Efendimiz (S.A.V)in Sihirlenmesi Ve Zehirlenmesi

Vüheyb, Hişam b. Urve. babası. Urve isnadıyla Hz. Âişe’ den nakleder:
-Rasûlüllah (s.a.v)’e büyü yapıldı. Öyle etkiledi ki, yapmadığı bir şey yapmış olduğunu tahayyül eder oldu. Hatta bir gün onu dua ederken gördüm. Bana «Farkına vardın mı? Allah (c.c.) kendine sorduğum hususu bana açıkladı. Bana iki adam geldi. Biri başucumda diğeri ayak ucumda oturdu. Bir diğerine: “Bu kişinin ağrısı ne?” dedi. Öbürü “büyülenmiş” dedi. “Kim büyülemiş?” deyince öteki: “Lebîd b. el Asam” diye cevapladı. “Ne ile büyü yapmış?” deyince de: “Tarak, taranınca dökülen saç ve erkek hurma çiçeğinin kapçığı ile” dedi. “Peki büyü nerde?” demesine de “Zervân [140] kuyusunda” diye cevap verdi.» diye anlattı. Sonra Rasûlüllah (s.a.v) oraya gidip geldi. Gelince Âişe’ye haber vererek: «Sanki oranın hurma ağaçları şeytan başları gibiydi. Kuyunun suyu da kına suyu gibi.» dedi. Âişe der ki: “Ya Rasûlallah! Bunu insanlara çıkarıp gösterseydin.” dedim de bana: «Artık Allah bana şifa verdi. Hem de ben insanlara bundan bir şey yapmaktan korktum.» buyurdu. [141]


Hadisin bir başka lafzında: «Erivan kuyusu» olarak geçer.
Tabiîn’den olan Afrâ’nm kölesi Ömer anlatır ki:
-Lebîd b. A’sam, Peygamber (s.a.v)’e büyü yaptı. Hatta gözü, gördüğünü karıştırır oldu. Ashab Efendimiz i ziyaret bile ettiler. Sonra Cebrail ile Mikail gelip Efendimiz e haber verdiler. Peygamber (s.a.v) de bu Yahudi’yi yakaladı ve adam bunu itiraf etti. (s.a.v) de sihri kuyudan çıkardı, çözüp açtı. Böylece Efendimiz (s.a.v) iyileşti ve Lebîd’i affetti. [142]
Yunus, Zührî’nin Zimmî sihirbazl ar hakkında “bunlar büyü yapmakla öldürülmezler. Bir Yahudi, Rasûlüllah’ı zehirlediği halde onu öldürmedi.” dediğini anlatır. [143]
İkrime de, Rasûlüllah’m onu affettiğini söyler. [144]
Vakıdî de: “Bu af rivayeti bize göre “onu öldürdü” diye-ninkinden daha sağlam” der. [145]
Ebû Muaviye, A’meş aracılığıyla İbrahim Nehâî’nin “Ashabı Kiram Rasûlü Ekrem’i de, Ebû Bekir’i de, Yahudi’ler ze-hirlediler.” dediğini nakleder. [146]
Sahih hadiste İbni Abbas (r.a.)’m: “Hayber Yahudi’lerinden bir kadmm Rasûlüllah’a (s.a.v) zehirlenm iş bir keçi ikram ettiğini” anlatır. Câbir, Ebû Hüreyre ve diğer Ashab’tan bazıları naklederl er ki, Rasûlüllah (s.a.v) Hayber’i fethedip de, sükûnet bulunca, Merhab denen Yahudi’nin bacısı ve Selam b. Mişkem’in karısı olan Zeyneb bn. el Haris öldürücü bir zehri kesip kızarttıkları bir oğlağın etine kattılar. Zehri bilhassa ön ve arka butlara fazlaca koydular. Peygamber (s.a.v) akşam namazını kılıp da dönünce kadm Efendimiz in yüklerinin yanında oturuyord u. Efendimiz’e “Şu sana benim hediyemdi, ya Muhammedi” dedi. Efendimiz yanındakilere almalarını söyledi ve kebabı kadından alındı ve Efendimiz in Önüne konuldu. Ashab da hazır idiler. Bişr b. Berâ b. Ma’rûr da bunlardan biriydi. Efendimiz uzanıp aldı ve bu buttan ısırdı. Öteki kemiği de Bişr b. Ma’rur alıp ısırdı. Oradakile r de diğer yerlerden yediler. Rasülüllah bundan bir lokma yiyince:
«Çekin elinizi. Şu but bana etin zehirlenm iş olduğunu haber verdi.» buyurdu. Bişr de: “Sana ikram eden Allah için. Ben de yediğimde bu zehri anladım. Senin yemeğine tiksinti veririm korkusuyl a onu ağzımdan tükürüp atmadım. Sen ağzına aldığını yeyince, nefsimin senin nefsiyin yaptığını yapmamasını arzu etmedim. Senin içinde cinayez bulunan bir lokmayı yutmayacağını umdum.” dedi. Bişr daha yerinden kalkmadan rengi değişti acısı bir yıl bile sürmeyip öldü.
Bazıları da “Bişr yerinden hiç kalkamada n orada öldü.” derler. Rasülüllah (s.a.v) kadını çağırıp: “Buna niye teşebbüs ettin?” diye sorguladı. Kadın da: «Sen benim milletimd en alacağını aldın. Babamı, amcamı ve kocamı öldürdün. Ben kendi kendime, eğer bu adam Peygamber ise, but ona haber verecekti r. Yok eğer bir kral ise ölür de kurtuluru z.” diye düşündüm.» dedi.
Efendimiz kadını Bişr İn velilerin in eline öldürmeleri için verdi. (Esas olan budur.)
Ebû Hüreyre (r.a.) ise şöyle der:
Rasülüllah (s.a.v) kadına dokunmadı ve omuz başından kan aldırdı. Bu kan alma işlemini Ebû Hind bir boynuz ve bıçakla yaptı. Efendimiz Ashab’ma da bunu emretti. Onlar da başlarının ortasından kan aldırdılar. Bundan sonra (s.a.v) üç yıl daha yaşadı. [147]
Rasûlü Ekrem (s.a.v) ölümüyle sonuçlanan hastalığında şöyle diyordu:
«Hala Hayber’de yediğim etin acısını duyuyorum . İşte şah damarımın kesilme vakti gelmiştir. (Bir rivayette de) Hala Hayber yemeğinin zehrinin acısı dönüp dönüp bana geri geliyor.»
Bu hadisin aslı Buharî’de dir. Ama bu şekildeki Siyak’ı ğarîbdir. [148]
EbûlAhvas, EbûMes’ûd (r.a.)’m şöyle dediğini nakleder:
-Rasûlüllah (s.a.v) katledile rek öldürülmüştür, diye dokuz defa yemin etmem bir kere yemin etmemden daha hayırlıdır. Yani Nebi (s.a.v) şehit edilmiştir. Böylece Allah (c.c.) onu peygamber olarak vazifelen dirmiş ve şehit yapmıştır. [149]

[140] Metin’de Zervan ise de Buharî’ıie “Zervan”dır ve doğrusu o olsa gerek, ki Zehebî ona da İşaret eder. Müslim de bu kuyu. “Zî Ervan” diye geçer. Aynî de bu hadisin şerhinde, “her ikisi de doğru ise de, halkın bildiği “Zervarfct ir. Bu kuyu. Yahudi Züreyk oğulları bahçesindeki kuyudur.” der. Bak l’mdetü’l Karî  15/170.
[141] Buharı Bedül Halk 59/11, Tıb 76/49. Daavât SO/57; Müsned 6/50, 96: İbni Mâce 3545: İbni Savd 2/1%; Müslim Selâm 43; Beyhakî S/135: Humeydî Müsnetî 259: İbni Ebî Şeyhe 7/386.
[142] Hadisin mürsel olduğunu Zehebî “Tabiînden” sözüyle bildirmiş oluyor. İbni Sa’d böylece 2/196, 197’de naklediyo r. Ancak bu haber, İmam Ahmed’in Müsned’inde 4/367; Nesâî Mücteba 7/112’de Zeyd b. Erkam (r.a.)’tan müsned olarak veriliyor . İbni Ebî Şeybe 7/386.
[143]  İbni Sa’d Tabakat 2/199
[144]  İbni Sa’d Tabakat 2/199
[145]  İbni Sa’d Tabakat 2/199
[146] İbni Sa’d Tabakat 2/200
[147] Buharj Megazî 64/41 bu izah olmadan, Hibe 41/28’de yine kısaca ; Müslim Selam 2190; Ebû Dâvûd 4509, 4510, 4511, 4512, 4513, 4514; İbni Mâce 3546; Müsned   1/305,  373;  İbni  Hişam  Sîre 4/44;  İbni Sa’d 2/202; Beyhakî Delâil 4/264, S/46; Taberanî 11/24, 2/24.
[148] Beyhakî Delâil 4/264. Bu hadis ayrı ayrı rivayetle rin bir araya getiriler ek na-kiidir. Buharı ve Müslim’de parça parça geçer. Bak Buharı Meğazî 64/41, Hibe 41/28; Müslim 2190.
[149] Hakim Müstedrek 3/58.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam, 2/267-270

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: