İkinci Akabe Bîatı

Yahya b. Süleym et-Tâi ile Dâvud el-Attar anlatıyorlar:
-Metindeki ifade Dâvûd’unkidir. Bize Huseym Ebû’z ZUbeyr el-Mekkî aracılığıyla Cabir’den (r.a) şöyle nakletti:
-Rasülü-Ekrern (s.a.v) tam on yıl boyunca hac mevsimleri nde hacca gelen hacıların oradaki konaklama yerleri olan Mecenne, Ukaz, Mina gibi yerlerinde peşlerine düştü durdu. Onlara:
Risâlet emânetini tebliğ edinceye kadar beni barındırıp, bana yardım edene Cennet vardır” buyuruyor ama hiç bir yardımcı bulamıyordu. Öyleki ta Mudar’dan yahut Yemen’den kalkıp Hac için yola çıkacak olsa bir yakını yahut kendi kavminden bir takım insanlar gelip onlara, aman şu Kureyşli delikanlıdan sakın da senin aklımda karıştırmasın O onların kervanları arasında dolaşarak onları Allaha çağırır durur diyerek Efendimiz (s.a.v)e işaret ederlerdi. Bu iş Allahın bizi Medine’den Ona yolladığı zamana kadar sürdü. Artık bizden Efendimizi n yanma gidenler ona iman ediyor, oda onlara Kur’an öğreterek ailesinin yanma dönüyor, âileside onun eliyle müslüman oluyordu. Artık Medine’de her evde İslam olduğunu açıkça söyleyecek bir kaç kişi bulunuyord u. Sonra aramızda yetmiş kişilik bir kongre toplayıp:
“Rasül-U Ekrem’i Mekke dağlarında korkulu bir halde insanlara da’vet yapacağım diye dolaşıp durmasına daha ne kadar seyirci kalacağız.” deyip Hac mevsiminde bineklerim ize atlayıp yanına vardık. Rasûlullah (s.a.v) buluşma yerimizi Akabe koyağı olarak bildirdi.

 

Bizde birer ikişer oraya gelerek Efendimizi n yanında toplandık. Kendisine “Yâ Rasûlaîlah! Sana ne üzerine biat edeceğiz?” dedik. Efendimiz de şöyle buyurdu:
“Bana zinde halinizded e, tenbel halinizded e dinleyip itaat etme, varlıkta da darlıkta da nafaka verme, iyiliği emredip kötülüğe engel olma, Allah için söz söyleme bu hususta hiç bir kınamaya aldırmama, Medine’ye yanınıza gelince bana yardım etme, kendinizi, eşlerinizi ve çocuklarınızı koruduğunuz şeylerden benide koruma şartıyla bana biat edeceksini z, Cennet de sizin olacaktır”
Bizde, “biat ediyoruz” dedik. Bu yetmiş kişinin benim dışımda yaşça en küçüğü olan Es’ad b. Zürâra (r.a) Efendinizi n elinden tuttu, ve şöyle dedi:
«Yavaş olun ey Yesrib halkı. Biz bineklerim izi bu zata ancak Allahın RasûlÜ olduğunu bildiğimiz için sürüp geldik. Bu gün Efendi-miz’i (s.a.v) Mekke’den çıkarıp götürmek “bütün arablardan kesinlikle ayrılmak, iyileriniz in katledilme si kılıçların sizi biçmesi” demek anlamındadır. Siz bu durumda kılıçlar sizi biçerken sabreden, en iyilerinin ölümüne tahammül gösteren bütün arab kabileleri nden ayrılmayı göze alan bir topluluk olacak iseniz haydi Muhammed’ın (s.a.v) elini biat etmek için tutunuz. Mükâfatınızıda Allah versin. Ama siz kendi canınız için korkacak olursanız onun elini tutmaktan vazgeçin. O da sizin için Allah katında mazeret beyan etsin.»
-Bunun üzerine bizde “elini çek ya Es’ad! Vallahi biz bu biattan ne vaz geçer nede ondan ayrılırız” deyip hepimiz birden ayağa kalkarak tek tek Efendimize (s.a.v) biat etmeye başladık, oda belirttiği şartlarıyla biatimizi alıp buna karşılık bize Cennet va’dinde bulunuyord u. [396]
Hadisin öbür ravisi Yahya kendi rivayetini n ortasında şu ilâve bilgiyi verir. Amcası Abbas bunu görünce Efendimize “Kardeşim oğlu! sana gelen bu kavim neyin nesi bilmiyorum . Oysa ben Yesrib halkı hakkında bilgisi olan biriyim” dedi. Bizde birer ikişer kişi olarak yanına vardık. Abbas yüzümüze bakınca: “Ben bunları tanıyamadım.
Bunlar yeni yetme nesil olsa gerek” dedi. Bizde “Yâ Rasûlallah! Sana hangi şartlarla biat edelim” dedik….. [397]
Ebû Nuaym de Delâilinde Zekariyya aracılığıyla Şa’bî’den bu konuda şu bilgileri aktarır: Efendimiz (s.a.v) amcası Abbasla birlikte Akabe koyağındaki ağacın altında toplanan yetmiş kişilik Ensar topluluğunun yanma geldi, ve Onlara:
“Sözcünüz konuşsun. Ama sözünü uzatmasın. Zira Müşriklerin casusları sizi gözlüyor” buyurdu. Es’ad b. Zürâra (r.a)ta “Yâ Muhammed! Sen Rabbin için isteyeceks en onu iste. Sonrada kendin için iste. Bizden ne isteyeceks en onu da isteyip sonrada Allah’a karşı bizim görevimiz ne ise bize onu haber ver,” dedi. Rasûlü Ekrem (s.a.v) de:
«Rabbim için ona ibâdet edip hiç birşeyi Ona ortak koşmamanızı, kendim ve Sahabem için kendinizi savunduğunuz bütün şeylerden bizi savunup barındırmanızı istiyorum» buyurdu. “Biz bunları yerine getirince mükafatımız ne olacak?” diye sordularda , Nebi (s.a.v) de:
«Cennet sizin olacaktır» buyurdu. Onlarda “Senin için bunları yerine getiririz” dediler. [398]
Bu hadisi îmam Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Zekeriyya b. Ebû Zâide-MUcâlid-Şa’bî  isnadıyla  Ebû Mes’ud  el-Ensâri’den  (r.a)  buna yakın  ifadelerle nakledip: “Ebû Mes’ud  yaşça onların en ufağıydı” der. [399]
îbni BUkeyr de İbni İshak’tan Âsim b. Ömer ve Abdullah b. Ebî Bekr ikilisi aracılığıyla Abbas b. Ubâde b. Nadle (ki bu zat Salim oğullarının kardeşi idi.) nin şöyle dediğini haber veriyor:
“Ya Hazreç topluluğu! Siz Rasûluİlah’a ne üzerine biat ettiğinizi biliyormuz sunuz? Siz ona Bizansla da kara derililerl ede harbetmeküÜzere biat etmiş oluyorsunu z. Yarın musibetler malınızın tadını bozar, şereflilerinizi öldürünce onu terkedip teslim edecekseni z, şimdiden kararınızı ona göre verin. Vallahi böyle yapmanız dünya ve ahi-ret rüsvayhğının ta kendisidir . Yok onunla alenen bir olup ona vefa gösterecekseniz bu dünya ve ahiretin hayrıdır” dedi. Râvi Âsim derki: Vallahi Abbas b. Ubâde bu sözlerini sırf Rasûlullah’a yaptıkları bu bîat akdini pekiştirmek için söylemiştir.
Yine Ravi Abdullah b. Ebî Bekir de bu konuda “O gece bu konuşmalarla o kavmin işini geciktirer ek durumlarını en güçlüleri olan Abdullah b. Ubeyye göstermek için böyle söyledi” der. Ensar da “bütün bunlara karşılık bize ne var ey Allanın Rasülü?” dedilerde Efendimiz (s.a.v)de “Cennet var” buyurdu, “öyleyse uzat elini” deyip ona biat ettiler. Abbas b. Ubâde de “Dilersen yarın bunu onların Üzerine kılıçlarımızla yazalım” (saldıralım) dedi. Efendimiz de: “Ben böyle birşeyle emrolunmad irn” buyurdu. [400]
Zührî de bu konuda aşağıdaki şu bilgileri verir İbni Lehîa da Ebû’l Esved aracılığıyla aynı olayı Urve’den nakleder. Bunu Mûsâ b. Ukbe de anlatır; işte kıssanın metni:
Ertesi yıl Ensar’dan yetmiş kişi hacca geldi. Bunların kırkı orta yaşlı otuzuda gençlerinden idi. En küçükleri Ebû Mes’ûd Ukbe b. Amr ile Câbir b. Abdillah idi. Efendimiz (s.a.v.) ile Akabe’de buluştular. Rasûlullah’ın (s.a.v.) beraberind e amcası Abbas’ta vardı. Onlara Allah’ın kendisine tahsis ettiği peygamberl ik ve ikramdan bahsedip kendilerin i Allah yoluna çağırınca onlar bu da’vete katılarak, “Yâ Rasûlaliah, Rabbin ve kendin için bizim Üzerimize yapmamızı arzuladığın her şeyi şart koşabilirsin.” dediler. Nebi (s.a.v.) de:
«Rabbim için ona hiç bir şeyi ortak koşmamanızı, kendim içinde canınızı ve malınızı müdafaa ettiğiniz hususlarda benide müdafaa etmenizi şart kılıyorum.» buyurdu. Bu şarta onların gönülleri yatınca Abbas onlardan Rasûlullah’a vefa göstereceklerine dair söz almaya başladı. Abbas onlarla Rasûlullah arasındaki bu anlaşmayı çok büyütmüştü. Bu hadiste Abdü’l Muttalib’in annesi Sülmâ bn. Amr b. Zeyd b. Adiy b. Neccar’ı da anlatarak şu hadisi bütün uzunluğuyla nakleder. [401]
Urve derki: Ensar’dan Akabe biatında bulunan yetmiş erkek ve birde kadın idi. [402] İbni İshak ise “Evs ve Hazreç ve diğer kabilelerd en o gece Akabe’de bulunanlar yetmiş kişiydi. Beni Hazreç’ten birisi ÜmmÜ İmâra olmak üzere iki kadınla bu Ümmü Imâra’nm kocası ve iki oğluda oradaydı. Böylece bu iki kadınla beraber Akabe’de o gece bulunanlar ın sayısı yetmiş beş ediyor” der. [403]
Yunus b. Bükeyr İbni İshak’tan naklediyor : Bana Ma’bed b. Ka’b b. Mâlik b. el-Kayn, kardeşi Ubeydullah b. Ka’b’tan babası Ka’b’ın şöyle dediğini anlattı: Akabe’de Rasûlullah’a biat ettiğimiz yılkı hacca kavmimizin müşrikleriyle beraber gelmiştik. Aramızda büyüğümüz ve efendimiz olan Berâe b. Ma’rûr da vardı. El-Beyda denen yerin ötesine vardığımızda Berâe bize “bana bakın bilesinizk i ben bir görüş öne sürüyorum. Bana uyup uymayacağınızı bilemiyoru m.” dedi. “O görüşün ne ey Ebû Bişr” dedik. “Ben -Ka’beyi kasdederek – şu binaya doğru namaz kılmak istiyorum. Sırtımı namaz kılarken (Kudüs’e dönüleceği için) Ka’be’ye çevirmek istemiyoru m” dedi. Biz de “hayır hayır. Böyle yapma sakın Vallahi Peygamber (s.a.v)’in sadece Şam tarafına (Kudüs’e) dönerek namaz kıldığı haberi geliyor” dedik. Berâe de: “Vallahi ben Ka’beye doğru namaz kılacağım” deyip namaz vakti girince hep Ka’be’ye dönmeye başladı. Bizde Şam tarafına dönerek kıldık. Böylece Mekke’ye geldik. Berâe bana ”kardeşimoğlu! Haydi Rasûlullah’a gidipte şu yaptığımı bir soralım. Benim sizin yaptığınıza aykırı kalışımdan dolayı içimde bir şüphe var” dedi. Rasûlullah’ı (s.a.v) aramaya çıkıp el-Ebtah denen yerde birine rastladık ve “bize Muhammedi göstersana” dedik. “Siz görseniz onu tanıtmışınız?” dedi. “Hayır Vallahi” dedik. “Yâ Abbas’ı?” dedi. “Tanırız” dedik. Onu bize ticarete gelip gittiğinden tanırdık. Kabe’ye girince Abbasi bulun. Yanındaki adam odur” dedi. Harem’e girdik ki Rasûlullah (s.a.v) ile Abbas birlikte bir köşede oturuyor.
Selam verip oturduk. Rasûlullah (s.a.v): “Şu iki adamı tanıyor-musun? Ey EbÜ’l Fadl dedi.” Abbas ta “Evet. Şu kavminin Seyyidi Berâe b. Mamurdur, bu da Ka’b b. Maliktir” dedi. Vallahi Rasûlul-lah’ın (s.a.v) “Şair olan mı” dediğini bir türlü unutmuş değilim. Abbas da “Evet” dedi. Berâe Efendimize (s.a.v) “Yâ Rasûlullah! Ben bu yolculuğumda bir görüş belirledim . Onu sana sormayı arzuluyoru m.” dedi. “Sorun nedir?” buyurdu. “Ben namaz kılarken sırtımı Ka’be’ye dönmek arzu etmedim ve hep Ka’beye doğru namaz kıldım” dedi. Rasûlullah (s.a.v) ona:
 “Sen sabretmiş olsaydın kıble üzerinde olmuş olacaktın” buyurdu. O da bunun üzerine RasûluIIah’ın (s.a.v) döndüğü kıbleye döndü. Berâenin ailesi ise “Berâe Ka’be’ye doğru ölünceye kadar namaz kıldığını sanıyorlar. Bu işi biz onlardan iyi biliriz. O kesinlikle Rasûlullahm kıblesine dönmüş ve bizimle birlikte Şam’a doğru dönerek namaz kılmıştır.”
Daha sonra teşrik günlerinin ortalarında Akabe’de buluşmak üzere Rasûlullah (s.a.v) ile sözleştik. Biz Biat edecek 70 kişiydik. Beraberimi zde Câbir’in babası Abdullah b. Amr b. Hıram da vardı. O henüz İslam’a girmemiş, şirk üzere duruyordu. Onu yanımıza alıp kendisine: “Yâ Ebâ Câbir! Vallahi senin şu anda tatbik ettiğin diniyin üzerine ölüpte yarın şu cehenneme odun olmanı arzu etmiyorum. Şüphesiz Allah (c.c) kendi zatının birliğini ve kendisine ibadet edilmesini emreden bir peygamber göndermiştir. Kavmimden bir sürü adam müslüman oldu. Biz Rasûlullah (s.a.v)a biat etmek için sözleş tik.” dedik. O da MUslümlan olup yıkandı. Elbisesini temizledid e on-landa beraberind e bizimle getirdi. Bu zat da nâkiblerden biri idi. Rasûlullah (s.a.v) ile Minâ’da buluşacağımız gece gelip çattığında gecenin başında kestirip gecenin üçüne kadar uyuduk. Nihayet insanların derin uykuya daldıkları bir sırada, yatağımızdan kedi sessizliği ile sıyrılıp Akabe’de toplandık. Rasûlullah (s.a.v) île amcası Abbas da geldi. Yanında başka kimsede yoktu. Abbas, kardeşinin oğlunun işini gözüyle görmek istediği için gelmek arzu etmiştir. İlk konuşan O oldu. Dediki;
-Ey Hazreç topluluğu! (Araplar bu Ensarın Evs olsun Hazreç olsun hepsine birden El-Hazreç adını verenlerdi ) bildiğimiz gibi Mu-hammed (s.a.v) bizden biri olup kavmi tarafından korunmada ve kendi yurdundadır. Biz Muhammed’i, bizim gibi düşünen (inanmayan) kendi kavmimizde n koruduk. Buna rağmen o bizim korumamızı istemeyip bizden ayrılarak size katılmak ve çağırdığınız yere gitmek istiyor. Eğer sizler da’vet prensibini ze bağlı kalabilece ğinize güveniyorsanız yüklendiğiniz mes’uliyyet size aittir. Yok canlarınızın rezil rüsvay olmasından korkuyorsa nız Onu kavmi içinde bırakın. Zira O kendi aşireti ve kavminin muhafazası altındadır. Bunun üzerine bizde:
“Senin dediğini duyduk, Yâ Rasûlallah! Sen konuş artık” dedik. Bunun üzerine Rasülü Ekrem söze başladı. Bizi Allah’a çağırdı. Kur’ an okudu, İslama teşvik etti. Bizde onun bu çağrısına katıldık, İman edip Onu tasdik ettik ve Efendimize : “Yâ Rasûlallah! Rabbin ve kendin için bizden biatimizi al dedik.” Efendimiz de:
“Beni çocuk ve hanımlarınızı koruduğunuz şeylerden koruma şartıyla Matlarınızı kabul ediyorum’1 buyurdu. Berâe b. Mamur Efendimizi n bu çağrısına icabet ederek: “Seni hak dinle gönderen Allah’a yemin olsunki, evet hanımlarımızı koruduğumuz şeylerden senide koruyacağız. Sana Biat ediyoruz. Yâ Rasûlallah! Vallahi bizler harb ve silah adamlarıyız. Biz bunu büyüklerimizden elden ele devrolarak miras aldık.” dedi.
Bu arada Ebu’I Heysem et-Teyhân söze karışarak: “Yâ Rasûlullah bizim ile bazı kabileleri n (yahudileri n) arasını bağlayan bir ip (anlaşma) var. Biz şimdi bunu kesip atacağız. Allah seni başarılı kılarsa bizi bırakıpta kavmine geri dönmeniz söz konusu olacak mı?” deyince Efendimiz (s.a.v):
“Aksine kanınız kamındır. Boşa heder olan kanınız- benim heder olan kammdır. Ben sizdenim, siz bendensini z. Sizin Sulh yaptığınız kimselerle ben barışığım. Harb ettiğiniz kimselerle de harbederim .” buyurdu. Bunun üzerine Berâ b. Mağrur: “Uzat elinide sana bîat edeyim, yâ Rasûlullah” dedi. RasûluİIah da:
“Bana sizden on iki tane Nakîb (delege) çıkarın” buyurdu. Onlarda On iki kişi seçtiler:
1- Benî Neccâr’ın temsilcisi Esad b. Zürâra (r.a) idi.
2- Benî Selemenink i, Berâe b. Mamur ile Abdullah b. Amr b. Hıram idiler.
3- Benî Saide’ninki, Sa’d b. Ubâde ile Münzir b. Amr,
4- Benî Zürayk’ın temsilcisi Rafi b. Malik b. Aclân,
5- Benî Haris b. el-Hazreç’in temsilcisi , Abdullah b. Ravâha ve Sa’d b. Rabi.
6- Benî Avf b. el-Hazreç’inki Ubâde b. Sâmİt. Bazıları Ubâde b. Sâmit yerine Harice b. Zeyd adım verirler.
7- Benî Amr b. Avf’ın temsilcisi Sa’d b. Hayseme,
8- Benî Abdi’l Eşhel’inki Üseyd b. Hudayr ile Ebul Heysem b. et-Teyhân, Bu boylar Evs kabilesine bağlı olanlardır.
-Bunlar 12 kişi olup dokuzu Hazreç’ten üçüde Evs’ten idiler.
Berâe b. Ma’mür Rasûluilah (s.a.v)ın elini alıp, elini onun üzerine koydu. O ilk biat eden kimse olmuştur. Ardından diğerleri biat ettiler.
Rasûlullah’a (s.a.v) bîatı tamamlayınca şeytan olanca ses tonuyla Akâbenin Üstünden şimdiye kadar bir benzerini duymadığım gürlükte: “Ey Mina evlerinde oturanlar! Şu Müzemmem denen (Muhammed) ile birlikte şu Sabâîlerin (putperestl iğinden dönen Ensann) ne dediklerin den haberiniz varmi? Onlar size karşı savaş etmek için toplanmış bulunuyorl ar.” diye bağırdı. Rasûlullah (s.a.v) bunun üzerine
«Bu Akabe’nin Ezeb lakablı şeytanı olup Üzeyb’in oğludur (deyip şeytana hitaben) “Ama ey Melun! Vaiİahi elbette elimi senin için bir boşa çıkaracağım,” buyurdu. Sonra oradakiler ede: “Haydi sizde bineklerin izin yerine gidin.” buyurdu.» Abbas b. Ubâde de:
-Yâ Rasûlallah! “Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederimki, eğer dilersen yarın Minada’ki müşriklerin üzerine kılıçla saldıralım” dedi.
Rasülü Ekrem (s.a.v) de: “Biz bununla emredilmed ik” buyurdu.
Bizde bineklerim izin yanına gidip yataklarımıza uzandık. Sabah olunca Kureyşin uluları aralarında Haris b. Hişâm gibi genç, yeni ayakkabılı biri de olduğu halde kalkıp geldiler ve: “Ey Hazreç topluluğu! bize ulaşan habere göre siz şu bizim adamı aramızdan ahp götürmeye gelmişsiniz. Vallahi bizim için arapİar arasında bizimle kendileri arasında savaşa sebeb olan bir toplumdan daha sevimsiz hiç kimse olamaz.” dediler. Bunun Üzerine kavmimizin müşriklerinden olupta orada bulunanlar ayağa fırlayarak, “Böyle bir şeyin olmadığına, kendilerin in böyle bir şey yapmadığına Allah’a yemin ettiler.” Ben Câbir’in babası Abdullah b. Amr b. El-Hıram’ın yüzüne bakıyordum. O da susmuş bende susmuştum. KureyşHİer gitmek üzere davrandıklarında sanki onlara konuşmada katılırmışım gibi: “Ya Ebâ Câbir! sen bizim efendileri mizden liderlerim izden biriyle şu kureyşli genç gibi bir çift yeni ayakkabı almıyorsun?” dedim. Genç benim dediklerim i duyunca ayakkabılarını ayağından çıkarıp bana attı, ve “Vallahi onları sen giyeceksin !” dedi. Ebû Câbir de: “Yavaş ol. Allah’a yemin olsun adamı kızdırdın, utandırdın, ver adamın ayakkabısını” dedi. Bende: “Vallahi olmaz. Bu iyi bir tefeül’dür. (hayra yormaktır) Vallahi ben onu zaten ondan soyup almak istemiştim.” dedim. [404]
İbni İshak devamla derki: Bana Abdullah b. Ebû Bekr (kıssanın devamını) şöyle diyerek anlattı: Kureyşliler Ensarın yanından ayrılıp Abdullah b. Ubey b. Selü’lün yanına gelip önada durumu sordularsa da O, “Bu iş çok büyük birşey. Benim kavmim böyle mühim bir hadisede (bana danışmadan) beni atlayıp geçip gitmezler” dedi. Onlar da yanından ayrıldı. [405]
İbni İdrîs, İbni İshak’tan naklediyor : Bana Abdullah b. Ebî Bekr’ in anlattığına göre Rasûlullah (s.a.v) onlara şöyle demiş:
“Sizden, İsâ b. Meryem’in havarileri gibi sizin kavminizi temsil edecek 12 tane temsilci gönderin” buyurdu. Esad b. Zurâra nm “kabul yâ Rasûlallah!” demesi Üzerine Allah Rasûlü:
“Sende kavmiyin temsilcisi sin” buyurdu. Sonra İbni İshak bu temsilcile rin adlarını (yukarıdaki) Ma’bed b. Ma-lik rivayetind e olduğu gibi anlattı. [406]
li Vehb anlatıyor: Bana Malik anlattıki: Ona Ensardan bir şeyh anlatmış; Cebrail (a.s) Efendimize (s.a.v) temsilci yapacaklar ı insanlara işaret ediyormuş. Malik derki: Ben, nasıl olur, bir kabileden bir kişi temsilci olurken bir başka kabileden iki kişi temsilci oluyor diye hayret ederdim. Nihayet bu ihtiyar zat bana Akabe biati günü bunların Cebrail’in tavsiye ettiğini anlatınca meseleyi anladım. Bunlar Hazreç’ten 9, Evs’ten de 3 kişi idiler. [407]

[396] İmam Ahmed Müsned 3/339-340-322; Beyhakî Deîâil 2/442; Hadisi Câbir-den daha kısa olarak, Ebû Ya’la Müsned 1838, 4/231; Müslim 1856; Dara-mî 2/220 de nakleder.
[397] Beyhakî 2/444.
[398] Bilmem Müellif yanıldı da Beyhakî yerine Ebû Nuaym dedi. Bilmem bu Ebû Nuaymın Delâii değilde Hilye yada bir başka eserinde geçer. Zira Ebû Nuaymın delâildeki hadisin ne rivayet senedi ne de metni böyledir. Buradaki Haber İmam Ahmedin Müsnedindeki 4/119 ve Beyhakî Delâii 2/450 deki haberdir. Bu haber Şa “binin sahabe olmaması ile MUrsel gibiysede yine müsned 4/120 ve Beyhakî Delâii 2/451 de bunun ŞaTıi aracılığıyla Ebû Mes’ûd el Ensâri (RA)tan nakledilir .
Ebû Nuaym bu olay hem Şa”bi hem de Zührî aracılığıyla (her ikiside mürsel) 226 nolu hadisimde gayet uzun olarak nakleder. Ehemmiyeti ni göz Önüne alarak özetliyerek nakledelim .:
Müşrikler baskılarını artırınca Efendimiz Amcasına: Yâ Amcam! Allah Kureyşin muhalefeti ne rağmen dinine başka bir kavimle yardım edecektir. Haydi beni Ukaz panayırına götürüp arap kabileleri nin yerlerini bana go-sterde onları Allah’a da’vet edeyim” dedi. Amcası da onu Ukaz a götürdü. Rasûlü Ekrem işine Sakİf kabilesind en başlayıp tek tek onları dolaşıp tebliğ etti. Ertesi yıl olunca Efendimiz Evs ve Hazreç kabileleri nden o altı kişiye rastladı. Efendimiz onlara bir gece Mina’daki büyük Şeytan’in yakınında rastlayıp onlara İslam’ı anlatmış İbrahim suresi 35. ayeti olan:
«Hani  O vakit İbrahim  “Rabbim şu beldeyi gayet emin bir yer kıl”  _.» ayetinden başlayıp sureyi sonuna kadar okudu. Onlarda Müslüman oldular.
Efendimiz onlarla konuşurlarken Abbas gelip Efendimizi n sesini tanıdı ve “Yanındakiler kim?” dedi. Efendimiz “Amca bunlar Yesribdeki Evs ve Hazreç’ten insanlar. Bunlanda önceki kabileler gibi çağırdım. Bunlar kabul ettiler. Beni tasdik ediyor ve beni kendi yurtlarına götürmek istiyorlar ” dedi. Abbas bineğinden inip onu bağladı ve onlara: “Ey Evs ve HazreçlUer! Bu benim kardeşimin oğludur. İnşaların bana en sevgilisi odur. Siz onu tasdik edip yurdunuza götürmek istiyorsan ız, bende sizden güvenebileceğim bir garanti almak isterim. Sakın onu rüsvay ve perişan etmeyin Çünkü etrafınız yahudi ile çevrili onlarda Muhammed’e düşmandır. Ben onların tuzaklarından emin değilim” dedi. Bu söz Es’ad b, Zürâraya pek ağır geldi de:
“Yâ Rasülullah! Müsade edersen Abbas’a seni üzmeyeceğimiz bir şekilde cevap verip ona sana iman için bu teklifi yaptığımızı açıklayıp cevap vere! im “dedi.   Efendimizd e:   “Peki   ama   itham   etmeden”   buyurdu.   Es’ad yüzünü Efendimize çevirerek dedi ki:
-Yâ Rasülullah! Her da’vetinin sert yada yumuşak bir yolu vardır. Bugün sen bizi çetin birşeye insanlara zor gelecek bir şeye çağırdın. Bizi dinimizi terketmeye kendi dinine geçmeye çağırdın. Bu çok zor elde edilen bir rütbedir. Bunu kabul ettik. Sen bizi etrafımızdakilerle akrabalarl a herkesle alakamızı koparacak bir şeye çağırdın, Bu kabulü zorda olsa kabul ettik. Biz güçlü ve kuvvetli bir diyarda topluca yaşayan ve bizden olmayan birinin asla bize lider olmayı aklının ucuna getiremiye ceği bir topluluk iken bu terki zor durumu senin emrine girerek terkettik. Bu rütbeler bütün insanlarca hoş görülmez. Ancak Allanın olgunluk verdikleri ve akıbetini hayırlı kıldıkları hariç. Bütün bunlara rağmen biz davetine dilimizle Gönlümüzle ellerimizl e iman ettiğimiz ve kalbi erim iz de kökleşen bir ma’ rifetin tasdiki ile sana katılıyor ve Rabbimize biat ediyoruz. Allahın eli ellerimizi n üstündedir. Kanımız kanıyın önünde, ellerimiz elleriyin önündedir. Kendimizi karımız ve çocuklarımızı neden koruyorsak ondan koruyup; Allah için bu uğurda sürgünede her türlü eziyetlere de razıyız. İşte bu bizim seni tas dikim izdir. Yâ Rasülullah? Dayanak Allah tır.
Sonra Es’ad yüzünü Abba’sa çevirerek şunları söyledi:
“Sana gelince ey peygamberl e aramıza sözle gerilen kişi: Senin ne kasdettiğini Allah bilir. Sen Efendimizi n senin kardeşin oğlu olup en sevdiğin insan olduğunu iddia ettin. Biz ise onun Allah Rasülü olduğunu Onun Allah tarafından gönderildiğini asla yalancı olmayıp onun getirdiği Kitabın asla insan sözüne benzemediğine şahadet ederek uzak yakın akraba herkesle bağlarımızı kopartıp attık. Bize güvenemediğinden dolayı garanti istemene gelince: Bu Allah Rasülünün himayesi için isteyen herkese verilmesi gereken ve reddi mümkün olmayan bir özelliktir. Bu konuda ne istersen iste” deyip Efendimize dönerek: Yâ Rasülullah bu konuda şartın ne ise bize açıkla dedi. Efendimiz (s.a.v) de bunun üzerine: “Rabbim İçin ona kulluk edip hiç bir şeyi ortak koşmamanızı kendim içinde kendinizi çocuklarınızı ve hanımlarınızı koruduğunuz -şeylerle benide korumanızı şart koş anm” buyurdu. Onlarda “Bunlar yerine getirilece ktir, yâ Rasülullah” dediler.
Abbas ta; “Öyleyse Allahın ve kendinizin taahhüdünü yerine getirin. Bu haram aylarda, harem bîr yerde zimmetiniz e geçti. Ona ve Allah’a biat ettiniz. Rabbiniz Allahtır ve Allahın eli ellerin üstündedir. Ona yardım edip destek olun. Bu uğurda herhangi bir şey size engel olmasın” dedi. Onlar buna da “evet” dediler. Abbas ta: Allahım sen duyan ve şahit olansın. Bu kardeşim oğlunun zimmetine onlar riâyet edecektir, dedi. Onlarda “Evet biz herşeye razı olup kabul ettik” dediler.
Ebû’l Heysem b. Et-Teyhân arkadaşlarına dönüp “Siz Muhammedin Allah Rasülü olduğunu biliyor değilmisiniz. Ona İman edip tasdik etmediniz-mi?” dedi. “Evet” dediler, O da: “Siz onun Aîlahm harem yurdundan olduğunu doğduğu yerin burası, olduğunu, aşiretinin burada olduğunu biliyormu-ydunuz?” dedi. “Evet” dediler. O da:                    
-Birgün gelirde başınıza gelen bir felaket sebebiyle onu rezil edip geri vereceksen iz bunu şimdiden yapın, zira arab size tek bir yaydan ok atacak. Yok eğer, Allahın katındaki sevab canınızdan evlad ve ıyalden daha hayırlı diyorsanız ne ala, dedi. Hepside vefa göstereceğine söz verdi. Ebu’l Heysem Rasûluİlah’a (s.a.v) geri dönerek: “Yâ Rasülullah! Biz senin uğruna bütün bağlan koparıp insanlarla harbe girdikten başımıza gelecekler geldikten sonra ya bizi terkedip yurduna geri döneceksen ne olur?” dedi. Efendimiz tebessüm ederek:
– “Kan kandır, kanın heder olmasında heder olmadır. (Yani sizin kanınızı akıtan benim kanımı akıtmıştır. Onların öldüğü yerde bende olmuşumdur,)” buyurdu. Abdullah b. Ravâha Ebû’l Heysem’e; çekilde bîat edelim, deyince Ebû Heysem hemen fırlayıp: “Yâ Rasûlallah. İsrailoğullarının on iki nakîbinin bîati ile sana biat ediyorum.” dedi. Sonrada Aabdullah b. Ravaha, Es’ad b. Zürâra, Numan b. Harise, Ubâde b. Essâ-mit, Sa’d b. Rabi” ve diğerleri biat ettiler. Ertesi yıl yetmiş kişi olarak tekrar geldiler..
[399] Müsned 4/120.
[400] İbni Hişâm 2/191; Beyhakî Del»aü 2/450.
[401] Bak Urve Meğazi Sayfa 125; Beyhakî Delâil 2/454’te her üç isnadıda verir. Ebû Nuaym Delâil H. no 227 de hadisi bütün uzunluğuyla Urve’den nakleder. 226no İle Zührî’den verir.
[402] Urve Meğazi 126 Beyhakî Delâü 2/454.
[403] İbni Hişâm 2/188; Beyhakî Delâü 2/451; Zehebî’de atlama olduğu için burayı îbnİ Hişâm’dan aldım.
[404] İbni Hişâm 2/192; Taberî 2/363; Beyhakî Delâi! 2/444 -449.
[405] İbni Hişâm 2/192
[406] Beyhakî Delâil 2/452. 
[407] Beyhakî Delâil 2/453.
İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, 1/416-428

Reklamlar

Bir Yanıt to “İkinci Akabe Bîatı”

  1. hatice Says:

    gerçekten çok güzel bir şekilde açıklanmış bana çok yardımcı oldu çok teşekkür ederim çok ama çok hoşuma gitti tekrar teşekkürler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: