Zühdü

Allah (c.c.) «Bizim onları imtihan etmek için kendilerin den bir gruba dünya hayatının süsü olarak verdiğimiz şeylere sakın gözlerini dikme. Rabb’inin rızkı daha hayırlı ve daha ebedidir.» (Taha suresi ayet 131) buyuruyor.
Bakıyye b. Velîd, (Muhammed b. Velîd b. Amir) Ez Zübeydî, Zührî, Muhammed b. Abdillah b. Abbas isnadıyla İbni Abbas (r.a.)’m şöyle anlattığını nakleder:
-Allah Cebrail ile beraber meleklerde n birisini peygamberi Muhammed (s.a.v)’e gönderdi. Bu melek Rasûlü Ekrem’e:
-Allah seni “Kul Peygamber” olmakla, “Kral Peygamber” olmak arasında muhayyer bıraktı, dedi. Nebî (s.a.v) de istiş are yapmak ister gibi Cebrail’e baktı. Cebrail de Rasûîü Ekrem’e tevazu göstermesini işaret etti. Bunun üzerine Rasûlül-lah: “Krallığı değil aksine kul olan peygamber olmayı seçiyorum.” buyurdu.


İbni Abbas der ki: Artık Rasûlüllah bu hadiseden sonra Rabb’ine   kavuşuncaya   kadar   sırtını   bir   şeye   yaslayarak yemek yemedi. [1]
İkrime b. Aramâr. Ebû Zümeyl’den naklediyor : İbni Abbas (r.a.)’m bana anlattığına göre Ömer (r.a.) (Rasûlüllah’ın (s.a.v) ailelerini n yanma bir müddet girmeme kararı aldığı hususunu anlatırken) [2] şöyle demiş:
-0 zaman kendine ait ambarında bulunan Rasûlü Ekrem’in yanma girmiştim. Baktım ki, Efendimiz bir hasırın üzerine yan üstü yatmış idi. Ben girince izarmı üzerine alıp oturdu. Ne göreyim, hasırın Efendimiz’in böğrüne izi çıkmamış mı? Rasûlüllah’ın ambarına göz gezdirdim. Orada bir veya iki avuç arpa, iki sa* gelecek kadar selem ağacı meyvesi olan karaz, henüz dibağlanmamış askıda asılı bir veya iki kurutulmuş deri dışında dünya malına ait hiçbir şey yoktu. Bu durum gözlerimden yaşlar boşanmasına yol açtı. Allah Rasûlü “Seni ağlatan ne? Ey Hattaboğlu!” buyurunca; “Yâ Rasûlellah! Niye ağlamayayım! Sen Allah’ın en halis kulu, onun peygamberi ve yarattığı şeylerin en hayırlısısm. İşte hazineyin hali şu. İran Kisrâları Bizans Kayserleri meyveler ve nehirler içinde yüzerken sen de böyle olacaksın ha!, dedim.” Bunun üzerine:
“Ey Hattaboğlu! Ahiret’in bizim, dünyanın da onların olmasına razı olmazmı-sın.” buyurunca ben “Tabî razı olurum, yâ Rasûlellah!” dedim. Efendimiz (s.a.v) de “Öyleyse Allah’a hamdü sena et!”buyurdu.
Hadisi Müslim rivayet etmiştir. [3]
Aynı kıssayı Ma’mer, Zührî, Ubeydullah b. Abdillahb. Ebî Sevr, İbni Abbas, Ömer (r.a.) isnadıyla Ömer’den şöyle nakleder:
-Evin içinde üç ham deri dışında göze değen bir şey yoktu. Ben: “Ya Rasûlellah! Allah’a ümmetine rızık genişliği vermesi
Parantez arası ilave Beyhakî’nin sözüdür.
için düa ediversen. Allah, İran ve Rum’lara bile bol bol veriyor, halbuki onlar Allah’a ibadet bile etmiyorlar .” dedim. Efendimiz doğrulup oturdu ve:
“Sen şüphe içinde misin yoksa ey Hattaboğlu! Onlar, dünya hayatında iken Ahiret’te verilecek güzel şeyler acele olarak burada verilen -Ahiret’te mahrum kalan- bir topluluktu r.”
buyurunca ben: “Estağfirullah” dedim. O zaman Rasûlüllah (s.a.v) hanımları aleyhine olan isteğini elde etme arzusundak i şiddetli İsrarı dolaysıyla onların yanına bir ay girmemeye yemin etmişti. Nihayet Allah (c.c.) bu yüzden onu ayıplamıştı.
Bu hadisin Zührî rivayetind e Buharı ve Müslim ittifak etmislerdi r. [4]
 (Zehebî der ki:) Altı yüz doksan dört senesinde İsmail b. Abdürrahman el Muaddil’e sîmâan okudum, size Allame b. Ebû Muhammed b. Kudâme haber verdi ki. onlara Ebû Nasr kızı Şehde şöyle haber vermiş: Bize Ebû Ğalib el Bakillânî. Ebû Ali b. Şâzân, Ebû Sehl b. Ziyâd, İsmail b. İshak, Müslim b. İbrahim, Mübarek b. Füdale; Hasen-i Basrî isnadıyla Enes (r.a.)’m şöyle dediğini haber verdi:
-Peygamber (s.a.v)’in yanma girmiştim. Kendileri yüzü fitil çekili bir divan üzerinde yatıyordu. Başının altında içi lif dolu bir yan yastığı vardı. Derken yanma aralarında Ömer’in de bulunduğu Ashab’mdan birtakım insanlar girdiler. Bir ara Rasûlüllah şöyle bir bükülünce Ömer yataktaki fitilin izini Peygamber (s.a.v)’in boş böğrü üzerinde gördü ve ağlamaya başladı. Rasûlü Ekrem ona; “Seni ağlatan ne?”diye sorunca Ömer: “Bizans Kayseri ile Iran Kisrası dünya rahatı içinde yüzsünler, sen de şu tahta divanda yat” dedi. Bunun üzerine Rasûlü Ekrem: “Sen, duyanın onların, Ahiret’in de bizim olmasını arzulamaz mısın ? buyurunca “Tabi.” dedi. Efendimiz de «Vallahi o işte böyle olacaktır.» buyurdu.
Bu isnadı hasen bir haberdir. [5]
Mes’ûdî anlatıyor: Bize Amr b. Mürra, İbrahim. Alkame isnadıyla Abdullah b. Mes’ûd (r.a.)’m şöyle dediğini haber verdi: Peygamber (s.a.v) bir hasıra yaslanmış hasırın izi de cildine geçmiş idi. Ben de hemen elimle vücudunun o kısmını ovmaya başladım ve “Anam babam sana feda olsun!Bize izin versen de, sana bir döşek yapsak olmaz mı?”dedim. Efendimiz de:
“Dünya’dan bana ne. Benimle dünyanın hali gelip bir ağacın altına konup istirahat ettikten sonra kalkıp yola devam eden ve orayı terk eden süvarinin haline benzer”buyırdu.
Bu, sahih derecesine yakın hasen bir hadistir. [6]
Yûnus, Zührî, Ubeydullah isnadıyla Ebû Hüreyre’den Rasûlü Ekrem (s.a.v)’in
“Yanımda Uhut dağı kadar altın olsa üzerime üç gün geçipte hala ondan dağıtamadığım bir şeyin yanımda kalması beni asla sevindirme z. Ancak borcum için hazırladığım hariç.”buyurduğunu anlatır.
Bu hadisi Buharı naklediyor . [7]
A’meş, Umara b. el Ka’ka, Ebû Zür’a, Ebû Hüreyre (r.a.) isnadıyla Rasûlallah (s.a.v)’in: “Allah’ im!Muhammed ailesinin rızkını yetecek kadar eyle!” buyurduğunu anlatır. Müslim ve Buharı bunu başka bir yolla Um-âre’den nakleder. [8]
İbrahim Nehâî’de Esved yoluyla Hz. Aişe (r.a.)’dan şöyle nakleder.
«Rasûlü Ekrem (s.a.v) vefat edene kadar üç gün peş peşe buğday ekmeğiyle karnını doyurmadı.»
Haberi Müslim anlatıyor. [9]
Süfyan-ı Sevrî de Abdürrahman b. Abis b. Rabîa’nm babası aracılığıyla Hz. Âişe’nin (r.a.) şöyle dediğini rivayet eder:
-Biz kurbanlarımızın paçalarını (kurutup) on beş gün geçtikten sonra çıkartıp onu yerdik. (Abis der ki) Ben “Niye böyle yapardınız?” deyince Hz, Âişe gülüp: “Muhammed’in (a.s.) aileleri Efendimiz (s.a.v) Allah a kavuşana kadar katıkla ekmek yiyerek doyunmamışlardır”dedi.
Hadisi Buharı rivayet ediyor. [10]
Hişâm b. Urve, babası Urve’nin Hz. Aişe’den şöyle naklettiğini anlatır:
-Üzerimizden Hilal geçer, tekrar gelir geçer, tekrar gelir geçerdi de yemek pişirmek için bir ateş yakmazdık. Yemeğimiz ancak su ve hurma olurdu. Ne var ki, çevremizde Ensar’ dan evleri olanlar vardı ve davarlarının sütünden Nebi’ye (s.a.v) gönderirler, Nebi (s.a.v) de bize bu sütü içirirdi.
Bu ittifakla rivayet edilen bir haberdir. [11]
Hemmâm, Katâde’den şöyle anlatır: Biz Enes b. Malik’in (r.a.) yanma gelirdik. Onun ekmekçisi ayakta olurdu. Bize: “Haydin yiyin!Ben Rasûlüllah (s.a.v)’in Allah’a ulaşıncaya kadar yufka ekmek görmüş olduğuna dair bir şey bilmiyorum . Efendimiz suda haşlanmış koyunu gözleriyle asla görmemiştir,”
Bu hadisi Buharî rivayet ediyor. [12]
Hişâm ed Destevâî, Yûnus, Katade isnadıyla Enes’in (r.a.) şöyle dediğini anlatır:
Rasûlüllah (s.a.v) ne sini (masa) ne de tabak içinde yemek yerdi. Onun yufka ekmek yediği de olmamıştır. Bunun üzerine ben Enes (r.a.)’a: “Peki o zaman yemeği neyin üzerinde yiyorlardı?” diye sordum da, “sofranın üzerinde” diye cevap verdi.
Bu hadisi Buharî rivayet etmiştir. [13]
Şuvbe, Ebû İshak’tan naklediyor : Abdürrahman b. Yezîd’i Esvet aracılığıyla Hz. Aişe (r.a.)’m şöyle dediğini anlatırken duydum:
-Rasûlüllah (s.a.v) vefatına kadar üst üste iki gün arpa ekmeğinden karnını doyurmamıştır.”
Hadisi Müslim rivayet etmiştir. [14]
Hisâm b. Ebî Abdillah, Katade aracılığıyla Enes (r.a.)’tan rivayet eder ki, bir gün Enes (r.a.), Peygamber (s.a.v)’e arpa ekmeğiyle bozulmuş iç yağı (ya da zeytin) götürmüş. Rasûlül-lah ailesine yiyecek olarak arpa aldığı yahudiye borç karşılığı zırhını rehin olarak vermiş idi. Bir gün onu “Muhammed (a.s) ailesinde ne bir sa* hurma, ne de bir sa1 buğday geeelemiştir.” derken duymuştum. Onlar o zaman dokuz hane idiler.
Hadisi Buharı rivayet ediyor. [15]
Hişâm b. Urve babası Urve’nin Hz. Aişe (r.a.)’dan naklen:
-«Rasülüllah’m (s.a.v) yatağı içi hurma lifi doldurulmu ş deriden yapılma idi, dediğini rivayet eder.
Haber müttefekun aleyhtir. [16]
Bize el Hadr b. Abdillah b. Ömer, Ahmed b. Abdisselam ve Ahmed b. Ebî’l Hayr kitabeten haber verdiler ki, Abdül Mün’im b. Abdil Vehhab b. Küleyb onlara bunu rivayet icazeti verip, bana Ali b. Sinan, Muhammed b. Muhammed yoluyla hicrî üç yüz otuz dokuz yılında Ebû Ali es Saffar’dan haberi nakletti. Bize el Hasen b. Arafe, Abbad b. Abbad el Mühellebî, Mücahid, Şa’bî, Mesrûk isnadıylaHz. Aişe (r.a.)’m şöyle dediğini haber verdi:
-Ensar’dan kadının biri yanıma girdi. Rasûlüllah (s.a.v)’ m yatağının katlanmış abadan yapılma olduğunu görünce, hemen gidip, bana içi yün doldurulmu ş bir yatak yolladı. Ra-sûlü Ekrem yanıma geldiğinde “Bu da neyin nesi ya Aişe?” buyurdu. “Falanca kadına senin yatağını görünce bana bunu yolladı.” dedim. Bunun üzerine, “Yâ Aişe! Bunu derhal geri gönder.” emrini verdi ise de, ben onu geri yollamadım. Evimde bir yün yatak olması hoşuma gitmişti. Hatta Nebi (s.a.v) bu sözünü üç kere tekrarladı ve:
“Onu geri yolla! Vallahi ben istemiş olsaydım, Allah kesinlikle altın ve gümüş dolu dağları benimle yürütürdü” buyurdu.
Hadisi İmam Ahmed, Zühd kitabında İsmail b. Muhammed -Abbad b. Abbad -bu sika biridir- Mücâlid b. Saîd (bu kavî bir ravî değildir) yoluyla nakleder. Yine bu haberi, Vakîdi’nin Katibi Muhammed b. Savd da Saîd b. Süleyman el Vasıtî aracılığıyla Abbâd b. Abbâd’dan nakleder. [17]
Zaide der ki: Bize Abdü’l Melik b. Umeyr, RaKîy b. Hırâş aracılığıyla Ümmü Seleme (r.a.)’m şöyle dediğini anlattı:
-Rasûlüllah (s.a.v) yüzünün rengi değişmiş bir halde yanıma girmişti. Ben bunu vücudundaki bir ağrıdan sandım ve; “Ya Rasûlallah! Neyiniz var? Seni, yüzün sararmış görüyorum.” dedim. Efendimiz bunun üzerine:
«Dün bize gelen şu yedi Dinar yüzünden rengim kaçtı. Dün onları muhtaçlara veremeden geceyi geçirmişiz. Onlarda yatağın iç yüzünde kalmışlar.»buyurdu.
Bu isnadı sahih bir hadistir. [18]
Bekir b. Müdar, Mûsâ b. Cübeyr, Ebû Ümame b. Sehl’den naklediyor : Ben ve Urve Hz. Aişe (r.a.)’m yanma girdik, Hz. Aişe bize: «Siz Rasûlüllah (s.a.v)’i son hastalığında bir görmeliydiniz. Yanımda altı ya da yedi Dinar para vardı. Bana onları dağıtmamı emretti. Fakat Efendimiz iyileşinceye kadar onun hastalığı beni meşgul edince, dağıtmaya fırsat bulamamıştım. Rasûlüllah (s.a.v) iyileşince bana bu Dinar’ları ne yaptığımı sordu. Anlatınca onları isteyip avcuna aldı ve:
“Allah’ın Peygamberi ‘nin bunlar yanında olup dağıtmadan Allah’a kavuşacak sanılmasın!” buyurdu. [19]
Ca’fer b. Süleyman, Sabit yoluyla Enes (r.a.)’m: “Rasûlüllah (s.a.v) yarını için asla bir şey biriktirip saklamazdı.” dediğini anlatır. [20]
Bekkâr b. Muhammed es Sîrînî, İbni Avn, İbni Şîrîn isnadıyla Ebû Hüreyre (r.a.)’tan şöyle nakleder:
Bir gün Rasûlü Ekrem (s.a.v) Bilal’ın yanma gelmiş ve orada hurma yığını [21] görüp: Bu ne ya Bilal?” diye sormuştu. Bilal de; “Hurmadır, onu biriktiriy orum.” deyince Efendimiz:
“Sana yazık oldu ey Bilal. Bunların sana Cehennem’de buhar olmasından korkmuyor musun. Dağıt ya Bilal! Arş sahibi olan zatın azaltacağından asla korkma!” buyurdu.
Lakin Bekkar b. Muhammed zayıftır.  [22]

[1] Müsned  2/231; Nesâî Süneni Kübrâ h.no 6736; Kitahü Adabil Ekli / El Ekli Müttekien; Beyhakî Delâil 1/333, Beyhakî Süneni Kübra 7/49: Tahavî Müşkii 3/16; İbni Mübarek Zühd 265.
[2] Müsned  2/231; Nesâî Süneni Kübrâ h.no 6736; Kitahü Adabil Ekli / El Ekli Müttekien; Beyhakî Delâil 1/333, Beyhakî Süneni Kübra 7/49: Tahavî Müşkii 3/16; İbni Mübarek Zühd 265.
[3] Buharı İlim h.no 89; Mezalim h.na246S; Nikah 5191; Tefsir 4913; Müslim Talak 1479; Beyhakî Delâil 1/334, 335; İbni Mace 4153, Beyhakî Delâil 7/46; Ebû Yala Müsned 1/164; Tirmizî 3315; Nesâî 4/137
[4] Buharı Nikah 67/S3; Müslim 1479; Ebû Ya’la h.no. 164; Beyhakî Delâil 1/336. Hadisin onu şöyle devam eder:
-Zührî, Urve yoluyla Aişe (r,a.)’mn şöyle dediğini anlatır:
«Nihayet yirmi dokuz gün geçince, Rasûlüllah (s.a.v) yanıma girdi. İlk yanına girdiği ben idim. “Ya Rasûlellah! Bir ay yanımıza girmeyeceğine yemin etmiştin. Benim saydığıma göre henüz yirmidokuz oldu” dedim. Efendimiz (s.a.v) de: “Bu bir ay yirmidokuz gün idi.” buyurdukta n sonra, “~3 Aişe! Şimdi sana bir durum arzedeceğim. Ama anana babana danışana kadar bu knu-da acele etmemende bir sakınca yok.” buyurup ardından:
«Ey Peygamber! Hanımlarına: “Eğer dünya hayatını ve süsünü istiyorsan ız, haydi gelin de boşanma bedelinizi verip size güzel bir ayrılış ile bosayayım. Yok eğer Allah ve Rasûlü ile ahiret yurdunu istiyorsan ız, Allah şüphesiz sizden  iyi davrananla ra  büyük  bir mükafat hazırlamıştır,  diye  söyle»  (Ahzab 28-29) ayetini okudu.
Hz. Aişe devamla derki: Vallahi, Efendimiz kesinlikle ana babamın bana Efendimİz’den ayrılmayı tavsiye etmeyeceğini biliyordu. Ben (aa.v)’e: “ben anama babama bunun için mi danışacağım? Ben.gerçekten Allah’ı. Peygamberi ni ve ahiret yurdunu istiyorum.” dedim.
[5] Müslim Fazail 249S; İbni Sa’d 3/466; Müsned 3/139; Beyhakî Delâil 1/337; Ebû Yavla Müsned 5/27S2. 27S3; İmam Ahmed Müsned 1/139. 140; Ebûş Şeyh Ahlakun Nebiy £163; İbni Hibban Sahih (İhsan 8/94)
[6] Tirmizî 24S3; İbni Mâce 4109; Müsned 1/301; İmam Ahmed Zühd s.13, İS, 20; Beyhakî Delâil 1/338; Ebû YaMa Müsned 9/5229, 5292, 8/4998; tayalisi Müsned 2/120 h.no. 2430; Ebû Nüaym Hılye 2/102, 4/234; Tirmizî 2378; Hakim Müstedrek 1/310; Taberanî 11/327.
[7] Buharî Temennü 94/2; îstfzan 79/30; Rikak 81/14; Müslim 94, 992; İbni Ma-ce 4132; Vfüsned 2/256, 316, 399, 419, 450, 457, 467, 530, 5/149, 152; Beyhakî Delâil  1/338: Beyhakî Süneni Kübra 7/46; Ebû Nüaym Hılye 2/189.
[8] Buharî Rikak 81/17 hadis no. 4660: Müslim Zühd ver Rakaik 1055; Tirmizî Zühd 2362; îbni Mâce 4139; Müsned 2/232, 446, 481; Ahmed b. Hanbel Zühd s.13; Beyhakî Delâil 1/339; İbni Ebî Şeybe 13/24; Ebû Yala Müsned 10/6103; Ebuş Şeyh Ahlakun Nebiyyi s.268; İbni Ebî Şeybe 13/24; Beyhakî Süneni Kübrâ 2/150, 7/46.
[9] Müslim 2970, 2976; İbni Mâce 3343, 3344; Müsned 6/42, 2/446; Beyhakî Delâil 1/339; Buharı el Eyman 83/22; Et’ıme 70/23; Rikak 81/17; (Hadis’te “Medine’ye geldikten sonra” ifadesi vardır). Ebû Yavla Müsned 4538, 4539, 4540, 4541; Tirmizî 2357, Şemail s.150; Tayalisi 2/126, (2463); İbni Mâce 3346; Abdürrezzak 20620; İbni Ebî Şeybe 13/249.
[10] Buharî Et’ıme 70/27, 37; Müslim 4/5 sayfa 2281; Tayalisî 2/126; Tirmizî Edâhî 1547; İbni Mâce 3313; Müsned 6/128, 136; Beyhakî Delâil 1/341; İshak b. Raheveyh Müsned 1012; Beyhakî ŞıTbül İman 249/1/1; İbni Sa’d 1/401.
Hz. Âişe’nin bu sözünü kurban etinin üç günden fazla saklanmsının yasakh-ğma dair olan haberin mensuhluğunu bildirmek için söylemiştir. Bu üç gün sınırı sadece, kıtlık sebebiyle o yıla mahsus sayılmıştır.
[11] Buharî Rikak 81/17; Müslim 2972; Müsned 2/405, 6/71, 86, 108; İmam Ahmed  Zühd  s.10;  Beyhakî Delâil   1/341;  Zehebî’deki  son  ifadeyi Beyhakî’ye göre terceme ettim. Zira daha anlaşılır haldedir.
[12] Buharî Rikak  81/17; Et’ıme  70/26;  İbni Mâce  3309,  3389; Müsned  3/128, 134, 250; İbni Savd 1/404; Beyhakî Delâil 1/342.
[13] Buharî Et’ıme 70/8; Rikak 81/16; Tirmizî 1848; İbni Mâce 3292; îmam Ahmed Zühd s.14; Müsned 3/130; Beyhakî Delâil 1/342.
[14] Müslim 2970; Buharî Etkime 70/8, 23; Müsned 5/253, 260, 267; t Ahmed Zühd 39; Beyhakî Delâil 1/343.
[15] Buharî Büyü’ 34/14, hadis no.2069; Rehin 48/1; İstikraz 43/1, Selem 35/5, 6; Müslim 1603; Tirmizî Büyü 1215; İbni Mace Ahkâm; İmam Ahmed Zühd s.9, 10, 11; Müsned 3/133, 180, 208, 211, 232, 255, 270, 288, 290; İbni Sa’d 1/407; Beyhakî Delâil 1/344.
[16] Buharî Rikak 81/17 hadis no. 6456; Müslim Libas kitab 37/6; Ebû Dâvûd 4146; Tirmizî 1816; İbni Mâce 4151; Müsned 1/84, 93, 104, 106, 108, 6/48, 56, 73, 108, 207, 212, 295, 314; İAhmed Zühd s.19; Beyhakî Delâii 1/344.
[17] Bu isnad Zehebî’nin kendi isnadıdır. İmam Ahmed Zühd s.20; İbni SaM Ta-bakat 6/212; Beyhakî Delâil 1/345; Ebuş Şeyh Ahlâkun Nebiyyi s.156; Hatîb Tarih 11/102; Ebû Nüaym Hilye 2/68.
[18] Müsned 6/214, 293; Beyhakî Delâil 1/346; Ebû Yala Müsned 12//7017; İbni Hibban (El İhsan) 7/302.
[19] Müsned 6/49, 86, 104; Beyhakî Delâil 1/343; Ebuş Şeyh Ahlakun Nebiyyi s.280; İbni Ebî Şeybe 13/238; Humeydî Müsned 1/135; Beyhakî Süneni Kübrâ 6/357; İbni Hibban (İhsan) 5/89.
[20] Tirmizî Zühd 2362; Beyhakî Delâil 1/346; Tuhfetül Eşraf 1/106, 107; Tirmizî Şemail 190; Ahlakun Nebiyyi 279; Hatib Tarih 7/18; Beğavi Sünne 13/253.
İbni Kesir’İn E3 Bidaye ven Nihaye 6/54’teki izahına göre “Rasûlüllah (s.a.v) çabuk bozulan yiyecekler i depo etmezdi”, demektir. Yoksa Fey olarak Allah Rasûlüne ayrılan kısımdan ailelerini n bir yıllık ihtiyacını ayırdığını Ömer (r.a.) Sahihayn’da geçen bir haberde nakletmekt edir.
[21] Toroslarda buna “Çöc” denir.
[22] Ebû Yala 10/6040; Ebû Nüaym Hılye 2/280, 6/274; Beyhakî Delâil 1/343; Ukaylî Zuafa 1/150 no.188; Bekkan b. Muhammed zayıftır. Buharı “Onun hakkında alimler kötü söyledi”, Ebû Zür’a “Onun hadislerin in çoğu münker-dir” derken, İbni Maîn “ben ondan hadis yazdım, fena sayılmaz” der. Ebû Hatem “Gönül ona razı değil, o Muzdaripti r” der. Ebû Zür’a “O, İbni Avn’ın olmayan rivayetler i İbni Avn’a nisbetle rivayet ediyor” derken İbni Hibban “Onun hadisinin ardına düşülmez” der. Buna rağmen bu hadis metin olarak zayıf değildir. Zira Ebû Ya’la rivayeti Bekkar’ın rivayeti değildir.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,  2/201-211

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: