Sen Gerçekten Büyük Ahlak Üzeresin Kalem:68/4

Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurdular :

“Mü’minlerin îman bakımından en mükemmel olanı onların ahlaken en güzel olanıdır.[1]

Buharî ve Müslim anlatıyor: Bize Mâlik, İbni Şihâb ez Zührî, Urve aracılığıyla Hz. Âişe’nin (r.a.) şöyle dediğini haber verdi:

-Rasûlüllah (s.a.v) bir hususta iki şey arasında seçmede muhayyer bırakılırsa günah olmadığı sürece daima bunların daha kolayını seçerdi. Ama bir hususta günah varsa günahtan en uzakta duran insan yine o idi. Allah’ın haram kıldığı şeyin haramlığı çiğnenmedikçe kendi nefsi için asla intikam almaya kalkmazdı. Haram hududu  çiğneyenlerden  de  (kendi adına değil). Allah adına bu intikamı alırdı.[2]

Hişâm b. Urve babası aracılığıyla Hz. Aişe’den şöyle dedi­ğini rivayet eder: “Rasûlüllah (s.a.v) ne bir kadına ne de hiz­metçiye asla eliyle vurmuş değildir. Ancak Allah yolunda sa­vaştığı zaman hariç. Kendisinde n ele geçirilen bir şey sebebi­yle ele geçiren kimseden asla intikam almamıştır. Ancak Al­lah’ın haramı çiğnenme durumu hariç. O zaman Allah için in­tikam alırdı.

Bu hadisi Müslim rivayet ediyor.[3]

Enes (r.a.) der ki: Ben Efendimize tam on yıl hizmet et­tim. Vallahi bana bir defacik olsun “öf be” demedi. İşlediğim bir suç sebebiyle “bunu niye böyle yaptın?” demedi. Yapmadı­ğım bir vazifeden dolayı “Şöyle yapsaydın olmaz mıydı!” diye azarlamadı.[4]

Abdü’l Varis de Ebu’t Tiyâh aracılığıyla Enes’in (r.a.) şöyle dediğini anlatır:                                                  

-Rasûlüllah (s.a.v). huyca insanların en güzeli idi. Benim Ebû Umeyr denen bir kardeşim vardı. (Ravi der ki: Sanıyo­rum “Henüz sütten kesilmiş bir kardeşim” demişti.) Rasûlül­lah (s.a.v) gelip onu gördüğünde: “YaEbâU-meyr bülbül yavrusu ne yaptı?” buyurup onunla oynardı.

Bu hadisi Müslim naklediyor .[5]

Hammâd b. Zeyd de Sabit yoluyla Enes (r.a.)tan şöyle nakleder: -Rasûlüllah (s.a.v) insanların en cömerdi, onların en güzel olanı ve en yiğit olanı idi.

Bu, ittifakla rivayet edilmiş bir haberdir.[6]

Füleyh de Hilâl b. Ali aracılığıyla Enes (r.a.)’ın:

-Rasûlüllah (s.a.v) ne soğup sayan, ne kötü söz söyleyen ne de lavnet etme adeti olan biriydi. Ayıplanması gereken bir durum olsa bile. o, birimize: “Alnı (toprakta yaptı­ğı secdeden dolayı) tozasıca ne oluyor ?” buyururdu.

Hadisi Buharî rivayet etmiştir.[7]

A’meş, Şakîk, Mesrûk senediyle Abdullah b. Amr’dan (r.a.) «Rasûlüllah ne fahiş söz söyleyen ne de kötü iş yapan bi­riydi. O şöyle buyururdu: “Sizin en hayırlınız ahlak bakımından en güzel olaninizdi r.”

Bu haber müttefekun aleyhtir.[8]

Ebû Dâvûd der ki: Bize Şu’be’nin anlattığına göre Ebû Is-hak, Ebû Abdillah el Cedelî’yi şöyle derken işitmiş: Ben Hz. Aişe (r.a.)’a Efendimizi n (s.a.v) ahlakı hakkında sormuştum. Dedi ki:

-«Rasûlüllah (s.a.v) ne kötü sözlü idi ne de çirkin şeyleri yapma adeti vardı. Yollarda çığırtkanlık da yapmazdı. Kötü­lüğe kötülükle karşılık vermez ama affeder ve bağışlardı.»[9]

ŞıTbe, Katâde’den naklediyor : Abdullah b. Ebî Utbe’yi şöy­le derken duydum: Ben, Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’ı «Rasûlüllah (s.a.v) örtüsü içindeki bekar bir kızdan daha hayalı idi. Bir şeyden hoşlanmazsa, biz bunu yüzünden anlardık.’) dediğini duydum. Bu ittifakla nakledilmi ş bir haberdir.[10] İbni Ömer (r.a.) da, Efendimiz’in (s.a.v):  “Haya imandandır” buyurduğunu söyler.[11]

İmam Malik, İshak b. Abdillah b. Ebî Talha aracılığıyla Enes (r.a.)’m şöyle dediğini anlatır:

-Nebi (s.a.v) ile beraber yürüyordum. Üzerinde uçları sert bir cüppe bulunuyord u. (Müellefe-i Kulûb’dan sayılan) bir Bedevi arkadan gelip Efendimiz’e yetişti ve üzerindeki bürde-sini hızla çekti. Öyleki Efendimiz’in omuzu başına baktığım­da, cüppenin ucunun oraya izlerinin çıktığını gördüm. Sonra bu adam; “Ya Muhammed! Yanında bulunan Allah’ın malla­rından bana da verilmesin i emret” dedi. Efendimiz adama doğru döndü ve gülümsedi, sonra da bu adama bağışta bulu­nulmasını emretti.

Bu ittifakla rivayet edilmiş bir haberdir.[12]

Ubeydullah b. Mûsâ da. Şeyban, A’meş, Sümâme b. Ukbe isnadıyla, Zeyd b. Erkam’ın şöyle dediğini anlatır:

-Ensar’dan Nebî (s.a.v)’in yanma girip çıkan ve onun gü­venini alan birisi vardı. İşte bu adam bir gün Nebi (s.a.v)’e büyü yapmak için bir takım ipten düğümler bağlamış. Bunu götürüp bir kuyuya atmıştı. Bu da Nebi (s.a.v)’i yatağa düşürmüştü. İki Melek, Nebi (s.a.v)’i ziyarete geldi ve falanca kiş inin kendisine büyü yaptığını, bu büyünün de falan kuyuda olduğunu haber verdiler. Kuyunun suyu bu büyünün şidde­tinden sapsarı kesilmişti. Nebi (s.a.v) oraya bir adam gönde­rip muskayı çıkarttı ve suyu sararmış gördü. Muskaların dü­ğümlerini çözdü. Böylece Nebi (s.a.v) de rahat uyuyabildi .

Enes der ki: Ben bundan sonra da bu adamı Rasûlüllah (s.a.v) ‘in yanma gelip giderken gördüm. Ama vefatına kadar Nebi (s.a.v)’in bu adamın gelmesine yüz eğdiğini görmedim.[13]

Ebû Nüaym anlatıyor: Bize İmran b. Zeyd, Ebû Yahya el Mûlâî, Zeyd el Ammî isnadıyla Enes (r.a.)’tan şöyle nakletti:

-Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimiz birisi kendi ile tokalaştı-ğı zaman bu zat elini çekmediği süre onun elini bırakmazdı.

Birisi ona yüzünü döndürüp baktığında da bu kimse başını kendi çevirmediği süre.. Efendimiz yüzünü başka yere çevir­mezdi. Birisiyle oturunca dizlerinin öbüründen ileri geçtiği görülmemiştir.

Bu ve bir üstteki haberin ikisini de Fesevî, Tarih’inde Zeyd b. Erkanı ve Enes (r.a.)lardan tahriç etmiştir.[14]

Mübarek b. Füdale; Sabit aracılığıyla Enes’ten (r.a.) şöyle nakleder:

-Peygamber (s.a.v)’in kulağına bir şey söylemek üzere ba­şını uzatan kimse, kendisi bizzat başını oradan çekmedikçe, Rasûlü Ekrem (s.a.v) kendi başını öte çektiğini görmedim. Yine Rasûlü Ekrem (s.a.v)’in bir kimsenin elini tuttuğunda, o kişi elini bizzat onun elinden çekmedikçe, bu zatın elini bıra-kıverdiğini görmedim.

Bu haberi Ebû Dâvûd rivayet etmiştir.[15]

Süleyman b. Yesâr da Hz. Aişe (r.a.)’m şöyle dediğini an­latır:

-Ben Rasûlüllah (s.a.v)’i boğazmdaki küçük dili görüne­cek derecede ciddi bir kahkahayla güldüğünü görmedim. An­cak gülünce tebessüm ederdi.

Bu müttefekun aleyh bir hadistir.[16]

Simâk b. Harb anlatıyor: Câbir b. Semura (r.a.)’a: “Rasû­lüllah (s.a.v) ile beraber meclis arkadaşlığı ettin miydi?” diye sordum da:

-Evet, hem de çok. Efendimiz sabah namazı kıldığı yerden gün doğmadıkça kalkıp gitmezdi. Ashab kendi arasında ko­nuşmaya dalar, Cahiliyye dönemi olaylarını anlatırlardı da Efendimiz güler ve tebessüm ederdi, dedi.

Bu hadisi Müslim rivayet ediyor.[17]

Leys b. Sad, Velîd b. Ebî’l Velîd aracılığıyla Süleyman b. Harice’nin babasından naklen şunu haber verdiğini anla­tıyor:

-Bir grup insan Zeyd b. Sabit’in evine ziyarete girmişler ve “Bize Rasûlüllah (s.a.v)’in bir ahlakını aniatıver.” demişler. Oda:

-Ben onun komşusu idim. Kendisine vahiy geldiği zaman bana haber salar, ben de ona gelir ve gelen vahyi yazardım. Biz dünyadan bahsederse k o da bizimle beraber dünyadan bahsederdi . Biz ahiretten bahsetsek o da bizimle beraber onu konuşurdu. Biz yemekten (içmekten) konuşunca o da bizimle beraber onu konuşurdu, dedi.[18]

İsrail, Ebû İshak, Harise b. Mudarrıb isnadıyla Ali’nin (r.a.) şöyle dedeğini anlatır:

-Bedir harbi olduğu gün biz müşriklerin saldırılarından Rasûlüllah (s.a.v)’e sığınarak korunduk. Efendimiz (s.a.v) harpte insanların en çetini idi. (Harb esnasında) Müşrikler’e (saflarına) ondan daha yakın kimse olmazdı.[19]

Süfyanı Sevrî’nin anlattığına göre Muhammed b. Münke-dir, “Câbir (r.a.)’ı şöyle derken duydum” diyor:

-Peygamber (s.a.v) asla kendinden istenen bir şeye “ol­maz” diye karşılık vermemiştir.

Bu ittifakla rivayet edilmiş bir hadistir.[20]

Yûnus da Zührî, Ubeydullah isnadıyla İbni Abbas (r.a.)’tan şöyle nakleder; “Rasûlüllah (s.a.v) en cömerdi olup, onun ala­bildiğine cömert oluşu da ramazan ayında olurdu.”

Bu da müttefekun aleyh bir hadistir.[21]

Humeyd et Tavîl, Mûsâ b. Enes aracılığıyla babası Enes (r.a.) m şöyle dediğini nakleder:

-Adamın biri Nebî (s.a.v)e gelip bir şeyler istedi. Efendi­miz bu adama iki dağ arasındaki bir koyun sürüsünün veril­mesini emretti. Bu zat derhal kendi kavmine gelip: ‘Hemen Müslüman olun! Zira Muhammed asla kıtlık korkusu tanımay­an bir kimsenin verişi gibi ihsanda bulunuyor.” dedi,.

Hadisi Müslim rivayet etmiştir.[22]

Ma’mer de Zührî, Urve isnadıyla Hz. Aişe’den şöyle nak­leder:

-Rasûlü Ekrem (s.a.v) evde olunca ayakkabısını diker, el­bisesini diker ve sizin evinizde yapmış olduğunuz (bütün işleri) yapardı.[23]

Ebû Salih der ki: Bana Muaviye b. Salih, Yahya b. Saîd se­nediyle Amra’nm şöyle dediğini anlattı:

-Hz. Aişe (r.a.)’a “Rasûlüîlah evinde ne yapardı?” deni­lince, şöyle dedi:

-Rasûlüllah (s.a.v) de insanlarda n biri idi. Elbisesini bö­ceklerden temizler, koyunlarını sağar ve kendi işlerini kendi görürdü.[24]

Şu’be anlatıyor: Bana Müslim el A’ver, Ebû Abdillah, Enes (r.a.)’ı şöyle derken işittiğini haber verdi:

-Rasûlüllah (s.a.v) eşeğe biner, yünlü kumaş giyer, köle­lerin davetine katılırdı. Ben onu Hayber fethi günü yuları hurma lifinden yapma bir eşek üzerine binmiş olarak gör­müştüm.[25]

Mervan b. Muhammed et-Tatârî der ki: Bize İbni Lehîa, Ammâr b. Gaziyye, İshak b. Abdillah b. Ebî Talha isnadıyla Enes (r.a.)’m şöyle dediğini haber verdi:

-Rasûlüllah (s.a.v) çocuklarla beraber olunca insanların en mizahçısı olurdu.[26]

Sahih bir hadiste de Nebî (s.a.v) Efendimiz’in:

-Ya Ebâ Umeyr! Bülbülcüğe ne oldu ?, diye mizah yaptığı geçmektedir.[27]

Hammâd b. Seleme de Sabit aracılığıyla Enes (r.a.)’tan nak­leder:

-Aklında biraz bozukluk bulunan bir kadıncağız vardı. Bir keresinde, “Ya Rasûlallah! Benim gerçekten senden görü­lecek bir ihtiyacım var” dedi. Efendimiz bunun üzerine ona:

“YaÜmme Fülan! Dilediğin bir yola bak ve orada ben yanına gelene kadar durup bekle” buyurdu. Sonra da bu kadıncağızın yanma varıp onunla fısıldayarak konuştu. Ve bu kadın böylece ihtiyacını gidermiş oldu.

Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.[28]

[1] Müsned 2/250, 472, 527, 6/47, 99; Daramî Sünen 74; Ebû Dâvûd 4682; Tirmizî 1172 ve 2743; Ebû Ya’la Müsned 7/4166b 4240; İbni Hibban 6/188; Buharî Tarih 2/130, 272. Hem Ebû Hüreyre hem de Enes’ten.

[2] Buharî Menâkıb 61/23; Edep 78/80; Hudud 86/10; Müslim 2327; Malik Mu-vatta s.902, 903; Ebû Dâvûd 4785; Müsned 6/82, 114, 116, 130, 182, 223, 229, 232, 262, 281; İbni Sa’d Tabakat 1/366; Beyhakî Delâil 1/310.

[3] Müslim Fazail 12327; Ebû Dâvûd 4786; İbni Savd 3/36S; Tuhfetül Eşraf 12/138; Beyhakî Delâil 1/312.

[4] Buharî Edeb 78/80; Müslim Fazail bab. 13 hadis 51; Beyhakî Delâil 1/312.

[5] Müslim Âdâb h.no.2150; Buharî Edeb 78/81; Ebû Dâvûd 4969; Tirmizî Salat 333; tbni Mâce Edeb 3720; Müsned 3/115, 119, 171, 188, 190, 201, 212, 223; İbni Sa’d Tabakat 1/364; İbni Asakir T. Tarihi Dımışk 1/338.

[6] Buharî Cihad ve Sîre 56/82; Edeb 78/39; Müslim Fazail 2307; Tirmizî 1687; İbni Mace Cihad 2772; Müsned 3/147, 185, 271; Nihayetül İreb 18/255; Bey­hakî Sünen 1/213; Beyhakî Delâil 1/325. 313; Hakim 4/361.

[7] Buharî Edeb 78/44; İbni Sa’d 1/369; Müsned 3/126, 144, 158, 6/309; Beyhakî Delâil 1/314.

[8] Buharİ Menakıb 61/23; Fazailüs sahabe 62/27; Edeb 78/38; Müslim Fazail 2321; Tirmizî 2041, 2084, 2085; Müsned 2/161, 189, 193, 228, 448, 6/174, 236, 246; İbni SaM 1/365; İbni Asakir 1/339; Beyhakî Delâil 1/315.

[9] Ebû Dâvûd-u Tayalİsî Müsned 1520; İmam Ahmed Müsned 6/236; Fesevî Ta­rih 3/289; İbni Sa’d Tabakat 1/365; İbni Asakir Tehzîbi Tarih-i Dımışk 1/340; Beyhakî Delâü 1/315.

[10] Buharı Menakıb 61/23; Edeb 78/72; Müslim 2320; İbni Mâce 4180; Müsned 3/77, 79, 88, 91, 92; İbni SaM 1/368; Tirmizî Şemail h.no.351; Kadı Iyaz Şifa 1/241; Beyhakî Delâil 1/316.

[11] Buharî İman Babü Umûı’il îman, Müslim Kitabül îman 35; Ebû Dâvûd 4676; Tirmizî 2748; Nesâî 8/110; İbni Mâce 57

[12] Buharî Edep 78/68; Farzu’I Humus 57/19; Kitabü’l Libas 77/18; Müslim Ze­kat 1057; Ebû Dâvûd 4775; Nesâî 8/33, 94; İmam Ahmed Müsned 3/153, 210, 224; İbni Asakir İ/338, 339; Beyhakî Delâil 1/318.

[13] İbni Sa’d Tabakat 2/199: Nesâî 7/113; İmam Ahmed Müsned 4/367.

Bu haberin bir kısmı doğru ise de tamamı için büyük şüphe var. Büyük tef­sir alimi Cassas Ahkamül Kur’an’da İsra suresi kırkyedinci ayetinin tefsirin­de derki: «Peygamberimizin sihirlendi ğini sanırlar ve sihrin ona etki ettiği iddiasında bulunurlar . Allah kafirleri bu konuda yalanlayar ak:

«Zalimler: Siz ancak sihirlenmi ş bir adama uyuyorsunu z, dediler» buyurmakta dır. Bu tür haberi er dinsizleri n uydurmasıdır.

Büyük alim Zahid Kevserî merhum da derki:

-Yahudilerin Efendimiz’e sihir yapmaya çalıştıkları bir gerçektir. Ancak sika sayılan bazı ravilerind e tasavvur ettiği gibi sihrin ona etki ettiği meselesini bilim araştırıcısı alimler reddediyor lar. Ben de onlara katılıyorum. Zira Allah “Sihirbaz nerden gelirse gelsin, felah bulamayaca k”, “Allah seni insanlarda n koruyor” ayetleri bunu İfade eder Hem Allah “Zalimler: Siz ancak sihirlenen birine uyuyorsunu z” ayetini red makamında kullanıyor Bazı sika ravileri temize çıkarmak için bu ayetlere aykırı şu büyü tesirini isbat için lafı uzatmayı da sevmiyorum . Cumhuru ulema böyle düşünse bile ne fark eder. Sika insanların yanılması zarar vermez. Ama Efendimiz’e sihir etki etti demek bazı beyinlere son derece zarar, verir. Öyleyse bu konuda ayetlere sarılmak daha sağlamdır.

[14] Tirmizi Kıyame bab.26 h.no 2490; İbni Mace Edeb bab 21 h.no.3716; Fesevî El MaVife vet Tarih 3/289; Beyhakî Delâil 1/320. Bu hadisin yegane ravisi Ali Zeyd el Ammî’dir. Bu zat zayıftır. Tirmizî de “bu garib bir hadistir” der.

[15] Ebû Dâvûd Edeb hadis no 4794; Beyhakî Delâil 1/320’de bu hadisi biri Ebû Dâvûd, ikincisi Hasen b. Muhammed es Sabbah olmak üzere İki ayrı isnatla verir.

[16] Buharı Tefsir 65 Ahkaf Suresi 2; Edeb 7S/68; Müslim Salatü) İstiska S99 (16); Ebû Dâvûd Edeb 4794 ve 5098; Tirmizî 2492; Müsned 6/66; Fesevî Ta­rih 3/289; İbni Sa’d 1/378; Beğavî Şerhüs Sünne 13/245; İbni Mâce 3716; Beyhakî Deiâil 1/322.

Yahya b. Nasrın rivayeti burada bitmez ve şu ilaveyi verir: Aişe (r.a) derki: -Rasûlüllah (s.a.v) bir bulut ya da bir rüzgarı görünce bu dununu yüzünden anlaşılırdı. Ben: “Ya Rasûlallah! İnsanlar bulutu görünce yagnıur yağabilir ümidiyle sevinirler . Göırüyorumki sen bulut görünce yüzünde hoşnutsuzluk lduğu anlaşılıyor bu ne ola?” dedim de bana:

olduğu anlaşılıyor, bu ne ola?” dedim de bana:

Ya Aişe, bana onda azab olmadığına kim garanti verir. Bir topluluk rüzgar ile azab edilmiş ve bir kavme azab inmişti. Sonra Rasûlüllah (s.a.v) «O bulut kendi vadilerine doğru yönelmiş, yaygın bir şekilde gördüklerinde, “İşte ya­yılmış bulut bize yağmur yağdıracak” dediler,” (Ahkaf 24) ayetini okudular.

[17] Müslim Fazail 2322: Kitabül Mesacid 670; Ebû Dâvûd 1294; Nesâî Sehv 3/80. 81; Müsned 5/86, 88, 91; İbni SaM Tabakat 1/327: Beyhakî Delâil 1/323: Taberanî Kebir 2/278.

[18] Mizzi Tuhfetül Eşraf 3/213; Beyhakî Delâil 1/323; Hatib el Fakîh vel Mü-tefekkıh 1/113.

[19] Müsned 1/86; Beyhakî Delâil 1/324

Bu konuda Buharî, Müslim ve Beyhakî aynı yerde (1/325) Enes (r.a.)’tan şunu anlatırlar:

»Allah Rasûlü, insanların en güzel yüzlüsü, en cömerdi, en yiğidi idi. Bir ge­ce Medine halkı korkunç bir ses İle sarsıldılar, efendimiz Ebû Talha’ya ait bir ata eğersiz olarak bindi, insanlar da çıktılar. Ama Rasûlüllah sesin gel­diği yere onlardan Önce gitmiş ve durumu araştırıp geliyordu. Gelirken de “asla korkacak bir şey yok” diyordu. Efendimiz gelince: “Biz o gürültüyü denizin gürültüsü olduğunu anladık” diyordu. Bak Buharî.Cihad 56/82; Edeb 78/39; Müslim Fazail 1803, 2307; Tirmizî 1687; İbni Mâce 2772; Müsned 3/147, 185, 271; Abdürrezzak Musannef 20738, 2091.

[20] Buharî Edeb 7S/Babü Hüsnül Hulk; Müslim 2311; Müsned 3/130; İbni Sa’d 1/368; Beyhakî Delâil 1/326.

[21] Buharî 1/5,  30/7, 61/23, 66/7, 78/39; Müslim  2308; İmam Ahmed Zühd 10; İbni SaM 1/368, 369; Beyhakî Delâil 1/326.

[22] Müslim 2312; Müsned 3/108, 175, 259, 284; Beyhakî Delâil 1/327.

[23] İmam Ahmed Zühd s.9; Müsned 6/121, 167, 260; İbni SaM 1/366; Beyhakî Delâil 1/328. Burada Zehebî’nin metnine göre isnadda iki fazlalık var. “Ma1 mer-Zührî-Urve-Hişam-Babası.” hadis aynı hadistir. Urve Hz. Aişe’nin yeğeni olup kendi bizzat Hz. Aişe’den alması da mümkündür.

[24] Tirmizî Sünen 2941; Tirmizî Şemail hadis 335; Müsned 6/49, 126, 206; Bey­hakî Delâil 1/328; Zevâidi İbni Hibban 524; İbnü’I Cevzî el Vefa bi Ahbaril Mustafa 2/435; Beğavî Şerhüs Sünne 13/243.

[25] Tirmizî 1021; İmam Ahmed Zühd 41; İbni Sa’d 1/370; Beyhakî Delâil 1/330; Tirmizî bu hadisi sadece Müslim b. Keysan’nın rivayet ettiğini onun da zayıf sayıldığını ileri sürer. Ancak Beyhakî sağlam bir isnadla Ebû Bürde (r.a.)’tan: “Rasüliillah (s.a.v) eşeğe biner, yünlü kumaş giyer, misafir hukukunu yerine getirirdi” dediğini nakleder ki, bu Tirmizî’deki Enes hadisindek i isnad zayıf­lığını metinden giderir.

[26] Beyhakî Delâil 1/331; İbni Sünnî Amelül yevm vel Leyle 421; el Vefa 2/446.

[27] Bu daha Önce geçen Müslim’in Enes hadisidir.

[28] Müslim  2326; Beyhakî  Delâü   1/331,  332; Müsned 3/285,  214; Ebû Nüaym Delail 1/57; Ebû Dâvûd 4818, 4819; Begavî Sünne 13/240; Ebû Yala Müsned 6/3518, 3472; Ahlakın Nebiyyi s.30; Tirmizî Şemail 324; Buharî 78/61 6072 nolu hadiste, bu cariyenin gelip Efendimizi n elini tutarak işini gördüreceği yere götürdüğünü bahseder.

İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam, 2/185-194

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: