Ruh Meselesi

Dâvûd b. Ebî Hind, İkrime isnadıyla sevkettiği hadisinde Yahya b. Ebî Zaide İbni Abbas (r.a.)’m şöyle dediğini nakleder:

Kureyşliler yahudilere gelip bize bir takım bilgiler verin de şu adama onları soralım dediler. Yahudiler de “ona Ruhu sorun” dediler. Bu olay Üzerine:

“Sana Ruh hakkında soruyorlar. Deki Ruh Rabbimin emrindedir. Ve size (o konuda) az bir bilgi verilmişdir.” (Îsra85). Bu ayeti okuyan yahudiler “Bize İlimden az birşey verilmiş ha! Halbuki bize içinde Allahm hükmü bulunan Tevrat verilmiştir. Kime Tevrat verilmişse gerçekten ona pek çok hayır verilmiştir” diye itiraza kalktılarsada bu kerede “Deki: Rabbimin kelimeleri(ni yazmak) için denizler mürekkeb olsa Rabbimin sözleri daha tü­kenmeden bir o kadarını da yardıma getirsek bile yine) deniz tüke­nirdi” (Kehf 109) ayeti indirildi. Bu sahih bir isnaddır.[80]

Yunus b. Bükeyr İbni İshak’tan şöyle nakleder. Bana Mekkeli bir adam Said b. Cübeyr yoluyla İbni Abbas (r.a.)’tan şöyle nakleder: “Kureyş müşrikleri Nadr b. el Haris ile Ukbe b. Ebî Muayt’ı, Medine yahudilerine yolladılar. Onlara da “Muhammed hakkında onlara sorun bakalım onlarada Muhammedin sıfatını beliritip görüşlerinide onlara haber verin çünki ilk kitab ehli insanlar onlardır. Onlar da bizde ol­mayan bilgiler vardır.” diye tenbih ettiler. Bu ikisi kalkıp Medine’ye geldiler ve Yahudi âlimlerine Rasülullah (s.a.v.) hakkında sorular yöneltip onlara peygamber (s.a.v.)in dinini ve bir takım görüşlerini açıkladılar. Yahudi alimleride onlara “Muhammed’e size belleteceği­miz şu üç şeyi sorun. Eğer onları size anlatabilirse O Allah tarfın-

dan gönderilmiş bir peygamberdir. Yok cevap veremezse o adam kuru iddiacıdan başka birşey değildir.” dediler.

1- Ona eski çağlarda yaşamış olan gençleri (ashabı Kehf’i) onla­rın hikayelerindeki esası sorun. Zira bu hadise arabiar için çok acayib bir olaydı.

2- Yine ona yeryüzünün doğusunada batısınada varan seyyah kişi (Zülkarneyni) ile ona dair haberleri sorun.

3- Ona ruhun ne olduğunu sorun, dediler. Bu bilgileri alan ikisi doğruca Mekke’ye geldiler ve “Ey Kureyş topluluğu! İşte Muhammed ile sizin aranızda ayrım yapabilecek bir bilgiyi size getirdik. Yahudi âlimleri bu bilgileri Muhammed’e sormamızı tavsiye etti” dediler. Bir­likte Rasûlullah (s.a.v.)’e gelip:

-Ey Muhammed! hadi şunlara cevap ver bakalım diyerek, sorula­rını yönelttiler. Peygamber (s.a.v.) de “Size yarın bildilereyim” diye­rek “inşaallah” diye istisna yapmadı. Müşrikler geri döndüler. Rasû­lullah böylece önbeşgün bekİediysede Aliah (c.c)’tan bu konuda ken­disine herhangi bir vahiy gelmedi. Cebrail inmedi. Nihayet Mekke halkı kötü söze dalıp “bize yarın diye söz verdi, bugün ise onbeşinci gün oldu” dediler. Vahyin duraklaması Rasülü Ekremi mahzun etmiş ti. (Mekkelilerin kendi hakkında konuştukları şeyler ona pek ağır gel­mişti.) Daha sonra Cebrail, içerisinde peygamberin bu üzülmesine Allanın hitabı gençlerin ve seyyahın haberİeride bulunan[81] Eshab-ı Kehf suresini indirdi ve “Sana ruh hakkında soruyorlar. Deki Ruh Rabbİmin işlerlindedîi.” (Esra 58)[82]  buyurarak soruları açıkladı.

îbni Mesudun haber verdiği hadise gelince. Orada yahudilerin Ruh konusundaki sorularının Mekke’de değil Medine’de olduğunu gös­termektedir.[83]

Belkide bu soru iki defa tekrarlanmıştır.[84]

Cerir b. Abdü’I Hamid A’meş- Cafer b îyas Said b. Cübeyr isnadıyla İbni Abbas (r.a.)’tan şöyle dediğini anlatır:

Mekke halkı Efendimiz’den Safa tepesini kendilerine altın yapma­sını Mekke’deki dağları da kendilerinden uzaklaştınvermesini (böylece dağların yerinde ziraat yapılabilmesini) istediler. Bunun üzerine Allah (c.c):

«Ey Muhammed dilersen bu istediklerini onlara vereyim. Ama bundan sonra küfrederlerse kendilerinden önce küfürleri yüzünden helak edilen milletler gibi yok edilecektirler. Yok dilersen onlara mühlet vereyim» buyurunca, Rasülullah (s.a.v.) de “Helak değil aksine! onlara mühlet ver” buyurdu. Bununu üzerine Al­lah (c.c) de:

“Bizi önceki (geçen millet)lerin (ayetleri) yalanlamalarından baş ka hiç bir şey ayetler (mucizeler) göndermekten alakoymadı. Semûda açık bir mucize olarak (dişi deveyi) verdikte bununla zulmettiler. Halbuki mucizeleri korkutmaktan başka bir gaye için göndermedik”

(Esra 59) ayetini indirdi.

Bu sahih bir hadistir. Yine bu hadisi Seleme b. Küheyl, İmran aracılığıyla İbni Abbas (r.a.)’Un Eyyûb da Saîd b. Cübeyr aracılığıyla İbni Abbas’tan rivayet etmiştir.[85]

[80] Buharî tlim 1/40; Tefsir 5/228; Tevhid 8/188; Müslim 2794; Tirmizî 5148; Müsned 1/255- 389 410 444; Beyhakî Delâil 2/269; Taberî Tefsir 15/156,

[81] “Demek önler bu söze inanmazlarsa onların ardında (insansınlar diye uğra şarak) kendini helak edeceksin ha” (Kehf 6) ayetine işarettir.

[82] İbni Hişam  î/329; Beyhakî Delâil  2/270; Uyunul Eser 1/108; Nihayetü’l İreb 16/221.

[83] Bu Beyhakî’nin görüşüdür. Bak. Delâil 2/271 Zehebî uzatmamak için İbni Mes* ud hadisini vermez ise de bizim gibiler için gerekli olduğundan İbni Mes’ûd hadisini veriyoruz. İbni Mes’ûd derki:

Peygamber (sa.v)le beraber Medine’de bir tarlada yürüyordum. Efendimiz bir hurma dalına (baston gibi) dayanıyordu. O sırada Yahudilerden bir gu­ruba rast geldik. Onlardan birisi “Ona ruhtan” sorsanız ya?” dedi. Biriside “Ona sorarsınız ama size hiçde hoşlanmayacağınız bir cevap duyurur” de­di, {sonra sormaya karar verip) “Ey Ebû’I Kasım! bize Ruhu anlat” dediler. RasüluIIah (s.a.v) onlara cevap vermeden başını kaldırıp o saat öylece durdu. Bizde kendisine Vahiy geldiğini anladık. Nihayet vahiy hali geçince Efendimiz “Ruh Rabbimin emridir. Ve size bu ilimden pek az bir şey ver­ilmiştir.” buyurdu. Bu siyak Nesâî’nin Sünen-i Kübrasındaki 6/383 te 11299 nolu A’meş İbrahim- Alkeme -Abdullah b. Mes’ ud isnadlı hadistir. Buharı aynı isnadla itisam 96/3 (h. no 7297) de Müslim aynı isnadla 2152’de aynı haberi ufak tefek farkla nakleder. Ebû Ya’la 5390; Müsned 1/444; Taberî 15/155 İbni Hibban 97.

[84] Zehebî Merhumun bu görüşü itiraza açıktır. Zira İbni Mes’ ud hadisi bu konuda en sahih haber dir. İbni İshakm haberi ise meçhul bir Mekkeli’ den zayıf bir isnaddır. İki haberi te’lif İçin bu yola başvurmaya ne hacet var. Hem İbni Mes’ut hadisinde Yahudiler sorunca Efendimiz tâ vahiy ge­lene kadar beklemiş oluyor. Eğer Ruh ayeti Mekke’de inmiş olsaydı. Efen­dimizin cevab için beklemesinin anlamı olmazdı. Zira Peygabere “unut­mak” isnadına sebeb olurdu.

[85] Beyhakî Delâil 2/271 2273 Beyhakî Müellifin işaret ettiği rivayetleri ayrı ayrı nakleder. Eyyûb – Said b. Cübeyr İbni Abbas İsnadında “Dilersen on­lara tevbe ve rahmet kapısını açayım” buyurunca Nebi (&a.v) de “Onlara tevbe rahmet kapısını” açıver dediğini anlatır. Bu aynı zamanda İmam Ahmedin 1/345’teki rivayetidir.

      İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam,  1/309-312

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: