Nebî (S.A.V)’İn Cenaze Namazının Kılınışı

İbni İshak, Hüseyn b. Abdillah b. Ubeydilla h b. Abbas, İkrime isnadiyla İbni Abbas (r.a.)’tan şöyle nakleder:
-Rasûlüllah (s.a.v) vefat edince, erkeklere girmeye müsaade edildi. Onlarda grup grup gelip imamsız olarak kıldılar. Bu tamamlanınca kadınlar girip kıldılar, sonra da çocuklar girip kıldı. Ardından köleler girip kıldı. Kimse imam olmadı. [61]


Vakıdî anlatıyor: Mûsâ b. Muhammed b. İbrahim et Teymı derki: Babamın el yazısı ile yazılı olarak şu bilgileri buldum:
-Rasûlüllah (s.a.v) kefenleni p de döşeğine konulunca, Ebû Bekir, Ömer ve Ensar ile Muhacirle r’den bir grup içeri girdiler ve «Esselamü aleyke, Eyyühen Nebiyyü ve rahmetull ahi ve berakatühü.» dediler. Ensar ile Muhacirle r de böyle söylediler. Sonra saf tutup hiçbiri imam olmadı. Birinci safta bulunan Ebû Bekir ve Ömer:
«Allahümme inna neşhedü en kad belleğa ma ünzile iley-hi,  ve nesaha li ümmetihî,  ve  cahede fî sebililla hi,  hatta eazzallahü dinehu. Ve temmet kelimetühu. Ve ûmine bihi vahdehû lâ şerike leh. Fec’alna ilahena mimmen yettebiul kavlellez i ünzile meahu. Vecma1 beynena ve beynehu hatta tüarrifehu bina ve tuârifena bihi. Fe innehu kane bil Müzminine rau-fen rahima. La nebği bil îmani bedela. Vela neşteri bihi semenen ebeda.
«Allahım! Biz onun, kendisine gelen risaleti tebliğ ettiğine, ümmetine nasihat ettiğine, Allah, dinine izzet verene, kelimesi tamam olana ve tek olarak hiçbir şeyi ortak koşmadan kendisine iman olunana kadar Allah yolunda cihat etti. Ya ilahımız! Bizi onunla indirdiğin söze tabi olanlarda n eyle, bizimle onu yeniden bir araya getirip bizi ona onu da bize tanıt. Zira O MtTmin’lere çok merhametl i ve çok bağışlayan idi. İmana karşı başka bedel istemiyor uz. Asla onu para ile satmayacağız.» diyorlar, İnsanlar da “Amin, amin” diyorlardı. Bir kısmı çıkıp, diğerleri giriyordu . Böylece erkekler, sonra kadınlar, sonra çocuklar da onun namazını kıldılar.”
Bu hadis (metninden de anlaşıldığı gibi) hasen derecelidır. [62]
Seleme b.Nubeytb . Şerit, babası yoluyla, Soffe Ashab’ından Salim b. Ubeyd (r.a.)’tan naklediyo r:
-Ashab, “Rasûlüllah’ı defnedece k miyiz, edeceksek nereye?” dediler. Ebû Bekir (r.a.): “Allah nerede ruhunu aldıysa! Zira onun ruhunu en güzel yerde almıştır.” dedi. Onlar da durumun onun dediği gibi olduğunu anladılar.
Bazıları bu rivayete. Seleme’den sonra “Nuaym b. Ebî Hind”‘i de ilave ederler.
Yunus b. Bükeyr, İbni İshak, Hüseyn b. Abdillah, İkrime isnadıyla İbni Abbas (r.a.)’tan nakleder: Ashab, Rasûlüllah (s.a.v)’e  kabir  kazmak  istedikle ri vakit bu  işi yapan  Ebû  [63]Ubeyde Mekke halkının kabirleri ortasına Darîh dedikleri yarığı, Ebû Talha da Medineîi’lere Lahid dediğimiz saptırmayı kazarlardı. Abbas (r.a.) onların peşi sıra iki adam salıp: “Allahım! Rasûlüne bunlardan birini sen seç. Hangisi önce gelirse onun kabrini o kazsın.” diye dua etmişti. Ebû Talha daha Önce gelip Rasûlüllah (s.a.v)’in kabrini o kazdı. [64]
Vakıdî, Abdiilham id b. Cafer, Osman b. Muhammed el Ahnesî. Abdürrahman b. Saîd b. Yerbû isnadıyla şöyle anlatır:
-Nebi (s.a.v) vefat edince kabrinin yerini tayin konusunda ihtilaf oldu. Birisi, “Bakî mezarlığı olsun, orada ölülere çok istiğfar yapılır.” dedi. Bir diğeri “Bayram, namazgahında olsun.” dedi. Ebû Bekir (r.a.) geldi ve, “Bu konuda benim bilgim ve bildiğim:
«Peygamberlerden her ölen, sadece öldüğü yere defnolund u.» hadisi var” dedi. [65]
Süfyan b. Uyeyne, Yahya b. Sâid, Saîd b. Müseyyeb isnadıyla anlatıyor: Âişe (r.a.) gördüğü bir rüyasını babasına anlattı. Ebû Bekir Ashab’ın en iyi rüya tabircisi idi. “Rüyamda üç tane ayın kucağıma düştüğünü gördüm.” dedi. Ebû Bekir de: “Eğer rüyan doğru ise yeryüzünün en hayırlısı üç kişi senin evinde defnolaca ktır.” dedi. Daha sonra Nebî (s.a.v) vefat ettiğinde Ebû Bekir (r.a.) Âişe’ye:
-Ya Âişe! İşte kucağına gelen ayların en hayırlısı budur.” dedi. [66]
Vakıdî der ki: Bana İbni Ebî Subra, Abbas b. Abdillah b. Mabed aracılığıyla İkrime’den İbni Abbas (r.a.)’m şöyle dediğini rivayet etti:
-Salı günü Güneş öğle yerinden batıya doğru kaydığında Rasûlüllah (s.a.v) Efendimiz divanı üzerine yatırılmış, insanlar da onun namazını kılmışlardı. Divanı da kazılan kabrinin bir kenarında duruyordu . Rasûlü Ekrem’i kabri şerifine yerleştirmek istedikle ri zaman divanı ayakları tarafına biraz ittiler ve oradan kabre indirildi . Mezarın içine Abbas, Ali, Kasem b. Abbas, Fazl b. Abbas ve Şukrân inmişti. [67]
İbni İshak anlatıyor: Bana Hüseyin b. Abdillah, İkrime aracılığıyla İbni Abbas (r.a.)’tan şöyle dediğini rivayet etti:
-Kabre inenler “Ali, Kasem Fazl ve Şükran idi. (deyip Abbas’ı söylemeyerek şöyle devam etti.) Nebî (s.a.v) kabrin-deki lahdine konulunca bu Şükran Nebî (s.a.v)’in sağlığında giyindiği bir kadife elbiseyi aldı ve onu da Nebî (s.a.v) ile beraber kabre defnetti ve sonra da: «Vallahi onu senden sonra kimse giyemeyec ektir.» dedi. O da kabre onunla birlikte gömüldü. [68]
Ebû Cemra da İbni Abbas (r.a.)’m şöyle dediğini anlatır:
-Nebî (s.a.v) vefat ettikleri nde kabrine kırmızı renkli bir kadife elbise konulmuştu.
Hadisi Müslim rivayet etmiştir. [69]
İsmail b. Ebî Halid, Şa’bî’den rivayet ediyor: Bana Ebû Merhab Efendimiz in defni hakkında kendisini n, «İçlerinden biriside Abdürrahman b. Avf olduğu halde Rasülüllah’ın kab-rindeki dört kişi (yüzümün önüne geliveriy or da) hala bugün bile onlara bakar gibi oluyorum.» dediğini anlattı. [70]
Süleyman et Teymî derki: Ashab-i Kiram, Peygamber E-fendimiz’in (s.a.v) yıkanılıp kefenlenm e işini tamam ettikleri nden sonra Pazartesi ve Salı günleri onun cenaze namazını kıldılar. Çarşamba günüde defnedild i. [71] Ebû Ca’fer Muhammed b. Ali de derki:
-Rasûlüllah (s.a.v)’in cenazesi (namazı kılınmak üzere) pazartesi gününden salı gündüzünün bitimine kadar bekledi. [72]
İbni Cüreyc ise bu konuda şunu söyler:
-Rasûlüllah (s.a.v) Efendimiz, pazartesi günü kuşluk vakti vefat ettiler. Ertesi gününün kuşluk vaktinde de defnedild iler. [73]
Bu görüş isnadı sahih bir haber ise de, hiçbir tarih aliminin katılmadığı için “şaz” bir görüştür.
İbni İshak anlatıyor: Bana Muhammed kızı Fatıma, Amra aracılığıyla Hz. Âişe’nin (r.a.) şöyle dediğini anlattı:
-Biz Rasûlü Ekrem (s.a.v)’in defnedild iğini, çarşamba (salı) gecesi gecenin son üçte birindeki kürek seslerini duyuncaya kadar anlamamış idik. [74]
İbni İshak der ki; Muğira b. Şu’be (r.a.) kesinlikl e, “Rasûlüllah (s.a.v) ile en son görüşen kimsenin kendisi olduğunu iddia eder” ve derdi ki:
-Yüzüğümü parmağımdan çıkardım. Rasûlüllah lahdine konulduğu zaman onu Rasûlüllah’m kabrine attım. Defincile r kabrin içinden çıkınca, “yüzüğüm kabre düştü” diyerek ora-ya indim. Halbuki onu oraya bilerek, Allah Rasûlüne son bir kere daha dokunabil mek için atmıştım, böylece insanlard an Efendimiz (s.a.v) ile en son görüşen Ashab’i ben olmak istemiş idim.
Lakin bu hadisin senedinde “Inkıta\ kesiklik” var. [75]
İmam Şâfî, Müsned adlı eserinde naklediyo r: Bize Kasım b. Abdillah b. Ömer b. Hafs. Ca’fer b. Muhammed aracılığıyla babası Muhammed’den Ali b. el Hüseyin’in şöyle dediğini anlatıyor:
-Rasûlü Ekrem vefat edip de Ashab tarziye için geldikler inde, birinin şöyle dediğini duydular: «Allah katında her musibetin bir sabrı, her helak olana bir karşılık, her kaçırılana bir tedarik imkanı var. Güvenin, ona ümit bağlayın. Zira esas musibete uğrayan sevabdan mahrum kalan kişiye denır.» [76]
Hakim de “el Müstedrek” adlı eserinde Ebû Damra’nm Ca’fer b. Muhammed, babası Muhammed isnadıyla tahric ettiği hadisinde, Câbir (r.a.)’m şöyle dediğini rivayet eder:
-Allah Rasûlü (s.a.v) vefat ettikleri vakit, melekler gökten onlara ta’ziye (sabır) dilekleri sunmaya geldiler. Onlar melekleri n gizli seslerini duyuyorla r, ama ortada bir şahıs göremiyorlardı. [77]
Burada Hakim aynen yukardaki habere yakın bir nakil yapar:
-Rasûlü Ekrem (s.a.v) Efendimiz’in, İmam olmadan, cemaat yapılmadan parça parça ve ferdi olarak cenaze namazının kıldırıldığı faslı daha önce anlatılmış idi.
Doğruları en iyi bilen Allah (c.c.) dir. [78]

[61] İbni SaM Tabakat 2/289; İbni Mâce Cenaiz 1628; İbni Hişam 4/263; Beyha-kî Delâil 7/250; İbni Hişam 4/271; İmam Ahmed buna benzer bir haberi Hummad b. Seleme, Ebû İmran el Cüvenî, Ebû Useyb, Behz isnadıyla Behz’İn Nebi (s.a.v)’in cenazesin de bulunduğunu anlatır.
 [62] Vakıdî Meğazî 3/1120; İbni SaM 2/290, 291; Belazurî 1/574; Beyhakî Delâil 7/251.
 [63] İbni  Sa’d Tabakat  2/292,  293; İbni Mâce de buna benzer bir haberi İbni Abbas’tan verir 1628; Beyhakî Delâü 7/259.
 [64] İbni Sa’d 2/295; İbni Hişam 4/263; Beyhakî Delâil 7/252; İbni Mâce Cenaiz 65,40; Müsned 3/139.
 [65] İbni  Sa’d 2/292;  îbni  Hişam  4/263; Ensabül Eşraf 1/573;  İbnİ Mâce  1628; İbni Adiy el Kamil 2/760; Beyhakî Delâil 7/260, 261; Tirmizî 101S.
 [66] Hakim Müstedrek 3/60, 61; Beyhakî Delâii 7/262; İbni Sa’d Tabakat 2/293; Belazurî Ensabül Eşraf 1/572, 573.
 [67] İbni Sa’d 2/300; Ensabül Eşraf 1/577; Taberî Tarih 3/213; İbni Kuteybe el Maarif s.166; Beyhakî Delâil 7/25a’
 [68] İbni Kuteybe Mearif 166; Taberî Tarih 3/214; Ensabül Eşraf 1/576; Beyhakî Delâil 7/252.
 [69] Müslim Cenaiz 967; İbni Kuteybe Mearit 166; Belazurî Ensabül Eşraf 1/576: İbni SaM Tabakat 2/299; Beybakî Delâil 7/254.
 [70] İbni Savd Tabakat 2/300; Beyhakî Delâü 7/255.
 [71] Taberî Tarih 3/217; Beyhakî Delâil 7/255.     
 [72] Beyhakî Delâil 7/256.
 [73] Beyhakî Delâil 7/256.
 [74] Taberî Tarih 3/217; ibni SaM 2/305; Beyhakî Delâil 7/256.
 [75] İbni Hişam 4/294; İbni SaM 2/302, 303; Belazurî Ensabül Eşraf 1/577; Ta-berî Tarih 3/214; Beyhakî Delâil 7/257.
 [76] İmam Safî Müsned s.361; İbni Sa’d Tabakat 2/275.   
 [77] Hakim Müstedrek 3/57.
 [78] İmam Zehebi, Tarihü’l-İslam, Cantaş Yayınları: 2/340-345

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: