Ömer (R.A)’In Hicreti

Yûnus b. Bükeyr de İbni İshak Nafî-İbni Ömer (r.a) isnadıyla babası Ömer b. el-Hattab’ın (r.a) şöyle dediğini anlatıyor:
-Hicret etmeye karar verince ben, Ayyaş b. Ebî Rabîa ve Hişâm b. el-Âs b. Vail sözleşip “buluşacağımız yer Gıfar oğullan bataklığındaki Ettenâdıp denen (Serîf yolu üzerinde) yer olsun. Sabahleyin orada olmayan yakalanıp hapsedildi demektir. (Diğerleri durmayıp yoluna devam etsin)” diye konuştuk. Sabahleyin ben ve Ayyaş orada hazır bulunmamıştık. O meğer yakalanıp dinden dönmeye zorlanmış (ve dönmüş).
«Medine’ye geldik. [421]

 “Medine’ye varınca Küba’da Amr b. Avf oğullarına indik. Hişâmın iki oğlu Ebû Cehil ile Haris anadan kardeş ba-badanda Amca oğullan olan Ayyaş’ı aramaya gelmişler. Medine’ye yanımıza geldiler. Rasûlullah (s.a.v) O sırada Mekke’de idi. Onlar Ayyaş’a ‘Annen seni görünceye kadar ne başına tarak vurmayacağına ve gölge altına girmeyeceğine yemin etti. Ey Ayyaş anana acı” diye konuştular. Ben Ayyaş’a “Bak eğer kardeşlerin seni dininden döndürmeye geldilerse onlardan kendini koru. Allaha yemin olsun ki anayin başı bitlenirse tarak kullanmaya mecbur kalır. Mekke’nin sıcağı bastırınca mecburen gölgeye kaçacak” dedim. Ayyaş da “Anamın yeminini yerine getirmiş olacağım. Orada malım kaldı. Hem onuda alır gelirim.” dedi. Bende: “Vallahi sende bilirsinki ben Kureyşin malı
çok olan adamlarından biriyim. İşte malımın yansı, onu alda sakın onlarla beraber gitme” dedimsede beni dinlemeyip onlarla yola çıkmaya karar verdi. Onun kesin kararlı olduğunu görünce ben, “sen yapacağını yapacaksın ama şu devemi al. Zira o uysal çok iyi cins bir devedir. Ona bin ve inme eğer bu heriflerde n yolda şüphelenecek olursan onun üzerinde kaçar kurtulursu n.” dedim. O da bu devenin sırtında onlarla yola çıktı. Biraz yol alınca Ebû Cehil ona, “Kardeşim oğlu! Benim devem iyice yoruldu benide deveyin arkasına al-sana” deyince Ayyaş da “olur” der. Ve deveyi ıhtırır. Onlarda yer değiştirme gayesiyle devlerini ıhtırırlar. Yere iner inmez hemen üzerine saldırıp onu bağlayarak Mekke’ye getirip zorlayarak onu dininden döndürürler.
İbni İshak derki: Ayyâş’ın soyundan birinin bana haber verdiğine göre onlar Ayyaşı Mekke’ye getirince oraya gündüz girmişler ve Ayyaş bağlıymış. Bu ikisi: “Ey ehli Mekke! Sizde akılsızlarınıza bizim bu akılsız kardeşimize yaptığımız gibi yapın.” demişler.»
Ömer (r.a) devamla derki: Biz kendi aramızda “Artık Allah (c.c) kendi zafını tanıyıp ona imân edip ve Rasûlünü tasdik ettikten sonra başlarına gelen dünyalık bir belâdan dolayı dinlerinde n dönen şu heriflerin tevbesini asla kabul etmez.” diyorduk. Bunun üzerine, “Deki: Ey kendi nefisleri aleyhine israfta bulunan kullarım! Alla-hın rahmetinde n, ümidinizi kesmeyin! Şüphesiz Allah (c.c) günahların hepsini bağışlar. Zira O Gafur ve Rahim din Rabbinize yönelin, size azab gelmeden önce ona teslim olunuz. Sonra yardım olunmayaca ksınız. Siz hiç farkında değilken ansızın azabın size gelmesinde n Önce Rabbinizde n size indirilen en güzel şeye (Kur’ana) tabii olun.” (Zü-mer ayet 53-54-55) ayeti indirildi. Bende bu ayeti elimle bir kâğıda yazdım, sonra onu Hişâm’a gönderdim. Hişâm b. el- Âs (daha sonra bana) dediki: Mektup bana gelince onu (Mekke’nin aşağı tarafındaki) Zi Tuvâ denen yere götürdüm. Onu anlamak için bakışlarımı iyice üzerine yönelttim. Tekrar tekrar okuyordum ama anlayamıyordum. [422]
“Allahım onu bana anlamayı nasib et” diye yalvardım. O zaman Allah kalbime bunun anlamını doğurdu da, bu ayetin bizim hakkımızda, kendi kendimize söylediğimiz ve hakkımızda söylenen şeyleri düzeltmek için indirildiğini anladım. Hemen eve dönüp deveme atladım ve Rasûlullah’m (s.a.v) yanına gittim. [423]
 Ibni Ishak: “Hişâm Ecnâdeyn’de   şehid edildi [424] der Abdü’laziz et Derâverdî, Ubeydullah , Nafî isnadıyla Abdullah b. Ömer’in (r.a) şöyle dediğini rivayet eder. Mekke’den Medine’ye geldiği zaman (Küba civarındaki) el Usbe denilen yere Ömer b. Hattâb, Ebû Ubeyde, Ebû Huzeyfe’nin azatlısı Salim birlikte inmiştik. Onlara namazda Salim imamlık yapıyordu. Zira Kur’anı en fazla bilenleri o idi. [425]
İsrail, Ebû İshak aracılığıyla Berâe (r.a)ın şöyle dediğini anlatır.:
-Medine’de yanımıza ilk gelen, Mus’ab b. Umeyr (r.a) olmuştu. Biz ona: ” Rasûlullah (s.a.v) ne yaptı?” diye sordum. O da, “O yerinde duruyor ashabı ise peşim sıra geliyorlar ” dedi. Onun arkasından Fihr oğullarının kardeşi gözleri amâ Amr b. Ümmü Mektum geldi. Ardından Ammar b. Yâsir, Sa’d b. Ebi Vakkas, Abdullah b. Mes’ûd ve Bilâl onları takib etti. Sonrada yirmi kişilik bir kervanla Ömer b. el-Hattab (r.a) geldi. Bundan sonra da Rasûlullah (s.a.v) ile Ebû Bekr (r.a) birlikte bize geldi. Rasûlullah (s.a.v) ben Kurandaki Mufassal [426] bölümden bir sure okuyuncaya kadar bize gelmemişti.
Bunu Müslim nakletti. [427]
İbni Lehî’â da Ebu’l Esved aracılığıyla Urve’den şöyle nakleder:
-Rasûlullah (s.a.v) Hac’dan sonra Zilhicce ayının gerisini Muharrem ve Sâferî Mekke’de geçirdi. Kureyşli Müşriklerde Rasûlullah’ı (s.a.v) yakalayıp ya öldürme, yada hapsetme yada sürgün etme hu-sundaki tuzaklarında söz birliği ettiler. Onların bu tuzaklarını Allah (c.c) haber vererek:
“Hani, kâfirler seni bağlamak veya öldürmek, ya da yurdundan çıkarmak için sana tuzak kuruyorlar dı. Onlar tuzak kurarken Allah da onlara tuzak kuruyor, Allah tuzak kuranların hayirlısıdır.” (Enfal sûresi no 30) ayetini indirdi. Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v) de Ebû Bekirle beraber Sevr’deki mağraya doğru gece karanlığında yola çıktı.
Ali b. Ebî Tâlib de casuslarda n gidişlerini saklamak için gelip Rasû-lullahm (s.a.v) yatağında uyudu. [428]
Mûsâ b. Ukbe’de haberi aynı şekilde anlatıp şu ilaveyi yapar:
-Kureyş o gece bir biriyle çekişe çekişe danışa danışa sabaha kadar yatağın üzerine kimin çullanıpta içindekini bağlayacağını konuş tular. Sabah olunca ne görsünler, yataktaki Ali değilmi! Ona peygamberi n nerede olduğunu sordular. O da “Ben nerede olduğunu bilmiyorum ” dedi. O zaman Rasûlullah’ın (s.a.v) ellerinden kurtulup gittiğini anladılar, ve derhal bineklerin e atlayıp onu her tarafta aramaya gittiler. [429]
İbni İshak da bu hadiseyi şöyle anlatır:
-Kureyşliler, Muhammed (s.a.v)e bîat ettiklerin i (ve Rasûlullah’ın (s.a.v) kendileri dışında da taraftan olduğunu) kesinlikle anlayınca ve Rasûluliah (s.a.v)ın kendi ashabından Mekke’de olanları Medine’ deki kardeşlerine gidip katılmalarını emrettiğini duyunca kendi aralarında bir müzakere yapıp, “Muhammed’in bu din işi meselesini halletmek için bir araya gelecek yegane zaman şimdidir. Vallahi sanki o size adamlarıyla saldırmak için geri gelecektir . Onu ya burda tutun, ya öldürün, yada sürüp çıkarın” dediler.
“Dâru’n Nedve” denilen kongre merkezinde onu öldürmek için toplandılar. İçeri girdikleri nde taylasan elbiseler içinde güzel bir adam kılığında şeytan onlara göründü ve “Bende girebilirm iyim?” dedi. “Sende kimsin dediler?” O, “Ben Necd halkından sizin toplanış sebebinizi duyup buraya girmeyi arzu eden biriyim. Umarım ki benim nasihat ve kanaatleri mden mahrum kalmazsınız.” dedi. “Evet buyur” dediler. Şeytan içeri girdiğinde birbirleri yle şöyle konuşuyorlardı: “Bu güne kadar olanları biliyorsun uz. Bu herif hususunda artık bir görüş birliğine varın!”
-Bunun Üzerine birisi, “Benim kanaatime göre en İyisi onu hapsedelim ” dedi. Necidli “Bu da bir görüşmü yani? Vallahi onu hapsederse niz onun görüşleri ve sözleri peşine takılan ashabına ulaşır. Belkide gelip onu elinizden alırlar sonrada şimdi sizin elinizde olan şeylede sizi yenerler” dedi. Onlardan biride: “Onu buradan çıkarıp sürgün edelim, Onun suratı ve lafları bizden gitsinde nere giderse gitsin beni alâkadar etmez” dedi. Yine Necidli: “Buda iyi bir görüş değil. Siz Muhammedin konuşmasındaki tatlılığı sözlerindeki güzelliği, karşılaştığı her insana Üstün geldiğini görmüyormusunuz.? Eğer bu dediği şeyi yapacak olursanız Muhammed de gidip arap kabileleri nden birine varır, onları kendi görüşü etrafında toplar, sonra da onlarla size saldırarak onlara sizi kırdırır.” dedi. Bu ara Ebû Cehl de: “Vallahi benim esaslı bir görüşüm var ama sanırım hiç birinizin aklına böyle bir şey düşmedi” dedi. Kureyşliler; “görüşün ne?” diye sordular. Ebû Cehil de şöyle dedi.:
-Bence “Kureyşin her kabilesind en güçlü, kuvvetli, genç, soylu ve şerefli birini alıp her birine keskin birer kılıç verin. Bunlar Mu-hammede saldırıp bir tek adam vuruşu gibi ona vursunlar. Böylece Onun kanı bütün kabileler arasında dağıtılmış olur. Böylelikle Abdü Menâf oğulları ne yapacağını bilemez ve bütün arap kavimlerin e harb açmayada gücü yetmez” görüşündeyim, o zaman Abdi Menâf oğullan bizden sadece onun diyetini istemeye mecbur kalır. Sizde onlara onun diyetini ödersiniz. Necidli o zaman: “Allah için bu gencin görüşü ne isabetlidi r. Görüş işte bu görüştür, yoksa diğerleri hiç bir şey değildi” deyince Kureyşlilerde Ebû Cehlin görüşünde karar kılarak toplantıdan dağılırlar. RasülÜ Ekrem’e bu haber ulaştırılıp bu gece kendi yatağında yatmaması evinde gecelememe si aksine yatağında Aliyi geceletmes i emrolunmuştur. Bu hadisi Saîd b. Yahya b. Saîd el Emevî babasından rivayet etmiştir. [430]
Bi2e İbni İshak, Ubeydullah b. Ebi Necih, Mücahit yolu ile İbni Abbas’dan (r.a):
Yine İbni İshak – Kelebi- Ümmü Hânî’nin kölesi Bâzâm isnadiyla İbni Abbas’dan (r.a) bu hadisi aynı anlamda naklederek bu rivayette şu ilaveyi verir.:
-O zaman Allah (c.c) Peygamberi ne çıkış izni verdi. Medine’de de Ona Enfal suresini indirip orada Peygamberi ne verdiği nimeti ve onu kendi katında denemeye tabi tuttuğunu haber vererek:
«Hani seni tutuklamak , öldürmek veya yurdundan çıkarmak için sana tuzak kurmuşlardı»…. Buyurdu… [431]

[421] Zehebî burayt kısaltmış. Biz îbni Hişâm’dan parantez arası olarak veriyor.
[422] Asıl metinde “Li-Efhemûhâ” şeklinde “anlamak için okuyorduk” şeklinde isede îbni Hişâm da “Lâ Ef-Hemûhâ” “anlayamıyordum” şeklinde geçer ki, cümlenin gerisinden anlaşılanda odur.
[423] İbni Hişâm 2/219; Beyhakî Delâii 2/462; Taberî Tarih 2/369; Nihayetü’l Ireb 16/322; Taberî Tefsir-i Zümer 23/15; Nesebi Kureyş, 324. İbni Abdi’l Ben- 2/408.
[424] Ecnadeyn Şam mıntıkasında Filistin’de Remle iîe Beyt-i Cibrin arasında bir yerdir, Orada müslümanlarla nımlar arasında Bizans kiralı Hiraklius’un Hımış’a geldiği zaman savaş olmuştu, Rumların yüzbin kişi olduğu söylenir. Allah Müslümanlara zafer nasib etmişti. Amr. b. Saîd b. As müs! Um anların komutanı, Kubuklar da Rumlannki idi. Hicri onüçüncü yılda Cemâdiyel Evvel ayında vuku bulmuştu. O gün orada Hişâm b. El Âs , Nuaym b. Abdullah , İbni Abbasın oğlu Fazl, Ebân b. Said, Halid b. Said, Tufeyl b. Amr, Abdullah b. Amr, Dirar b. Ezver, İkirime b. Ebî Cehl, Hebbâr b. Sü-fyan, Nuaym b. Nahhâm, ve diğer -bir çok sahabenin ileri gelenleri şehit olmuştur. Bu kitabın “Halifeler devrinde” orjinal sayfa 81-85 te anlatılacaktır. Bak. Mu’cemü’l Büldân 1/103; İbni Esir El Kamil 2/4147; Taberî 3/417; Tarihü’l Halife 119, Futuhuş Şâm 89, Fesevî el Mağrife vet-Tarih 3/295; Tehzîb-ü Tarîh-i Dımışk 1/145; Tabâkat’ı İbni Sa’d 3/124.
[425] Beyhakî Delâii 2/463; Fesevî el Marife 2/273.
[426] Mufassal Kur’anın son yedide bir bölümüne denir. Tıval ve Kısar olmak üzere ikiye ayrılır.
[427] Fesevî 2/273; Buharî 4/263; Ayrıca Tefsir, Fezâilü’l Kur’an’da da verir. İbni Ebî Şeybe 14/82; Hadis 17639. Hâkim Müstedrek 2/553.,634; Müsned 1/3 İbni Ebî Âsim Sünne 53, İbni Sa’d 4/206 Müslim’de bunu bulamadık. Ama Beyhakî’de Delâüinde bunu MUslimin, İsrail’den nakli olarak verir. Bilemedim nüsha farkımıdır yoksa sadece hadis metni olmayıp işareten belirtiler ek fihristien mesi mümkün olmayanlar danmıdır.
[428] Urve Megazi sayfa 129; Beyhakî Delâİl 2/465; Abdürrezzak bu kıssayı Musannef’inde 5/389 îbni Abbasın kölesi Muksimden buna yakın bir İzah ile nakleder. İmam Ahmed de Müsnedİnde (bunu Abdürrezzak yolu ile nakleder) bu haberi Taberî 9/228’de bu ayette verir. Yine Taberî bu olayı Abdürrezzak – babası ve îkrime aracılığıyla da nakleder.
[429] Urve Meğazi 129; Taberî Tefsir 9/228; Beyhakî Delâil 2/466’da bu kıssayı Musa b. Ukbe – Zühn isnadıyla verir.
[430] İbni Hişâm  2/222; îbni Sa’d   1/22Î, Taberî Târih  2/373;  Beyhakî Delâil 2/466, -468; Uyûnü’l Eser î/178.
[431] Taberî  Tefsir  9/227;   Beyhakî  Delâii’inde   ibni   İshak’tan   2/469’da buna yakın bir haber nakleder.
İmam Zehebi, Tarihu’l-İslam, 1/438-444

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: