Efendimizin Sıfatlarına Umumî Bir Bakış

îsâ b. Yûnus der ki: Bize Afra’nm azatlısı Ömer b. Abdil-lah, Hz. Ali’nin (r.a.) evlatlarından İbrahim b. Muhammed’in şöyle dediğini anlattı:
-Ali (r.a.) Peygamber’in (s.a.v) sıfatlarını anlatırken şöyle derdi:
«Rasûlü Ekrem (s.a.v) upuzun biri olmadığı gibi uzuvları birbirine geçmiş şekilde kısa boylu da değildi. O topluluğun orta boylusu idi. Ne kuzu gibi kıvırcık saçlı ne de düz saçlıydı. Onun saçları dalgalı idi. O aşırı iri olmadığı gibi yusyuvarla k yüzlü de değildi. Yalnız yüzünde (söbü değil) yuvarlak görünümü vardı. Pembeye çalan bir beyazlığı vardı. Kömür gözlü, üzün kirpikli kemik uçları ve omuz başı geniş, vücudunun sadece göğüs ortası tüylü, irice elli irice ayaklı idi. Yürüyünce yokuştan inermişçesine çok seri yürürdü. Bir yere dönüp bakınca başı ve gövdesi birlikte dönerek bakardı. İki omuzu arasında peygamberl ik mührü vardı.

 

İnsanların en cömerdi ve göksü ilerde yani insanların en atılganıydı, İnsanların en doğru sözlüsü, zimmetinde bulunana en vefalı olanı idi. İnsanların tabiatça en yumuşağı, arkadaşlık bakımından en keremlisi o idi. Onu ansızın gören heybetinde n korkar, onunla kaynaşıp tanışan onu severdi.»
Efendimizi vasfeden (Ali) “Efendimiz’den (s.a.v) önce ve sonra onun gibi birini görmedim” derdi. [88]
Ebû Ubeyd “Ğarîbül Hadis” adlı eserinde şöyle anlatıyor: -Bana Ebû İsmail el Müedde b. Ufra’nın kölesi Ömer aracılığıyla İbrahim b.  Muhammet! b.  el Hanefiyye’den nakleder ki “Hz. Ali (r.a.) Peygamber (s.a.v)i anlattığı zaman şöyle söylerdi…..
Ebû Ubeyde aynen üst rivayettek ini naklediyor . [89]
(Kesâî; Esmaî. Ebû Arar ve bir çok alim bu hadiste geçen ğarib (zor anlamlı) kelimeleri n izahını şöyle yaparlar). [90]
“Upuzun değil idi” de organları tek tek yerli yerince olmayıp birbirine bitişerek tıknaz yapılı” değildi, aksine o bu iki tipin ortası o idi.
kelimesine gelince Esmâî bunun, “herhangi bir şeyin kendi hududu içinde tam olması” demek olduğunu söyler. Yani “Nebî (s.a.v) kendine göre güzelliği yeter derecede biri değil, güzelliği eşsiz biçimde olan (başka güzellere kıyasla son derece güzel olan) demek oluyor.
kelimesine gelince Esmâî dışındaki dil otoriteler i bunun “yuvarlak yüzlü” demek olduğunu söylerler. Oysa Nebi (s.a.v) yuvarlak görünümüne yakın yüzlü idi.
Gözün karası son derece siyah olmasına denir, Aslında “içirilen” demektir. (Türkçe tam karşılık olarak “çalar” diye ifade edilir). Diz, dirsek ve omuz kemiğinde olduğu gibi baş tarafları kalınca (ortası kamış gibi düz) olan kemiklere denir.
 Omuz başı ve onu takiben gelen vücut kısmıdır.
Elleri irice veya sert olmaya daha yakın anlamınadır.
İniş yokuş demek olup çoğulu “Asbâb” gelir.  Habeşistanlıların saçı gibi kıvırcık olana denir,  da kirpi tüyü gibi dümdüz olan saçtır.  İçine hiç kırmızılık girmeyen beyazlıktır.  Aşırı beyaz olup kireç gibi olan aklıktır.  Gözün beyazında bulunan hafif kırmızımsılık.  Şühle ise gözün siyahında olan kızıllığa denir,  (mürhe) Halis beyaza denir.
Uzundur, dirsekle bilek arası enli demektir.  (mesrübe) Gerdandan göbeğe kadar uzanan tüy gurubuna denir. [91]
Ebû Yala b. Ubeyd, Mücemmî b. Yahya el Ensârî, Abdullah b. Imran isnadıyla sevk ettiği haberde Ensar’dan birinin Hz. Ali (r.a.)tan Peygamber (s.a.v)in tarifini sorması üzerine Hz. Ali (r.a.)m şöyle cevap verdiğini anlatıyor:
-Rasûlüllah (s.a.v) Efendimiz pembeye çalar beyaz renkte idi. Simsiyah gözlü, düzce sayılabilen uzunca saçlı, ince uzun göğüs tüylü idi. Sanki onun boynu gümüş, ibrik gibiydi. Gerdanından göbeğine kadar tüyler vardı, dal gibi sahnırdı. Bunun dışında ne göksünde ne de karnında tüy vardı. El ve ayak parmakları irice idi. Yokuş aşağı iner gibi yürürdü. Kayalıkta gider gibi ayaklarını kaldırarak çabuk yürürdü. Bir yere bakmak için dönünce iki omuzunu da döndürürdü. Onun terleri sanki inci tanesi idi. Terinin kokusu misk’ten daha hoş idi. Ne uzun ne kısa idi. Ne aciz, ne de alçak idi. Kendinden Önce de sonra da onun gibisini asla görmüş değilim. [92]
Beyhakî anlatıyor: Bize Ebû Ali er Rûzebârî, Abdullah b. Ömer b. Şevzeb, Şuayb b. Eyyûb es Surayfînî [93], Hafs b. Abdillah en-Neysâbûrî, ibrahim b. Tahman, Humey et Tavîl aracılığıyla Enes (r.a.)tan şöyle nakleder:
-Rasûlü Ekrem (s.a.v) ne esmer ne de kireç gibi bembeyaz idi. Uzuna yakın, ortadan biraz uzuncaydı. Allah yaratıkları arasında gördüklerimin en güzeli, en hoş kokulu ve eli en yumuşak olanıydı. Saçını kulak ortasına kadar uzatır, yürüyünce salmırdı. [94]
Ma’mer de Zührî’den şöyle nakleder: Ebû Hüreyre (r.a.) Nebî (s.a.v)in tanımından sorulunca şöyle cevap verdi:
-Sıfatça insanların en güzel, en şirini idi. Uzun sayılabilecek derecede orta boylu, iki omuz arası geniş, düzgün yanaklı, simsiyah saçlı. Sürme çekik gibi (kudretten sürmeli) gözlü, uzun kirpikli idi. Ayağını basınca (ucu yada Ökçesiyle değil) tümüyle basardı. Çukur tabanlı değildi. Omuzundan ridasmı kaldırınca gümüş dökmesi gibi görünürdü. Gülünce yüzü pırıl pırıl olurdu. Ondan ne önce ne de sonra onun gibi birini görebildim.
Bu haberi Abdürrezzak anlatıyor. [95]

[88] Tirmizî Menakıb 371; Fesevî Tarih 3/285; İbni Şa’d 1/411, 412; Tehzibi Tarihi Dımışk 1/318; Beyhakî Delâil 1/269, 270; İbnül Cevzî Sıfatüs Safve 1/153; Belâzûrî Ensabül Eşraf 1/391.
Tirmizî sonunda “bu senedi muttasıl olmayan bir hadistir” der. Ravî İbrahim, Hz. Ali evlatlarından Muhammed b. el Hanefiyye’nin oğludur. Ancak Hz. Ali’den hadis nakli imkansızdır.
Ne varki Beyhakî bundan sonraki gelecek rivayetler le haberin güvenilebileceği noktasından hareket eder. Haber bu isnad ile zayıf ise de diğer rivayetler in parça parça desteğiyle sahih derecesind e bir manaya ulaşıyor.
[89] Ebû Ubeyde Ğarîbüi Hadis 3/24; Beyhakî Delâil 1/270.
[90] Bu parantez arası Zehebî’de yoktur. Ancak Zehebî merhum bu kısmı satır satır Beyhakî’nin Delâil’inden nakletmekt edir. Arada boşluk olmaması İçin bu kısmı Beyhakî’den ilave ettim.
[91] Burada bazı kelimeler Zehebî’de yoktur. Biz onları Beyhakî’den aldık. Burada Beyhakî Tirmizî aracılığıyla yine Esmâî’nin şu izahını da rivayet eder. (Delâil 1/272, 273):
«MÜmegğat» upuzun. Bir bedevinin “uzattıkça uzattı” anlamına «Temeğğata fi nüşşâbetihî” dediğini duydum. «El Mütereddid” kısalık sebebiyle organ eklemlerin in birbirine girmesidir .
«El Kıtad- Aşın kıvırcıktır. Racil” saçında dalgalar olana denir. -Mütahham- eti çok olan vüeuddur. (Toros dilinde, “bedenlendi ” denir.)
«Mükelsenv Teker yüzlüdür. «Müşrab» aklığında kırmızı bulunandır.
Ed’ae» siyahı aşın olan göz rengidir.
El Ehdeb uzun kirpiklidi r.
“Ei Ketid» omuz birleşim yeri olup omuz başı (toroslarda çiğin) denir,
El Mesmbetü» göğüs ortasından göbeğe doğru uzanan ince tüyler.
Eş Şesen- el ve ayak parmakların iri olması.
“Et Takallü- seri yürüyüş.
Sabeb” iniş.
«Celîlül Müsâs» omuz başları.
El Bedîhetü- ansızın.
[92] T. Tarihi Dımışk 1/316; îbni Savd Tabakat 1/410; Taberi Tarih 3/179; Beyhakî Delâil 1/274; Belazürî Ensâbül Eşraf 1/594.
[93] Burada bir hata var. Zira Beyhakî bunu Ebûl Huseyn Muhammed b. el Hu-seyn el Alevî, Ebû Hamid Ahmed b. Muhammed b. Yahya b. Bilal el Bezzar Ahmed b. Hafs b. Abdillah yolu ile Hafs b. Abdillah’tan nakleder. Bundan yukarısı aynı isnadı taşır.
[94] Tirmizî Libas 1807; Ebû Dâvûd 4863; Beyhakî Delâil 1/274.
[95] Abdürrezzak Musannef 11/259; Beyhakî Delâil 1/275.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/156-161

2 Yanıt to “Efendimizin Sıfatlarına Umumî Bir Bakış”

  1. isim misim yoooooo Says:

    biraz daha renkli lütfennnn

  2. isim misim yoooooo Says:

    ama güzellll gine dee

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: