Esirlerden Bazıları

Velîd b. el-Velîd b. el-Muğtre: Bunu Abdullah b. Cahş (r.a.) bir rivayette de Selît el-Mazinî (r.a.) esîr almıştı.
Bu adamı kurtarmak için kardeşleri Halid b. Velîd ile Hişâm b. Velîd gelmişler ve onu dört bin dirhem vererek kurtarıp Mekke’ye götürmüşlerdi.
Bu Velîd fidyesi verilip de serbest bırakılınca, Müslüman oldu. Niye böyle yaptığı sorulunca; “Esir olmak korkusuyl a Müslüman olduğumu sanmanızdan korktum” dedi. Mekke’ye varınca onu hapsettiler. Rasûlü Ekrem (s.a.v.) Kunut dûâsı ederken, onun kurtarılmasına’da dûa ediyordu.

Hudeybiye sulhundan sonra Mekke’den kaçıp Rasûlüllah (s.a.v.)’a katılmıştı. Fakat eceli çok erken geldi. Belkide Peygamber imiz hayatta iken ölmüştür. Amcasının kızı Ümmü Seleme onun ölümüne ağlayıp şu beyitleri söyledi:
-Eygöz! Velidb. el-Veîîdb. el-Muğîre’ye ağla…
– Kıtlık yıllarının yağmuru ve rahmeti aramızda o idi. O bir ekmekti.
– İhsanı bol, cömert, intikamım bırakmayan biriydi.
–  Velidb. Velîdgibi, Velid’in babası da kabilesin e yeten biriydi. [32] Esirlerde n birisi de, Ebû Azze Âmr b. Abdillah el-Cumehî idi. Bu adam bir çok kızı olan muhtaç biriydi. Peygamber (s.a.v.)’e: “Sende pek iyi bilirsink i ben malı mülkü olmayan birisiyim . Üstelik ihtiyaçlar içinde kıvranan çoluk çocuk sahibi bir insanım. Bana birşeyler bağış-lasan olmaz mı?” deyince Efendimiz (s.a.v.), bir daha savaşa gelmemek şartıyla ona bağışlarda bulundu. [33]
Urve b. Zübeyr anlatıyor:
-Bedir hezimetin den sonra müşriklerden Umeyr b. Vehb el-Cümehî, Safvân b. Ümeyye ile Ka’be’deki Hicr-ı İsmail’de oturdular .
Bu Umeyr, Kureyş’in şeytani arından biri olup Müslümanlar’a işkence ederdi. Oğlu Vüheyl de esirler arasında bulunuyor du. Safvân’a Bedir kuyusuna atılan ölülerini ve başlarına gelen bu belayı hatırlattı. SafVân: “Vallahi onlardan sonra yaşamakta bir hayır yok” dedi. Umeyr de, “Doğru söylüyorsun, Vallahi hâlâ yanımda bile bulunmaya n, Müslümanlara fidye için ödeyeceğim borcum ile, benden sonra perişan olacaklarından korktuğum çoluk-çocuk olmasa Muhammed’i öldürmeye giderdim. Zira benim onun yanına gitmeye bir gerekçemde var. Oğlum onların elinde esîr” dedi. Safvân bu sözleri ganimet saydı ve “Senin borçlarınla çoluk ve çocuğun bana ait” dedi. Umeyr’de “Bu aramızda kalsın” diyerek kılıcım biledi ve zehir sürdü, sonra Medine’ye doğru yola çıktı.
Ömer (r.a.) ile Müslümanlar’dan bir gurup oturmuş, Bedir gününü konuştukları bir sırada, Ömer (r.a.)’in gözü o esnada kılıcını kuşanmış olarak, Mescid’in kapısında devesini çökertmekte olan Umeyr’e takıldı. “İşte şu köpek, Allah düşmanı Umeyr’dir. Bedir günü sayımızı tahmin eden oydu” diyerek Nebî (s.a.v.)(nin yanma girip: “Umeyr geldi” dedi. Peygamber (s.a.v.) “Yanıma getirin” buyurdu.
Ömer (r.a.) Umeyr’in yanına varıp, onun kılıcını boynuna asan kayışını aldı, elbiseler ini boynuna doladı, Ensardan yanında bulunanla ra da; “Haydi Rasûlüllah (s.a.v.)’m yanına girip oturun, şu alçağın bir tuzağına karşı Rasûlüllah’ı koruyun” diyerek Umeyr’i, Efendimiz in huzuruna soktu. Nebî (s.a.v.) “Ömer, onu salıver, sende yaklaş yâ Umeyr” buyurdu.
Umeyr “İyi sabahlar” dedi. Efendimiz (s.a.v.): “Seni buraya ne getirdi?” buyurdu. “Şu elinizde bulunan esir için geldim” dedi. Rasûl-ü Ekrem (s.a.v.), “Peki şu boynunda asılı duran kılıcın derdi ne?” deyince O, “Allah kılıçların yüzünü karartsın, sanki bir işemi yarıyorlar”
dedi. Nebî (s.a.v.): “Bana doğruyu söyle sen ne gayeyle geldin?” deyince Umeyr; “Ben sadece söylediğim esir için geldim” dedi. Bunun üzerine Rasûlüllah (s.a.v.):
– “Tabî, sen ve Safvân b. Ümeyye Hıcr-ı İsmail’de oturdunuz” buyurarak oradaki aldıkları kararı kendisine anlattı. Bunu duyan Ümeyye, “Eşhedû ellâ ilahe illallah ve enneke Rasûiühû. Yâ Rasûlellah! Biz senin gökten getirdiğin haberi yalanlıyorduk. Şu durum öyle bir meseleki, orada ben ve Safvân’dan başka kimse yoktu. Vallahi ben kesinlikl e inanıyorum ki, bu konuştuklarımızı sana Allah’tan başka kimse haber veremez. Beni İslâm’a ulaştıran Allah’a hamdolsun” dedi. Bunu gören Peygamber imiz (s.a.v.) arkadaşlarına:
“Yeni dinini kardeşinize öğretin, Ona Kur’an okuma ta’Iimi yaptırın ve esirini de ona bağışlayıp serbest bırakın” buyurdu. (Onlar)da bunu derhal yerine getirdile r.
Sonra Umeyri “Yâ Rasûlellah! Ben önceleri Allah’ın nurunu söndürmek için çırpman. Allah’ın dinine girenlere çok ağır işkenceler yapan, birisiydi m. Şimdi istiyorum ki, bana izin veresin de, Mekke’ye varıp oradakile ri Allah’a ve Rasûlüne çağırayım. Belki Allah onlara da hidayet nasîb eder. Yok olmazsa onlara dinleri sebebiyle eziyet edeyim” dedi. Rasûîüllah (s.a.v.) izin verince Umeyr Mekke’ye gitti.
Umeyr’in gidişi ile bir şeyler uman Safvân, Kureyşlilere; “Size Bedir hezimetin i unutturac ak bir olayın (s.a.v.’in öldürüleceğinin) müjdesi gelmek üzere” diye va’dlerde bulunuyor du. Safvân Medine tarafından gelen kervanlar a Umeyr’i soruyordu . Nihayet Umeyr hayvanına binmiş olarak geldi. Durumu öğrenen Safvân da, “Bir daha
Ümeyye ile konuşmayıp ona va’dettiği yardımı yapmayacağına” yemin etti.
Umeyr sonra Mekke’de ikâmet edip, insanları İslâm’a çağırmaya ve imansızlarla alay etmeye başladı. Onun vasıtasıyla pek çok insan Müslüman oldu. [34]

[32] El-lsabe Fî temyîzi’s-Sahabe 3/61; Ûsdii’lĞabe 3/455.
[33] lbni Hişam 2/301; Ebhu Izze bundan sonra Nebî (s.a.v.)’yi öven şiirler söylemiştir.
[34] İbni Hişam 2/302, 303; Taberî 2/45; Ensâbü’i Eşraf 1/304; El-Bed’û Veitârih 4/193: Taberanî Kebîr 17/59.
İmam Zehebi, Tarihü’l İslam  Meğazi 3/51-55

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: