Resimli Elbiseyi Yasaklaması

Bişr b. Bekr anlatıyor: Bize Evzaî, İbni Şihâb-ı Zührî. Kasım b. Muhammed isnadıyla Hazreti Âişe’den şöyle dediğini haber verdi: “Ben Üzerinde resimler bulunan bir bürdeye bürünmüş bir haldeyken Allah Rasûlti yanıma girdi ve, bu bürdeyi yırtarak:
“Kıyamet günü insanların azabının en şiddetli olacak olanı, Allah’ın yarattığı şeylere benzetme yapanlar olacaktır.” buyurdu.


Evzaî der ki: Âişe anlatti ki, “Rasûlullah (s.a.v) bana üzerinde kartal resmi bulunan bir bornuz getirdi. Efendimiz elini resmin üzerine koyunca Allah onu giderdi.” Lakin bu Ev-zaî’nin eklediği son kısım “Munkatı’dır.”
Âsim, Zirr aracılığıyla Abdullah b. Mes’ûd (r.a)’dan şöyle dediğini anlatır: Ben yeni yetme bir delikanlı olarak Ukbe b. Muayt’m koyunlarını güdüyordum. Bir gün Rasûlullah (s.a.v) beraberind e Ebû Bekir olduğu halde bana uğradı ve: “Delikanlı yanında süt var mı?” buyurdu. Ben de: “Evet, ama ben bir emanetçiyim.” dedim. O da: “Haydi, öyleyse bana henüz koca çekilmemiş bir genç koyun getir” dedi. Ben de henüz süt dişini bele dökmemiş bir oğlak getirdim. Rasûlullah onu bağladı ve sonra duâ ederek memesine elini sürdü. Birden süt gelmeye başladı. Bir kaba sağıp onu Ebû Bekr’e içirdi. Ondan sonra da kendisi içti. Ardından oğlağın memesine: “Çekil!” buyurdu. Meme (küçülerek) kuruyup-eski halini aldı. Sonra ben Rasûlullah (s.a.v)’e gelip: “Bana bu sözlerden bir şeyler öğret!” dedim. Efendimiz de: “Sen artık eğitime kabul edilmiş bir gençsin!” buyurdu.
Ben Efendimiz’den yetmiş sûre Öğrendim ki, hiç bir insan onlar hususunda benimle münâkaşa edemez.
Bu haberin isnadı hasen dereceli olup kavî bir hadistir. [45] İmam Mâlik, İshâk b. Abdullah b. Ebî Talha aracılığıyla Enes’den (r.a) nakleder ki; Ebû Talha, Ümmü Süleyme: “Ben Rasûlullah (s.a.v) İn sesini pek zayıflamış olarak duyuyorum.
Biliyorum ki, kendisinde açlık var. Yanında yiyecek bir şeyler var mı?” dedi. Ümm-ü Süleym de: “evet” diyerek evinde bulunan bir kaç arpa ekmeği getirip bunları kendine ait bir örtünün içine sardı ve onları elbisemin altına sokarak beni Peygamber (s.a.v)’e yolladı. Ben Efendimiz’i mescitte otururken buldum. Beraberind e insanlar vardı. Ben başuçlarma dikildim. Efendimiz (s.a.v) de: “Seni Ebû Talha mı yolladı?” buyurdu. “Evet” dedim. Yanındakilere, “Haydi kalkın!” dedi.
(Enes r.a.) der ki: Rasûîullah (Ebû Talha’nın ziyafetine gitmek üzere kalkıp) yola koyuldu. Ben de Ashab’m arasında yürüyordum. Nihayet Ebû Talha’ya gelip durumu haber verdim. O da hanımına: “Yâ Ümmü Süleym! Rasûîullah adamlarla birlikte geldi. Halbuki bizde onları doyurabile cek kadar yiyecek yok,” dedi. Hanımı da: “Allah ve Rasûlü bu durumu daha iyi bilir.” diye cevap verdi.
Enes der ki: Ebû Talha gidip Rasûlullah’ı karşılayıp onunla beraber gelip evine girdi. Peygamber (s.a.v):
“Ümmü Süleym! Yanında bulunan yiyeceği getir.” buyurdu. O da bu ekmeği getirdi. Rasûîullah (s.a.v) ekmeğin ufalanmasını emir buyurdu. Ümmü Süleym de ekmeği ufaladı; üzerine kendilerin e ait olan bir yağ dağarcığından yağı sıkarak ekmek kırıntılarının üzerine sürerek yağı katık yaptı. Daha sonra Rasûîullah (s.a.v) bu hazırlanan nimet hakkında Allah’ m kendisine söylemesi dilediği şeyleri söyleyip: “On kişiye izin ver buyurdu.” Onlara izin verildi. Onlar doyuncaya kadar yediler, sonra dışarı çıktılar. Efendimiz: “Haydi on kişiye daha izin ver de sofraya gelsinler.” buyurdu. Onlar da doyuncaya kadar yediler. Böylece oradakiler in hepsi yiyip doyundu. Bunlar yetmiş ya da seksen kişiydiler. [46]
Bu olayın aynen bir benzeri de Hendek gazvesinde Cabir (r.a)’m hadisi olarak geçmektedir. [47]

[45] Müsned 1/276, 379. 462; Beyhakî Delâil 6/S4; Ebû Nüaym Delâil 114; İbni As’d 3/1/106; Tarih-i Bagdad 6/165; Tehzibi Tarİh-İ Dımışk 2/246; İbni Ebî Şeybe 11/550; Taberânî Kebîr 9/76, 77
[46] Buharı, Eymân ven-Nûzûr 83/22 h.no. 66SS ve Menâkıb 61/25 h.no. 3578; Müslim Eşribe 36/20 (h.na 143); Beyhâkî Delâil, 6/R8; Tirmizî 3630, 3709; Belâzürî Ensâbu’l Eşraf, 1/272; Beyhakî Sünen 7/273; İbni Abdu’l Ber, Temh3ıd 1/289; Muvatta 927; Ebu Nuaym Delâil 147.
[47] Aynı olay ilerde gelecektir . Ancak bu ibare Zehebî’nin değil, aynıyla Beyha-kî’nin Deiâil’indeki sözüdür 6/92.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/36-39

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: