Medine’ye İlk Hicret Edenler

Ukayl ve diğerleri Zührî,- Urve isnadıyla Hz. Aişe’den (r.a) nak-lederlerki: Nebî (s.a.v) Mekke’de müslüman olanlara şöyle söylemişti:
“Bana hicret yolunuz gösterildi. Bana (orası) iki kara taşlık arasında hurmalarla dolu çorak bir yer olarak gösterildi.” Bu iki kara taşlık (bugünde bilinen Hârrai Şarkiye ile Hârrai Garbiyye adındaki) iki kara taşlıktır. Efendimiz (s.a.v) bunu söyleyince Medine’ye doğru göç etmeler oldu. Habeşistan topraklarına daha önce Mekke’den gö-çetmiş müslümanların bir kismıda Medineye geldiler. Ebû Bekr (r.a)ta Medine’ye göç hazırlığına başladılar. Rasûlullah (s.a.v) ona:


“Sen ağır davran bakalım! Zira ben bana da göç izni verileceğini umuyorum.” Duyurunca, Ebû Bekir: ilAnam babam sana feda olsun! Sen bunu ümit ediyorsun ha!” demekten kendini alamadı. Efendimiz (s.a.v) de “Evet” buyurdu. Ebû Bekir de Rasûlullah’a (s.a.v) yol arkadaşlığı yapmak için kendini yoldan alakoyup yanında bulunan iki devesini (Semür denen bir türlü Mû-ğaylân) ağacının yaprağıyla dört ay besiye çekti. Bu haberi Buharı rivayet ediyor. [413]
Bekkâî, îbni İshâk’ın şöyle dediğini anlatıyor: Allah (c.c) Peygamberi ne müşriklerle harb etme izni veripte [414] Ensar’dan yukarda adı
geçen kabileler İslam ve Peyğamber’e yardım etme hususunda Efendimize (s.a.v) biat ettiklerin de Efendimiz (s.a.v) Mekke’deki kendine inananlara Medine’ye çıkmalarına oraya hicret etmelerine ve Ensara katılmalarına dair talimat verdi. Onlarda peyderpey yola çıktılar, Medine’ye ilk hicret eden kimse Ebû Seleme b. Abdi’l Esed oldu. O Medine’ye büyük Akabe bîatindan bir yıl önce hicret etmiştir. Önce Habeşe gitmiş sonra Mekke’ye geri dönmüş bunun üzerine Kureyşliler ona işkenceye başlamışlardı. Ensar’dan bir gurubun Müslüman olduğunu haber alınca Medine’ye hicret etti. [415]
ÜrnmU Seleme (r.a) şöyle der: Ebû Seleme (r.a) hicrete karar verince devesini benim için göçe hazırlayıp sonra beni ve oğlumu üzerine bindirdi. Ardından deveyi çekerek beni yola çıkardı. Muğire oğullarından bir takım adamlar Ebû Seleme’yi giderken görünce hemen ona geldiler ve, “Bu senin kendi canın. Onunla bize galib geldin sana bir şey demeyiz, ama biz seni ne diye bu kadınla başka bir diyara götürmene müsade edelim” diyerek devenin yularını onun elinden çekip çıkararak beni elinden aldılar. İşte o zaman Ebû Sele-me’nin kavmi (olan Abdul Esed oğulları) kızıp öfkelenerek: “Vallahi bizde çocuğumuzu o kadının yanında bırakmayız, zira siz onu bizim adamımızdan ayırdınız” diyerek oğlum Seleme’yi asıldilarda artık beni tutamayıp eli çözüldü. Onu Abdül Esed oğullan götürdü. Beni de Muğire oğulları yanlarında tutukladılar. Kocam da Medine’ye doğru (hızla) yol aldı. Bizi birbirimiz den ayırmışlardı. Hergün sabah evden çıkar, El Ebtah denen yerde oturur, tâ akşam kararıncaya kadar ağlardım. Bir yıl veya ona yakın bir süre sonra amcam oğullarından bir adam bana uğrayıp halime çok acıdı. Onlara “Şu zavallıyı salıverse-niz olmazmı. Onunla yavrusunu birbirinde n ayırdınız” dedi. Onlarda bana ”hadi kocayın yanına git” dediler. İşte Abdü’l Esed oğulları o zaman çocuğumu bana verdiler. Bende devemi yola hazırlayıp Seleme’yi kucağıma aldım. Medine’deki kocama kavuşmak ümidiyle yola çıktım. Beraberimd e Allah kulu olarak kimsecikle r yoktu. Kendi kendime: “Kocama ulaşıncaya kadar yolda rastladığım kimselerle yeti-neyim” dedim. Ten’ime vardığımda Osman b. Talha el-Abderîy’ye rastladım. Bana, “Nereye ey Ebû Umeyye’nin kızı?” dedi. “Medinede-ki kocama uluşmak istiyorum” dedim. “Yanında hiç kimse yokmu?” diye sordu. Ben “Hayır Vallahi ancak Allah ve bir de şu yavrucağım var” dedim. Osman da “Vallahi sen terk edilecek değilsin” diyerek devenin yularını tuttu ve benimle birlikte hızla yola koyuldu. Vallahi araplar arasında ondan daha keremli biriyle yoldaşlık yaptığımı sanmıyorum. O çok çekingen (terbiyeli) bir zat olup yolda bir konak yerine geldiğimizde deveyi inmem için ıhtırır [416] ve benim (rahatça inmem için) geri çekilir, ben inincede deveyi çekip yükünü indirir, sonra onu bir ağaca bağlar, kendide ilerdeki bir ağacın altına gider yaslanırdı. Yolculuk vakti gelince deveme varıp hevdecini yükler, sonra geri çekilip, “haydi bin” der, Ben hevdece çıkıpta yerleşince gelip devemin yularını alır ve öteki konak yerine kadar beni devemde çeker giderdi. Bu şekilde devam ederek nihayet beni Medine’ye ulaştirdı. Kuba’daki Amr b. Avf oğulları köyüne bakınca, “Kocan bu köyde” dedi. Sonra dönüp Mekke’ye geri gitti. [417]
(İbni İshak derki) Ebû Seleme’den sonra Medine’ye ilk hicret eden, Adiy b. Ka’b oğullarının anlaşmalısı Âmir b. Rabî’a ile hanımı idiler. Onun ardından Ümeyye oğullarının anlaşmalısı Abdullah b. Cahş (r.a) ile hanımı ve kardeşi Ebû Ahmed göç etti. Ebû Ahmedin gözleri kör olup Mekke’de iken oranın sokaklarında elinde yeden olmadan dolaşabilirdi. Kendisi şair idi. Ebû Süfyan’ın kızı Fâria bn. Ebî Süfyan onun nikahmdayd ı. Annesi de Abdulmutta lib kızı Üme-yme idi. Bu adı geçenler Küba da oturan Mübeşşir b. Abdi’l Münzir’ in evine misafir oldular. [418]
Musa b. Ukbe, İbnİ Şihâb-ı Zührî’nin şöyle dediğini anlatır:
-Müşrikler Rasûlullah (s.a.v) ile ashabına işkenceyi artırınca Allah Rasûlü arkadaşlarına Medineye göçmelerini emretti. Onlarda bölük bölük yola çıktılar. Mekke’deki müslümanlardan Peyğamber’den (s.a.v) önce şunlar yola çıktılar: Ebû Seleme ile Hanımı, Amr b. Ra-bîa ile hanımı, Ebû Hasme kızı ÜmmU Abdillah, Mus’ab b. Umeyr, Osman b. Maz’ûn, Ebû Huzeyfe b. Utbe b. Rabia, Abdullah b. Cahş, Osman b. eş-Şerid, Ammar b. Yasir.
Bunların ardındanda Ömer ve Ayyaş b. Ebî Rabîa ile bir gurup yola çıktı. Ebû Cehil ile Haris b. Hişâm ana kardeşlen olan Ayyaş’1 (r.a) aramaya çıkıp Medine’ye geldiler. Ayyâş’ı bulup ona annesinin onun gidişine çok üzüldüğünü ve asla oğlu gelene kadar çatı altına girmeyip güneş altında kalmaya yemin ettiğini, anlattılar. Ayyaş annesine karşı çok şefkatli idi. Onun bu halini duyunca çok üzüldü, ve onların dediklerin e inandı. Ebû Cehil ile Haris onu yola çıkar çıkmaz yakalayıp kıskıvrak bağladılar ve onu Mekke’ye getirdiler . Mekke fethinden az Öncesine kadar ellerinde esir kaldı. {Rasûlullah (s.a.v) onun kurtuluşuna dua etmişti).
(Zehebî) derimki: İşte Efendimiz (s.a.v) kunutta:
“Allahım! Seleme b. Hişâm’ı kurtar. Allahım! Velid b. Velidi kurtar. Allahım! Ayyaş b. Rabî’ayı kurtar. Allahım! Müminlerden zayıf olanları kurtar. Allahım! Mudar’ı şiddetle çiğne. Allahım onla
“Allahım! Seleme b. Hişâm’ı kurtar. Allahım! Velid b. Velidi kurtar. Allahım! Ayyaş b. Rabî’ayı kurtar. Allahım! Müminlerden zayıf olanları kurtar. Allahım! Mudar’ı şiddetle çiğne. Allahım onlara Yusu-fun kıtlık yılları gibi kıtlık ver” diye duâ ettiğinden birisi bu zat idi. [419]
Zührî devamla derki: Bundan sonra Abdurrahma n b. Avf yoîa çıktı. Medine’ye gelince Sa’d b. Er Rabî’in evinde konakladı. Osman (r.a) Zübeyr, Talha b. Ubeydullah ile bir gurub insanda göç ettiler. Sahabeden bîr kısmı da Mekke’de kalıp Efendimiz (s.a.v) İn Medine’ ye Hicretinde n sonra geldiler. Sa’d b. EM Vakkas da bunlar arasındadır. Ancak bu husus ihtilaflıdır. [420]

[413] Buharî   77/16   39/4;   Müsned   6/198;   İbni   Sa’d   1/226;   Hâkim   Müstedrefc 3/400; Taberanî 8/37; Beyhakî Delâii 245; Fesevî Mârife vet-Tarih 2/271.
[414] Harbe Müsade Edilmesi
Bekkâî Muhammed b. İshak’dan şöyle nakleder: Akabe biatından Önce Rasûlullah’a harb konusunda izin verilmemiş ve kan dökme helal kılınmamıştı. O zaman ancak Allah’a dua edip işkencelere de sabretmesi Canileri af etmesi emrolunmuştu. Kureyş ise sonradan hicret edenlere baskı yapıp dinlerinde n dolayı onlara fitne saçarak ülkelerinden sürüp atmışlardı. Bunların kimi dinlerinde n  döndürülme, kimi ellerinde İşkence  altında, ki mide başka yerlere bu heriflerin şerrinden diğer ülkelere dağılıp, kimi Habeş topraklarına, kimi Medine’ye ve hertarafa göç etmeye karşı karş ıya kalmış bulunuyord u. Kureyş Ailaha isyan edip Allanın kendilerin e yaptığı ikramı red edip Peygamberi ni yalanlayar ak, Zatına kulluk eden, Onu tek kabul edip peygamberi ni tasdikle, Onun dinine sarılan Müminleri işkence altına alınca, Allah (cc) peygamberi ne çarpışma izni verdi. Urve h Zübeyr ve diğer âlimlerin bildirdiğine göre Allahm müminlere saldıranlara karşı harbetmele ri hakkında ilk indirdiği ayet (Hac suresi ayet 39-41)
«Zulmedilerek kendilerin e karşı savaşanlara (düşmanlarına karşı savaşma) izni verilmiştir. Elbette Allah’ın onlara yardım etmeye gUcü yeter.» Onlar-ki , Rabbimİz (putlar değil sadece) Allahtır,” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmışlardır. Eğer Allah insanları bir birleri ile defetme-miş olsaydı, içinde Allahın adı anılan manastırla, havralar, kiliseler ve mescidler (çoktan) yıkılırdı. Elbette Allah (cc) kendi (dini) ne yardım edenlere yardım eder. O hakikaten güçlü ve kuvvetlidi r. Onlar o kimseler-dirki eğer biz onlara yeryüzünde mekân tutturacak olursak namaz kılar, zekât verir, iyiliği emreder ve kötülüğe engel olurlar. İşlerin sonucu Allah’a (cc) aittir.» Bu ayet şunu ifade ediyor: Harb etme izni müslümanla-ra zulmedildi ği için verilmekte dir. Bu insanlarla onların arasında geçen Allah’a kulluk etmiş olmaları dışında herhangi bir suçları yoktu. Bunlar galib gelince yapacaklar ı şey (kötülük zulüm değil) sadece namazı yerleştirmek, Zekat vermek, iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak olacaktır Daha sonra Allah (cc) «Onlarla fitne ( dinden döndürme) kalmayıncaya ve din Allahın oluncaya (serbestçe Ona ibadet edilene, putlara tapılamayıncaya) kadar onlarla çarpışın» (Bakara 193) emri indirildi.
[415] İbni Hişâm 2/210.
[416] Deveyi çöktürmek için Toros civarında yaşayan yörükler ve köylüler “Ih, Ih” derler. Bu İşe de “Ihtırma” denir. Çöktürme kelimesind e bir zorlama el ve alet müdahelesi vardır. Bu ise sadece sözle icra edilir.
[417] İbni Hişâm 2/211 -212. Bu Osman b. Talha , Ka”benin anahtarlar ım taş lyan ve o vazifesi sürerken Uhut’ta kafir olarak ölen Osman b. Talhanın kardeşinin oğludur. Uhut günü bu zatın kardeşleri olan Musâfi ,Kilâb ve Haris’te kâfir olarak öldükleri gibi babası Talhâ da aynı şekilde orada kâfir olarak öldü. Osman b. talha Ümmü Seleme’yi (r.a) Medine’ye getirdiğinde henüz İman nasib olmamış, küfür hayatı içindeydi. Osman b. Talhâ (r.a) Ömer’in (r.a) hilafetind e Ecnadeyn’de şehit oldu. Dedeleri olan Talha, Cahiliye dönemi Ka’be Hacebe’si idi. Mekke fethinde Allah Rasûlü Kabe’nin anahtarını bu Osman ile Amcasının oğlu Şeybeye vermiştir. Bunlar ileride geniş şekilde anlatılacaktır.
[418] İbni Hişâm 2/212; Taberî Tarih 2/396 .
[419] Buharî 56/99 Cihad Cilt 3/234, î/203. 2/33-35 97/182. 6/48, 8/55, 104. 9/25; Müslim 466.467; Müsned 2/470.,239, 255, 396, 505, 521; Beyhakî Kü-brâ 2/200, 197, 208; Nesâî Müctebâ 2/202; Taberî 9/58; Tâhavî Şerhi Meâniü’l Asar 1/241, 242; tbni Ebî Şeybe 2/316; Şafii Müsned 184; Hu-meydî Müsned 936; Abdürrezzak Musannef 4032; Taberanî Kebîr 62; İbni Sa’d 4/130; Kadı Ebû Ya’la Müsned 10/58, 73, 5995; tbni Mâce 1244; Beğâvi Şerhi-s Sünne 3/119; tbni Hibban 3/212, 213, 219, 220; Darâmî 1/374; Nahhâs en Nasih vel Mensûh 91; Ebû Dâvûd 1442; tbni Huzeyme 615 617 621; Ebû Avâne Müsned 2/283, 287; Fesevî 2/272.
[420] Beyhakî Delâil 2/461; Ed Dürer sayfa 77,79.
İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, 1/433-438

Reklamlar

Bir Yanıt to “Medine’ye İlk Hicret Edenler”

  1. kewell Says:

    oha

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: