Ka’b B. El-Eşraf’ın Öldürülüşü

[21]

Yunus b. Bükeyr’in nakline göre İbni İshâk derki: Bana’Abdullah b. Ebî Bekr ve Salih b. Ebî Umâme b. Sehl haber vererek dedilerki: [22]
Rasûîüllah (s.a.v.) Bedir harbini ikmal edince, Medine halkına müjde vermek üzere iki müjdeci gönderdi. Bunlardan Zeyd b. Hârise’yi Sâfîle mahallesi ne, Abdullah b. Ravâha’yı da Âliye mahallesi ne göndermişti. Bunlar zafer müjdesini verip Ebû Cehil, Utbe ve diğer Kureyş ileri gelenleri nin öldürüldüğünü ilan ettiler. Zeyd, oğlu Üsanae ile Efendimiz in kızı Rukiyye’nin kabri düzeltilirken karşılaşmıştı. Üsame babasına; “babacığım bütün bu dedikleri n doğrumu?11 diye sormuş, o da Tlevet ey oğulcuğum vallahi böyle oldu” demişti.


Bu haber Allah düşmanı Ka’b b. Eşrafa ulaşınca, “vay anasını! fioğrumu bu? “Bu adları geçen insanlar arabların kıralları, insanlarında liderleri sayılırlar. Vallahi eğer Muhammed bu adamları öldürtmüş ise, yerin altı o zaman üstünden daha hayırlıdır” demişti.
Ka’b b. Eşraf, Tay kabilesin den olup, Nebhan oğullarına mensub idi. Annesi de Benî Nadîr’dendi. Sonra Ka’b, yola çıkıp Mekke’ye geldi.   Orada  Muttalîb   b.   Ebî  Vedâ’a  b.   Dubeyra’ya  konuk   oldu.
Muttalib’in eşi Âtike binti Üseyd b. Ebî’l Iys idi. Âtike onu konuk edip ikramda bulundu. Ka’b orada Kureyş ölülerine ağıtlar yakarak, Rasûlüllah (s.a.v.) aleyhine insanları kızıştırmaya başlayıp şiirler söylemeye başladı. Şu onun şiirlerindendir:
1- Bedir değirmeni oradakile ri yoketmek için öğüttü. Bedir gibisine gözyaşları döküp akıtılır.
2- İnsanların liderleri onların havuzlarının çevresinde öldürüldü. Uzak görmeyin kıratlarda yere serilir.
3- Orada nice ak tenli vuruldu, fakirleri n  sığındığı şerefli insanlar öldürüldü.
4- Yıldızlar yağmursuz kaldığında onlar açık elli, ağırlıkların hummalı, lider ve harpte ganimetin dörtte birini alan liderlerd i.
5- Bazı kavimler öfkeleriyle hükmederek benim gizlediğimi, Eşref oğlu Ka’bm çok üzüldüğünü söylemekteler.
6- Doğru derler. Keşke onlar Öldürüldüğü saatte yer yüzü yan-Iıpta onları içine alsaydı.
7- Sözü nakleden artık bir darbe ile kör, yada kör, titrek ve sağır bir hayat sürdü.
8- Haber aldım ki, Muğîre oğullarının hepsi Ebû’I Hakîm’in öldürülmesinden korkup burunları kesilmiş (zelil olmuş).
9- Rabî’a’nın iki oğlu ile Münebbih’te yanında, Helak olanlar ve Yemen kiralı Tübba’ın ulaştığı mertebeye ulaşmadı.
10- Haber aldığıma göre onların Hişam oğlu Harîs’i insanlar arasında iyi işler yapıp insanları biraraya getiriyor muş.
11- Elbette Yesrib-i ordu ile ziyaret edecek (karşılık verecek) Ancak kavmin şerefini kerem sahibi kahramanl ar korur. [23]
İbni îshak devamla derki: Sonra Ka’b Medine’ye dönerek, Haris kızı Ümmü-Fazl’ın adını şiirle anmaya başladı ve şöyle dedi:
Sen hiç bir vadide konaklama dan, göçüp gidiyor ve Ümm-ü Fazl’ı Harem’de kendi başına terkediyo rsun ha.
Sonra Müslüman hanımların adlarını anarak şiirle hicve başlayıp Müslümanlara eziyet vermeye başladı. [24]
Mûsâ b. Ukbe ise bu hususta şunları nakleder:
Ka’b b. Eşraf, hicivli şiirleri ile Nebî (s.a.v.)’yi incitiyor du. Kureyşlilere gitmiş onları Rasûlüllah aleyhine çalışmaya teşvik edip, işi kızıştırmış idi. Ebû Süfyan ona: “Allah aşkına söylesene! Allah katında bizim dinimiz mi daha sevimli, yoksa Muhammed ile ashabımn dinimi daha sevimli?” dedi. Ibnü’l Eşraf da: “Sizin yolunuz on-larmkinden daha doğru” dedi. Böylece müşriklerin Rasûlüllah’la savaşma konusunda ki fikir birliğini sağlayıp, sonrada Medine’ye dönerek Rasûl-ü Ekreme aleni düşmanlığa ve hicve başladı. [25]
İbnü Adiy’nin “bana göre o duymadığı hadisleri başkasından çalan bir hadis hırsızıdır” dediği, [26] Muhammed b. Yûnus el-Cemmâl el-Muharramî bu zat İbni Adiy öyle desede Müslim’in kendisind en hadis naklettiği biridir-, Süfyan b. Uyeyne- Amr b. Dinar- İlerime isnadıyla Abdullah b. Abbas (r.a.)’ın şöyle dediğini rivayet eder:
Hubey b. Ahtab ile Ka’b b. Eşraf, Mekke’de Kureyşlilere gelerek onları Rasûlüllah (s.a.v.) ile harb etmek için birbiriyl e anlaştırdı. Kureyşliler onlara: “Siz Kitab ehli ve eski ilimlerin sahibi kimselers iniz. Siz bizim ve Muhammed’in hakkında hükmünüzü bize bildirsen iz” dediler. Onlarda, “sizin nasıl,? Muhammed’in nasıl bir dini var?” dediler. Kureyşiler:
Biz en iri deveyi Kurban eder, suyun üzerine süt katar, esirleri serbest bırakır, hacıları sular ve akrabalık bağlarım sürdürürüz, dediler, “Onlar Ya Muhammed ne yapar?” deyincede:
– O zurriyets iz biridir. Abrabahk bağlarımızı kesip attı. Ona ğıfar oğullarından, hacıları soyan hırsızlar uydu, dediler. Bunun üzerine onlar:
“Hayır, o hayırlı değil, aksine siz ondan daha hayırlısınız ve daha doğru yoldasınız” dediler. İşte bunun üzerine Allah (c.c); “Kendileri ne Kitab’dan bir nasib verilenle ri görmedin mi? Puta ve Tağut’a inanıyor ve kafirlere; “bunlar iman edenlerde n, yolca daha doğrudadırlar” diyorlar.” (Nisa; 51) âyetini indirdi.
Süfyan-ı Sevrî buradaki hırsızlık hususunda, “Gıfar oğullarının hırsızlığı, onların cahiliye döneminde idi” der. [27]
İbrahim b. Ca’fer b. Mahmûd b. Mesleme, babası Ca’fer aracılığıyla Câbir b. Abdillah (r.a.)’m şöyle dediğini rivayet ediyor:
Nebî (s.a.v.) Medine’de bu işleri başarınca, Ka’b b. Eşref ayrılıp Mekke’ye geldi. Orada önce; “ben ne Muhammed’e yardım ederim, ne de harb ederim” diyordu. Orada Müşriklerin sorusu üzerine “sizin dininiz hayırlı, çünkü o eski, Muhammed’in dini daha yeni” demişti, o zaman Nisa suresi 51fisi âyeti inmişti. Sonra Ka’b Medine’ye, Nebî (s.a.v.)’ye düşmanlık ve hicvini aleni yaparak geri döndü. Ondan ilk duyulan hiciv şu şiirleri oldu:
1- Sen demek vadilerde konaklama dan gidiyorsu n. Halbuki Ümmü Fazl-ı Harem’de bırakmışsın.
2- Onun rengi kınave Ketem ile sapsarı olmuş, şişdi sıkılacak olsa sikılıverilecek halde.
3- Amir oğullarından birinin gönlü onun endişesinden hasta. İstese Ka’b’ın hastalığına şifa olur.
4- Ben hiçbir karanlık gecede, O bana görünüp aydınlatmadan doğan bir güneş görmüş değilim.
Yine Ka’b yukarda geçen ve “Bedir değirmeni (harp meydanı) oradakile ri öğüttü, Bedir gibisi için, göz yaşı sel gibi akıtılır” diye başlayan hiciv dolu şiirlerini okumaya başladı.
Bir gün Nebî (s.a.v.):
“Şu Ka’b b. Eşrafın hakkından kim gelecek? Bize şiiriyle eziyet edip, müşrikleri aleyhimiz e takviye ediyor” buyurdu. [28]
(Ali b. el-Medînî) Süfyan b. Uyeyne, Amr b. Dinar’dan naklediyo r: Cabir (r.a.)’i şöyle derken işittim: Rasûlüllah (s.a.v.):
“Ka’b b. Eşrafın hakkında kim gelecek? Çünkü o Allah ve Rasûlüne eziyet etmiştir,” buyurdu. Bunu duyan Muhammed b. Mesleme kalkarak:
– Yâ Rasûlellah! Onu öldürmemi istermisi n? dedi. Nebî (s.a.v.), “Evet” buyurdu. İbni Mesleme de, “öyleyse Önce ona birşeyler söylememe müsade et” dedi. Nebî (s.a.v,) “şöyle” buyurdu.
Muhammed b. Mesleme kalkıp Ka’b’in yanına geldi ve; “Şu adam (Peygamber i ima ederek) bizden zekatları vermemizi istiyor. Böylece bizi büyük bir maddi sıkıntıya soktu. Ben sana, bana ödün veresin diye geldim”, Ka’b da: “hem başka şeyler de istiyor. Vallahi usandırıp bıktırıyor,” dedi. İbnü Mesleme’de: “Biz bir kere ona uymuş bulunduk. Artık onun durumu tamamen açığa çıkıncaya kadar onu bırakıvermek-te istemiyor uz. Şimdi senden bize bir veya iki vesak (ölçek) mikdarmda hurma vermeni istiyoruz .11 dedi. [(Ravi Ali b. el-Medînî derki, “bize bu haberi Amr b. Dinar kaç kere nakletti ama “bir iki ölçek” lafını hiç kullanmadı.) Ben bu hadis hakkında ona “gerçekten bu  “bir yada iki vesak” şeklindemiydi?” diye sorunca Amr b. Dînar “sanıyorum öyle olacak” diye cevap verdi.]
Bunun üzerine Ka’b b. Eşraf, “Peki ama, verdiğim hurmaya karşı bana bir rehin vereceksi niz” dedi. Muhammed b. Mesleme ve arkadaşları “peki sana rehin olarak ne vermemizi istiyorsu n?” dediler. O da, “kanlarınızı rehin verin” dedi. Bunun üzerine; “sana kadınlarımızı nasıl rehin verebilir iz, sen Arabların en yakışıklısısın!” dediler. Ka’b, “öyleyse çocuklarınızı bana rehin verin” dedi. “Sana çocukları nasıl rehin verelim, onlara, “bir iki vesak hurma için rehin alındı” diye sürülür. Buda bize utanç olur. Sana silahları rehin olarak verelim” dediler ve onu silahları getirecek lerine söz verdiler.
Gece olunca Muhammed b. Mesleme ona geldi. Yanında Ka’b’ın süt kardeşi olan Ebû Naile vardı. Onları kaleye da’vet etti. Kendiside yanlarına indi. Ka’b’a karısı; “gecenin bu saatinde nereye çıkıyorsun” deyince o; “bu gelen Muhammed b. Mesleme ile kardeşim Ebû Naile’den başkası değil dedi. (Hadisi Amr b. Dinar dışında rivayet edenler şu farklı ifadeyi kullanırlar: Karısı “Ben bir ses işitiyorum ki sanki ondan kan damlıyor” dedi.) Ka’b karısına, “kerîm kişi geceleyin vurulmaya bile çağrılsa da’vete icabet eder” dedi.
Böylece Muhammed b. Mesleme ile yanında; Ebû Abs b. Cebr, Haris b. Evs ve Abbâd b. Bişri içeri aldı. Muhammed b. Mesleme onlara önceden, “Ka’b yanımıza gelince ben onun saçlarından tutup koklaya» cağım sonra sizde koklarsınız. Onun başını tuttuğumu gördüğünüz zaman siz atılıp boynunu vurun” diye tenbih etmişti.
Ka’b elbiseler ini giyinmiş olarak geldi, üzerinden esans kokuları geliyordu . Muhammed b. Mesleme Ka’b’a: “bugünkü gibi güzel kokan bir koku koklamamıştım” dedi. Ka’b da, “Arabların en mükemmel, en güzel kokulu kızı benim hanımım” deyince, Mesleme; “müsade edermisin başını bir koklasam” dedi. O “evet” deyince önce kokladı, sonrada arkadaşlarına koklattı. Sonra “bir daha koklayabüirmiyim” dedi. “Evet” deyince başını kavradı arkadaşlarına “haydi!” dedi. Onlarda kılıçla vurup öldürdüler, sonra gelip Nebî (s.a.v.)’ye haber verdiler. Haber Buharî’dedir. [29]
Şuayb b.-Ebî Hamze, Zührî -Abdürrahman b. Abdillah b. Ka’b b. Mâlik- isnadıyla Abdullah b. Ka’b’dan şöyle nakleder:
– Yahudî Ka’b b. Eşraf şair biriydi. Rasûlüllah (s.a.v.)’ı hicvetmey e uğraşır, şiirleriyle Kureyş kafirleri ni Nebî (s.a.v.)’in aleyhine kışkırtırdı.
Nebî (s.a.v.) Medine’ye teşrif ettikleri nde Medine halkı karışık bir toplum olup, kimi Müslüman, kimi putperest, kimi de yahudi idi. Yahudiler silah ve savunma kaleleri olan bir topluluk olup, Evs ve Hazreç kabilesi ile dostluk anlaşması yapmışlardı. Rasûlü Ekrem (s.a.v.) Medine’ye gelince, bu gurupların hepsiyle sulh yapmak arzu etmiş idi. O vakit kişi Müslüman ama, babası ve kardeşi müşrik olma gibi bir vaziyet vardı. Hicretini n ilk yıllarında bu müşriklerle ya-hudiler, Nebî (s.a.v.)’ye çok eziyet ediyorlar dı. Allah (c.c), Rasûlüne ve Müslümanlara sabır ve af emrederek:
“Kesinlikl e mallarınız ve canlarınız hususunda imtihana tutulacak, sizden önce kitab verilenle rden ve müşriklerden çok eziyetli sözler duyacaksınız. Eğer sabreder ve sakınırsanız işte bunlar işlerin azimetlil erindendi r,” (Âl-i İmran; 186) buyuruyor . Yine Allah Bakara Sûresi 109’cu âyetinde de şöyle buyurur:
“Ehl-i Kitab’dan çoğu, hak, kendileri ne belli olduktan sonra, sırf kendileri ndeki hasedden dolayı, sizi imanınızdan sonra kâfirlere döndürmek isterler. Allah -bu konudaki- emrini getirene kadar af edip, hoş görünün. Şüphesiz Allah herşeye kadirdir” Bu
âyetlerin gelip, Rasûlüllah’m onlara sabrına karşılık, Ka’b eziyete devam edince Rasûiüllah (s.a.v.), Sa’d b. Muâz’a, Ka’b’ı öldürmeleri için bir gurup yollamasını emretti. Sa’d da, Muhammed b. Mesleme, Ebû Abs, Sa’d b. Muâz’ın kardeşi Hâris’i, beş kişilik bir gurup içinde Ka’b b. Eşrafın evine gönderdi. Ka’b, eî-Avâlî’deki evindeydi . Ka’b onları görünce hoşlanmayıp dehşete kapılarak; sizi buraya ne getirdi? dedi. Onlar, “bizi sana ihtiyacımız getirdi” dediler. Ka’b’da, “öyleyse biriniz yanıma gelip bunu bana anlatsın” deyince içlerinden birisi ona doğru yaklaşarak; “sana zırhlarımızı satıp parasını nafakamıza (geçimimize) sarf etmek istiyoruz” dedi.
Bunun üzerine Ka’b oniara: “Vallahi böyle yapacak olursanız kendi kendinizi insanların gözünde zayıflatmış olacaksınız, bu adam sizi konuk etsin.” diyerek onlarla, -insanlar yanlarından gidip-, el etek çekildiği bir saatte yanma gelmeleri üzere anlaştı.
Gece ilerleyin ce, Müslümanlar tekrar gelip, içlerinden birisi Ka’b’a seslendi. Ka’b çıkmak için ayağa kalkınca hanımı, “Gecenin bu saatinde gelenler, senin hoşuna gidecek birşey için kapını çalmaz herhalde” deyince o, “aksine; onlar benimle konuşacaklarını daha önce konuşmuşlardı” diyerek dışarı çıktı. Ebû Abs da onu kucakladı, o esnada Muhammed b. Mesleme Ka’b’a kılıcını indirdi. İçlerinden biride kılıcını onun böğrüne sapladı.
Bunlar Ka’b’ı öldürünce, Yahudiler ve onlarla birlikte hareket eden müşrikler müthiş bir paniğe kapılarak, sabah olur olmaz derhal Rasûl-ü Ekrem’in yanına geldiler ve: “bu gece bizim liderimiz in evine gelinmiş ve çıkınca öldürüldü. O bizim ileri gelenleri mizin başı sayılırdı.” dediler. Bunun üzerine Rasûiüllah (s.a.v.) da onlara, Ka’b’ın şiirlerinde ne çirkin hicivler yaptığım anlatıp sonra onlara, kendisi ile yahudiler arasında bir anlaşma metni yazmaya da’vet etti. Onlar kabul edince aralarında bir sulh anlaşması yaptılar.
Bu anlaşma vesikası daha sonra Hz. Ali (r.a.)’nin yanında idi.
Bu haberi Ebû Dâvûd rivayet ediyor. [30]
Mûsâ b. Ukbe ve diğer bazı âlimler de, Ka’b’ı öldüren gurup arasında Abbâd b. Bişr (r.a.)’in de bulunduğunu ve o seferde yüzünden ve ayağından kılıçla yaralandığını, anlatırlar. [31]
Yûnus b. Bükeyr, İbni İshâk’m Sevr b. Zeyd -İkrime isnadıyla verdiği rivayetin de, îbni Abbas (r.a.)’ın: “Rasûiüllah (s.a.v.) onları uğurlamak üzere birlikte Bakî el-öargad’a kadar gelip orada
“Bismillah diyerek yola çıkın! Allah’ım! Onlara yardım et” buyurduğunu anlatır. [32]
Bu hadiseyi Bekkâî de İbni İshâk’tan, buradakin den daha uzun, hem de daha güzel bir metin ile şu şekilde nakleder:
– Ka’b-ı Öldürmek üzere Muhammed b. Mesleme, Silkan b. Selâme b. Vakş, (ki bu zat Ebû Naile el-Eşhelî’dir) Abbâd b. Bişr ve Ebû Abs
b. Cübr el-Hârisî, biraraya geldiler. Silkân’ı önden Ka’b’ın yanına gönderdiler. Silkân, Ka’b’la saatlerce sohbete daldı. Karşılıklı şiirler okudular. Sonra Silkân Ka’b’a dönerek:
– Bana bak Eşrefoğlu! Aslında ben sana bir ihtiyacımı söylemek arzusuyla geldim, ama sakın bunu kimseye açma, dedi. Ka’b’da “tamam” deyince O:
– Şu Peygamber denen adamın Medine’ye gelişi bizim için tam püsküllü belâ oldu. Araplar bize düşman kesilip hepsi aleyhimiz de birleştiler. Böylece bizim çevre ile olan bağlantı yollarımızın hepsi kesilerek, çoluk çocuk perişan oldu, bizimde takatimiz kesildi, dedi. Bunu duyan Ka’b’da:
– Bana Eşrefoğlu (İbnü’l Eşraf) derler. Vallahi yâ İbni Selâme!, vaziyet sonunda benim sana haber verdiğim gibi olacak, dedi. Silkân da ona:
–  Ben derimki, sen bize yiyecek satıp, karşılığında sana bir şeyler rehin bırakarak işimizi sağlam tutalım, sende bu konuda ihsanda bulun, dedi. Ka’b ona, “peki bana oğullarınızı rehin bırakırmtsıııız?” deyince Silkân, “sen o zaman bizi ayıplamak istemiş olursun. Benimle birlikte aynen benim görüşüme katılan arkadaşlarım var. İstiyorumki, onları da sana getireyim de sen onlara da yiyecek birşeyler sat sonra onlara ihsanda bulun. Biz, bizim zırhlarımızdan borcumuzu denk olacak kadar birşeyi sana rehin bırakalım” dedi.
Böylece Silkân arkadaşlarının yanına dönüp vaziyeti onlara anlattı ve silahlarını alarak harakete geçip Ka’b’ın yanında birleşmelerini tavsiye etti. Böylece hareket edip Ka’b’ın yanında buluştular…
– İbni İshâk kıssanın gerisini naklediyo r.  [33]

[21] İbni İshâk Sîre Sayfa 297; Buhari Meğazî 64/15; İbni Hişâm 3/12; İbni Sa’d Tabakât 2/31; Beyhakî DelâiJ 3/186; Vakidî Meğazî 1/184; Taberi Tarih 2/52; İbnî Habib el-Muhabber s. 282; İbnü’l Cevzî el-Muntazam 3/158; Ed-Düner s. 142; İbnİ Haznı Sîre İ54; Üyû’nü’I Eser 1/356; Urve Meğazî 362; Ensâbü’l Eşraf 1/384; EJ-Kamil 2/Î43: Müslim Çihad 121; Uyûnü’t-Tarih 1/148; El-Eğânî 19/106; Ebû DâvÛd 2768; Tahavî Müşküü’l Asar 1/76; Hâkim 3/434; Beyhakî Sünen-i Kubra 7/40,9/81.
 [22] Zehebî bu kısmı Beyhakî’nin İbnİ İshak hadisine göre verir. İbni İshâk’ta ise “Bana Abdullah b. eî-Muğîs b. Ebî Bürde ez-Zaferî, Abdullah b. Ebî Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm, Asım b. Amr b. Katade ve Sâiih b. Ebî Ümâme b. Sehl haber verdiler, her biri hadîsin bir kısmını nakletti” seklinde verir.
 [23] Metinde şiirler eksik. Biz İbnİ Hişâm ve Beyhakî’ye göre naklettik .
 [24] İbni İshâk es-Sîre Sayfa 297. Fıkra no 501; İbni Hişâm 3/13, 14; Beyhakî Delâil 3/189, 190; Taberî Tarih 2/52, 53.
 [25] Urve Meğazî 162; Beyhakî Delâil 3/190; 191; İbnü Abdi’l Ber, Dürer 143.
 [26] İbnü Adİy el-Kâmil fiz-Zuafâ’ 6/Sayfa 2283. Burada Zehebî nasıl bu ifadeyi kullanıyor, bilemiyor um. Zîra Zehebî Mizanü’I İ’tidâl’İnde 8349 no ile verdiği “Muhammed b. Yunus el-Bağdâdi el-Muharramî” tercemesi nde; “İbni Asâkİr En-Nebel’de Müslim ondan hadis rivayet etti diyor. Ama ben Müslim’de böyle bir isim göremedim, belki de “sahih”inin dışındaki hadislerd e geçmiş olabiliyo r” der. Gerçekten de İbnü Mencereyh’İn “Ricâl-i Sa-hîlı-i Müslim” inde böyle bir isim yoktur.
 [27] BeyhakîDeiâil3/193, 194r
 [28] Beyhakî Delâil 3/194, 195; Zehebî hadisi burada kesiyor. Zîra bir sonraki rivayetle aynıdır.
 [29] Buharı 64/16; Urve Megazî 163; Beyhakî Delâil 3/193, 196. H. no 4037; Müslim Cihad ve’s-Sîre 1801; Ebû Dâvûd 2768.
 [30] Ebû Dâvûd Kitâbü’l Haraç ve’İ İmâra h. no 300; İbni Sa’d Tabûkat 2/33; Beyhakî Delâil 3/198,
 [31] Beyhakî Delâil 3/199.
 [32] İbni Hişâm 3/17; Beyhakî Delâil 3/200; Müsned 1/266; Hâkim, Müstedrek 2/9; Taberânî 11/221 ;Taberi Tarih 2/53.
 [33] İbni Hişâm 3/16; Taberî Tarih 2/53; Vakidî Megazî 1/184; Uyûnü’l Eser 1/299, 300.
İmam Zehebi, Tarihü’l İslam  Meğazi 3/204-214

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: