Efendimizin(S.A.V)Hususiyetleri Açıklaması

«Rabbinin nîmetine gelince şükret.» Ayetinin gereği olarak ümmetine bunlardan bahsedişi.
İskenderiye’deki Ebul Hasen Ali b. Ahmed el Haşimîy’e okudum ki, «Size Bağdat’taki Muhammet! b. Ahmed b. Ömer, Ahmed b. Muhammed el Hasimî’den beş yüz elli bir senesinde şöyle haber verdi:
-Bize Hasen b. Abdirrahm an eş Şafiî, Ahmed b. İbrahim el Abkasî aracılığıyla Muhammed b. İbrahim ed Deybüîî’den üç yüz yirmi bir yılında şunu nakletti:
Bize Muhammed b. Ebil Ezher, İsmail b. Cafer, Abdullah b. Dînar, Ebû Salih es Semman aracılığıyla Ebû Hüreyre’den (r.a.) Peygamber’in (s.a.v) şöyle buyurduğunu anlattı:
«Ben ve benden önceki peygamber lerin durumu şu örneğe benzer:
Adamın birisi bir bina yapıp, onu süsleyip çok güzel dekore ediyor. Ancak köşelerden birinde bir tuğla (kerpiç) koyacak yeri boş bırakıyor. Oradan gelip geçen insanlar bu binaya bakınca güzelliğinden hayretler içerisinde kalarak, “Peki şu kerpiç de yerine konulsa olmaz mıydı?” demeye başlıyorlar. İşte (Peyğamber’den peygamber e kurulup ikmal edilerek gelen din binasındaki) bu boşluğa konulacak kerpiç benim. Ben Peygamber lerin sonuncusuyum.»
Hadisi Buhari nakleder. [1]


Kuteybe de, İsmail, Zührî, Saîd b. Müseyyeb, Ebû Seleme isnadıyla Ebû Hüreyre (r.a.)’tan Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder:
«Allah tarafından düşmanlarımın kalbine salınan korku ile desteklen dim. Az kelimeli öz manalı söz söyleme sırrına kavuşturuldum. Uykuda bulunduğum sırada yeryüzü hazineler inin anahtarla rı getirilip önüme konuldu.»
Hadisi Buharı ve Müslim rivayet etmişlerdir. [2]
El Alâ b. Abdirrahm an, babası, Ebû Hüreyre (r.a.) isnadıyla Efendimiz in (s.a.v) şöyle buyurduğunu rivayet eder:
«Ben altı hususta peygamber lere üstün yapıldım:
1- Bana az, ama öz söz söyleme sırrı verildi,
2- Düşmana korku salma (heybetiyl e) desteklen dim,
3- Harp ganimeti bana helal kılındı,
4- Yeryüzü bana temiz ve namazgah kılındı,
5- Ben bütün yaratıklara peygamber olarak gönderildim,
6- Benimle peygamber lerin gelmesi sona erdirildi .»
Müslim rivayet etti. [3]
Malik b. Miğved, ez Zübeyr b. Adiy, Mürra el Hemedânî isnadıyla Abdullah (b. Mes’ût) (r.a.)’m şöyle dediğini naklediyo r:
-Rasûlüllah (s.a.v) İsra gecesi götürülüp de, Sidratül Münteha denen yere vardırıldığmda üç şey kendine verilmiş ti:
1- Beş vakit namaz verildi,
2- Bakara suresinin son tarafı verildi,
3- Ümmetin’den Cehennem’e atılacak büyük günah sahipleri de Allah’a şirk koşmadıkça affedilec eği hususu kendine verildi.
Hadisteki “El Mukhımât” kelimesi “Kahame” kökünden olup “Tukhimü” Cehennem’e atılır, demektir.
Hadis sahihtir.  [4]
Ebû Avâne der ki: Bize Ebû Malik, Rabî aracılığıyla Huzeyfe (r.a.)’tan Efendimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakletti:
«Şu üç şeyle insanlara üstün yapıldım:
1- Yeryüzünün her tarafı bizim için mescit yapıldı ve toprağı da bize temiz ve temizleyi ci kılındı,
2- Saflarımiz melekleri n saflarına benzetild i,
3- Ve bana Bakara suresinin sonundaki şu ayetler arşın altında bulunan bir hazineden verildi.»
Bu hadis sahihtir.”
Bişr b. Bekr. Evzaî’den naklediyo r: Bana Ebû Ammâr. Ab-lullah b. Ferûh aracılığıyla Ebû Hüreyre (r.a.)’tan Peygamber s.a.v)’in:
«Ben kıyamet günü Adem evlatlarının seyyidiyi m. Sur flenince toprağın ilk açılıp ortaya çıkardığı kimse ben ulacam. İlk şefaatçi ben olacağım. Şefaati ilk kabul olunan ben acağım.» buyurduğunu anlatır.
Ravî Ebû Ammar’ın adı Şeddat olup bu hadisi Müslimriyet etmiştir. [5]
Ebû Hayyan et Teymî. Ebû Zür’a yolu ile Ebû Hüreyre O’tan şöyle nakleder:
-Rasûlüllah (s.a.v)’e et ikram edildi. Etin ön budunu Önüne ‘dular. Etin burası, en hoşuna giden yeri idi. Ondan bir ça ısırıp şöyle buyurdu:
«Kıyamet günü insanların seyyidi ben olacağım. Bunun hangi sebepten olduğunu biliyor musunuz? Allah (cc.) kıyamette önceki milletler i ve gelecek nesilleri tellalın sesini duyurabil eceği, gözün ulaşabileceği yüksek bir düzlükte toplayaca k. Güneş onlara yaklaşacak. İnsanları hiç ihtimal vermedikl eri asla dayanmaya güç getiremed ikleri bir üzüntü ve tasa kaplayaca k. İnsanlardan kimisi kimisine “Hiç düşünmüyor musunuz siz önce neredeydi niz? Şu başınıza gelene bakmıyor musunuz?” diyecek ve beraberce Âdem (a.s.)’a gelecekle r ve:
“Ya Âdem! Sen insanların babasısm. Allah seni kendi eliyle yarattı ve kendi ruhundan sana üfledi ve meleklere sana secde etmelerin i emretti, Rabb’ine git de bize şefaatçi ol. Görmüyor musun ki nerede idik, başımıza ne geldi.” derler. Âdem de:
“Rabbim (c.c.) bugün öyle öfkeli ki, daha önce böylesine kızmadığı gibi sonra da bu derece kızmayacak. O, beni o ağaçtan men etti, ben ise ona âsi oldum. Bugün ben ancak kendi nefsimin, nefsimin, nefsimin, nefsimin, nefsimin derdin-deyim. Benden başkasına gidin, Nuh’a gidin!” der.
Onlar da Nuh’a gelir ve, “Ya Nuh! Yer yüzü halkına gelen ilk Rasûl Peygamber sensin. Allah seni «çok şükreden kul» diye övdü. Ne idik, şimdi ne olduk, bunu görüyorsun. Rab-b’iyin katında bize şefaatçi olsan” derler. Nuh da:
“Rabbim bugün daha Önce örneği hiç görülmeyen, bundan sonra da görülmeyecek derecede kızgın. Benim kendi kavmime davetim vardı. Ama bugün sadece kendi nefsim nefsim, nefsim, nefsim… Benden başkasına, İbrahim’e gidin!” der.
ibrahim’e gelip: “Ya İbrahim! Sen dünyadakilerin arasında Allah’ın Nebî’si ve Halil’isin. Nerede idi, başımıza neler geldi, görüyorsun. Rabb’ine gidip bize şefaatçi olsan” derler. İbrahim (a.s.) da3 “Rabb’im şimdiye kadar görülmemiş ve görülmeyecek şekilde öfkeli.” deyip kendinin dünyada söylediği yalanı anlatarak, “nefsim, nefsim, nefsim, nefsimsiz başkasına gidin, Musa’ya gidin” der.
Onlar da Mûsâ (a.s.)’a gelirler. Mûsâ (a.s.) da aynı sözleri tekrarlar ve: “Ben öldürmekle emredilme diğim birisini öldürdüm. Şimdi nefsimle meşgulüm.” diye onları îsâ (a.s.)’a gönderir.
Onlar da gelip: “Ya îsâ! Sen Allah’ın Rasülü, Meryem’e ilka buyurduğu kelimesi ve kendinden bir ruhusun. İnsanlara beşikte konuştun. Rabb’ine karşı bize şefaat etsen ne haldeydik nelere düşer olduk, görüyorsun.” derler. O da:
“Rabb’im bugün emsali ne önce görülmüş ne görülecek biçimde öfkeli. Siz Muhammed (s.a.v)’e gidin!” der.
Onlar da Muhammed (s.a.v)’e gelirler ve: “Ya Muhammed! Sen Allah’ın Rasûlü, peygamber lerin son mührüsün. Allah senin geçen ve gelecek olan günahlarını affetti. Rabb’ine gidip bize şefaat istesen. Ne idik, şimdi başımıza neler geldiğine bir bak.” derler.»
Rasûlüllah (s.a.v) devamla şöyle buyurdu:
«Bunun Üzerine ben kalkıp Arş’in altına geleceğim ve Rabb’ime secde edeceğim. Allah (c.c.) sonra benim için perdeleri aralayıp, kendine yapacağım hamd ve senalarından bana öyle güzel şeyler ilham edecek ki, benden önce kimseye böyle bir fethi müyesser kılmamıştı. Bana “Ya Muhammed! Başını kaldır ve iste, verilecek sin, şefaat et. Şefaat etmeye yetkili kılınacaksın.” denecek. Ben de “Ya Rabbi! Ümmetim, Ümmetim, ya Rabbi, ümmetim, ümmetim, ya Rabbi ümmetim, Ümmetim ya Rab” diyeceğim. Rabbim de: “Ya Muhammed! Ümmetinden hesabı olmayanla rı Cennet’in sağ kapısından içeri kat, onlardan başkası insanlarl a diğer kapıyı kullanmad a müşterektir.” buyuracak .
-Muhammed’in nefsi elinde olan Zat’a yemin ederim ki, Cennet kapılarının kanatları arasındaki mesafe Mekke ile Yemen’deki Hecer, yahut Mekke ile Şam tarafındaki Busra mesafesi kadardır. [6]
Leys b. Sad; İbnül Hâd, Amr b. Ebî Amr isnadıyla Enes  (r.a.)’tan naklediyo r:
-Rasûlüllah (s.a.v)’i «Ben kıyamet günü toprağın kendisind en ayrılacağı ilk insan olacağım, ama bunda bir övünme yok. Hamd sancağı bana verildi, övünecek bir şey yok. Kıyamet günü insanların Seyyid’i benim, övünecek bir şey yok.» buyururke n  duydum,   diyerek  şefaat hadisini  baştan sona naklediyo r. [7]
Bu konuda Ibni Abbas’tan da hadis vardır. [8]
Hem bu anlamda pek çok hadis olduğu gibi, Muhamed Mustafa (s.a.v) Efendimiz’in şerefine dair Kur’an’da da bir çok ayetler vardır. [9]
Ebil Cevza. İbni Abbas (r.a.)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
-Allah (c.c.) kendisine (s.a.v)’den daha sevimli bir şey yaratmadı. Efendimiz’in hayatı ile yemin edişi dışında kimsenin   hayatı   ile   Allah   yemin   etmemiştir.   Efendimiz   için:
«Ömrüne  yemin  olsun  ki,   onlar  sarhoşlukları  içinde yollarını şaşırmışlardır.» (Hicr ayet 72) buyurmuştur. [10]
Buhari’nin Sahih’indeki Katâde hadisinde Enes (r.a.) Rasûlüllah (s.a.v)’in:
«Ben uyurken, Cennette dolaştırıldığını bana gösterildi. Birden kendimi içi boş incilerde n yapılma kubbeleri n iki tarafını kuşattığı bir nehirde buldum. “Bu nehir nedir ya Cebrail?” deyince, “İşte bu. Allah’ın sana verdiği Kevser’dir.” dedi ve eliyle işaret etti. Baktım kokusu keskin misk gibiydi.» buyurduğunu anlatır. [11]
Zührî de Enes (r.a.)’tan Nebi (s.a.v)’in:
«Havuzumun büyüklüğü San’a ile Eyle şehri arası kadar olup orada gökteki yıldız sayısınca ibrik var.» buyurduğunu bildirir. [12]
Yezîd b. Ebî Habib, Ebul Hayr’dan Ukbe b. Âmir (r.a.)’ı şöyle derken duyduğunu nakleder:
-Rasûlüllah (s.a.v) Uhut şehitlerine sekiz yıl sonra namaz kıldırıp sanki ölülere ve dirilere veda ediyordu. Sonra mimbere çıkıp:
«Ben Öncünüz olacağım, ben size şahit bulunacağım. Sizin buluşma yeriniz havuzum olacaktır. Ben şimdi şu yerimden ona bakıyorum. Bana yeryüzü hazineler inin anahtarı verildi. Vallahi benden sonra sizin Kafir olacağınızdan korkuyor değilim. Fakat sizin üzerinize korktuğum şey sizin dünya için yarışa girmenizd ir.» [13]
Müslim Câbir  b.  Semûra  (r.a.) hadisinde Nebî (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:
«Havuz başına ilk geleniniz ben olacağım. Onun iki yakasının arası San’a ile Eyle şehirleri arasmdaki mesafe kadardır. Oradaki ıbrıklar nerdeyse yıldızlar sayısıncadır.» [14]
Muâviye b. Salih de Süleym b. Âmir yolu ile Ebû Ümame (r.a.)’tan Nebî (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu anlatır:
«Kıyamet günü Allah ümmetimden yetmiş bin kişiyi hesapsız Cennet’e katacaktır.» Adamın biri, “Ya Rasûlallah! Havuzuyun genişliği ne kadardır.” deyince de şöyle buyurdu:
«Aden ile Amman arası kadar hatta daha geniş, Orada biri altın diğeri gümüş iki pınar akar ki, onun suyu sütten daha ak, baldan daha tatlı, miskten daha güzel kokuludur . Onu bir içen bir daha sonsuza kadar susamaz. Yüzü bir daha kararmaz.»
Bu., hasen dereceli bir hadistir. [15]
İbni Mâce de zayıf bir ravi olan Atıyye el Avfî hadisinde Ebû Saîd el Hudrî (r.a.)’tan Nebi (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder:
«Benim uzunluğu Ka’be ile Beytül Makdis arası olan bir havuzum vardır ki, sütten daha beyaz suyu vardır. Onun etrafındaki su alacak kapları yıldızlar sayısıncadır. Şüphesiz, kıyamet günü peygamber lerin ümmet bakımından en çok ümmeti olanı benim.» [16]
Ata b. es Sâib, Muharib b. Disâr aracılığıyla Abdullah b. Ömer (r.a.)’tan, Nebi (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
«Kevser, Cennet’te iki tarafı altın ile kuşatılmış, akış mecrası inci ve yakut üzerinde olan, toprağı miskten daha güzel kokan, kardan daha ak bir nehirdir.» [17]
Yine ibni Abbas (r.a.)’ıri:
«Kevser: Allah (c.c.)’ün Nebi (s.a.v)’e verdiği çok hayırdır.» dediği sabittir. [18]
Aynısını Saîd b. Cübeyr de rivayet ederek:
«Cennet’teki Kevser: İhsan edilen çok hayırlardan biridir.» der. [19]
Sahih bir rivayette ki hadisinde Âişe (r.a.):
«Kevser; Cennet’te bir nehir olup Rasûlüllah’a verilmiş tir. Onun kıyıları içi boş olan incilerde n süslenmiştir.» demektedi r. [20]
Hz. Âişe (r.a.)’dan rivayet olunduğuna göre: “Kim Kevser ırmağının sesini dinlemek isterse, parmaklarını kulaklarına tıkasın!” demiştir. [21]
Sahih bir senedle Enes (r.a.)’tan nakledild iğine göre Ra sûlüllah (s.a.v):
«Kıyamet günü, peygamber ler arasında etbaı en çok olan benim ve ben ilk şefaat eden kimse olacağım.» buyurmuştur.”
Ebû Hüreyre  (r.a.)’tan sahih olarak nakledild iğine göre Nebi (s.a.v):
«Peygamberlerden kendisine, insanların aciz kalarak inanmaya mecbur oldukları mucizeler den bir şeyler verilmeye n hiç bir peygamber yoktur. Bana verilen mucize ise Allah’ın bana vahiy yoluyla vahyettiği Kur an’dır. Artık ben kıyamet günü peygamber lerin Ümmeti en fazla olanı olacağımı ümit ediyorum.» buyurmuştur. [22]
Süleyman et Teymî de Seyyar vasıtasıyla Ebû Ümâme el Bahilî (r.a.)’tan, Peygamber (s.a.v)’in şöyle buyurduğunu nakleder:
«Allah (c.c.) beni diğer peygamber lere (veya ümmetimi diğer Ümmetlere) dört şeyle üstün kıldı:
1- Beni bütün insanlığa peygamber etti,
2- YeryÜzünü bana ve ümmetime hem mescit hem de temizleyi ci kıldı. Ümmetim nerede namaz vaktine girse artık abdest alma (teyemmüm) yeri de namazgahı da yanındadır,
3- Ben öyle bir korku salmakla yardım gördüm ki, gideceğim yere benden bir ay önce ulaşıp düşmanlarımın kalplerin e atılır.
4- Bana ganimet helal kılındı.»
Bu hadisin isnadı hasen derecelid ir. Seyyar sadûk biridir. İmam Ahmed, Müsned’inde rivayet etmiştir. [23]
Saîd b. Beşîr de Katâde yoluyla Enes (r.a.)’tan Nebî (s.a.v) Efendimiz’in:
«Ben şu dört şeyle insanlard an üstün kılındım.
1- Şecaatta
2- Cömertlikte,
3- Çok Cimav edebilmed e,
4- Çok kuvvetli harp edebilmed e.» buyurduğunu nakleder. [24]

[1] Bu hadis Zehebî’nin kendi isnadı ile gelmiştir. Buharı Menakıb 61/18; Müslim Fezail 2286; Tirmizî 3022, 3613, Müsned 5/7, 137, 3/9; Beyhakî Süneni Kübra 9/5; Beyhakî Delâü 1/365, 366; İbni Ebî Şeybe 11/499.
[2] Buharı Cihad ve Siyre 56/122, Teyemmüm 7/1, Salat 8/56, Ta^bir 91/11, İrtisam 96/1, Müslim Mesacid 521, 523; Nesâî 1/209, 211; Tirmizî 1595; Daramı Siyer 29 (2/224); Müsned 1/98, 301, 2/222, 264, 268, 314, 396, 412, 455, 501, 3/304, 4/416, 5/145, 148, 162, 248, 256; Temhîd 5/219; Ebû Avâne Müsned 1/395; Buharı Tarih-i Kebîr 4/114, 5/455; Beyhakî Süneni Kübra 1/212, 2/329, 433, 6/291, 9/4; Ebû Nüaym Hılye 8/316; İbni Ebî Şeybe 11/432, 433; Humeydî 945.
[3] Müslim  Mesacid  523;   Tirmizî   1553;   Tahavî  Müşkil   1/451;   Müsned   2/412; Beyhakî Süneni Kübra  2/432,  9/5;  Beyhakî Delâil  5/472; Ebû Avâne   1/395; Ebû Ya’la Müsned  11/6491,  6492,  6287; Beğavî Şerhüs  Sünne 13/197  (h.no 3617); İbni Hibban (Mevârid) 2304.
[4] Müslim îman 173; Tirmizî Tefsir 3330; Nesâî 1/223, 224; Müsned 1/387, 422; Beyhakî Delâil 5/474.
[5] Müslim Fazail 2278; Ebû Davûd 4673; Tirmizî 3615; İsri Kâce 4308 Daramî Mukaddime 1/27; Müsned 2/540, 3/2; Beyhakî Delâil 5/476; İbni Ebi Şeybe 11/477, 14/96, 128; İbni Ebî Âsım Süne 2/370; Ebû Ya’la Müsned h.no.4308, 2786, 2899, 3064, 3989, 3997.
[6] İmam Ahmed Müsned hadis no.9636, 2/435, 368, 3/16, 4/407, 435; Buharı Tefsir İsra Suresi 65/17/5; Müslim îman 194; Tirmizî 2551; İbni Ebî Asım es Sünne 2/396; Evâil 27; Ebû Avâne Müsned 1/72; Beyhakî Delâil 5/477; (İbni Ebî Şeybe Musannef 11/444’te bunu Ebû Hüreyre’den verir.) Zehebî çok kısa aldığı için hadisi ehemmiyet ine binaen Müsned’den tamamını naklettim .
[7] Müslim  2278;  Ebû Dâvüd 4673; Tirmizî 2551; 3148,  3692; İbni Mâce 4308; Müsned 1/281, 3/2; Hakim 2/465; İbni Ebî Şeybe 14/98135,
[8] Müsned 1/201, 295.
[9] Meselâ Kalem sûresi 4cü ayet olan «Şüphesiz sen büyük bir ahlak üzeresin.» ayetinde geçtiği gibi.
[10] Taberî Tefsir cüz 14/44; Ebû Ya’la (gayet kısa olarak) h.no. 2754; Ebû Nüaym Delail h.no.21, 22.
[11] Buharı rikak 81/53; Müsned 3/103, 115, 152, 191, 207, 232, 263, 289.
[12] Tirmizî 2559; Müsned 3/225, 230, 4/149, 154, 5/149; Hakim 1/71: Taberanî 8/140, 3/267. Bu konudaki şehir isimleri aslî değil uzaklığa işareten izafi olduğu için, diğer rivayetle rde “Mısır ile Eyle”, “San’a ile Medine”, “Aden ile Amman” şekliyle nakledili yor.
[13] Buharı Menakıb 61/25, Meğazî 64/28, Rikak Sİ/7; Müslim 1795; Nesâî 4/61, 62; Müsned 4/149, 153, 154; Taberanî 3/64; İbni Ebî Şeybe 11/439, 441; İbni Ebî Asım Sünne 2/345, 627; Temhîd 2/302; İbni Hibban 1858; Beyhakî Delâil 6/403; Beyhakî Süneni Kübra 4/14. Rivayetle rdeki farkları tercemeye ilave ettim.
[14] Müslim Taharat 249, İmara 1822, Fazail 2289, 2290, 2296, 2303; İbni Mâce 3944, 4305; Müsned de bu başlıkla on altı hadis varsa da Cabir b. Semûre rivayeti iki yerdedir: 5/86, 89. Bu konuda Ebû Hüreyre, Cündüp, Ebû Beki-‘e Câbir, Huzeyfe b. el Yeman, İbni Abbas, Sehl b. Sa’d, Es Sanabehî, İbni Mes’ûd (r.a.)’lardan olduğu gibi Ebû Bekir (r.a.)’tan da rivayet vardır.
[15] Müslim Fazail 2300. 2301; Tirmizî 2061; Müsned 5/250; Taberanî 8/181
[16] İbni Mâce 4301; İbni Ebî Şeybe 11/440, 13/146; İbni Ebî Asım Sünne 2/335; Tarih-i İsfahan 1/110.
[17] Tirmizî Tefsir 3419; İbni Mâce Zühd 4334; Müsned 2/67, 158, 3/102; Hakim 3/171; Taberî Tefsir cüz 30/210; Beğavî Sünne 15/169.
[18] Buharı Rikak 81/53; Hakim 2/537.
[19] Buharı Tefsir 65/13/10S; Müslim  Salar 400; İbni Ebî Şeyhe   11/50S; Taberî Tefsir 30/181
[20] Müsned 2/67. 158, 3/102.
[21] Bu rivayetin kaynağına ulaşamadım.
[22] Müslim Mesacid 521; Müsned 2/222, 3/304, 5/248; Tirmizî 1553.
[23] Müslim Mesacid 521; Müsned 2/222, 3/304, 5/248; Tirmizî 1553.
[24] Hatib Tarih-i Başdad S/70.
İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam,2/283-295

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: