Haricileri Bildirmesi

Saîd b. Mesruk, Abdurrahma n b. Ebi Num vasıtasıyla Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)tan şöyle nakleder:

Hz. Ali Yemen’deyken Rasulullah (s.a.v)e maden halinde bulunan bir altın göndermişti. Rasulullah (s.a.v) onu şu dört kişi arasında taksim etti: Uyeyne b. Bedr el-Fezârî, Alkame b. Ulâse el-Külâbî, El Akra b. Habis el-Hanzalî ve Zeyd el-Hayl et-Tâî. Bunun üzerine Kureyş ve Ensar bu duruma kı­zıp: “Necd halkının ayanına verip bizi mahrum koyuyor.” de­diler. Efendimiz de:

«Ben onların kalplerini İslam’a ısındırayım diye onlara verdim.» buyurdu. Gözleri çukur, saçı kazınmış, çıkık yanak­lı, yumru alınlı bir herif ayağa kalkıp: “Allah’tan kork!” dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) de:

«Ben ona isyan etmiş oluyorsam Allah’a itaat eden kim oluyor? Gökyüzündekiler bana güvenirken siz güvenmiyor musunuz?» buyurdu. Adamın biri bu herifi öldürmek için Nebi (s.a.v)den izin istediyse de Rasulullah kabul etmedi. Sonra şöyle buyurdu:

«Şu herifin neslinden Kur’an okuyan bir kavim ortaya çı­kar. Okudukları Kur’an boğazlarından öteye geçmeyecek. Bunlar okun avı delip çıktığı gibi İslam’dan çıkarlar, Müslü­man’ları öldürürler. Putperestl ere ilişmezler. Vallahi, eğer bun­lara yetişirsem onları Âd kavmi ölümüyle öldürürüm.»[53] Bunu Müslim nakleder. Buharı de de bu anlamda bir hadis vardır.

El Evzaî, Zührî aracılığıyla Ebû Seleme ve Dahhak el Mişrafî ‘nin Ebû Saîd el-Hudrî (r.a.)tan şöyle dediğini nakleder:

-Rasulullah (s.a.v) bir gün bir şey bölüştürürken Benî Te­mim kabilesind en Zü’l Huveysıra denen herif: “Yâ Rasulul­lah! Adaletli davran.” dedi. Efendimiz (s.a.v) de:

«Yazıklar olsun! Ben adaletli davranamad ığını zaman kim adaletli olabilir.»[54] buyurdu. Ömer (r.a.) ayağa kalkıp: “Yâ Rasûlallaht İzin verin de boynunu vurayım.” deyince Fahri Kainat:

«Hayır! Zira onun öyle bir Ashab’ı var ki sizden biri bu ada­mın arkadaşlarıyla birlikteki namazını, onlarla beraber tut­tuğu orucunu hakir görecek. (Kur’an okuyacakla r da boğaz hançerelerinden öte geçmeyecek. Okun avı delip geçtiği gibi dinden çıkacaklar. Hani okun temrenine bakılır da bir şey bulunamaz, sonra okun temren geçecek yerinden yukarı sa­rılan sinirine bakılır yine bir şey bulunamaz. Sonra okun kendi düz çubuğuna bakılır yine bir şey bulunmaz. Sonra okun yeleğine (tüy) bakılır, yine bir şey bulunamaz. (Ok çok­tan kan ve midedeki cife çıkıp bulaşmaya vakit bırakmadan delip geçmiş olur.) (İnsanların ihtilafa düştükleri sırada or­taya çıkacaklardır.) Bunların alameti esmer tenli, iki kolun­dan biri tıpkı kadın memesi gibi olan yahut sallanan et par­çası gibi olan bir adamdır.» buyurdu.

Ebû Saîd el Hudrî der ki: Ben bunu Rasûlüllah’tan duy­duğuma yemin ederim. Yine Allah’ı şahit tutarak derim ki: Ben Hz Ali, Haricilerl e çarpışırken onunla beraberdim . Ölü­ler arasında bu vasıfta biri arandı ve tam Peygamber’in anlat­tığı şekilde bir adam bulunup geldi.

Bunu Buharî nakletti.[55]                                

İbni Şîrîn aracılığıyla Eyûb-u’Sahtiyanı, Âbîde’nin şöyle dediğini anlatır: Ali (r.a.) Nehrevan’da (kendiyle çarpışan ha­ricîleri) anlatarak şöyle dedi: “Aralarında doğuştan kısa ya­hut noksan elli veya küçük elli bir adam vardır. Eğer hay­retten şaşkınlığa düşmeyecek olsaydınız elbette size onlarla çarpışanlara Allah’ın neler va’dettiğini Muhammed (s.a.v)in dilinden anlatacakt ım. Bunun üzerine ben:

-Sen bunu Muhammed’den (s.a.v) işittin mi?, deyince Ali (r.a.):

-Evet! Kabe’nin Rabb’ine yemin olsun. dedi.

Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.[56]

Cemile b. Mürra aracılığıyla Hammad b. Zeyd, Ebû’l Va-dıyy el-Sühaymî’nin şöyle dediğini anlatır:

-Biz Nehrevan harbinde Ali (r.a.) ile beraber idik. Bize: “Şu kısa elliyi bulun.” dedi. Onu aradılarsa da bulamadılar. Hz Ali’ye geri geldikleri nde o: “Hadi, dönün de kısa elliyi bu­lun, vallahi ne bana yalan söylendi, ne de ben yalan söyle­dim.” dedi. Bunu defalarca tekrar etti. Onlar da geri aramaya gittiler, geri gelip: “Onu ölülerin altında çamur içinde bul­duk.” dediler. (Ebû’l Vadiyy) der ki: Sanki onu Habeşli gibi gördüm. Tıpkı kadın göksü üzerinde biraz tüy vardı. Ali (r.a.) buna çok sevindi.

Bu   haberi   Ebû Dâvûd-u Tayalisî   Müsned’inde   rivayet ediyor.[57]

Şerîk de Osman b. el-Muğîre aracılığıyla Zeyd b. Vehb’in şöyle dediğini anlatır:

-Haricîler in lideri, Hz Ali’nin yanına geldi ve ona: “Al­lah’tan kork, artık sen ölmüş birisisin.” dedi. Bunun üzerine Ali (r.a.) ona:

-Daneyi yarıp çıkaran, canlıları yaratan zata andolsun ki öyle değil! Lakin ben şuraya inen bir darbeyle ve (eliyle saka­lını işaret ederek) şurayı kana boyayacak bir darbeyle ölece­ğim. Bu yapılmış bir taahhüt ve kesinleşmiş bir karardır. İfti­ra eden gerçekten korkmuştur, dedi.[58]

Ebû’n Nadr der ki: Bize Muhammed b. Râşit, Abdullah b. Muhammed b. Akil isnadıyla babası Bedir’de savaşmış olan Fedâle b. Ebî Fedâle el-Ensârî’nin şöyle dediğini anlatır:

-Babamla beraber hastalığa uğrayan Hz Ali’nin ziyaretine gitmiştik. Hastalığı ağırdı. Babam ona: “Seni şu yerinde dur­duran sebep ne? Eğer ecelin burada gelecek olur ise Cüheyne Bedevileri nden başka cenazene sahip çıkıp Medine’ye götüre­cek kimse olmaz. Eğer ecel sana (Medine’de) yetişirse senin arkadaşların cenazene sahip çıkıp namazını kılarlar.” dedi. Hz Ali de ona:

-Peygamber (s.a.v) bana garanti verdi ki, ben emir yapıl­madan sonra da -sakalının başının kanı ile bulanmasını kasd ederek [59]şuranın kanı şurayı boyamadan ölmeyeceğim.

Sıffeyn harbinde ravî Ebû Fudâle de Hz Ali ile beraber şe­hit edildi.

Hasen-i Basrî, EbûBekre (r.a)tan naklediyor :

-Easulullah (s.a.v)i mimberde gördüm. Yanında Ali’nin oğ­lu Hasen vardı. Efendimiz:

«Benim bu oğlum seyyiddir. Herhalde Allah Müslüman­lardan iki büyük grubun arasını bununla birleştirecektir.»

buyurdu.

Buharî hadisi «iki büyük» lafzı olmadan nakleder.[60]

Sevr b. Yezîd, Halid b. Madan aracılığıyla Umeyr b. el Es-ved’den nakleder Umeyr, Halid e anlatmış ki, kendisi Ubâde b. el-Sâmit (r.a.)a gitmiş. Ubade (r.a.) o zaman Hımış sahilinde kendisine ait bir evde oturuyor imiş. Beraberind e eşi Ümmü Haram da varmış Ümmü Haram bize anlattı ki, kendisi Rasû-lüllah (s.a.v)i şöyle derken duymuş:

«Ümmetimden ilk deniz seferine çıkacakların duaları ka­bul olmuştur. » Bunun üzerine Ümmü-haram: “Yâ Rasulullah . Ben de onların içinde olacak mıyım?” deyince. Efendimiz: “Sen onların içinde olacaksın.” buyurdu. Sonra Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu:

«Ümmetimden Kayser’in Şehrine ilk sefer yapacaklar af-folunmuşlardır.» Yine Ümmü Haram: “Ben aralarında olacak mıyım, yâ Rasulullah ” deyince: “Hayır.” buyurdu. Haberi Bu-hari rivayet etmiştir.[61] Bu hadiste Peygamber (s.a.v) in deniz seferi yapılacağına ve İstanbul’a fethe çıkılacağına dair haber verdiği görülmektedir.

Şuvbe de Simâk aracılığıyla Câbir b. Semûra’dan (r.a.) Nebî (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder:

Kıyamet öncesi kesinlikle , her biri peygamber olduğunu iddia eden yetmiş yalancı, Deccal bulunacakt ır.

Buna (bu isnadla) Müslim rivayet etmiştir. Ancak Ebû Hüreyre rivayetind e Buharî ve Müslim’in ittifakı vardır.[62]

El Esved b. Şeybân, Ebû Nevfel b. Ebî Akrab’tan nakline göre Hz. Ebû Bekir kızı Esma (r.a.) Haccâc’a:

-Ama Rasûlüllah (s.a.v) bize anlatmıştı ki, Sakîf kabile­sinden bir yalancı ile bir de kan dökücü zalim biri çıkacaktır. Yalancıya gelince onu tanıdık. Kan dökücü Zâlim’e gelince se­ni ondan başka biri olarak düşünemiyorum; demiştir. Hadisi Müslim naklediyor .[63]

Yalancı ile Muhtar b. Ebî Ubeyd’i kasdediyor du.[64]

Velîd b. Müslim de, Mervan b. Salim el-Cezerî, el Ahvas b. 1-Hakîm, Halid b. Madan aracılığıyla Ubâde b. es-Samit’ten tasûlüllah (s.a.v) in:

«Ümmetim içinde Vehb denen bir adam olacak; Allah ona nkmeti hibe edecektir. Yine Ğaylan denen bir herif olacak ki, u ümmetime İblîs’ten daha zararlı olacak.» buyurduğunu anlatır. Ravî Mervan zayıftır.[65]

[53] Müslim 1064; Buharı 60/6; Beyhakî 6/426; Ebu Davud 4764; Müsned 3/38, 68, 73, 166, 176, 275; Nesâî Müctebâ 5/87, 7/117; Ebu Nüaym Hilyetü’l Evliya 2/72.
 [54] Evet, Allah Kur’an1 da adaletli olmayı herkese emrediyor. Ama bu adalet nedir? Herkes adaleti kendi anladığı eşitlik şekliyle algılarsa işte ZÜ’l Huveysıra’nın anlayışı gibi olur. Bu hadis bize adaletin bir peygamber talimatı olduğunu açıkça belirtiyor . Binâen aleyh bu husus Efendimiz’in anlayış ve anlatışını kavramadan öğrenilemez.                                        
 [55] Buharî bunu bir çok yerde nakleder. Edeb 78/95 h. no 6163; Menakıb 61/25; Müslim Zekat 47/148; Beyhakî Delâil 6/427; İbni Ebî Şeybe 15/316; Beyhakî 8/171; Ahlakun-Nebî 42; Hakim 2/145; Müsned 3/65, 56; İbni Ebî Asım 2/449.
 [56] Müslim 1066 (155); Ebu Davud 4763; Müsned 1/83, 95, 113, 121, 144, 155; İbni Mâce 167; İbni Ebî Asım 2/42S; Tayalisî Müsned 166; Ebu Ya’la Müsned 1/95, 141.
 [57] Tayalîsi Müsned 169; Beyhakî Delâil 6/433.
 [58] Ebu Davud’u Tayalîsi 158; Beyhakî Delâil 6/438; Meğazelî Menâkib-ı Ali hadis no 460; İbni Ebî Âsim el-Sünne h.no 918; Müsned 1/91, 102, 130, 156; Nesâî Hasâisi Ali savfa 39.
 [59] Müsned 1/102; Beyhakî Delâil 6/438; Bezzar El-Bahruz-Zehâir 3/136 no 927. Bezzar hadisin sonunda: “Füdale b. Füdâle’nin bu hadis dışında Ali’den (r.a.) başka bir haber naklettiğini bilmiyoruz .” der. Buharî Tarih-i Kebîr “inde (7/125): “Fudâle, Ali babasından sîmâı var. İbni Akîl’de kendisinde n rivayet etmiştir.” diye tevsîk’e çalışırsa da, Zehebî ise Mizanında (no 6710): “Bu adamın kim olduğu anlaşılamamıştır, İbni Hıraş da ona: «Meçhul» hükmünü veriyor. Ama babası Sahabedir.” demektedir . İbni Hibban ise bu zatı “Sikat” kitabına olmuştur. Beyhaki ise bu hadisin bu isnad ile zayıf olduğunu belirterek : “Bu hadisi takviye ederek güçlendiren birtakım şahitler vardır.” deyerek Zeyd b. Vehb’in şu hadisini nakleder:
-Haricîlerin başı olan kişi Hz Ali (r.a.)a gelip: “Allah’tan kork! Sen artık Ölmüş sayılırsın.” dedi. Bunun üzerine Ali (r.a.): “Daneyi yarıp ondan canlı yaratan, insanı var eden zata yemin olsa ki Öyle değildir. Lakin ben şurama indirilen bir darbe ile (eli ile sakalını göstererek) şurayı kana boyayarak Öldürüleceğim. İşte bu dediğim gerçekleşecek bir garanti, ve yerine getirilece k bir hükm-ü ilâhîdir. İftira eden perişan olmuş olcaktır.” dedi. Bu haberi Ebu Davud-u Tayalisî 157 no ile tahric eder. Sonra Beyhakî yine Zeyd b. Vehb’in şu haberini verir:
-Basra’daki Haricîlerden bir grup adam Ali (r.a.)a geldi. Aralarında «El-Cu’d» denen biri vardı. Bu herif Hz Ali’ye: “Allah’tan kork, sen artık ölmüş sayılırsın.” deyince Ali (r.a.) onu: “Nefsim elinde olan zata yemin olsun ki öyle değil. Ben öldürülerek öleceğim (diyerek yukardaki şekilde) anlattı. Bu haberi Hakim. Müstedrek’inde (3/143) nakleder. Beyhakî daha sonra Salebe b. Yezîd, Ebu Sinan ed-Dueli, Sa’lebe el-Hammânî, Ebu İdris el-Ezdî’nin haberlerin i de şahit olarak anlatır.
 [60] Buharî Fiten 20, Sulh 9, Fazailü Ashabın-Nebi 22; Ebu Davud 4662; Müsned 5/3S, 42, 44, 31; Nesâî 3/107; Tirmizî 3S62: Beyhakî Delâil 6/442; İbni Ebi Şeybe 12/96.
 [61] Buharî 56/93 hadis no 2924; Müslim 1912; Ebu Davud 2490, 2491, 2492; Muvatta   2/464;   Nesâî   Mücteba   6/40:   41;   Müsned   6/391,   423;   İbni   Sa’d 8/424; Ebu Nüaym Hilye 2/61; Daramı 2/210; Tirmizî 1645; Taberi Tarih 4/258; Temhîd 1/142; İbni Asakir, Tarih-i Dımışk Terâcîm-ün-Nisa 486
Ümmü Haram: Medineli olup Ensar’dandır. Babası Milhan b. Halid b. Zeyd b. Haram’dır. Hz Enes (r.a.)m teyzesi olup Ummü Süleym’in bacısıdır. Eşi Ubâde b Sâmit (r.a.)tır. Ümmeti Mııhammed’in şanı yüce hanımlarından biri olup naklettiği hadisler Tirmizî dışındaki kitaplarda mevcuttur. Hz Enes ve diğer çok kişi ondan hadis nakletmiştir. Evlendikte n sonra eşiyle beraber deniz seferine çıktı. Dönüşte bindiği katır serkeşlik edip onu sırtından atınca boynu kırılıp öldü. Zehebî der ki: “Bu sefer Kıbrıs seferi olup Hz Osman devrinde idi. Bana ulaştığına göre kabrini Frenkler ziyaret ederlermiş1’ Halife b. Hayyât da böyle der. Bazıları Rodos’da öldü der. Kimi de dönüşte Beyrut’ta vefat ettiğini söylerlerse de bunlar zayıf rivayetler dir.
 [62] Müslim 2923; Buharî 61/25; Tirmizî 2315; Müsned 2/237, 313, 330: Buharî Tarih-i Kebîr 9/21; İbni Ebî Şeybe 15/172; Beyhakî Delâil 6/480; İbni Ebî Âsim es Sünne 2/476; İbni Mâce 3952; Hatîb Tarih 3/74.
 [63] Müslim 2545; Beyhakî Delâil 6/481; Tirmizî 2317, 3944. Tirmizî hadisi İbni Ömer’den alır ve, “bu babda Esma’dan (r.a.) da haber vardır” der. Müsned 2/26; Buharî Tarih-i Kebîr 4/34S; Zehebî bu kıssayı çok kısa geçer. Ehem miyetine binâen hadiseyi biz Müslim’in nakline göre veriyoruz: Ebû Nevfel derki:
-(Haecac tarafından öldürüldüğü zaman) Abdullah b. Zübeyr’in (r.a.) cesedini (Mekke’deki) Medine’ye giden dağ yolunda gördüm. Kureyşlİler ile diğer halk onun na’şı yanına uğramaya başladı. Hatta Abdullah b. Ömer (r.a.) da cesedin yanına geldi, başucunda dikilerek: (Abdullah b. Zübeyr’in lakabı olan
Ebû Hubeyb ile hitab ederek):
-“Esselamü aleyke Ebû Hubeyb, Esselamü aleyke Ebû Hubeyb, Esselamü a-leyke Ebû Hubeyb! Ama vallahi! ben seni bu halife olmaya kalkışma işinden men ediyordum. Vallah ben seni bu İşten men ediyordum, vallahi ben seni bu işten men ediyorum! Vallahi sen benim tanıdığım kadarıyla, çok oruç tutan, çok namaz kılan, akrabalık bağlarını yerine getiren takva bir adamdın. Vallahi! (Haccac’ın iddiasına göre sen bu ümmetin en belalısı olduğun için asılmışsın. Öyle ise) en kötüsü sen(in gibi takva) olan bir ümmet, kesinlikle en hayırlı bir ümmet demektir.” dedi, ve oradan ayrıldı.
İbni Ömer (r.a.) bu ziyareti ve konuştukları Haccac-ı Zalime ulaşınca hemen bir adam yollayıp Abdullah b. Zübeyr’i asıldığı daldan indirip yahudi mezarlığına defnettiri ldi. Ardından da annesi Ebû Bekir kızı Esma (r.a.) a gelmesi için haber saldı. O da reddetti. Haecac elçisini tekrar, “ya kendi ayağınla gelirsin, ya da seni saçlarından sürüyerek getirecek birini yollarım” diye haber saldı ise de Esma reddedip:
-Vallahi beni saçımdan sürüye sürüye götürecek birini göndermedikçe ben oraya gelmeyeceğim, dedi. Haecac: “benim ayakkabılarımı bir buluverin” deyip ayakkabılarını giydi, sonra kibirlene kibirlene yürüyüp Esma’ya geldi. Yanına girip (oğlunu Öldürdüğünü kasd ederek):
-Allah düşmanına ne yaptığımı gördün mü? deyince Esma (r.a.): -Gördüm ki, sen onun dünyasını yıktın, o da senin ahiretini yıktı. Bana ulaştığına göre sen ona “iki kuşaklının oğlu” diye hitab etmişsin. Vallahi (zatünnitakayn) iki kuşaklı benim. Bu iki kuşağın biri ile ben Allah Rasûlü ile Ebû Bekr’in (hicret için Sevr’de gizlendikl eri zaman) yemeklerin i taşıyordum, diğer kuşakta her kadının kuşandığı kuşak idi. Am Rasûlüliah (s.a.v) bize haber verdiki: Sakîf kabilesind en bir yalancı ile bir de kan dökücü çıkacaktır. Yalancıyı görüp tanıdık. Ama kan dökücünün de senden başka biri olacağını sanmıyorum, dedi.
Bunun üzerine Haecac kalkıp savuştu gitti ve bir daha oraya gelmedi. Bu   hadisi   Ahmed   Davudoğlu   hocanın   “Abdullah b. Zübeyr’i   Medine’nin yolunda gördüm» diye tercemesi doğru olmaz. Zira olay Mekke’de olmuştur.
 [64] Muhtar es-Sakafî peygamberl ik iddiasında bulunanlar dan biridir. Efendimiz devrinde İslam’a girmişse de Sahabe değildir. İddialar için bak Zehebî Siyeri A’lamün Nübelâ 3/53S ve devamı.
 [65] Beyhakî Delâil 6/496; lakin Beyhakî bu hadisin sahih olmadığını söyler. Zehebî zaten Mervan “m zayıflığını anlatır. Buharı Tarihinde no 1602 onu, “Münkerü’l hadis” diye anar. İbni Adiy de ei-Kâmilinde 6/2380 de bu hadisi verir ve Mervanı tenkid eder.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/98-106

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: