Peygamberimiz’in Heybeti, Sevgisi, Yiğitliği

Cerîr b. Abdi’l Hamid, A’meş, İbrahim et Teymî, Babası isnadıyla EbûMes’ûd (r.a.)’m şöyle anlattığını nakleder:

-Kendime ait bir köleyi dövüyordum. Birden arkamdan:

“Ebû Mes’ûd bil ki,” diye bir ses duydumsa da, Öfkemden ona dönüp bakmıyordum. Nihayet beni (kollarıyla) bürüdü. Bir de ne göreyim, Rasûlüllah değilmi. Onu görünce heybetinde n sopa elimden düşüverdi. Efendimiz bana “Allah (c.c.) böyle sopa atmaya senden daha güçlüdür” buyurdu. Ben de: “Ya Rasûlallah! Val-lah bundan sonra asla köle dövmeyeceğim” dedim.

Bu sahih bir hadistir.[29]

Şu’be Katade aracılığıyla Enes (r.a.)’tan Nebî (s.a.v) Efendimiz’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

«Hiç biri­niz ben kendisine çocuğu, babası ve bütün insanlarda n daha sevgili olmadıkça îman etmiş olamayacak sınız.»

Hadisi Müslim rivayet etmiştir.[30]

Allah (c.c.) Hucurât suresi ayet ikide şöyle buyuruyor:

«Ey îman edenler! Sesleriniz i Peygamber’in sesinin üstü­ne kaldırmayın. Bir kısmınızın diğerine yüksek sesle söyle­diğiniz gibi ona da sözü yüksek tonda söylemeyin.» Bu ayet gelince Ebû Bekir (r.a.) ile diğerleri “Yâ Rasûlallah! Artık sa­na sır sahibi insanlar gibi konuşabileceğiz”dediler.[31]

Yine Allah (c.c.) Nur suresi ayet altmış üçte şöyle buyurdu:

«Aranızda Peygamberi çağırma (şeklini) bir kısmınızın diğerine çağırdığı şekilde yapmayın. Allah içinizden kiminin  (Kur’an dinlememek için birbiri ardına gizlenerek sıvışıp gi­denleri kesinlikle bilmektedi r. Artık onun emrine muhalefet edenler kendilerin e bir fitne isabetinde n veya elîm bir aza­bın gelmesinde n sakınsın.»

Allah (c.c.) yine Tevbe suresi yetmiş üçüncü ayetinde:

«Ey Peygamber! Kafir’lere ve Münafıklara (karşı) cihat et ve onlara çok sert dav­ran.» buyuruyor.

Hem Nebî (s.a.v)’in:

«Yürüdüğüm cihete benden bir aylık yol mesafesi önde gi­den bir “kalplere korku verme” heybetiyle (Allah tarafından) yardımlandım.»[32]

Züheyr b. Muâviye, Ebû İshak, Harise b. Mudarrıb isnadıylaHz. Ali (r.a.)’m şöyle dediğini anlatır:

«Biz. harp iyice kızışıp, iki taraf kılıçla yüzyüze geldik­lerinde kendimizi Rasûlüllah (s.a.v) ile korurduk. İçimizden düşman saflarına ondan daha yakın olan biri olamazdı.»[33]

Peygamberi {s.a.v) ilerde savaşları bölümünde geleceği gi­bi Uhut ve Huneyn savaşlarında olduğu yerde kalıp asla ge­riye çekilmemiş idi.

Züheyr, Ebû İshak aracılığıyla Berâ (r.a.)’tan Huneyn har­bi günü hakkında şu hatırasını nakleder:

-Rasûlüllah (s.a.v) beyaz katırı üzerinde idi. Ebû Süfyan b. el Haris b. Abdi ‘1 Muttaiib katırın yularından çekiyordu. Rasûlüllah (s. a. v) katırdan inip Allah ‘tan zafer dileyip:

Ben Peygamber’im ! Bu yalan değil ben Abdü’î Muttaiib oğ­luyum,[34]  buyurdu.     Sonra Ashab’mm yanma döndü.

Bu hadise daha uzun olarak da rivayet edilmiştir.

Hammad b. Zeyd de Sabit aracılığıyla Enes (r.a.)’m şöyle dediğini anlatır:

-Rasûlüllah (s.a.v) yüzce insanların en güzeli, mal bağışla­mada onların en cömerdi, yüreklilikte onların en şecaatlisiydi. Medine halkı bir gece müthiş korktuğunda o yalnızca çıkıp Ebû Talha’ya ait bir ata eğersiz olarak binip gitmiş, sonrada:

«Korkacak bir şey yok, korkacak bir şey yokj» buyurarak geri gelmişti.

Bu müttefekun aleyh bir hadistir.[35]

Hatem b. el Leys el Cevherî der ki: Bize Hammad b. Ebî Hamza es Sükkerî. Ali b. Hüseyin b. Vakıd, babası, Abdullah b. Büreyde, babası Büreyde isnadıyla nakletti ki, Ömer (r.a.):

-Ya Rasûlallah! Nasıl oluyor da, sen aramızdan hiç çıkma­dığın halde (Arap dilini) en fasih konuşanımız sen olabiliyor ­sun, demişti. Bunun üzerine Nebi (s.a.v):

İsmail (a.s.)’m ko­nuştuğu lehçe unutulup gitmişti. Cebrail (a.s.) bu lehçeyi ge­tirip bana ezberletti , buyurdu. İşte bu haber “El Gıtrîf cüz ‘ü”‘nden naklediliy or.[36]

Abbad b. el Avvâm anlatıyor: Bana Mûsâ b. Muhammed b. İbrahim et Teymî babası aracılığıyla bir adamın şöyle dediği­ni anlattı:

-Ya Rasûlallah! Ne kadar fasih konuşuyorsunuz! Senden daha iyi Arapça konuşan birini görmedim, dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v):

“Elbette bu benim hak­kımdır.   Zira  Kur’an   apaçık  bir  Arapça  ile   indirilmiştir.” buyurdu.[37]

Hüşeym, Abdürrahman b. İshal el Kureşî, Ebû Bürde is-nadiyla Ebû Mûsâ el Eş’arî (r.a.)’tan Rasûlüllah (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Ben kendisine sözlerin fevatihi ve hatimeleri ile cevamîi verilen kimseyim.” Bunun üzerine biz: “Allah’ın sana öğrettiğinden bize de öğret.” dedik. Bunun üzerine Efendimiz bize namazda okuduğumuz teşehhüdü öğ­retmişti.[38]

 [29] Müslim 1659; Müsned 2/45., 4/120; Ebû Dâvûd 5159; Tirmizî 1948; Beyhakî Sünen-i Kübra 8/10; Buharî Edebül Müfred 171; Taberanî Kebîr 17/245, 246; Ebû Nüaym Hüye 4/218; Abdürrezzak 17933.

[30] Müslim İman 44; Bııharî İman 2/6: Buharı aynı hadisi “bütün insanlar” kısmı olmadan Ebû Hüreyre’den de aynı yerde nakleder. Müsned 3/177, 207, 275, 278, 4/336; Nesâî Mücteba 8/115; İbni Mace 67; Daramı 2/307; Abdürrezzak Musannef 10321; Hakim 2/486; Ebû Yala Müsned 6/3049, 3258, 7/3895; İbni Hîbban (El İhsan) 1/202.

[31] Buharı İ’tisâm 96/5 h.na7302; Tefsir 65/49/1; Taberi Tefsir Cüz 26/119 ‘da bu rivayeti Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömec (r.a.)’ın Efendimizi n yanında geçen münakaşaları esnasında cereyan eden bir hadise oîarak İbni Zübeyr (r.a.)’in ağzından naklettiği sözü İbni Ebî Şeybe Musannef 13/261’de Hakim Müste-drek 3/74’te Hucurat suresi ayet 2’de değil ayet 3’te nakleder.

[32] Buharı Teyemmüm 7/1; Salat 8/56, Cihad 56/122, Ta’bîr 91/11, Ttisam 96/1; Buharı Tarih 4/114, 5/465; Müslim 521, 523; Daramı Siyer 28; Nesâî 1/210 6/3; Müsned 1/301, 3/222, 264, 314, 396, 412, 455, 501, 4/416, 5/162, 248, 256; Tİrmizî Siyer 1594; Beyhakî Süneni Kübra 1/212, 6/291, 2/433; Humeydî 945; Tevhîd 5/222; Tahavî Müşkil 1/450; İbni Ebî Şeybe 11/4362.

Hadisin tamamı şöyledir:

Bana, benden öncekilerden kimseye nasfb olmayan beş şey verildi:

1- Bir aylık yol mesafesind e kalblere korku salan bir heybetle yardım olun­dum.  

2- Yeryüzü bana temiz bir mekan ve mescit kılındı. Ümmetimden her kişi namaz vakti girince namazını oracıkta kılsın.

3- Harb ganimeti bana he­lal edildi; halbuki benden önce kimseye helal olmamıştı.

4- Şefaat etme yetkisiyle donatıldım.

5- Peygamberl er sadece kendi kavimlerin e peygamber yapılırken ben bütün insanlığa peygamber gönderildim.

[33] Ebû Yala Müsned 1/302; Hakim 2/143; Ebû Hanife Mesanid 2/302; İmam Ahmed Müsned 1/56; Müslim bu haberi Cihad ve Sîre’de Huneyn harbini anlatırken 1776 nolu hadisinde Berae b. Azib (r.a.)’ın sözü olarak nakleder. Ebüş Şeyh, Ahlakun Nebiyyi s.57. Yine Ebû Yala Müsnedinde 1/412’de sahih bir isnad ile Hz. Ali’den: «Bedir günü harb başlayınca biz Rasûlüllah (s.a.v)’e sığındık. O, hiç kimsede bulunmayan bir güç ve kuvvete sahipti. Müşriklere ondan daha yakın kimse olmazdı.

[34] Buharı Cihad ve Siyer 56/52, 61, 97, 168, Meğazî 64/54; Müslim Cihad 1776; Tirmizî Cihad 1738; Müsned 4/280, 281, 289, 304, 1/264; Taberî 10/73; Ebû Dâvûd 487; Münteka 1066; Daramı 1/166: Ebû Nüaym Hılye 7/132; Beyhakî Sünenü Kübra 9/155; Beğavî sünne 12/372; Taberanî 6/43, 7/358; Ahla­kun Nebiyyi s.61; Beyhakî Delâil 1/13. 138, 177, 3/334, 5/132, 134, 135, 374: İbni ebî Şeybe 8/527, 12/507, 14/401, 522, 526; Temhîd 6/489; Tirmizî Şemail 1/25; Tahavî Müskil 1/40.

[35] Buhari Cihad ve Siyer 56/117; Müslim Fazail 2307; Müsned 3/261; Beyhakî Delâil 1/325; İbni Sa’d 1/373. Hadis’te “biz gürültüyü yapanın deniz olduğu­nu gördük” buyurdu ve o günden sonra Efendimiz’den öne geçen kimse ol­madı” İlavesi vardır.

[36] El Gıtrîfî: Muhammed b. Ahmed b. Hüseyin b. el Kasım b. es Sirrî b. el Gı­trîf b. el Cehm el Abdî el Gıtrîfî el Cürcanîdir. Ebû Ahmed lakablı çok meşhur bir hafız olup hadis için pek çok seyahat etmiştir. Hicrî 280 yılla­rında doğup uzun bir ömür sürerek 377’de vefat etmiştir. Babası Nişapurlu olup sonra Cürcan’a yerleşmiş “Murabıt”hlar devletinin ileri gelenlerin den biriydi.

Ebû Halife el Cümehîj Ebû Bekir b. Huzeyme gibi pek çok alimden hadis almıştır. Kadı Ebut Tayyib et Taberî ve Ebû Nüaym gibi nice alimlere hadis öğretmiştir. Burada adı geçen hadis cüzünü ondan nakleden, Kadı Ebû Tayyib et Taberî’dir. Bu cüz henüz bildiğim kadarıyla basılmamış tır. İstanbul Köp­rülü Kütühanesinde (1584/9 (85a-93a-yk., 9.h.asır) no ile el yazması vardır. Şam Zahiriye kütüphanesinde de el yazması mevcuttur.

[37] “Bu hadisin kaynağını şimdilik bulamadım.” Bu ifade anlam olarak sahih ise de, bu tür ifadelerin çoğu zayıftır. Buradaki ilk ravî Abbad b. el Avvam sika ise de Mûsâ h Muhammed b. İbrahim et Teymî hakkında İmam Buharî Ta-rih-i Kebir’inde (7/295) “Onun münkerül hadis” olduğunu söyler. Yahya b Maîn ile Ukaylî de ona zayıf der. İbni Adiy el Kamü’inde 6/2342’de Yahya, Buharî, Nesâi, Savd ve diğerlerinin ona zayıf deyip, hadisine uyulamıyacağını söyler.

[38] İbni Mâce İkametüs Salât 899, 900, 901; İbni Ebî Şeybe 1/294; Beyhakî De-lâil 2/149; Ebû Ya’la Müsned 13/7238.

Buradaki ravi Abdürrahman b. İshak el Kuraşî zayıftır. Zehebî bizzat Mi­zan ‘ırida 4812 nolu tercemede onu zayıf sayar. Buna rağmen onun bu hadi­sini buraya alır ve tenkid etmez. Zira bu haber, haber olarak sahihtir. Çünkü aynı haberi İbni Mes’ûd (r.a.)’tan da sahih bir isnad ile nakledilir . Bak Müs­ned 1/408, 437; Nesâî 2/238; İbni Mâce 1892; Ebû Ya’la 5082, 5233, 5257, 6287.

İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,  2/195-200

Bir Yanıt to “Peygamberimiz’in Heybeti, Sevgisi, Yiğitliği”

  1. ömer Says:

    çok beyen dim ödevimi burdan yaptım size çok teşekür ederim böyle sitele yaptıgınız için google duyurun herkes belki ödevini yapar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: