Zî Emerr Ğazas

İbni İshâk’ın anlatmasına göre, Nebî (s.a.v.) Sevîq seferinde n döndükten sonra, Ziîhicce’nin son yarısı ve Muharrem ayını Medine’de geçirip, sonra Ğatafan kabilesin e doğru gaza’ etmek üzre Necid’e gitti.
İşte “ZÎ Emerr” denen gaza bu idi. Medine’ye Hz. Osman b. Affan (r.a.)’ı vali olarak bıraktı. Safer ayının büyük bir bölümünü belki tamamını Necd’de geçirdi. Sonra herhangi bir harbe uğramadan Medine’ye geri döndü. Orada Rabiü’l evvel ayının sonuna kadar kaldı. [1]


Vakıdî ise bu konuda, “bu gaza Rabi’ü’l Evvel ayında vaka bulmuştu. Efendimiz in Medine’den ayrı kalışı sadece on üç gün idi” der. [2]
Sonra Vakıdî, Şeyhleri vasıtasıyla Tabiin’den olan Abdullah b. Ebî Bekr ve diğerlerinden şöyle, dedikleri ni nakleder:
Peygamber(s.a.v.)’e, Gatafan’daki Sa’lebe oğullarından bir gurup ile Zî Emerr’deki Muharib denen adam, toplanıp Rasûlüllah’ın civarındaki kabileler e saldıracakları haberi ulaşmıştı. [3] Onları Dü’sûr b. Haris b. Muharib denen birisi biraraya getirmişti.
Nebî (s.a.v.) de Müslümanları teşvik etti. Dörtyüz elli kişilik bir gurupla yola çıktı. Beraberin de atlar vardı. Uhut ile Medine arasındaki münakkâ arazîsinden yola çıkıp Hubeyt boğazı yolunu seçti. Sonra Zü’l Kıssa’ya vardı. Burada onlardan Cebbar denen bir adamı yakalayıp, “nereye gitmek istiyordu n?” diye sordular. “Medîne’ye” dedi. “Medine’de işin ne?” dediler. “Kendim için orada bazı işlere bakacaktım” dedi. “Sen o topluluğa uğradmmı veya senin kavmiyin haberi sana geldimi?” dediler. “Hayır! Ancak Dü’sur b. el-Hâris’in kendileri nden bir gurup insanla oradan ayrıldığım duydum” dedi. Adamı Peygamber (s.a.v.)’in yanına soktular. Rasûlüllah onu İslâm’a daevet etti, O da İslâm’a girdi ve, “Yâ Muhammed! Onlar seninle karşılaşmayacaklar. Senin geldiğini haber alırlarsa dağlara kaçacaklardır. Ben seninle gelip onların dağ arasında saklandıkları yerleri göstereyim” dedi.
Rasûlüllah onu beraberin de götürdü ve Bilal’in gurubuna kattı. O da Efendimiz i bildiği bir yoldan götürüp Kum tepelerin den onların üzerine getirdi. Bedeviler dağ başına kaçıştılar. Zaten daha öncede kaldıkları yerin damlarını ağaç vb. şeylerle gizlemişlerdi. Rasûlüllah hiç kimse ile karşılaşmadı. Ancak uzaktan onlara bakıp dağ başındaki karaltılarını görüyordu. Rasûlüllah Zû Emer denen yere konaklayıp kampım kurdu. Orada muazzam bir yağmur başladı. O sırada bir ihtiyacı için ileri bir yere giden Rasûlüllah yağmura yakalanıp sırılsıklam oldu. Rasûlüllah ashabını vadinin bir yanında bırakıp kendisi öte tarafına geçti ve elbisesin i kurutmak için çıkarıp bir ağaca serdi ve kendisi de altına yaslandı. Bedeviler dağdan onun yaptıklarına bakıyorlardı. Bedeviler komutan Dü’sur’a:
İşte Muhammed sana bir fırsat tanıdı. Etrafında ashabı olsaydı ona saldırıp öldüremezdin,  dediler.  Oda hemen keskin bir kılıç  alıp
Rasûlüllah’ın başucuna geldi, kılıcını kaldırıp; “Yâ Muhammedi Bu gün benim elimden seni kim kurtarır?” diye bağırdı. Efendimiz “Allah” dedi. O anda Cebrail gelip Dü’sûr’un göksüne vurup kılıcım düşürdü. Rasûlüllah kılıcı kapıp kalktı ve başucuna dikilerek, “Ya seni bugün benim elimden kim alacak?” deyince, o “hiç kimse” dedi. Sonrada şehadet kelimeler ini söyleyerek Müslüman oldu ve, “vallahi bir daha senin aleyhine adam toplamaya cağım” dedi. Rasûsüllah kılıcı ona geri verdi. O da gitmek üzere geri döndü. Sonra yüzünü Rasûlüllah’a çevirip “Vallahi sen benden çok daha hayırlısın” dedi. Efendimiz (s.a.v.) de:
“Zaten öyle olmak benim tabiî hakkımdır.” buyurdu Dü’sûr arkadaşlarının yanma gelince ona, “Sen ne yaptın, o sana bu fırsatı vermişken kılıçta dindeyken ne yaptın” dediler. O da: “Evet önce öyle idi. Ama birde baktımki beyaz uzun bir adam, göksüme vurup sırtüstü düşürdü. Onun Melek olduğunu anladım ve Eşhedü el-lâilâhe illallah Ve eşhedû enne Muhamnıeden abdühû ve Rasûlühû, deyip Müslüman oldum. Artık onun aleyhine bulunamam” dedi ve onları da İslâm’a çağırdı. İşte Maide suresinin 1 l’ci âyeti olan
“Ey îman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki, ha ni o zaman bir kavim ellerini size uzatarak sizi yakalamayı um muş idi. Allah’da onları ellerini sizden menetmişti” âyeti indi. [4]

[1] İbni Hişam 3/8; Vakidî Meğazi 1/193; Tarih-i Halife 65; Taberî Tarih 2/52; Beyhakî Delâil 3/165; İbni 3/165; İbni Sa’d 2/34; El-Muhabber 112.
Zü Emer Feyd yolundan Medine’ye üç konak mesafede Nahil köyünde bir vadi adıdır. Vefâü! Vefa 2/249; Mücemü’l Büldan’da “Ğatafan diyarında” dev.!/252.
 [2] Meğazî 1/193.
 [3] Parantez arası Vakıdî’nin Meğazî’sindendir .
 [4] Vakıdî Meğazî 1/194, 196; Beyhakî Delâil 3/168. Ancak Vakıdî Zatü’r-Rık’a Ğazvesi’nde de buna benzer bir olay anlatır.
İmam Zehebi, Tarihü’l İslam  Meğazi 3/180-182

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s


%d blogcu bunu beğendi: