Efendimizin El Ve Ayakları

Cerîr b. Hâzim, Katâde aracılığıyla Enes’in (r.a.): “Efendimiz (s.a.v) irice elli idi, ondan sonra onun gibisini görmedim (bir başka lafızda “el ve ayakları irice terleyen bir zat idi.” dediğini anlatır.
Buharı hadisin bir kısmını naklediyor . [63]


Mamer ve diğerleri de Katâde aracılığıyla Enes (r.a.)m:
-Nebi (s.a.v) iri elli ve ayaklıydı, dediğini nakleder. [64]
Ebû Hilal, Katâde aracılığıyla Enes’ten (ya da Cabir b. Abdillah’tan) [65] nakline göre, “Nebi (s.a.v) irice elli irice ayaklıydı. Efendimiz’den sora ona benzeyen birini görmedim” demektedir .
Bu haberlerin ikisini de Buharı Sahih’inde “Muallak” olarak nakleder. Her ikisi de sahihtir. [66]
Şube de Simâk aracılığıyla Câbir b. Semûre (r.a.) in:
-Rasûlüllah (s.a.v) genişçe ağızlı çekik gözlü ve ufakça topuklu idi, dediğini rivayet eder. Simak der ki, Cabir’e “Dalı ül Fem, ne demektir?” diye sordum da, bana “irice ağızlı demektir” diye cevap verdi. “Ya çekik gözlü ne demektir?” dedim de, o da “Göz kapaklarının dış tarafları uzunca, demektir” dedi. Ben “peki ufakça topuklu ne demektir” deyince de, “Ökçelerinin eti az, demektir” dedi.
Bu hadisi Müslim rivayet ediyor. [67]
Yezîd b. Harun anlatıyor: Bize Abdullah b. Yezîd b. Miksem b. Dabbe şöyle anlattı: Bana halam Sara, Kerdem kızı Meymûne’nin şöyle dediğini anlattı: Mekke’de, kendine ait bu deve üzerinde Allah Rasûlünü görmüştüm. Ben babamla beraberdim . Rasûlüllah’m (s.a.v) elinde misvak meyvesinin dalı gibi bir dal vardı. Babam ona doğru yaklaştı ve ayağından tuttu. Rasûlüllah (s.a.v) onun bu hareketini hoş karşıladı. Me-ymûne devamla der ki: Artık bir daha Nebî (s.a.v) in ayak baş parmağının diğer parmaklara uzunluğunu bir daha unutmadım. [68]
Osman b. Ömer b. Fâris anlatıyor: Bize Harb b. Şürayh el Hülkânî Bel’deviyye’den bir adam aracılığıyla onun dedesinin şöyle demiş olduğunu nakleder: Medine-i Münenevvere’ ye varmıştım. Orada Rasûlüllah (s.a.v) i gördüm. Bir baktımf ki, çok güzel endamlı, açık genişçe alınlı, ince burunlu, ince uzun kaşlı, göğüs üstünden ta göbeğine uzun ip gibi uzanan göğüs tüylü bir zat. Ben onu iki eski elbise içinde gördüm. Yanıma yaklaşıp “esselamü aleyke” buyurdu. [69]
Mes’ûdî, Osman b. Abdillah b. Hürmüz’den, Şerîk de Ab-dil Melik b. Umeyr’den her ikisi de NafT b. Cübeyr’den (metin lafzı Şerîkin’kidir) şöyle dediğini anlattı:
-Hz. Ali (r.a.) bize Nebî (s.a.v)i tarif ederek şöyle dedi: “Nebi (s.a.v) ne kısa ve ne de uzundu. Yürüyüşünde sanki sağa sola sallana sallana gider gibi) salınarak yürüyüş yapardı. Mes’ûdî’nin rivayetind e “sanki yokuş aşağı iner gibi” ifadesi var. Onun gibi birini neondan önce, ne ondan sonra görebildim.
Bu hadisi Nesâî rivayet etmiştir. [70]
Avn b. Ebî Cuhayfe babası Ebû Cuhayfe’nin şöyle dediğini anlatır: Nebî (s.a.v) Bathâ’da namaz kılmıştı. Namazdan sonra insanlar kalkıp Nebi (s.a.v) in ellerini tutup onları yüzlerine sürüyorlardı. Ben de elini tutup onu yüzüme koydum. Bir de ellerinin kardan daha serin, miskten daha güzel kokulu olduğunu gördüm.
Bu haberi Buharî muallak olarak rivayet eder. [71]
Hâlid b. Abdillah, Ubeydillah b. Muhammed b. Ömer b. Ali b. Ebî Talib, babası Muhammed, dedesi Ömer aracılığıyla şöyle anlatır: Hz. Ali’ye (r.a.) “bize Rasûlüllah’ı (s.a.v) ta’rif et” denilince dedi ki:
-Rasûlüllah (s.a.v) ne kısa ne de uzun idi. Ancak uzunluğa daha yakındı. El ve ayakları iriydi. Göğsünden göbeğine uzanan tüyleri vardı. Terleri tıpkı inci danesi gibi idi. Yürüdüğü zaman sanki yokuşta gidiyor gibi salmırdı.
Bu haberin bir benzeri de ayrı bir yolla yine Ali’den (r.a.) rivayet edilmiştir. [72]
Hammad b. Zeyd de Sabit aracılığıyla Enes (r.a.) m şöyle dediğni nakleder:
«Ben elimle Rasûlüllah’ın elinden daha yumuşak ne ipek, ne dibace ne de başka bir şeye dokundum. Rasûlüllah’ın kokusundan daha güzel hiç bir koku da koklamadım.»
Hadisi Buharî rivayet eder. Bunu Müslim de başka bir yolla Sabitten nakleder: [73]
Hammad b. Seleme de Enes (r.a.) dan aynısını nakledip: «Rasûlüllah (s.a.v) parlak renkli idi. Sanki onun terleri inci danesi idi. Yürüdüğünde salma salma yürürdü.» der.
Bu haberi Müslim rivayet etmiştir. [74]
Şu’be, Ya’lâ b. Ata’dan naklediyor : Câbir b. Yezîd b. el Esvedî babasından şöyle naklederke n duydum:
-Nebî (s.a.v) Mina’da iken yanma geldim ve “bana elini verir misin?” dedim. Efendimiz de bana ellerini uzattı. Bir de onları tutunca ellerinin kardan daha serin, miskten daha güzel koktuğunu gördüm. [75]
Süleyman b. Muğîra, Sabit aracılığıyla Enes (r.a.)m şöyle dediğini anlatır:
Rasûlüllah (s.a.v) yanımıza geldi ve biraz kaylule (öğle) uykusu kestirdi. O zaman terlemişti. Annem hemen bir cam şişe getirerek terini oraya aldı. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.v) uykudan uyanıp:
Yâ Ümmü Süleym! Bu yaptığınız ne ?” buyurdu. O da; “İşte bu ter(iniz) biz onu kokumuza katacağız. Zira o güzel kokuların (parfümlerin) en güzelidir” dedi.
Hadisi Müslim rivayet ediyor. [76]
Vüheyb de, Eyyûb, Ebû Kılâbe isnadiyla naklettiği haberinde Enes (r.a.) tan bunun aynısını anlatır. O rivayette; “Rasûlüllah (s.a.v) çok terlerdi.” ifadesi de yer alır. [77]

[63] Buharî Sahih Libas 77/68; Beyhakî Delâil 1/242.
[64] Buhari Libas 77/68; Beyhakî Delâil 1/243.
[65] Bu konuda (Enes mi Cabir mi? idi diye)  şüphelenen zat Ebû Hilal’den bu haberi nakleden Musa b. İsmaüdir.
[66] Buharî Libas 77/68; Beyhakî Delâil 1/243, 244.
[67] Müslim Fazâil babüs sıfati femin Nebiyyi 2339; Tirmizî Menâkıb 3726; İbni SaM 1/416; Fesevî Tarih 3/280.
[68] Ebû Dâvûd 2103; İmam Ahmed Müsned 6/366; Ebû Nuaym Hilye 9/39; Bey-hakî Delâü 1/246; Beyhakî Sünen-i Kübrâ 7/145; Heysemî Mecmaüz Zevâd’ de bunu Taberanî’ye nisbet eder ve “raviler arasında tanımadıklarım var” der. 8/28Û
Ravilerden Miksem kızı Sara pek bilinmeyen biridir. Ondan sadece bu yeğeni Abdullah nakil yapmaktadır. Böylece diğer ravilerden infirad etmektedir . Hadis uzun bir hadis olup gerisi nikaha dair olduğu için Zehebî haberi kısaltmıştır.
[69] Beyhakî Delâil 1/248. Metinde Süreye yazılı ise de doğrusu Şüreyh olacak. Nitekim Delail’de de böyledir. Hadisin isnadında meçhul biri olduğu için zayıf bir haberdir.
[70] Nesâî’de bunu bulamadım; Tirmizî Menakıb 3637, 3718; Müsned 1/96, 2/190, 256; İbni SaM 1/411; Beyhakî Delâil 1/251, 252.
[71] Buharî Menakıb Babü Sıfatın Nebiyy 61/23.
[72] Müsned 1/89, 101, 116, 117, 127, 134; İbni Sa’d Tabakat 1/412; Beyhakî Delâil 1/252; Tehzîbi Tarihi Dımışk 1/317. Müellifin işaret ettiği diğer Hz. Ali rivayetler i aynı anlamdadır. Bak Müsned 2/324, 1/96; Beyhakî Delâil 1/25, 252.
[73] Buharî Menakıb  61/23;  Müslim   2330;  Müsned  3/107,  200;  BeJâzurî Ensab 1/392; Beyhakî Delâil 1/254.
[74] Müslim 2330 (82); Beyhakî Delâil 1/255
[75] Müsned 4/161; Beyhakî Delâil 1/256.
[76] Müslim 2331; Müsned 3/177, 290; Beyhakî Delâü 1/258
[77] Müslim 2332; Müsned 3/146, 239, 287; Beyhakî Delâil 1/258.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/148-152

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: