek “Müjdele haydi! RasUlullah (s.a.v.) pazartesi günü dua edip: “Allahım şu ikisinden sana daha sevimli olanı ile ya Ebû Cehil ya Ömer ile İslam’a izzet ver” buyurmuştu dediler ve beni Safa’nın aşağı tarafındaki Rasulullahın bulunduğu bir eve götür­düler. Ben yukarı çıkıp kapıyı çaldım. “Kim?” diye sordular. “Hattaboğ-lu” dedim. Onlar benim Rasülullaha karşı ne amansız bir düşman oldu­ğumu biliyorlardı. Hiç kimse kapıyı açmaya cesaret edemedi. Nihayet Rasûlullah (s.a.v.) “Ona kapıyı açın, eğer Allah onunla hayır dilemişse onu hidayete erdirir’1 buyurduda öyle açtılar. İki adam kollarımdan tu­tarak beni Nebi (s.a.v.)’e getirdiler. RasulUllah (s.a.v.) “Onu bırakın” buyurdu ve benim gömleğimin yakalarını tutup beni kendine çekti son­rada:

«Müslüman ol, ey Hattab oğlu! Alla­hım ona hidayet ver!» buyurdu. Bunun üzerine ben Şahadet kelimeler­ini söyleyince Müslümanlar öyle bir tekbir getirdilerki ta Mekke soka­klarından duyuldu. Halbuki o zaman gizleniyorlardı. Döven ve dövü­lenlerden istediğim herkesi gördüm ama bana bu dövme dövülme ha­disesinden hiç bir zarar ulaşmadı. Ben kalkıp dayım (Ebû Cehl)’a gel­dim. Kavmi arasında şerefli biriydi. Kapısını çaldım “Kim O” dedi. Bende, “Ömer dir. Dinini değiştirdi.” dedim. “Öyle yapma” deyip içeri girdi ve kapıyı yüzüme kapadı. “Bu bir şey sayılmaz” deyip Kureyş ulu­larından birine gittim ve dışardan ona seslendim. Dışarıya çıkınca ay­nen dayıma söylediklerimi önada tekrarladım. O da bana aynen dayım gibi konuşup içeri girip kapıyı yüzüme kapadı. Kendi kendime “Buda bir şey sayılmaz Müslümanlar dayak yiyorlar halbuki bana dokunulma-makta” dedim. Adamın birisi “Müslüman olduğuyun bilinmesini ister-misin?” diye sorunca “Evet” dedim. O da “Öyleyse insanlar (Ka’bede-ki) Hıcrı-İsmâil’de toplandıklarında falancaya git- O falanca dediği sır tutmayan biriydi ve: “Seninle Onun arasındaki durumu anlatıp ben din değiştirdim” de. “Zira o sırrı pek az saklayan biridir.” dedi. İnsanlar Hicri İsmail’de toplandıkları sırada ona gelip benimle efendimiz ara­sında geçen olayı anlatıp “Ben din değiştirdim” dedim. “Gerçekten öyle yaptınmı?” dedi. “Evet” diye cevap vedim. Bunun üzerine o olanca sesi  ile :

-Hattabın oğlu din değiştirmiş, diye bağırdı. Bunun Üzerine orada­kilerin hepsi benim üzerime çullandılar. Bu halde adamlar toplanmış onlar bana ben onlara vurmaya devam ediyordumki dayım: “Bu cemaat neyin nesi?” diyerek çıka geldi. Kendine “Ömerdir, dinden dönmüş” denilince Hicrin üzerine çıkıp elbisesinin yenleri ile-koruma işareti yaparak; “Dinleyin! ben bacımın oğlunu himayeme aldım” dedi de, etrafımdan açılıp gittiler. Daha önce müslümanlardan dövüp dövülen hangi adamı dilemişsem onu görmüştüm. “Müslümanların başına gelen herşey benimde başıma gelmedikçe buda birşeymi?” dedim. Dayıma geldim ve “senin himayen sana geri verildi” dedim. Böylece Allah (c.c) İslam’a kuvvet verene kadar dayak atıp dayak yiyerek günlerimi geçir­dim.[12]

Zayıf bir isnadla nakledildiğine göre İbni Abbas (r.a.) şöyle demiş; Ömer (r.a.)’a “Sana ne diye (Fârûk) ad verilmişti?” diye sorduğumda bana şöyle cevap verdi:

-Hamza benden üçgün önce İslama girmişti. Bende Ka’be’ye git­tim. Ebû Cehil koşup geldi ve Nebi (s.a.v.)e sövdü, saydı. Hamza’ya du­rum haber verilmiş. O da okunu yayını alıp Ka’be’ye gelip içlerinde Ebû Cehlin de bulunduğu topluluğa geldi, Ebû Cehle karşı yayına dayanıp ona bakmaya başladı. Ebû Cehil, Hamza’nın yüzündeki şerli vaziyeti anlamıştı. Ona, “Sana ne oluyor ey Ebû Umara?” der demez Hamza yayını kaldırıp boynunun etrafındaki damarlara vurarak onu parçaladı ve kan akmaya başladı. Daha büyük bir kötülük olur korkusuyla Kureyşliler sulh yaptılar. Rasûlullah (s.a.v.) o zaman Mahzum oğulların­dan Erkam b. Ebi’I Erkamın evinde gizleniyordu. Hamza da onun yamna gelip müslüman oldu. 8u hadiseden henüz UçgUn geçmiştiki ben Mahzum oğullarından falancaya rastlamıştım. Ona “Ecdadıyın dinin­den aynlıpta Muhammedin dininemi girdin?” dedim. O da. “Eğer ben böyle yaptımsa senin Üzerinde hakkı benden daha fazla olan kimsede öyle yaptı” dedi. Ben, “kimmiş O ?” dedim. “Bacın ile enişten” dedi. Bende hemen oraya gittim ve içeride birtakım iniltiler işittim. İçeri gi­rip “bu ne?” diye sordum. Aramızda münakaşa böyle sürüp giderken eniştemin kafasından kavrayıp onu duvara vurdum ve başını yarıp ka­nattım. Bunun üzerine bacım üzerime saldırıp başımdan tutarak bana “Sana rağmen bu böyle olmuştur” diye bağırdı. Bende kanı gördüğüm için utanmıştım. Oturup, “şu kitabı bana bir gösterin” dedim. Bacım “ama onu temiz olanlardan başkası tutamaz” dedi. Kalkıp yıkandım. Onlarda bana içerisinde; “Bismillahirrahmânirrahim” yazılı bulunan bir sahifeyi çıkarıverdiler. Kendi kendime “ne güzel ne temiz isimler” diyerek “Tâhâ. Biz sana Kur’anı eziyet çekesin diye indirmedik” ayetinden itibaren  “Gü­zel isimler hep ona aittir” (Taha 1) ayetine kadar okudum. Göksümde bu işi gayet muazzam buldum. Kendi kendime “Kureyş bundan mı ka­çıyor?” deyip hemen müslüman oldum. “Rasülullah (s.a.v.) nerede?” dedim. Bacım “O Erkam’ın evindedir.” dedi. Bende oraya gidip kapıyı çaldım. Oradakiler biraraya gelmişlerdi. Hamza da “size ne oluyor?” demiş. Onlarda “Ömer geldi” demişler Hamza da “Ve Ömer ha? Haydin ona kapıyı açıverin. Eğer kabul ederse bizde onun gelişini kabul ederiz. Yok eğer red ederse onu öldürürüz”‘ dedi. Rasülullah (s.a.v.) bu konuş maları işitince “Ne oluyor size?? dedi. “Ömer geldi” dediler. Bunun üzerine Rasülullah (s.a.v.) dışarı çıktı. (Ömerin elbise uçlarını tuttu ve onu kendine öyle şiddetli çektiki nerdeyse dizüstü yere çöke yazdı. Ona “hâla vazgeçmeyecekmisin ey Ömer?” buyurdu.[13]

Bunun üzerine Ömer Şehâdet getirdi. Evde bulunanlar durumu gö­rünce öyle bir tekbir getirdilerki ta Mescidi Haram’dan duyuldu. Ömer devamla derki: Ben, “Yâ Rasûlallah! Biz hak üzere değilmiyiz?” dedim “Evet” buyurdu. Bende “öyleyse bu saklanma niye?” dedim. (Vallahi Seni Hak İle Gönderen İçin Elbette Mescide Çıkacaksın)[14]

Ben Rasülullah (s.a.v.)ın bir yanında, Hamza öbür yanında olarak çıktık ve Mescidi Harama girdik. Kureyş bana ve Hamza’ya bakıyorlar­dı. Onlara (şimdiye kadar hiç başlarına gelmeyen) büyük bir üzüntü çökmüştü. İşte Rasülullah (s.a.v.) beni “Faruk” diye adlandırdı. Hak ile batılın arasını ayırdı.

Vakidî, Muhammed b. Abdillah Zührî isnadiyla Saîd b. Müseyyebin “Ömer kırk adam ve on kadından sonra İslam’a girdi. İslam’a girdiğinde İslam Mekke’de açıkça ortaya çıktı.” dediğini anlatır.

Vakidî de Ma’mer aracılığıyla Zührî’nin: “Ömer (r.a.) Efendimiz’in (s.a.v.) Erkam’ın evine girdikten ve kırk küsur kadın erkek müslüman olduktan sonra İslama girdiğini ve Ömer’in müslüman olması üzerine Cebrail’in indirilip “Yâ Muhammed! Sema ehli Ömerin müslüman oluşunu müjdeliyor” dediğini nakleder.[15]

Yunus b. Bükeyr, İbni İshak’tan: “Ömerin İslam’a girişi ashabdan Habeşistan’a göç edenlerin yolculuğundan sonra olmuştu” dediğini an­latır.[16]

Yine İbni İshak AbdUrrahman b. el Haris- Abdü’l Aziz b. Abdillah b. Âmir b. Rabia isnadıyla Anası Leyla’nın şöyle dediğini anlatır:[17]

-Müslüman oluşumuza en çok kızan kimse Ömer idi. Habeşistan’a gitmek Üzere hazırlandığımızda Ömer bana geldi. Bende devemin üze­rinde hareket etmek üzereydim. Bana “Nereye ey Ümmü Abdillah?” dedi. “Dinimizden dolayı bize eziyet ettiniz. Bizde Allahın toprakların­dan Allahin kullarının eziyet görmeyeceği bir yere gidiyoruz” dedim. “Allah yoldaşınız olsun deyip” gitti. Kocam Âmir b. Rabîa gelince ona Ömer b. Hattabta gördüğüm ince yürekliliğini anlattı. O da “Onunda müslüman olacağınımi umuyorsun yoksa?” dedi. “Evet” dedim. Kocam­da “Vallahi Hattabın eşşeği müslüman olana kadar o müslüman olmaz” dedi. Bununla onun müslümanlara karşı ne acımasız bir düşman oldu­ğunu kasdediyordu.[18]

Yunus İbni İshaktan “Müslümanlar o gün kırk küsur erkek ve onbir kadın idi” dediğini anlatır.[19]

[2] Müsned 2/95, Tirmizî 3681-383, Hakim 3/502, Hilye 5/361, İbni Sa’d 3/269, İbni Hibban Sahih (El:- İhsan) 6842. Taberanî aynı haberi iyi bir İsnad ile 10/197’de Mücâlid, Sabi, Meşruk isnadıyla Abdullah b. Mes’ ud (r.a.)’tan naklederki, Mücâiid b. Said dışındaki raviierin hepsi Btıharinin ricalidir. Mücalid’i İbni Main.İmam Ahmed, Nesâi Dârakutnî, Yahya b. Said’e day­anarak Buharî zayıfça biri olarak saymış Hâlid et-Tahhan da Köfe’ye ge­lişinde Mücalidin hadisini gelmişken “niye alıp yazmıyorsun” diyenlere “Çünkü onun sakalı uzundur.” cevabını vermiştir. Müslim onu mutabaatta ravi olarak alırsada sadece onu hüccet saymaz. Haberi müellifin isnâdıyla Beyhakî Delâilinde  2/216’da nakleder.

[3] İbni Sa’d 3/267, Hakim 3/83, Hakim’in hadisi “Buharî ve Müslim rivayet etme m işi erse de sahihtir” demesine Zehebî telhisinde Şebâbe’nin rivayet ile (İslam yerine din dendiği rivayet ile) teyid edip “sahih” diye katılır.

[4] îbni Mâce 105, Hatib Tarihi Bağdâd 4/54 Beyhakî Sunen-i Kübrâ 6/370 Hâkim 3/83, îbni Hibbân (el İhsan) 6843, Fesevî Ma’rife vet- Tarih 3/266. Bu isnadı zayıf bir hadistir. Her ne kadar Hakim ve İbni Hibban pnu sahih saysada bu isabetsiz olsa gerek. Zira Mâcişun lakablı Abdü’ İmelik b. Abdi’l Aziz’ i bazıları sika-saysada bazı âlimlere göre o der­ecede değildir. Hem diğer bir rivayetinde de Müslim b. Hâlid ez-Zencî’yi Buharî, Ebû Hatem ve Nesâi gibi otoriteler zayıf ve münker olarak anar­lar İbni Hibban’in bu durumda tashihi zayıf kalır. Zaten Hakim’de hadisi önceki habere kıyasla sahih saymaktadır. İbni Adiy’de el-Kâmü’de haberi bu zatın rivayeti olarak tenkid eder 6/2312.

[5] Buharî 62/6 63/35; Beyhakî Delâil 2/215; Hâkim 3/84, İbni Hibban el İhasan 9/17, İbni Sa’d 3/269. İbnü’l Cevzi Menâkıbı Ömer s.18 ilel 2345, İbni Hibban Sire & 90 İSa’d 3/270.

[6] Müsned 1/17 Uyûnü’l Eser 1/125, Sıfatüs Safve 1/268, Bu haberdeki rical­ler sika isede senedde inkit’a vardır. Zira Şüreyh h Ubeyd Muâviye (r.a.)’a yetişip ondan nakil yaparsada Hz. Ömer’e (ta.) yetişmediği kesindir. Haberi aynı isnadla Taberâni de Mu’cemü’l Evsat’ında rivayet ediyor.

[7] İbni  Ebî Şeybe  Musannef 14/319;  İbnü’l  Cevzi Menâki-ı Ömer 15  Ebû Nuaym Hilye l/40.

[8]  İbni  Hişâm  2/95,  İbni  İshâk  sayfa  181   Beyhakî Delâü   2/219  İbni  Sa’d 3/267.  Uyûnü’l  Eser  1/122  Nihayetül   İreb 16/253,  Sıfatüs  Safve  1/269. İbni Hibbân Sire 88-90.

[9] Buharî  Menâkib   63/35;   Beyhakî   Delâil   2/419,   îbnii’l   Cevzî  Menâkib-ı Ömer 15.

[10] İbni Hişâm 2/97; İbni İshak 184; Uyûnüt Tarih 1/77; Nihayetü’l İreb 16/256;

[11] Bu Usâme, Efendimizin hizmetiçisi Zeyd (r.a.) in evladı olan Üsame ile karıştırılmasın. Bu zat Hz. Ömer’in kölesi Eslem’in oğlu olan Zeydin ço­cuğu olup hıfzı cihetiyle tenkid edilir. Bundan nakleden ravi İshâk h ibrahim de zayıftır.

[12] Beyhakî aynı isnad ile 2/216, İbnü’I Cevzî Menakıb-i Ömer la Üsdü’l Gâbe 4/54, Bezzâr bu hadisi Müsnedinde 279 no ile alır ve “Bu hali ve bu isnad ile sadece İshak b. İbrahim el-Humeynî’nİn rivayet ettiğini buna rağmen Ömerin islam oluşunda bundan daha iyi bir isnad yapılmadığını” söyler. Ebû Nuaym Hilye 1/41. Hadisi Taberanî Kebîrinde aynı isnadla na­kleder. Heysemi Keşfü’l Estar 3/169-(2493) ve Zevâidin’de 9/63 Bezzar’ dan nakledip Üsame b. Zeyd’İn zayıf olduğunu söyler. Ebû Nuaym da Hi-lyesinde 1/41 aynı isnadla verir.

[13] Bu ilave Ebû Nuaym’ın Hilyesindeki metne göredir.

[14] İbni Ebû Nuaym rivayetine göredir.

[15] İbni Sa’d Tabâkat 3/269.

[16] İbni Sa’d Tabâkat 3/269.

[17] Siyer ve Megazi İbni İshak sayfa 181.

[18] İbni İshak 181, İbni Hişam 2/95, Uyunüttârih 1/75, Beyhakî Delâil 2/221.

[19] İbni İshak 184 Beyhakî Delâil 2/222, İbni tshâk ve ondan nakille Beyhakî .bunu senedi olmadan verirsede İbni Ebî Şeybe Musannefinde 13/47 (15712no) ve 14/320 (18449nolu) hadisinde Abdullah h Idris Husayn -Hilal b. Yesâf isnadıyla aynı bilgileri aktarır. Yine İbni Sa’d Tabakatmda (3/2699) Vakİdî, Muhammed h Abdillah, Zühri isnadı ile Said b. Müseyyebinde aynı bilgiyi «…ve On kadın idi» şekli ile bildirir ki, bu önceden metinde geçti.

      İmam Zehebi, Tarihü’l – İslam,  1/259-270

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: