Tuluktaki Suyun Bereketlenmesi

Selm b. Zerîn anlatıyor: Ebû Raca el- Utaridî’yi şöyle derken duydum: Bize İmran b. Husayn anlattı ki; Onlar Nebi (s.a.v) ile bir yolculukta ymışlar. Bütün gece yol alıp sabaha doğru gecenin son vakti istirahat etmek için konaklamışlar. Gözleri kendilerin e baskın gelip Güneş çavıncaya [58] kadar uyarlamamışlar. İlk uyanan Ebû Bekir olmuş, Ömer de ondan sonra uyanmış. Efendimiz (s.a.v) uyuduğu zaman biz onu uyandırmaya cesaret edemezdik. Ebû Bekir Nebi (s.a.v)’i uyandırana kadar tekbire devam etmiş. Nebi (s.a.v) Güneş doğmuş olarak uyandığında: “Haydin yola!” buyurdu. Güneş iyice ağarıncaya kadar bizi yürüttü. Konaklayıp bize namaz kıldırdı. Adamın birisi ayrılıp namaz kılardı. Efendimiz namazı bitirince ona:
“Ey falan! Bizimle beraber namaz kılmaktan seni alakoyan ne idi?” buyurdu. Adam da: “Bana cünüpluk isabet etti (hamamcı oldum).” dedi. Efendimiz ona temiz toprakla teyemmüm etmesini sonra namaz kılmasını emretti.


Rasûlullah (s.a.v) beni su aramam için önündeki gruba katmıştı. Çok müthiş şekilde susamıştık. Biz bu halde yürüyorken bir de ne görelim; iki iri su tuluğu arasında ayaklarını devesinden aşağıya salmış bir kadın! Ona: “Su nerede?”dedik. “Heyhat çok uzakta. Size su yok” dedi. Biz: “Senin ailen ile suyun arası ne kadarlık mesafe?” dedik. “Bir gün bir gecelik yol” dedi. Biz: “Haydi, Rasülullah’ın yanına yürü!” dedik. “Rasûlullah da ne?” dedi. Biz kadını kendi haline bırakmadık. Rasûlullah bizi onunla beraber karşıladı. Kadın bize dediklerin in aynısını söyleyip kendisinin yetimleri olan birisi olduğunu Nebi (s.a.v)’e anlattı. Efendimiz devenin çöktürülme-sini emretti de deve ıhtırıldı, ve kadının su tuluklarının üstteki ağızlarına su püskürttü. Biz kırk susuz kişi suya kanm-caya kadar içip yanımızdaki matara ve kapları da doldurduk. Cünüb olan arkadaşımıza yıkanması için su verdik. (Ama hayvanlarımızı sulamadık). Su tuluğu halâ sudan çatlayacak halde doluydu.
Sonra Efendimiz bize: “Haydi yanınızda bulunan şeyleri getirin” buyurdu. Biz de yanımızdaki ekmek kırıntılarıyla hurmaları getirdik. Efendimiz bunları bir torbaya koyup kadına; “Haydi şimdi git ve bunları ailene yedir. Ve bil ki, biz senin suyunu asla azaltmadık.” buyurdu.
Kadın ailesinin yanına varınca: “Ben insanların en sihirbazına gittim. Veya o kendilerin in de iddia ettiği gibi peygamberd i.” dedi. Allah (c.c) bu kadının vesilesiyl e bu obadaki topluluğa hidayet nasib etti ve kadın da, o toplulukla beraber Müslüman oldu.
Bu hadisi Buharî ve Müslim rivayet etmişler. [59]
Hammad b. Selem ve diğerleri [60] Sabit, Abdullah b. Rabah aracılığıyla Ebû Katâde (r.a)’ın şöyle dediğini anlatır:
– (Biz Rasûlullah (s.a.v) ile bir yolculukta idik.) Rasûlullah bize hitap ederek: “Siz bu yatsı ve gecenizi yürüyerek suya inşaallah yarın varabilece ksiniz.” buyurdu. İnsanlar birbiriyle ilgilenmed en hızla suya ulaşabilmek için yola düştüler.
Ebû Katâde devamla der ki: Rasûlullah bu şekilde yürümeye devam ederken nihayet gece yarısı olmuştu ve ben yanıbaşmdaydım. Bir ara Rasûlullah uyukladı ve bineğinden eğildi, ben hemen gelip onu uyandırmadan altından destek olup bineği üzerine doğrulmasını sağladım. Rasûlullah yoluna devam etti ve gecenin çoğu geçmişti ki, Rasûlullah yine bineğinden eğildi. Ben yine onu uyandırmadan destek verip bineği üzerine doğrulmasını sağladım. Sonra Rasûlullah yoluna devam edip seher vaktinin sonuna doğru yine bineğinden eğildi. Bu önceki iki eğilişinden daha fazla olmuştu. Neredeyse düş eyazmişti. Hemen yanma gelip düşmesin diye altına destek oldum. Efendimiz başını kaldırıp: “Bu da kim?” diye sordu. “Ebû Katâde’yim” dedim. “Benimle ne zamandan beri yürüyorsun?” buyurdu. “Geceden beri durmadan yürüyorum” dedim.
“Peygamberi ni koruduğun için Allah da seni korusun.” buyurdu. “İşte bir süvari” dedim. Sonra da: “İşte bir başka süvarî daha” diye söylerken toplanıp yedi süvari olduk. (Rasûlullah, artık konaklasak buyurup) yoldan ayrıldı. (Bir ağaca gelip) Başmı yasladı ve: “Namazımızı geçirtmeyin.” buyurdu. (Bizi ancak Güneşin harareti uyandırdı.) İlk uyanan Rasû-lullah olmuştu ve Güneş arkasmdayd ı. Biz feryat ederek uyandık. Efendimiz “binin” emrini verdi. Biz de hayvanlara binip yola devam ettik. Güneş ufukta yükselince inip konakladı, sonra da beraberimd e içinde su bulunan bir ibriği istedi. Hafifçe (az su kullanarak ) bir abdest aldı. İçinde azıcık bir su kalmıştı. Sonra bana: “Şu ibriğini bizim için muhafaza et. Zira onun yakında bir haberi duyulacak.” buyurdu.
Sonra Bilal sabah namazı için ezan okudu. Efendimiz (sabah farzından önce) iki rek’at namaz kıldı. Sonra sabahın farzını kıldı. Sonra da kuşluk namazını kılıp her gün yaptığı virdini yaptı. Sonra Allah Rasûlü hayvanına bindi, biz de bindik. İnsanlardan biri diğeriyle fısıldaşmaya başlayarak: “Bu sabah namazını geçirmekle yaptığımız tefritin (hakkını kesmenin) keffâretine?”dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v):
“Sizin için lazım olan en güzel örnekler bende mevcut değil mi? (Siz neler söylüyorsunuz. Eğer bir şey sizin dünya iş lerinizden ise başınızın çaresine bakın, yok eğer dini meseleniz ise onun halli bana aittir. Bunun üzerine “Biz namazımızı geçirip keffaretin i vermedik.” deyince Efendimiz şöyle buyurdu:) Ama uykuya gelince onda tefrit (kaçırmış sayılmak) olamaz. Tefrit ancak (uyanıkken) “namazını öteki namazın girene kadar geciktiren kimse üzerine olur. Artık kim böyle bir duruma düşerse uyandığında derhal bu namazı kılsın. Eğer uyandığında kuşluk olmuşsa onu o vakit kılsın.” Sonra Rasûlullah buyurdu ki:
-«İnsanlara Hüsnü Zan’da bulunun.» buyurdu. Biz de, “Yâ Rasûlallah! Sen dün «Eğer suya ulaşamazsanız çok susay-acaksınız» buyurmuştun, dedik. Sabah olduğunda insanlar peygamberi ni kaybetmiş bulunuyorl ardı. Toplulukta n birisi: “Rasûlüllah suyun başına varmış olsa gerek.” dedi. Toplum da Ebû Bekir ile Ömer de vardı. Ebû Bekir ile Ömer onlara: “Peygamber henüz sizden geri kaldı, sizi bırakıp da (suya doğru) geçip gitmiş değildir.” diyor, insanlar da; Rasûlüllah mutlaka önümüzde (su başındadır) diyorlardı… Eğer Ebû Bekir ve Ömer’e itaat etseler doğru yolu bulacaklar dı.” diye üç kere tekrarladı.
Ebû Katade devamla der ki: Gün uzayıp dağ taş ısındığında insanların yanına varmıştık. Onlar: “Yâ Rasûlüllah! Yandık; mahvolduk” diyorlardı. Efendimiz de: “Size mahvolmak yok, bana küçük bardağımı getirin.” diyerek abdest ibriğim da istedi. Rasûlüllah (s.a.v) bardağa boşaltıyor, Ebû Katade insanları suluyordu. İnsanlar ıbrıktaki suyu görür görmez birbirinin üzerine çullanarak suya hücum ettiler. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.v): “Ahlakınızı güzelleştirin, hepiniz suya kanacaksınız.” buyurdu. Onlar da Öyle yaptılar. Rasûlul-lah döküyor, ben dağıtıyordum. Nihayet ben ve Rasûlüllah (s.a.v) den başka kimse kalmadı. Sonra Rasûlüllah suyu bardağa döküp “iç” buyurdu. “Sen içmeden içmeyeceğim yâ Rasûlüllah” dedim. Bunun üzerine:
“Topluluğun sâkîsi suyu en son içendir.” buyurdu. Ben de suyu içtim. Rasûlüllah (s.a.v) de içti. İnsanlar pınarın başına suya kanmış olarak geldiler. (Hâla ıbrıkta eskisi kadar su vardı. Onlar üç yüz kişiydi.)
Abdullah b. Rabah der ki: Ben bu hadisi büyük camide an-latıyorken bir de beni İmran b. Husayn (r.a) duymuş da bana: Ey genç! Nasıl naklettiğine iyi dikkat et. Zîra o geceki kervandan birisi de bendim, dedi. Ben de: Öyleyse sen bu hadisi en iyi bilen birisi olmalısın, dedim. Bana: “Sen kimlerdens in?” diye sordu. Ben de “Ensardan” deyince: “Öyleyse hadisi anlatmaya devam et. Siz kendi hadisinizi iyi bilirsiniz .” dedi. Ben de bu haberi oradaki topluluğa anlattım. Bunun üzerine İmran (r.a):
– Ben o geceki yürüyüşte bulunmuştum. Ama hadiseyi senin gibi tam olarak ezberleyen birisi olabileceği aklıma gelmemişti, dedi.
Bu hadisi Bekr b. Abdillah el-Müzenî de Abdullah b. Ra-bah’dan nakleder. Bu haberi Müslim rivayet ediyor. [61]

[58] Çavnıak, güneşin ışınlarının yere ilk düşmesidir ki, tam olarak (bezeğa) kelimesini n karşılığıdır. Toros lehçesinin güzel bir kelimesi olup ülkemizin bir çok yerinde bilinmez. Ancak ifade ettiği manâyı anlatan türkçe başka bir karşılığını bilmiyorum .
[59] Buharı, Menakıb 61/25 (Hadis no 3571); Müslim 682; Abdürrezzak Musannef 11/277 (hadis no 20537); Beyhakî Delâil 6/130; Beyhakî Sünen 1/216, 219; Taberanî 18/138
Burada hadisi Buhari, Müslim ve Beyhaki rivayetler inin hepsini bir arada bulundurar ak terceme ettim. Böylece bazı yanlış anlaşılmalar giderildi. Meselâ Müslim’in ibaresine göre Efendimizi Ömer uyandırmış oluyordu.
[60] Müellif bu hadisin sonunda bunu Müslim’in rivayeti diye verirse de bu rivayet Beyhakî’nin Delâil’deki rivayetidi r. Müslim bu hadisi Şeyban b. Fer-rûh-Süleyman b. el-Mugîre-Sabit-Abdullah b. Rabah- Ebû Katâde senedi İle nakleder. Daha noksansız olması sebebiyle biz tercemeye Müslim’in metnini esas aldık.
[61]  Müslim   6S2;  Abdürrezzak   20538;   Beyhakî  Delâil   6/132,   4/284;   İbni  Sa’d 1/180; Müsned 5/289; İbni Sa’d 1/1/120; Ebu Nüaym, Delâil 145. 
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/45-50

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: