Efendimizin Saçı

Cerîr b. Hâzim anlatıyor: Bize Katade şöyle diyerek anlattı:
-Enes’e (r.a.), Efendimiz (s.a.v)in saçının şeklinden sorulmuştu da şöyle cevap verdi: «Onun saçı ne dümdüz ne de kıvırcık idi. (hafif dalgalıydı). Kulakları ile omuz başı arasında bir uzunluğa sahip idi.» [35]


Katâde aracılığıyla Hemmam, Enes’den (r.a.): “Rasûlüllah ‘in (s.a.v) saçları omuzlarına dökülürdü.” dediğini nakleder. [36] Hadisi Buharı rivayet etmiştir.
Humeyd’in Enes (r.a.)tan rivayetind e ise «Kulak yarısına kadar sarkardı» şeklinde geçmektedir. [37]
(Zehebî) Derim ki; yukarda geçen her iki rivayet arasını bulmak mümkündür. Ma’mer de Sabit aracılığıyla yaptığı rivayette Enes (r.a.) m «Kulak yumşaklarına kadar inerdi» dediğini nakleder.
Bu rivayeti Ebû Dâvûd. Sünen adlı eserinde naklediyor . [38]
Şuvbe anlatıyor: Bize Ebû İshak, Berâe’yi (r.a.) şöyle derken işittiğini haber verdi:
-Rasûlüllah (s.a.v) orta boylu idi. İki omuz arası geniş idi. Saçları kulak yumuşağına kadar uzanırdı. Üzerinde kırmızı bir cüppesi vardı. Ondan daha güzel olan bir şeyi asla görmedim.
Bu ittifakla rivayet edilen bir haberdir. [39]
Buharı bu haberi İsrail yoluyla (Ebû İshak’tan) şu lafızla nakleder:
«Allah’ın yarattıkları arasında, kırmızı hülle içerisinde ondan daha güzel birini asla görmedim. Saç perçemleri, omuzlarına yakın sarkardı.» [40]
Bu hadisi, Müslim de Sevrî aracılığıyla (Berâe (r.a.)tan) şu lafızla nakleder: «Onun (s.a.v) omuzlarına dökülen saçları vardı.» Bu hadiste yine, «Rasûlüllah (s.a.v) uzun da, kısa da değildi» ilavesi vardır. [41]
Şerîk, Abdü’l Melik b. Umeyr aracılığıyla Naff b. Cübe-yr’in şöyle dediğini anlatır: “Ali (r.a.) bize Peygamberi n (s.a.v) sıfatlarından bahisle şöyle dedi: «Rasûlüllah’m (s.a.v) başı sık saçlı olup onu tarardı.»
Bu isnadı hasen bir hadistir. [42]
Abdürrahman b. Ebi’z Zinâd da, Hişâm, babası Urve isna-dıyla Âişe’nin (r.a.): «Rasûlüllah’m (s.a.v) saçları kulağı aşacak uzunlukta (vefra) cümme denen uzun saçtan kısaca idi.» dediğini nakleder.
Bu haberi Ebû Dâvûd, Sünen’inde nakleder. İsnadı hasendır. [43]
Süfyan b. Uyeyne. İbni Ebî Necîh aracılığıyla Mücahidin şöyle dediğini anlatır, Ümmü Hânî der ki:
-Nebi (s.a.v) bir keresinde Mekke’ye gelmişti. Onun dört tane saç beliği vardı. [44]
Ümmü Hâni belik diye (Zafâiri) Örgüyü kasdetmiştir. Ancak Mücâhit Ümmü, Hânî’ye yetişmemiştir. Bazıları. “Ümmü Hânî’den hadis dinlemiştir.” de demişlerdir ki, bu da imkan dairesinde dir. [45]
İbrahim b. Sad der ki; Bize İbni Şihab-i Zühri, Ubeydullah aracılığıyla İbni Abbas (r.a.)m şöyle dediğini anlattı:
-Rasûlü Ekrem (s. a.v) kendisine Allah tarafından bir şey emrolmadıkça, (bir takım âdetlerde) ehli kitaba uygun hareket etmeyi severdi. Ehli Kitab saçlarını düz olarak tararlardı. Müşrikler de başlarını ikiye ayırarak örerlerdi. Efendimiz (s.a.v) alnındaki kakülünü düz tarardı, daha sonraları ortadan ayırarak taramaya başladı.
Hadisi Buharî ve Müslim rivayet etmiştir. [46]
Rabîatür Rey anlatıyor: Rasûlüllah (s.a.v)in saçlarından kızıl renkli bir tüyünü gördüm. Soruşturdum da “güzel koku sürmesinden kızardı” denildi.
Buharı ve Müslim rivayet etmiştir. [47]
Eyyûb. İbni Şîrînden anlatıyor: Enes’e (r.a.). “Rasûlüllah (s.a.v) saçlarını boyar mıydı? diye sordum. O da; “Rasûlü Ekrem saçının pek az bir kısmının ağardığmı gördü.” diye cevap
verdi.
Bu haberi Buharı ve Müslim rivayet etmişlerdir. Yine Sahih haberlerde   bu  anlamda  Enes’ten  (r.a.)  bir  çok rivayet mevcuttur. [48]
Müsennab. Saîd, Katâde aracılığıyla Enes’ten (r.a.): «Rasûlü Ekrem (s.a.v) saç ve sakalını boyamazdı. Ancak alt dudağına yakın yerde birkaç beyaz tüy ile şakaklarında azıcık beyazlaşma ve azıcık da saçında ağarma vardı.» dediğini nakleder.
Haberi Müslim rivayet etmiştir. [49]
Züheyr b. Muâviye ve diğerleri Ebû İshak aracılığıyla Ebû Cühayfa (r.a.)ın (eliyle işaret yaparak) şöyle dediğini anlatırlar:
-Ben Rasûlüllah’ı (s.a.v) gördüm. İşte onun şurasında aklık vardı.
Hadisi rivayet eden Züheyr b. Muaviye burayı tarif edebilmek için parmağının birini çene yuvarlağının yukarısına (dudağının  altına)  koydu.
Hadisi Müslim rivayet etmiştir. Yine Müslim hadisi İsrail’den de nakletmiştir. [50]
Şube ve diğer âlimler Sîmak aracılığıyla Câbir (r.a.)tan “Nebî (s.a.v)in sakalına gül yağı sürünce bu aklar görünmez olurdu. Ama gülyağı sürmediği vakit bu aklar belli olurdu.»
dediğini rivayet ederler.
Hadisi Müslim rivayet etmiştir. [51]
İsrail, Sîmak aracılığıyla Cabir b. Semûra (r.a.)tan şöyle dediğini rivayet eder: “Saçının ön tarafıyla sakalının ön tarafı (çene üstü) biraz ağarmıştı. Gülyağı sürünüp saç ve sakalını tarayınca bu aklıklar belli olmazdı.”
[Ebû Nüaym bu rivayetind e der ki: Gül yağıyla yağlanıp taranınca belli olmazdı. Efendimiz gür saçlı sık sakallı idi. Başı taranmadığında ise aklar belli olurdu.
Orada bulunanlar dan birisi “Efendimizi n yüzü kılıç gibi mi idi?” deyince Câbir (r.a.): “Hayır! Aksine, Güneş ve Ay gibi yuvarlakça idi, Ben onun peygamberl ik mührünü omuzları arasında tıpkı güvercin yumurtası şeklinde kendi derisine benzer şekilde görmüştüm.” dedi.] [52]
Hadisi Müslim rivayet etmiştir. [53]
Ebû Hamza es Sükkerî, Osman b. Abdillah b. Mevheb el Kureşî’nin şöyle dediğini anlatır:
-Ümmü Seleme (r.a.)m yanma girmiştik. Bize Rasûlüllah (s.a.v) in saçını çıkarıp gösterdi. Baktık ki, kına ve ketem otuyla boyanmış kırmızı renkli idi.
Bu sahih bir hadis olup, onu Buharî, Selam b. Ebî Muti yoluyla Osman’dan rivayet etmiş, ama «kına ve ketemle» sözunu söylememiştir. [54]
İsrail, Osman b. Mevhib’in şöyle dediğini nakleder:
-Ümmü Seleme’nin (r.a.) yanında iri gümüşten yapılma bir çanı vardı. İçinde Peyğamber’in (s.a.v) saçlarından bulunurdu. Birisine bir sıtma hastalığı uğrarsa, Ümmü Seleme’ye haber salar, o da bunu çalkalar, daha sonra bu adam kendi yüzüne bunu eğerdi.
Osman b. Mevhib devamla der ki: “Ailem beni Ümmü Seleme’ye (r.a.) böyle bir ihtiyaç için göndermişti. Yanına vardığımda Ümmü Seleme onu çıkardı. (İsrail, kutuyu tarif için üç parmağı ile işaret etti.) Bir de   ne göreyim, şu kadar bir şey idi. İçinde kızılımsı tüyler vardı.” Hadisi Buharî rivayet etmiştir. [55]

[35] Buharî Libas 77/)68; Menakıb 61/23; Müslim 233S; Ebû Dâvûd 4186; Nesâî 8/183; Beyhakî Delâii 1/220; İbni Mace 3634; İbni Sa’d 1428.
[36] Buharı Libas 77/68; Müslim 2337; Müsned 5/125; Nesâî 8/173; İbni Sa’d Tabakat 1/427; Beyhakî Delâil 1/221.
[37] Müslim h.no.2338; Buharı 77/68; İbni Sa’d 1/428; Beyhakî Delâil 1/221. 
[38] Ebû Dâvûd 4185; Beyhakî Delâil 1/221; İbni SaM 1/427.
[39] Buharî 61/23; Müslim 2337; Ebû Dâvûd 4183; Tirmizî 3714; Nesâî 8/183; Fesevî Tarih 1/416; İbni SaM 1/416; Tirmizî Şemail 6 ve 450; Beyhakî Delâil 1/221.
Bu rivayetler ayrı lafızlarla söylensede aynı anlamdadır. Kulak yumuşağında-ki saç Ön tarafı ifade eder, yanlar ve arka ise omuza döküldüğünü anlatır. Burada benim hala araştırıp bulamadığım bir durum var: Efendimİz’in saçı hep aynı uzunluktam ıydi, yoksa uzadığı son şekil mi bu idi? Rivayetler de henüz bir şey göremedim.
[40] Buharî 77/68; Beyhakî Delâil 1/222, 223.
[41] Müslim 2337; Beyhakî Delâil 1/223.
[42] Beyhakî Delâil 1/223; Tehzîb-i Tarihi Dımışk 1/317.
[43] Ebû Dâvûd 4187; Tirmizî 1808; Beyhakî Delâil 1/224; İbni Mâce Libas 3635; İbni Sa”d Tabakat 1/492; Tirmizî “bu hasen, sahih ama bu yol ile garîb bir hadistir» der.
[44] Ebû Dâvûd 4191; îbni Savd 1/492; Beyhakî Delâil 1/224; Tirmizî 1781; İbni Mâce Libas 3631; İbni Ebî Şeybe; Tirmizî hadisin sonunda derki: Bu ğarîb bir hadistir. Muhammed b. İsmail el Buharî, “Mücahid’in Ümmü Hânî’den hadis simâı (dinlediği)ne dair bir şey bilmiyorum .” dedi.
[45] Zehebî burada  Mücahid’İn  Ümmü Hâni’ye yetişmediğini  söylerse  de, daha
sonra kaleme aldığı Siyer-i A’lamün Nübela adlı eserinde (2/312 Terceme no 56) Mücahid’İn ondan hadis aldığını açıkça belirtir.
Mücahİd hicri 103 yılında 83 yaşındayken öldüğüne göre hicretin yirminci yılında doğmuştur. Ümmü Hâni (r.a.) ise hicri 50 yılından sonra vefat etmiştir ki, Mücahit ona yetişmiş oluyor. Ümmü Hâni (r.a.) Hz. Ali’nin bacısı olup terceme-i hali ilerde 7.ci cildde gelecektir .
[46] Buharî Libas  77/70;  Müslim  Fezâil  2336;  Ebû Dâvûd Tereccül  4188;  İbni Mâce Libas 3635; Beyhakî Delâil 2/225.
Bu hadis Muvattawda (sayfa 948) Müsned’de ve Beyhakî’nin Deiâilin’de Malik, Ziyad b. Sa*d, Zührî, Enes isnadıyla geçer ve metni «Allahın dilediği kadar kavkülünü düz tarayıp sonra ayırmaya başladı.» şeklindedir.
[47] Buharî  Menakib   61/23;   Libas   77/68;   Müslim   Fezail   Babü   Sifatün  Nebiy babll3; Muvatta sayfa 919; İbni SaM  1/437; Tirmizî 3623; Tirmizî Şemail; Beyhakî Delâil 1/202, 229.
[48] Buharî Libas 77/66 hadis no 5894; Müslim Fazâü 2341, {101,102); İbni Mâce 3629; Nesâî 8/140; Beyhakî Delâil 1/290.
Yine   Buharî  bu  hadisi   aynı  yerde   Süleyman  b.  harb   aracılığıyla  Enes’ten şöyle nakleder: Sabit el Bünanî derki:
-Enes’e (r.a.) “Rasûlüllah saç ve sakalını boyarmıydı?” diye sordum da bana şöyle  dedi:  “Efendimiz saç ve  sakalından boyamayı gerektirec ek kadar bir ağarma görmedi. Ama Ebû Bekir kına yakardı.” Müslim 2341 (103) nolu hadisinde Enes (r.a.) şöyle diyor: “Ben Rasûlüllah’ın saçlarındakİ üç beş ak tüyü sayacak olsam sayabilird im. O boyanmazdı. Ancak Ebû Bekir saç ve sakalına Kına ve Ketem denen ot tohumuyla boyardı.”
Zaten Müellif Zehebî de bu rivayetler e işaret ediyor.
Müslim’in aynı yerde Ebıı’r Rebî aracılığıyla yaptığı rivayetind e «Ömer İse sırf kına yakardı» dediğini anlatır.
[49] Müslim Fezâil 2341 (104); Beyhakî Delâil 1/232: Nesâî Zînet 8/141;Belâzûrî Ensabül Eşraf 1/396; Müslim’in rivayetind e Enes (r.a.)ın «Kişinin baş ve sa-kalındaki beyaz tüyleri yolması mekruhtur.» dedikten sonra hadisi yukardaki geçtiği gibi anlatır.
[50] Müslim Fezâü 2342; Buharî bu hadisi İsrail aracılığıyla Ebû İshak’tan nakleder. Metinde “Müslim İsrail’den” denmesi, yanılma olsa gerek. Bak Buharî Fethü’l Ban 6/564; Müsned 4/3G9; İbni Sa’d 1/431; Belâzurî Ensabü’l Eşraf 1/396; Beyhakî Delâil 1/233; Burada şu ilave de vardır: O zaman Ebû Cu-hayfe’ye, “Sen o zaman ne kadardın?” denildi. O da; “ben o vakit yayı çekip ok atacak kadardım” demiştir.
[51] Müslim 2344; Nesâî Zînet 8/150; Müsned 5/86, 88; Beyhakî Delâil 1/234; İbnİ Savd 1/433.
[52] Parantez arasını Müslim’den tamamladım.
[53] Müslim 2344 (109); İbni Sa’d 1/433; Müsned 5/104; Beyhakî Delâil 1/235.
[54] Buharî Libas  77/66; Müsned 6/292,  319,  322;  Fesevî el Masife vet Târih 1/281; Belâzurî Ensab 1/395; Taberî Tarih 3/182; Beyhakî Delâil 1/236.
[55] Buharî Libas 77/66; İbni SaM Tabakat 1/437: Beyhakî Delâil 1/236; Müsned 6/296, 319, 322.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/139-145

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: